Saltanat Kayığı: İktidarın Meşruluğu Sorunu

İktidar; “Devlet yönetimini elinde bulun­duranların, bir toplumu yönetenlerin siyasi, hukuki ve fiili gücü” olarak tanımlanır. Peki ya bu güç sizin yanınızda değil de sizin tam karşınızda olursa?

yalan saltanat iktidar güç meşru hükümet iktidar

Bir ülkeyi oluşturan ögelerin; toprak parçası, millet ve bayrak olduğunu hepimiz biliyoruz. Milletin hukuki kişilik kazanmış şekline de devlet diyoruz. Bir ülkede kaos çıkmaması için bir devletin varlığının şart olduğunu da hepimiz biliyoruz. Peki bizim demokrasi saydığımız seçimlerle, iktidar olan hükümetlerin meşruluğu hangi noktaya kadar geçerlidir?

“Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.” — Thomas Jefferson

Milletvekillerinin gazete binası bastığı günleri yaşıyoruz

Siyasi iktidar, kendi hukuki meşruluğunun dayanağını oluşturan hukuk kurallarına (anayasa kurallarına) uymamak, onları kasıtlı ve sistemli olarak açıkça çiğnemek suretiyle meşruluktan uzaklaşabilir. Demokrat Parti iktidarının 27 Mayıs’tan önceki tutumu bunun en belirgin örneklerinden biridir. Aynı tutumu giderek artan bir baskıyla bir süredir yaşadığımız yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki milletvekillerinin gazete binasını bastığı günleri yaşıyoruz. Peki yasaları, en önemlisi anayasayı çiğneyebilecek gücü nereden alıyorlar? Tam da bu noktada güç kavramı karşımıza çıkıyor.

Kuvvetsiz adalet iktidarsızdır, adaletsiz kuvvet zorbadır.  — Pascal

Güç öyle bir duygu ki sahip olabilmek ve daim kılabilmek için her şeyi yapabiliyor insanoğlu. En küçük iktidar dahi karşısındakini ezerek kendini var etmeye çalışıyorken, en büyüğünün koca bir güruhu kendisine tehdit görmesi çok normal. Tadına vardığın bir şeyi kaybetmemek, hiç sahip olmadığın bir şeyi istemekten daha yoğun ve baskın bir duygu…

İktidarlar başa gelme sebeplerinin milletin menfaati olduğunu unuttuğu vakit sorun başlıyor. İktidar sarhoşluğu yavaş yavaş yayılırken, kendilerine muhalefet herkesi tehdit sayıyorlar. İktidarlarını koruyabilmek için her yolu mübah görüp, bütün yaptıkları yanlışları din kılıfına sarmalıyorlar.

 iktidar demir çekiç güç saltanat dikta

Bunca yüzyıllar boyunca olduğu gibi bugün de, milletlerin cahilliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasi ve şahsi maksatla çıkar sağlamak için, dini alet ve vasıta olarak kullanmak teşebbüsünde bulunanların memleket içinde de dışında da var oluşu, ne yazık ki, daha bizi bu konuda söz söylemekten alıkoyamıyor. İnsanlık dünyasında, din konusundaki uzmanlık ve derin bilgi, her türlü hurafelerden arınarak gerçek bilim ve tekniğin ışıkları ile tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde rastlanacaktır. (Nutuk, 2004, AKDTYK, 479)

Sürekli yüreğimiz ağzımızda gezdiğimiz bu günlerde, sizlere akıl ve sağduyunuzu kaybetmemenizi, lider seçtiğiniz kişilerin kitaplarını tekrar gözden geçirmenizi öneriyorum. Paylaştığınız ufacık bir yazının dahi insanlık yararına olması için düşünün. Niçin iyi yönetilemiyoruz? Saltanat kayığına çıkan neden inmek istemiyor? Peki kayığı mı batırmalıyız, saltanatı mı?

 

Önceki yazıAvrupa Spor Haftası: Aktif Ol!
Sonraki yazıBarış için Atatürk Ulusalcılığı mı?
Hikayelerim var, iç içe geçmiş duygulardan besleniyorum. Zaman zaman karanlık tarafa gider gelirim. İşte bu yolculuklarda hikayelerimi biriktiririm. Hayat sürekli akış halinde bu yüzden kendim dahil hiç kimseyi tam anlamıyla tanıdığımı düşünmüyorum. Herkes değişir, zaman değişir ama yolculuk baki kalır. Masal kahramanları gerçektir. Ve paralel evren vardır. Hatta paralel evren dövmesi yaptırmak isterim, kendi üzerimden oraya kapı açmış gibi olurum hem. Hobilerim arasında kedileri bezdirene kadar sevmek vardır. Ve dünyanın yegane ilacı sevgidir.