Servis Taşımacılığında Yeni Dönem

İstanbul gibi büyük bir metropolde ulaşımın ne kadar zor olduğu biliniyor. Kent içinde harcanan zaman, neredeyse şehirler arası yolculuk kadar sürüyor. Köprü, E5, otoban gibi trafiğin bazen yürümediği yollarda, bir de insanların ulaşımlarını sağladıkları araçların kalitesinin iyi veya kötü olması, sabrın sınırlarını zorluyor.

Okullar açılıyor, servis araçları uygun mu?
Okullar açılıyor, servis araçları uygun mu?

Turizm mi, insan taşımacılığı mı?

Turizmi, gezip dinlenmek, eğlenmek, görüp tanımak amaçlı yapılan gezi olarak tanımlayabiliriz. İnsanların kültürel, ekonomik ve toplumsal ilişkilerini geliştirebildikleri bir aktivitedir aslında.

Şehir içinde “çalışanı veya öğrenciyi” bir noktadan diğerine, servis araçları ile götürme eylemini de bu iş ile uğraşanlar, yanlış bir tanımlamada bulunarak ‘Turizm’ olarak isimlendiriyorlar.

Yapılan iş insan taşımacılığı. Belediyenin hizmete sunduğu Metro, otobüs, vapur ve diğer hatlı araçların dışında, özel taşıma firmaları ile yapılan sözleşmelere göre, öğrenci veya çalışan personelin kendisine özel tahsis edilen servis araçları ile işine, okuluna güvenli ve saatine uygun şekilde götürülüyor.

İstanbul gibi büyük bir metropolde ulaşımın ne kadar zor olduğu biliniyor. Kent içinde harcanan zaman, neredeyse şehirlerarası yolculuk kadar sürüyor. Köprü, E5, otoban gibi trafiğin bazen yürümediği yollarda, bir de insanların ulaşımlarını sağladıkları araçların kalitesinin iyi veya kötü olması sabrın sınırlarını zorluyor.

İnsan taşımacılığı sektörü teknik, insani ve bunlara bağlı olarak da kazanç yönünden son yıllarda gelişme gösterdiği gibi, taşeron firmalarının tek söz sahibi olarak kendilerini görmeleri, araç sahiplerinin tek taraflı, kendi lehlerine olmayan sözleşmelerle işe başlamaları sıkıntı yaratıyor.

Yüklenici firma, ihale ile ya da kendisine teklif ile aldığı işi, diğer yüklenicilere, yani gerçek araç sahiplerine yaptırıyor. Firma ile yapılan sözleşme hükümlerine göre de araç modeli, markası, sürücünün yeterli mesleki donanıma sahip olması gerekiyor.

Araç sürücülerinin ehliyet, ticari taşıt kullanma belgesi, psikoteknik belgesi, sağlık raporu, iş güvenliği eğitimine katıldığına dair evrakları yüklenici firma, hem kendisine hem de hizmeti sunduğu firmaya vermek zorunda.

Yeterli teknik bakımları yapılması gereken servis araçlarının ise lastiğinden, ısıtma/soğutma sistemine kadar hatasız çalışması zorunlu olmakla birlikte, genelde hizmeti alan özel sektör firmalarının üç yaş model kriteri bulunmakta. Okul araçlarında bu sınır on iki yaştır.

Fiyat Politikası: Öğrenci ve personel taşımacılığında farklı sistem

bayram sarı-indigo dergi
Valiliğin her öğretim döneminde, öğrenci taşımacılığı için bir fiyat tarifi olmasına rağmen, personel için böyle bir uygulama bulunmuyor. Taşımacılık yapan turizm firmaları, iş alabilmek için bazen zararına olacağını bilerek fiyat kırıyor. İşi veren firmaların yararına, işi alanın ve tedarikçisinin zararına olan bu sistem sonuçta sektörün uzun soluklu kurumlaşmasını engelliyor.

Taşımacılığı yapacak yüklenici firmanın, salt iş kaçmasın veya portföyü geniş tutması kaynaklı hizmet alımı genellikle iflasları da beraberinde getirmekte.

Sektörde uzun soluklu kurumlaşan firmalar, İstanbul’da bir elin parmaklarını geçmez; fakat, ihale dönemlerinde işi verecek olan satın alma sorumluları, merdiven altı dediğimiz taşeronlardan aldıkları düşük fiyatlı teklifleri ellerinde alternatif olarak tuttuyorlar. Sonuçta elinden işin kaçmasını istemeyen taşeron firma ya zam almadan ya da düşük bir artışla işi yürütmeye devam ediyor.

Personel ve öğrenci taşımacılığı sektöründeki sorunlara, hizmet alımında düşük fiyat politikasından dolayı çözüm odaklı eğilen hiçbir kurum olmadı. Hizmet alımı yapan firmaların, kalite olarak daha fazla isteğinin yanında daha az düşük fiyat verebilecek firma seçimi sektörde kaosun oluşmasına neden oldu.

İş yeterliliği ve kalite konusunda turizm firmalarına verilen kalite belgelerinin sağlam bir dayanaktan yoksun olması en belirgin özellik. Kalite firmalarının standart dışı personel taşıma şirketlerine kalite belgesi vermesi ile haksız rekabet oluşturulmakta, sektörü oluşturan şirketlerin yeterli gelişimini ve kalitenin eyleme geçirilmesi engellenmekte.

Sanayi ve ticaret odalarının sektör konusunda yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklı olarak, toplumu ve devleti konu ile ilgili düzenleyici önlemler alınmasını sağlayacak projeler hakkında bilinçlendirmemesi, sorunları çözümden uzak ve askıda bırakıyor.

İş taşeron firmaya verildiğinde, projenin sorumlusu olarak çalışanların mesleki vasıftan eksik olması ve sonucunda hizmet alanın/ verenin ve taşıt sahiplerinin giderilemez kayıplara uğraması, güven konusunda büyük sorun oluşturuyor. Proje sorumlusunun öncelikli kriteri düşük fiyata araç bulup, çalıştırması olduğu sürece; kendi gelişimini sağlayan, teknolojiyi, iletişimi iyi kullanan, mali yapısı zayıf olan personelin uzun süre aynı firmada çalışması olanaksız duruma geliyor.

Tedarikçi olarak isimlendireceğimiz, taşeron firmadan taşıma işini alan araç sahiplerinin sorunlarına baktığımızda:

Hak ediş bedellerinin teminat altına alınmaması nedeni ile merdiven altı olarak bilinen taşeron firmalardan ücretlerini alamaması; Personel taşıma şirketlerinin araç sahiplerinden çeşitli ad altında kesinti yapması.

Düşük fiyatlar vererek iş alan servis firmalarının bu işleri aldıklarından daha yüksek rakamlarla satmaları ve bunun sonucunda aradaki farkları ödememesinden kaynaklanan sorunlar.

Ekonomik değerin düşmesi nedeni ile aracını satan ve sektörden çekilen nitelikli sürücülerin yerlerini niteliksiz, işe yabancı insanların alması.

Sanayi sitelerinin gelişiminin tam olarak sağlanmaması, taşınmaların tamamlanmaması ve üretim tesislerinin şehir içinde kalması nedeni ile merkezi planlamanın düzensiz olması, kentin trafiğini etkileyecek şekilde servis araçlarının hizmet vermeye çalışması; trafik zabıtasının çözüm üretmekte yetersiz kalması, kesilen trafik cezalarının ise esnafta yılgınlık yaratması, en önemli sorunların başında geliyor.

indigo-bayram sarı-taşımacılık

Çözüm

Servis sürücülerinin standartlarının yükseltilmesi için, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın çözüm mü, yoksa daha çok sorun mu getireceği belirsiz olarak; 26 yaşının altındaki kişilerin hiçbir şekilde servis şoförü olarak çalışamayacaklarını; uygulamanın 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle başlayacağını belirtti. Ehliyetlerle ilgili de düzenlemeye gidilerek, daha önce aranan üç yıl süreyle E sınıfı sürücü belgesine sahip olma şartı beş yıla; B sınıfı sürücü belgesine sahip olma şartını ise 5 yıldan 7 yıla çıkarıldı. Yeni düzenlemede, son iki yılda ölümlü kazaya karışanların, alkol ya da aşırı hızdan ehliyetine el konulanların servis sürücü belgeleri iptal edilecek. Denetim yetersiz kaldığında verilen evraklar ile gerçek sürücüler değişik olacaktır.

Taşımacılık yapan firmaların haksız rekabet içinde boğulmaması için, çözüm olarak devletin bu iş koluyla ilgili bir fiyat politikası belirlemesi ve bir kurumu görevlendirmesi; Rekabet, kalite, nitelikli personel ve teknoloji alanında olmalı. Fiyat politikasının düzene girmesi ile birlikte, çalışan araç sahiplerinden, turizm firmasının herhangi bir gereksiz kesinti yapmasına da gerek kalmayacak.

Taşımacı firma, tedarikçilerinin mesleki eğitimini ilk sırada tutarak, insani ilişkiler, konuşma, öfke kontrolü, kişisel gelişim gibi konularda zaman zaman seminer ve uygulamalar düzenlemeli.

Kentin en işlek meydanlarında bulunan firmaların önünde bekleyen veya personel alan taşıtların, zabıta tarafından neredeyse taciz boyutundaki engellemeleri sona ermeli, çözümü taşıt sahiplerinden beklememeli.

Servis araçlarınında İstanbul’da getirilmesi düşünülen “plaka sınırlaması” esnaf arasında büyük umutlara neden oluyor. Getirilmesi düşünülen bu sınırlama, araç sahiplerinde plakalarının, ticari taksilerde olduğu gibi çok büyük değere sahip olacağı sanılıyor. Yanılgının başladığı ve gözlerden kaçan bir nokta, işin yine taşeron firmadan alınacağı gerçeğidir. Güzargah fiyatını belirleyecek olan yine turizm firmasıdır.


Personel taşımacılığı yapan esnafın bağlı olduğu meslek odaları, üyelerinin sorunlarına herhangi bir çözüm üreteceğini sanmıyorum. Plaka sınırlaması sonrasında, rantın ne şekilde paylaşılacağı veya yapılan işin gerçek değerinin bulunup, bulunmayacağını esnaf ve taşeron firmalar yaşayarak görecektir.

Hizmeti alacak olanlar için bir değişim/dönüşüm olacak mı? Şantaj olarak kullandıkları, fiyat kırma kartı sonlanabilecek mi? Turizm firmaları ve araç sahiplerinin bu konuda beraber, aynı cephede durmaları gerekmektedir.