Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Dünyayı Nasıl Etkileyecek?

Değişen İklimlere Değişmeyen Bilinçlerin Vurgunu

İklim değişikliğine uyum sağlamak ve yavaşlatmak için neler yapıldığını, bizlerin bireysel olarak bu sürece nasıl katkıda bulunabileceğimizi, UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) İklim Değişikliği Ulusal Bildirim Proje yöneticisi Sayın Öznur Oğuz Kuntasal’a sorduk.

hortum kasirga iklim degisimi kuresel sinma iklim değişikliği nasil gerceklesir kuresel isinma ne zaman olacak

Barındığımız, nefes aldığımız, beslenme kaynaklarımızı sağladığımız, mavisinde, yeşilinde huzur bulduğumuz bu dünya bizim! Artık ona karşı daha özenli olmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor bile! Yarın çok geç olabilir!

Dünyamızın nimetlerini ne kadar hoyrat kullandığımızı, iklim değişikliğinin korkutucu boyutlara ulaşmasına, teknolojiyi bilinçsizce kullanarak nasıl sebep olduğumuzu, bu yolla dünyamızın doğal dengesini nasıl alt üst ettiğimizi; iklim değişikliğine uyum sağlamak ve yavaşlatmak için neler yapıldığını, bizlerin bireysel olarak bu sürece nasıl katkıda bulunabileceğimizi, UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) İklim Değişikliği Ulusal Bildirim Proje yöneticisi Dr.Öznur Oğuz Kuntasal ile konuştuk.

Röportaj | Öznur Oğuz Kuntasal

Loading...

dr-oznur-oguz-kuntasal-undp-bm-roportajÖncelikle Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Ulusal Bildirim Projesi’nin amacı ve işlevini sormak istiyorum?

Türkiye 2004 yılından bu yana “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”ne (BMİDÇS) taraftır. Sözleşmenin amacı, “atmosferdeki sera gazı birikimlerini, insanın iklim sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerini önleyecek bir düzeyde durdurmaktır”. Türkiye’nin Sözleşme kapsamında yükümlülüklerinden birisi, iklim değişikliği alanında yapılmakta olan çalışmaların detaylı olarak anlatıldığı “Ulusal Bildirim”lerini belirli aralıklarla Sözleşme Sekretaryasına sunmaktır. Türkiye Birinci Ulusal Bildirimini 2007 yılında hazırladı ve Sekretaryaya sundu. İkinci Ulusal Bildirim hazırlıkları ise, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın (Yeni yapılanma ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) yöneticisi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) uygulayıcısı olduğu ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen bu proje kapsamında yapılmaktadır. Türkiye’nin İklim Değişikliği İkinci Ulusal Bildirimi 2011 yılı Aralık ayında Sözleşme Sekretaryasına sunulacaktır. Bildirimde yer alan konu başlıkları şunlardır:

Türkiye’nin durumunu ortaya koyan ulusal şartlarımız:

  • Enerji, sanayi, ulaştırma, atık gibi pek çok konu başlığındaki ulusal sera gazı envanteri;
  • İklim değişikliği ile mücadele için uygulanmakta olan ve planlanan politika ve önlemler;
  • Önümüzdeki dönemde sera gazı emisyonlarının ne düzeyde olacağına tahmin imkanı veren ve ayrıca yürürlükteki ve planlanan politika ve önlemlerin azaltım etkilerini ortaya koyan geleceğe yönelik projeksiyonlar;
  • Türkiye’deki iklim değişikliğinin ekosistemler ve insan üzerine etkileri ve bu etkileri azaltım ve bunlara uyum konusunda yapılan çalışmalar;
  • İklim değişikliği konusunda yürütülen bilimsel çalışmalar ile araştırma ve sistematik gözlem çalışmaları;
  • Tüm bu çalışmalar için gerekli olan finans ve teknoloji;
  • İklim değişikliği konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek için gerçekleştirilen etkinlikler, çalışmalar.

İklim değişikliği konusu dar bir konu gibi algılansa da çok geniş bir çerçeveye sahiptir. Sonuç olarak Biz UNDP olarak Türkiye’nin iklim değişikliği ile ilgili belirttiğimiz konu başlıklarının ve daha fazlasının bir anlamda fotoğrafını çekip, Birleşmiş Milletler Sekretaryası’na raporluyoruz.

Fotoğraf: Hilal Selbi “Karsız bir dünya, kardelensiz bir dünyadır” Cimbar Boğazı, Çamardı.
Fotoğraf: Hilal Selbi “Karsız bir dünya, kardelensiz bir dünyadır” Cimbar Boğazı, Çamardı.

İklim değişikliği nedir? Hangi koşullar gerçekleştiğinde bir iklim değişikliği olayının varlığından söz edilebilir?

İklim değişikliği, bugün yaşadığımız sıcaklık, yağış, akış gibi iklim parametrelerinde uzun zamana yayılan bir değişim yaşanmasıdır. Mevsim normalleri dışındaki sıcaklık artışları, yağış rejimlerinin değişmesi, sel, kuraklık gibi doğal afetlerdeki artış iklim değişikliğinin varlığının kanıtıdır. Bu durum bölgelere göre farklılıklar gösterir.

Doğal sebepler ve insan faktörü iklim değişikliğini oluşturan etmenlerdir. Örneğin volkan patlaması sonucu atmosfere çok fazla miktarda sera gazının salınması doğal bir sebeptir. İnsan kaynaklı sebeplerin başında ise 1800’lerin ortalarında gerçekleşen sanayi devrimiyle beraber artan sera gazlarının etkileri gelir.

Fotoğraf: Foto: Merve Köse “Su, aktıkça canlılara hayat taşır” Kazıklı Ali Boğazı, Çamardı.
Fotoğraf: Merve Köse “Su, aktıkça canlılara hayat taşır” Kazıklı Ali Boğazı, Çamardı.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği arasındaki bağlantı nedir?

Küresel ısınma; doğal ve insan kaynaklı sebeplerle atmosfere salınan karbondioksit, metan, diazotmonoksit gibi gazların sera etkisi yaratarak dünya yüzeyinde sıcaklığı küresel olarak arttırmasıdır. Bölgesel olarak değerlendirildiğinde, kimi bölgede ısınma, kimi yerde ise soğuma görülür. Fakat yer kürenin toplam ortalama ısısı giderek arttığı, 1960’lardan itibaren dünyadaki sıcaklıkların ortalama 0,5- 0,8  derece arttığı tespit edilmiştir.

İklim değişikliğinin sonuçları nelerdir?

Bu konuda Türkiye’den ve dünyadan somut örnekler verebilir misiniz?

İklim değişikliğinin en önemli etkilerini çeşitli başlıklarda sıralamak mümkün. Bunlardan bazılarını şu şekilde özetleyebiliriz:

Kıyı alanlarına etkiler: İklim değişikliğine bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesinden dolayı, kıyı alanlarındaki yapıların olumsuz olarak etkilenmesi, yer altı suyunun tuzlanması, tarım alanlarının ve turizmin olumsuz olarak etkilenmesi söz konusudur. Ülkemizde Göksu Deltası ile Seyhan Deltasında gerçekleştirilen iki çalışmada olası deniz seviyesi yükselmesi senaryolarına bağlı olarak bölgede ciddi boyutta ekolojik ve sosyo-ekonomik etkiler ortaya çıkacağı tespit edilmiştir.

Su kaynaklarına etkiler: İklim değişikliğine bağlı olarak bazı bölgelerde ortaya çıkabilecek yağış azalmaları su kaynaklarına önemli bir tehdit oluşturacaktır. Bu durum hem doğrudan içme suyu teminini hem de tarımsal ve sanayi de kullanımı etkileyeceğinden, insan sağlığı ve ekonomi üzerine olumsuz etkiler yaratabilecektir. Ülkemizde Konya kapalı havzasında gerçekleştirilen bir çalışma bu durumun ekolojik ve ekonomik boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Uzmanlara göre küresel ısınma böyle devam ederse 1200 adadan oluşan Maldivler, 100 yıl içinde tamamen okyanusun altında kalabilir.
Uzmanlara göre küresel ısınma böyle devam ederse 1200 adadan oluşan Maldivler, 100 yıl içinde tamamen okyanusun altında kalabilir.

Uzmanlara göre küresel ısınma böyle devam ederse 1200 adadan oluşan Maldivler, 100 yıl içinde tamamen okyanusun altında kalabilir.

Tarım ve gıda güvenliği: Sıcaklık artışları ve kuraklığa bağlı olarak tarımsal üretim hem miktar hem de çeşit açısından ciddi derecede etkilenebilecektir. Bu durum ekonomik kayıpların yanı sıra gıda güvenliğini tehdit eden boyutlara da ulaşabilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı, kurak bölgelere yapılacak müdahale ve yardımları tanımlamaktadır.

Tarımsal üretimin sadece kuraklık değil, aynı zamanda artan doğal afetlerden de (sel, dolu gibi) olumsuz olarak etkilenmesi söz konusudur.

Halk Sağlığı: Kuraklık ve ekstrem hava olaylarına (sel, sıcak hava dalgaları gibi) bağlı olarak bulaşıcı hastalıkların artması da iklim değişikliğinin olası sonuçları arasındadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan raporda, ülkemizde iklim değişikliğine bağlı olarak son yıllarda endemik hastalıklarda artış olduğu rapor edilmiştir.

Doğal afetler: Yağış rejimindeki değişiklikler ve ekstrem hava olayları son yıllarda sıklıkla gözlenmektedir. Bu durum planlama eksikleri ile de birleşince son yıllarda Türkiye’nin büyük şehirlerinde görülen seller, artan sıklığı, şiddeti ve etki süresinden dolayı depremin ardından en yıkıcı 2. doğal afet olarak afet sıralamasında yerini almaktadır. Ülkemizde 1995 yılından bu yana fırtına ve sel afetlerinde ciddi bir artış gözlenmiştir.

İklim göçmenleri: Dünyada çok konuşulan, Türkiye’de de henüz tartışılmaya başlanan bir diğer konu ise iklim göçmenleridir. Ülkemizde bu konudaki bir çalışma Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Bölgede uzun dönemde kış yağışlarında %60 oranında bir azalma görülmüş ve oluşan kuraklık, bölge tarımının ve dolayısıyla ekonomisinin tüm sektörlerini etkileyerek, halkı gönüllü olmayan bir göçe zorlamıştır. Varlıklı olanlar Adana, Ankara gibi büyük şehirlere göç etmiş, dar gelirli olanlar ise Adana, Şanlıurfa gibi çevre illerde mevsimsel tarım işçisi olarak çalışmışlardır. Bu durum bölgesel farklılıkların önemini ve tarım konusunda zaten stresli bölgelerde oluşan iklim değişikliklerinin insanları göçe bile zorladığının kanıtıdır.

Dünyada ise iklim değişikliğinin etkilerinden en çok etkilenecek ülkeler ada devletleri ile hali hazırda kuraklıktan etkilenen Afrika ülkeleri olacaktır. Deniz seviyesinin yükselmesi sonucu, ada devletlerinin bir kısmı tamamen veya büyük ölçüde sular altında kalma tehdidi ile karşı karşıya olacaktır. Afrika’da ise kuraklığın daha da artması beklenmektedir.

kuresel isinma iklim degisimi kutuplar kutup ayilari

Bundan 5 yıl öncesine kadar aşırı kuraklıktan dolayı Türkiye’mizin 10-20-50 yıl içerisinde nasıl çölleşeceğine dair senaryolar vardı gündemde. Son yıllardaki aşırı yağışlar bu senaryonun değişmesinde etken oldu mu? Şu anki koşullarda öngörülen gelecek senaryolarımız nasıldır? 

Türkiye’de bu tür tahmin çalışmaları yapan çok az bilim adamı var. Günden güne, yıldan yıla olan değişiklikler daha çok meteoroloji biliminin konusudur. Bir durumu İklim değişikliği olarak nitelendirmek için 30-50-100 yıl gibi uzun bir süreçteki değişimlere bakmak gerekir. Genel değerlendirmeden ziyade bölgesel değerlendirmeler yapmak daha sağlıklı olur. İkinci Ulusal Bildirim kapsamında hazırlanan iklim projeksiyonları raporunda bu konudaki en güncel akademik veri ve bilgiler yer almaktadır. İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsünün hazırladığı bu rapora göre, 2100 yılına kadar yapılan projeksiyon çalışmaları Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde kış yağışlarında düşüşler olacağı, Karadeniz Bölgesi’nde kış yağışlarında ise artış olacağını tahmin etmektedir. Tüm simülasyonlar Doğu Anadolu’da ilkbahar akışlarında azalma ve kış akışlarında artış kabul etmektedir. Doğu Anadolu’daki kış yağışlarının şekil değiştirerek kar yağışında azalma ve yağmurda artış gözlenmesi kış turizminin en önemli merkezlerinde biri olan Doğu Anadolu bölgesini çok olumsuz etkileyeceği öngörülüyor.

Akdeniz Bölgesinde yaz aylarında beklenen aşırı sıcaklıkların kuraklığa sebep olacağı ve bölgenin ikliminin daha aşağı enlemlerdeki Mısır, Suriye gibi ülkelerin iklimiyle benzeşeceği öngörülüyor. Bu durumda Akdeniz Bölgesinin turizm cazibesini yitirmesi ve çok yağış almasına rağmen bir o kadar da ısınacak olan Karadeniz Bölgesinin önümüzdeki 50-100 yıllık süreçte daha cazip bir turizm merkezi haline gelmesi olası.

İnsan faktörü olmasa bile, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin yaşanacağı bazı uzmanlar tarafından ifade ediliyordu, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Gezegenimizin her 100.000 yılda bir ısınma soğuma döngüsüne girdiği biliniyor. Doğal olaylarla atmosfere salınan sera gazlarının yoğunluğunun küresel ısınmaya sebep olduğu ve iklim değişikliğini tetiklediği bir gerçek. Fakat sanayi devrimiyle birlikte artan sera gazı emisyonları doğal sebeplerin üzerine insan faktörünü de ekleyerek daha büyük stres oluşturmaya başladı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları insan kaynaklı emisyonların iklim değişikliğini tetiklediğini ortaya koyuyor.

Zaten doğal olarak işleyen iklim değişikliği sürecinde ulaşımda kullandığımız araçlardan tutun, kozmetik ürünlere kadar günlük hayatımızda kullandığımız birçok kimyasal, arttırıcı etken oluyor. Bilinçsiz kullanım, emisyonları artırmasının yanı sıra zaten kısıtlı olan kaynaklarımızın üzerindeki baskıyı ve stresi de artıyor. Örneğin ülkemizde su kaynaklarımızın %70’i sulamada kullanılıyor. Sıcaklık artışı ve kuraklıktan dolayı ortaya çıkması beklenen su sıkıntısına bir de tarımsal tüketim eklenince sağlıklı su kaynaklarına erişim tehlikeye giriyor. Hâlbuki damla sulama gibi modern sulama yöntemlerinin kullanımı tarımsal tüketimi azaltıp, kaynakların etkin ve sürdürülebilir kullanımına imkan verecektir.

Küresel ısınma, adından da anlaşılacağı gibi dünyaya bir aşırı sıcaklık hali mi getirecek, yoksa buzulların erimesi ve okyanusların soğuması ile büyük akıntıların değişmesi dünyayı daha da mı soğutacak?

Bu konuya süpekülatif yaklaşmamak, değişimlere bölgesel bazlı bakmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Bazı bölgeler ısınırken bazı bölgelerin soğuması beklenirken, dünyanın genel ısısının artacağı söyleniyor. Türkiye ile ilgili öngörülen değişimleri daha önceki sorularda dile getirmiştik.

UNDP – Türkiye İklim Değişikliği Ulusal Bildirim Projesi, iklim değişikliğini önlemek ya da etkilerini azaltmak adına neler yapıyor ve neler yapmayı planlıyor? 

UNDP tarafından iklim değişikliğinin azaltım ve uyumu konularında yürütülmekte olan çeşitli projelerimiz bulunmakta. Örneğin Elektrik İşleri Etüd İdaresi ile enerji verimliliği konusunda üç büyük proje yürütmekteyiz. Bunlar; “Sanayide Enerji Verimliliği”, “Binalarda Enerji Verimliliği” ve “Elektrikli Ev Aletlerinin Market Dönüşümü” projeleridir. Bu projeler kapsamında yasal mevzuat çalışmaları, kapasite geliştirme, eğitim ve uygulamaya yönelik çalışmalar bulunmaktadır. Yine azaltımda büyük payı bulunan yutak alanlar olan ormanların korunması ve güçlendirilmesi konularında Orman Genel Müdürlüğü ile iki proje devam etmektedir.

İklim değişikliğine uyum konusunda ise UNIDO, UNEP, FAO gibi UN kuruluşlarının da yer aldığı ve UNDP tarafından yürütülmekte olan BM Ortak Programı “Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi” programı devam etmektedir. Bu program kapsamında pilot bölge olarak seçilen Seyhan Havzasında hibe programı aracılığı ile toplam 18 proje desteklenmiştir. Bu projelerden bazıları; bölgedeki yoksul halkın kuraklığa dayanıklı türler ile hayvancılığa teşvik edilmesi, okullarda iklim izcileri oluşturulması, kız öğrencilere iklim değişikliği ve fotoğrafçılık konusunda eğitim verilmesi yer almakta.

Ayrıca Hükümete Sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda da destek verilmektedir. Bu bağlamda, Birinci ve İkinci Ulusal Bildirim Hazırlama Projeleri yürütülmüştür ve yürütülmektedir. İklim Değişikliği Eylem Planı da yine UNDP’nin yürütücülüğünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sahibi olduğu bir proje kapsamında hazırlanmıştır.

Bizler bireysel olarak iklim değişikliğini önlemek için neler yapabiliriz, bu sürece nasıl katkıda bulunabiliriz?

Aslında bireysel olarak yapabileceğimiz çok küçük şeylerle önemli katkılarda bulunabiliriz:


  • Atmosfere salınan sera gazı miktarının %70’inin enerji sektöründen kaynaklandığını hatırlayarak, enerji tasarrufuna azami dikkat gösterebiliriz. Bu bağlamda:
    • Evimize beyaz eşya alırken A+ gibi verimli enerji sınıflarında üretilmiş beyaz eşyaları tercih edebiliriz.
    • Ampullerimizi uzun ömürlü daha verimli ampullerle değiştirebiliriz.
  • Kullanmadığımız elektrikli eşyalarımızı açma/kapama düğmesinden kapatabiliriz.
  • Araçlardan atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltmak için  ulaşımda toplu taşımayı ve kısa mesafelerde ise yürümeyi tercih edebiliriz.
  • Kullandığımız kimyasalları alırken doğada çözünebilir ve çevreci etiketi olanları tercih edebiliriz.
  • Ağaç dikebiliriz.
  • Okullarımızda ve evlerimizde geri dönüşümü zorunlu hale getirebiliriz.
  • En önemlisi doğayı seven, koruyan, eğitimli, sağduyulu nesiller yetiştirebiliriz.

Öznur Hanım’a bizimle paylaştığı değerli bilgiler için çok teşekkür ediyorum.

***

Tuval üstüne yağlıboya: Küresel Isınma ve Avustralya isimli tablo
Tuval üstüne yağlıboya: Küresel Isınma ve Avustralya isimli tablo.

Kullanmadan önce düşünün!  Kullanımı azaltın. Yeniden kullanın. Kullandığınızı geri dönüştürün. İklim değişikliğini siz kontrol ediyorsunuz: Kapatın. Söndürün. Geri dönüştürün. Yürüyün.