Avrupa Birliği İlerleme Raporu Kumpas mı?

AB Komisyonu mülteci sorunundan dolayı 1 Kasım seçimleri sonrasına bıraktığı, Türkiye İlerleme Raporu’nu sonunda açıkladı. Raporun ana temasını basın özgürlüğüne ve bağımsız yargıya olan eleştiriler oluşturdu. G20 Zirvesi öncesinde açıklanan bu raporun satır aralarını dikkatli okumakta fayda var.

ab avrupa birliği ilerleme raporu g20 zirvesi türkiye

Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan 19 ülkeden ve Avrupa Birliği Komisyonundan oluşan G20 zirvesinin bu yıl Antalya’da yapılacak olması, sanıldığı gibi Türkiye’nin elini güçlendirmeyecektir.

Avrupa’nın mülteci sorununu çözememesi, IŞİD’e ve Suriye’ye karşı oluşturulan ittifakın karşısında Rusya’nın yer alması, Antalya’dan Türkiye’nin ellerinin kelepçeleneceği radikal kararların çıkmasına neden olacaktır.

Mültecilere Avrupa’ya gidiş kapılarının kapanması, IŞİD’e karşı kara harekatı, Suriye’nin Kuzeyindeki Özerk Kürt oluşumu ile ilgili uygulanması gereken zengin kuzey ülkelerinin politikaları Türkiye’nin seçeneklerini sıfıra indirgeyecektir.

AB’nin 1 Kasım seçimi sonrasına bıraktığı ‘İlerleme Raporu’ samimiyetten yoksun olmakla birlikte, iktidarı ülke çoğunluğunun oyu ile elde eden Ak Parti’nin, güçlüye biat etmesi için bir tür şantaj kartıdır.

Rapor ne diyor?

AB, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü olmak üzere Türkiye’de ilerleme olmadığını aksine büyük gerileme gözlendiğini ve ifade özgürlüğünden, temel insan hakları alanına kadar ihlaller yaşandığını raporda kayıt altına aldı.

7 Haziran seçimlerinde, devletin başında bulunan ve tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanının aidiyet duygusu ile bağlı olduğu iktidar partisine desteği bağlamında medya üzerinde oluşturulan baskının endişe yarattığı söylendi.

Barış sürecinde tekrar masaya oturulup sorumluluk alınması gerektiğine dair hayati bir görüş raporun önemli bir maddesidir. PKK’ya yönelik operasyonlarda, Temmuz/ Eylül arasında, 20’si çocuk onlarca sivil ve 120 güvenlik görelisinin öldürülmesi; Cizre’deki 9 günlük sokağa çıkma yasağı sırasında 20’den fazla sivil öldürülmesi Türkiye’nin savaş ortamında olduğunun kanıtı sayıldı.

AB yargının bağımsız ve tarafsız görevini yerine getirmesi için yürütme ve yasamanın güçler ayrılığına uygun hale getirilmesini, her türlü siyasal ve yasal ortamın oluşturulmasını, HSYK’daki yürütmenin rolünün azaltılması/sınırlandırılmasını Türkiye’ye tavsiye ederken, uygulama tamamen farklı rotada seyretmektedir.

Torba kanunlarla dokunulamaz hale getirilen MİT de hesap verebilmesi; davaların dağıtılmasını öngören elektronik sisteme karşın, uygulamada, seçilmiş adalet ve mahkemelere siyasi müdahaleye dair çok sayıda raporun olduğu, Yargıtayın ağır ve artan iş yükü, devam eden temyiz mahkemesi sisteminin yaratıldığı; yargıda İddianamalerin kalitesizliği, delillerle uyumlu olmaması, AİHM kararlarıyla örtüşmeyen anti -terör yasası ve çok sayıda gizli tanık kullanılması; Türkiye’nin polis ağırlıklı bir yönetime kayması AB’nin güya en büyük endişelerini oluşturmaktadır.

Raporun devamında: ifade ve toplanma özgürlüğü konusunda son iki yılda geriye gidişin gözlemlendiği; 2014’te çıkartılan İstihbarat yasasının AİHM kararlarına aykırı olması; düzensiz ve kısıtlayıcı uygulamalarla, siyasi baskıyla, işten çıkartmalarla ve gazetecilere karşı oto sansüre de yol açan mahkeme kararlarıyla ifade özgürlüğünü tehdit ettiği; STK’ların örgütlenme özgürlüğünün aşırı derecede kısıtlı olduğu; ceza ve anti-terör yasaları AİHM içtihatlarıyla uyumsuzluğu belirtildi.


indigo-Avrupa Birliği-
Gazetecilere gözdağı veren tüm uygulamalara karşı harekete geçilmeli; tüm fiziksel saldırılar araştırılmalı ve medya kurumlarına yönelik saldırılar önlenmeli ve basında ve internette ifade özgürlüğü kısıtlayan yüksek siyasi atmosfer giderilmeli; hakarete yönelik kanun ve benzerlerinin baskı amacıyla kullanılması önlenmeli, AİHM kararları uygulanmalı, var olan internet yasası AB standartlarına uygun hale getirilmeli ve orantılılık ve eşitliği güvence altına alarak uygulanmalı tavsiyesiyle ev ödevi Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine verilirken; aylardır iktidarın devamlılığının sağlanması için tüm bu haklar ihlal edildiğinden ödevin başarısız olacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Sonuç

Dış politika konusunda Türkiye’nin farklı bir yönde karar alması, Kırım ve Doğu Ukrayna’daki olaylarda AB Konseyi ile uyumlu hareket etmemesi ve Rusya’ya yapılan yaptırımlara katılmaması uyumsuzluğunun nedeni sayılmaktadır. Bu nokta aslında ilerleme raporunun özüdür ve buradan çıkarak asıl niyeti kolayca okuyabiliriz.

Hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, ifade ve basın özgürlüğü, Sivil Toplum Örgütleri yani kısaca demokrasinin olmazsa olmaz tüm kurumları işlerliğini kaybettiğinde piyon olmak kaçınılmazdır. Hegemonyanın asıl niyetini okuyabilmek için yerellikten kurtulamayan, otoriterliğinin onaylanmasını ‘Milli İrade’ olarak algılayan bir sistemin dünya üzerinde bağımsız olabilmesi, fikir ileri sürebilmesi olanaksızdır. Ülkenizde zirveler düzenlenir ve sizden koşulsuz biat istenilir. Muhaliflerin sesi kısıldığında gerçeğin bu ülke için sır olacağı görülmelidir. Sizin gelişmemişliğiniz silah olarak tekrar size doğrultulur ve koşulsuz tesliminiz sağlanır!