Can Dündar ve Erdem Gül Neden Tutuklandı?

Güçlü bir devlet, özgürlüklerin kullanılması adına önemli bir gereklilik olmasına rağmen; aynı devlet, yanlış kişilerin yönetiminde, gittikçe özgürlükler aleyhine büyüyen bir tehdit olabilmektedir.

can dundar cumhuriyet gazetesi genel yayin yonetmeni can dundar kimdir erdem gul kimdir

Aydınlanma çağının öncülerinden olan Montesquieu ‘özgürlük’ hakkında, “Bu kelime kadar çeşitli anlam verilmiş, onun kadar insan kafasını çeşitli şekillerde yormuş başka bir kelime yoktur” yorumunu yaparak özgürlüğü tanımlamadaki zorluğa işaret eder.

Güçlü bir devlet, özgürlüklerin kullanılması adına önemli bir gereklilik olmasına rağmen; aynı devlet, yanlış kişilerin yönetiminde, gittikçe özgürlükler aleyhine büyüyen bir tehdit olabilmektedir.

Cumhuriyet gazetesinin 29 Mayıs 2015 tarihli sayısında Hatay ve Adana’da, MİT’e ait TIR’ların durdurulmasıyla ilgili, “gerçeğe aykırı görüntü ve bilgiye yer verildiği” iddiası ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan suç duyurusunda bulunmuştu. Cumhurbaşkanı’nın dilekçesinde “Soruşturma yürütülen örgüt mensuplarının eylemine iştirak eden şüpheli Can Dündar hakkında şikâyetçiyiz” ifadesi yer aldı.

Öğretmenler Günü resepsiyonunda Cumhurbaşkanı: “Hâlâ utanmadan bunları gazetelerine başlık yapanlar var. İşte o TIR’lar bizim Bayır Bucak Türkmenleri’ne yardım götüren TIR’lardı. Bazıları diyor ki, ‘Başbakan Erdoğan, diyordu ki, onların içinde silah yok’. Yahu varsa ne olacak, yoksa ne olacak” ifadesini kullanmıştı.

Kişilerin bilgi ve haberlere ulaşabilmesi, düşünme eylemi ile bir fikre varabilmesi ve bu fikirleri medya araçlarından yararlanarak aktarabilmelerinin serbestçe yapılabilmesi anlamına gelen ifade özgürlüğü; bilgi edinme, düşünme, düşünce ve din özgürlüğü ile düşünceyi ifade özgürlüğünü kapsayıcı bir anlama sahiptir.

İfade özgürlüğü, diğer bütün temel hak ve özgürlükler adına bir savunma aracı niteliğinde olduğundan demokrasiye giden kapıları açan anahtar bir özgürlüktür. Özellikle kitle iletişim organları aracılığı ile yönetimler üzerinde yapılan eleştiriler, aydın bir kamuoyu oluşturmakta ve hükümetlerin ihmalleri ve eksikliklerini giderici bir rol üstlenmektedir.

Mahkeme’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında kararı

İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği, Can Dündar‘a atılı olan “Silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme suçu” yönünden mevcut delil durumu, 1 ve 19 Ocak 2014 tarihlerinde MİT TIR’larının durdurulması ile bu eyleme katılanlar hakkında Adana ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılması, bu örgüt soruşturmalara rağmen MİT TIR’larına ilişkin devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken belgeleri yayımladığı gerekçesiyle; kuvvetli suç şüphesi, atılı suçun cezasının üst sınırı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı iddiasıyla tutuklama kararı verdi.

MİT TIR’larına ilişkin Adana ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca örgüt soruşturması başlatıldığını anımsatan yargıç, Erdem Gül‘ün de bu soruşturmalara rağmen, MİT TIR’larına ilişkin devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken belgeleri yayımladığını belirterek tutuklama kararı verdi.

erdem gül-can dündar
Basın ve ifade özgürlükleri çerçevesinde Can Dündar yaptığı savunmada:

“Savcılar, MİT TIR’larının nasıl çevrildiğini ifade ettiler. Fotoğraflar yayınlandı. Ve o MİT TIR’larının nasıl çevrildiğinin görüntülerine ulaştık. MİT dedi ki: ‘Ülke dışına silah nakli yapılmıyordu; ülke içine yapılıyordu.’ Başbakanlık ise gıda ve insani yardım taşıyorduk dedi. Sonradan bunun gıda olmadığı ortaya çıkınca Türkmenlere gönderildi dendi…

Ülkenin istihbarat teşkilatı, kendi görev tanımında olmayan bir silah nakli gerçekleştiriyordu. Yani suç işliyordu. Bu ulusal hukukta da suç, uluslararası hukukta da suç. Ben ülkemin milli menfaatlerinin yalan söylemekten geçtiğine inanmıyorum. Ben bu halkın milli menfaatlerinin istihbarat teşkilatının kanun dışı silah ve insan ticaretinde olduğuna inanmıyorum. Hiçbir suç gizli damgasıyla örtbas edilemez ve devlet yurttaşına yalan söyleyerek adil bir devlet olamaz…

Bir devlet adamının görevi böyle durumlarda devletin düştüğü zor durumdan kurtarmak olabilir ama hatırlatmak isterim ki gazeteci, bir devlet memuru değildir. Benim görevim; halk adına devleti denetlemek, devlet bir hata yapıyorsa, hükümet bir yanlış olaya bulaşmışsa kamu adına bunun hesabını sormaktır…

Devletin güvenlik ihtiyacı var. Bunun karşısında da halkın bilme hakkı ve gazetecilerin ifade özgürlüğü var. Bunlar çatıştığı zaman ne olur? Aslında temel konumuz bu. Ben burada ifade özgürlüğünün belli konularda devletin güvenlik ihtiyacının önüne çıktığını düşünüyorum. Hiçbir şekilde devletin suç işleme özgürlüğü yoktur. Hiçbir güvenlik gerekçesi suçu örtmeye yetmez…”

can dundarin ifadesi can dundar savciliga verdigi ifade can dundarin mahkemede yaptigi savunma ne

Can Dündar, “Cumhurbaşkanı, ‘silahsa silah ne olmuş yani’ diyorsa, ben de ‘haberse haber ne olmuş yani’ diyorum.” ifadelerini kullanmasına rağmen, İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tutuklama kararı vererek davayı ülke ve dünya gündemine taşıdı.

Bu karar günümüzün uygar dünyasında Türkiye’nin geldiği özgürlükler noktasından geri dönüşü mü ifade edecektir?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü konusunda verdiği kararları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bütün dünya adına adeta bir ifade özgürlüğü kültürü oluşturdu. Mahkeme’nin süregelen kararlarına göre, çoğulcu demokratik toplumlarda hükümetin eylem ve ihmalleri sadece parlamento ve yargının değil, basın ve kamuoyunun da yakın denetimine tabidir. Bu anlamda ifade özgürlüğü, her türlü inanç ve fikrin serbestçe tartışılabildiği demokratik bir toplumun temelini oluşturmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğünü şu şekilde düzenlemektedir:


“Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.”

Doğru düşünebilmenin asgari ölçülerini kazanamayan, yeterli eğitim ve öğretimi alamayan, sınamadan, kuşku duymadan doğruluğunu kabul ettiği, dogmalara bağlı, ön yargılarının tutsağı olan kişilerde düşünebilme yeteneği sınırlıdır. Belirli bir konuda yeterli bilgi edinmeden, karşı görüşü dinlemeden edinilen olumlu ya da olumsuz kanı, insanın kendi isteğiyle meydana getirdiği düşünsel bir sınırdır. Birey ve toplum arasındaki etkileşim, toplumdaki egemen görüş ya da değer yargıları, töre ve ahlaksal kurallar, kişinin düşüncelerini açıklama özgürlüğünün toplumsal sınırlarıdır. Kişi, içinde yaşadığı toplumdaki inanç ve kanılarla çatışmaktan kaçındığı oranda düşünsel özgürlüğünü sınırlar.

Kişinin değişik fikirleri tahlil ederek, belli yargılara ulaşabilmesi için öncelikle bu fikirlerin aktarıldığı bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşabilmesi ve bunlardan yararlanabilmesi gerekmektedir. Gizlilik ve dışa kapalılık esasına dayalı devletlerde, yönetim kamuya kapalı olduğundan, idare edenler uyguladıkları eylem ve işlemlerin gerekçelerini açıklama gibi bir kaygıya sahip değillerdir. Bu nedenle halkın idareye olan güveni çok zayıftır. Böylesi bir yapıda devlet, her istediğini istediği zamanda yapabilme iktidarını kendinde gören devasa bir organizasyon gibidir. Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Özgür bir basın ancak kendisine yüklenen haber verme, denetleme, kamuoyu oluşturma gibi görevleri yerine getirebilir.


Can Dündar’ın ifadesindeki, “Hiçbir suç gizli damgasıyla örtbas edilemez ve devlet yurttaşına yalan söyleyerek adil bir devlet olamaz” cümlesinin uygulanabilirliği, ülkenin yarınlarının uygarlık yönünden şekillendirilebilmesi için ön söz olacaktır.