İnsanlığın Ortak Dili: Kalp Dili

Kalp dilini bilmeyenler, kaç dil bilirse bilsin dilsizdirler.

Bir duvar ustasıdır insan: Bedeni kendisine korunaksız bir barınak gibi gelir de ruhunda arşa yükselen bir duvar örer. Gün gelir, kendi eliyle inşa ettiği o duvarı kendisi de aşamaz.

kalp dili

İnsan, hem mahkûm hem de gardiyan… Sözler görüş günü ve hitap esasında insanın insanı ziyaretidir. İnsanlar birbirine duvarların, perdelerin ardından seslenir durur.

Yalnızlık, kusurdur ve her insan bu kusurla doğar. Dünya meydanı, yalnızlar meydanıdır. Birbirine yakın kurulan evler misali, insanlar birbirine yakın yaşarlar da komşunun komşudan, ruhun ruhtan haberi olmaz. İnsanlar, aynı evde yaşayan yabancılardır yahut aynı yatakta yatan komşular. İşte, söz görüş günüdür ve insanlar birbirlerine duvarların, perdelerin ardından seslenir durur.

Bu sesleniş dilin sözünden ziyade, kalbin sözüyle, kalbin diliyle olur. Kalp dili, dünya var olduğu günden bu güne konuşulan en eski dildir. İnsanoğlu, yeni doğan bir bebek gibi kalp dilini de yaşadıkça öğrenir ve konuşur. Lakin öğrenmesi ve konuşması en zor olan dildir kalp dili.

Kalp dili, insanın değil de yaratıcının icadıdır. Bu yüzden dünyanın her yerinde bu dil konuşulur. Alfabesi duygulardandır ve harfleri bazen gözde yaş, bazen yüzde tebessüm olur. Beden, kâğıt; gönül kalemdir: Göz okur, gönül anlar kalp dilini.

İnsan icadı diller, maddi yaşamın devamı ve düzeni içindir. O dilleri konuşmak, çoktan kurgulanmış medeniyet oyununun olmazsa olmazıdır. Hatta birkaç dil bilenler üstün niteliklere ve çeşitli ayrıcalıklara haiz olurlar. Çok dil bilmekle övünürler, çok dil bildikleri için sırtları sıvazlanır. Çok dil bilmenin insana tek faydası, yukarıda bahsettiğimiz gibi maddi yaşamı daha kolay ve yaşanılası kılmasıdır. Belki çok dilli olmak kültür bakımından da büyük ayrıcalıklar sağlıyordur. Mesela en büyük faydası, kişinin kendi kültürüne benzer ya da uzak diğer kültürleri de tanıması ve etkileşimde bulunmasıdır. Ancak bütün bunlar yine maddi kültürün tezahüründen ibarettir.

Kalp dili, yeryüzünden silinmiş ya da yaşayan onca dilin içerisinde aslında insanın ana dilidir ve kalp dilini bilmeyenler, kaç dil bilirlerse bilsin dilsizdirler. Çünkü maddi yaşam beden için hayatiyet arz ederken, maddi diller bu yaşamın temelini oluşturur. Kalp dili ise ruh ve dolayısıyla manevi yaşam için hayatiyet arz eder ve temelini oluşturur.

Evlilikler, dostluklar, akrabalıklar… Hülasa kalp dili, ikili ilişkilerin de görünmeyen yüzüdür. İnsanlar, bu dili konuştukları ölçüde birbirini anlayabilirler. Ve ancak bu dili konuşan insanlar mutlu olabilirler.

İnsan, uzun süre konuşmadığı dili unutmaya mahkûmdur. Kalp dili de konuşulmadığında unutulur. Onu unutan kişi, yaşamı için mutsuzluk besler iken; hatırlayan mutluluk hasat eder.

Unutmayınız!

Kalp dili, insanlığın ana dilidir ve onu ancak erdemliler konuşur. (!)