Meme Kanseri Nasıl Erken Teşhis Edilir?

Erken teşhis, her hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de çok önemli. Özel Universal İtalyan Hastanesi, başlattığı  “Meme Muayenesi” kampanyası ile Ağustos ayında da hayat kurtarmaya devam ediyor.

kylie_minogue_meme_kanseri_gogus erken teshis meme kanseri gogus kanseri
2005 yılında meme kanserine yakalanan Kylie Minogue erken teşhis sayesinde kanseri yendi.

Meme Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

Özellikle son yıllarda meme kanserinin yaygınlaşmasına karşı Özel Universal İtalyan Hastanesi Meme Merkezi Direktörü Op. Dr. Cem Yılmaz erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekerek, kadınları, meme muayenesi kampanyasına davet ediyor. Yılmaz, muayenenin Ultrason ile yapıldığını belirterek, kadınların kendilerini nasıl muayene edeceklerini ve meme kanseri hakkındaki bilgilerini paylaşarak, kadınları bilinçlendiriyor.

1-23 Temmuz 2011 tarihleri arasında Özel Universal İtalyan Hastanesi’nde gerçekleştirilen meme muayenesi kampanyasında, Op. Dr. Cem Yılmaz, 103 kişiyi muayene etti. Ayrıca Özel Universal İtalyan Hastanesi, Ağustos ayı boyunca da meme muayenesi kampanyasına devam edecek.

Biz de, hem meme muayenesi kampanyasını desteklemek, hem de meme kanseri hakkında bilinmeyenleri öğrenmek amacıyla, İtalyan Hastanesi Meme Merkezi Direktörü Op. Dr. Cem Yılmaz ile bir röportaj yaptık.

Röportaj | Op. Dr. Cem Yılmaz

Yapılan araştırmalara göre çoğu kadın, Meme kanseri olduğunu bilmiyor!

Gülşen Kaş: Memenin yapısı nasıldır?

Op. Dr. Cem Yılmaz: Meme, anne sütünü üretmekle görevli, sütü üreten ve taşıyan kanalcıklar sistemi, meme başı ünitesi ve meme dokusunu çevreleyen bağ dokusundan oluşan bir sistemdir.

Meme kanserinin Türkiye’de görülme sıklığı nedir?

Net bir istatistik ve yıllık vaka sayısı bilinmemekle beraber, meme kanseri Türkiye’nin sanayileşmiş batısında yılda 100bin kişide 40, doğuda yılda 100bin kişide 15 oranlarında ve ortalama olarak 100bin kişide 25 civarında olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bu rakam size az gibi görülebilir ancak, kaba bir örnek vermek gerekirse, “İstiklal Caddesi’nden her gün 1 milyon insan geçmekte ve bunların o anda “400 kadarının meme kanseri olduğu” ve çoğunun bu durumdan haberi olmadığını düşünürseniz, aslında ne kadar çarpıcı bir durum olduğunu anlayabilirsiniz”. Bir başka tanımlamayla da, 8 ila 9 kadından biri ömrünün bir döneminde meme kanseri ile tanışacaktır.

Meme kanseri nasıl gelişir?

Meme Kanseri, çoğu zaman sütü üretmek ve taşımakla görevli dokudan ve onu çevreleyen bağdokusunda gelişen önce hücresel bozulma sonra da kitle gelişimi ve daha ileri noktada da o kitleye ait hücrelerin lenf yolları ve kan dolaşımı ile uzak organlara yayılması ile karakterize bir hastalıktır.

Peki, kalıtsal bir hastalık mıdır?

Pek çok kanserde olduğu gibi meme kanserinde de kalıtsal özellik vardır ancak, ailesel meme kanserleri, tüm meme kanserlerinin %10-15’i kadardır. Bu noktada genel toplumdaki bir yanlış anlamayı da düzeltelim ki, hastalarımdan en çok gelen soru bu yöndedir : “ben meme kanseri oldum kızımda da olur mu?”  “hayır”, böyle bir şey mümkün değil, eğer böyle olsaydı, binlerce yıldır bilinen ve yaşanan bu hastalık sonucunda neslimiz yıllar önce tükenmiş olurdu…

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Meme kanseri nasıl belirtiler verir?

Meme Kanserinde en önemli bulgu, kitle hissidir. Türkiye’de yaygın olarak uygulanmamakla beraber, sistematik kendi kendine meme muayenesi sırasında kadınların eline kitle hissi gelmesi en sık bulgudur. Bunun dışında, meme başının çökmesi, meme derisinde herhangi bir yerde çökme, meme başından “kendiliğinden gelen akıntı” bulunması, meme başında kabuklanma ve memenin herhangi bir yerinde “portakal kabuğuna” benzer kabalaşma bulgusunun bulunması da meme kanserine işaret edebilir. Burada yanıtlanması gereken bir soru da meme ağrısı ile ilgilidir. Meme ağrısı meme kanserli olguların pek çoğunda vardır;  ancak her meme ağrısı kansere işaret etmez. Kadınlarımız panik yapmamalıdır; ancak bu ağrıyı bir işaret, bir fırsat olarak görüp doktora başvurarak muayene olmalıdırlar.

Bu hastalığın tanısı nasıl konur?

Meme Kanserinde tanı, yaygın kanının aksine çok yüksek teknoloji gerektirmez, ancak iyi bir takım çalışması, kadının kendi bedeni üzerindeki değişiklikleri yakından takibi, iyi ve konusunda uzman ve son yıllarda dünyada yaygınlaşan “senolog”meme hastalıkları uzmanı tarafından rahatlıkla tanı konulabilir. Ancak tanıya zor ulaşılan vakalar da olduğu hatırda tutulmalıdır.

Mammografi, meme ultrasonografisi ve ultrasonografi eşliğinde “meme core biyopsi” yöntemleriyle tanıya ulaşmak, günümüzde tanı süresini kısaltmış ve kolaylaştırmıştır. Bir örnek vermek gerekirse, “Avrupa Meme Akademisi’ne akredite bir merkez olan hastanemizde, meme şikayeti ile başvuran bir kadında 24 saat içinde patolojik tanıya ulaşabilmekteyiz ki, bu ülkemiz şartlarında eşine az rastlanır bir başarıdır”. Bu da Avrupa Kanser kriterlerine göre, etkin uygulanan multidisipliner yaklaşımla başarılmaktadır.

Meme kanserinde hastalık, ciddi bir takip gerektirir

Tedavi olmuş hastada hastalık tekrar gelişebilir mi?

Meme Kanseri konusunda unutulmaması gereken, hastalığın ciddi bir takip gerektirdiğidir. Bunun söylenmesindeki amaç, her evrede, her kadında hastalık tekrar edebilir. Ancak bunu azaltabileceğimiz yöntemler var ve bunların en önemlisi, kadının yaşam biçimi ve alışkanlıklarını değiştirmesidir. Kilo almak, spordan ve hareketten uzak bir hayat, alkol ve tütün ürünü kullanımı, sebze-meyveden fakir beslenme gibi etkenler hastalığın tekrar etmesinde etkilidir. Ayrıca bir önemli etken de, kişinin aile ve inanç sistemidir. Bilimsel veriler göstermektedir ki, çevresinde güçlü aile bağları bulunan hastaların hastalıksız sağ kalımlarının uzun olduğunu göstermektedir.

Meme kanseri olmuş ve tedavisi tamamlanmış bir hasta nasıl takip edilir?

Meme Kanseri nedeniyle tedavi almış olan bir kadın ilk 5 yıl içerisinde önce 3, sonra 6 aylık ve sonra da yıllık takiplere alınır. Ancak bu yine takip eden takım tarafından her hastanın özelliğine göre ayrıca belirlenir. Genelde ise 5 yıldan sonra kadında meme kanseri gelişme riski, toplumdaki sağlıkla kadınlara yakındır. Özellikli bir durum gelişmedikçe sıkı takip gerektirmez.

Akreditasyon ve Uluslararası denetime açılmış olan hastaneler, tedavide başarısını arttırıyor.

Tıptaki son gelişmelerden bahseder misiniz?

Meme Kanseri konusunda, son yıllarda akıllı ilaç teknolojilerinin yaygın kullanıma açılması, yeniden meme yapma tekniklerinin yaygın uygulanabilir hale gelmesi ile, kadınların memnuniyetleri ve hastalıksız yaşam süreleri belirgin şekilde artmıştır.

Dünyada yücelen “Meme Merkezi” kavramı, sadece meme hastalıkları ile ilgilenen hekim sayısının artması, hekimlerin uluslar arası denetim ve kıyaslamaya (benchmarking) kendilerini açmaya başlamaları, kadına sunulan hizmetin kalitesini ve başarısını aynı oranda artırmıştır.

Şöyle ki, yaptığı uygulamaları akreditasyon ve Uluslar arası denetime açmamış olan hiçbir merkez ve hastaneye Almanya’daki kadınlar başvurmamaktadır. Gururla belirtmek isterim ki, meme merkezi direktörlüğü görevi şahsıma verilen İtalyan Hastanesi,  Avrupa’daki benzerleri arasında anılmaya başlamıştır ve bu başarı geçtiğimiz günlerde, Girit’te yapılan Meme Kanseri Kongresi’nde Avrupa’lı meslektaşlarımız tarafından takdirle karşılanmıştır.

Meme sağlığı için neler yapılmalıdır?

Vücudumuzda, yaradılışla beraber her organa bir görev verilmiştir. Memenin de görevi bebeği emzirmektir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, 25 yaş altında ilk doğumunu yapan, 2 yıl emziren kadınlarda, doğurmamış veya geç doğurmuş veya emzirmemiş kadınlara göre meme kanseri gelişme oranı daha azdır. Sanayileşen şehirlerimizde ve hızlanan hayatlarımızda, kadınlarımız hayatı ıskalamamalıdır, hayatta her şey yüksek başarı ve kariyer demek değildir. Her kadın, kendi bedeninin ve ruhunun ihtiyaçlarına ve sahip olduğu sistemi de dikkate alarak hareket etmelidir.

Başarı hırsıyla, her sabah yola çıkarken, aslında yarınımızdan nelere veda ettiğimizi hep hatırda tutmalıyız.  Bu elbette kadını depresyona sokmak, onu iş hayatında uzak tutmak amacıyla söylenmiş bir söz değil. Her kadın kendi hayalleri ve gerçekleri arasında bir orta yol bulmalıdır. Ben bugün kimim, yarın kim olmak istiyorum? Sorularını kendine soran ve aile hayatını, cinsel hayatını, hedeflerini, yeme-içme alışkanlıklarını bir potada barış içinde birleştirmeyi başaran kadın, emin olun meme kanseri olsa bile bunların tamamının üstesinden gelebilecek güçtedir. Zaten gerçek başarılı kadın da O’dur.

Dünyada meme merkezlerinin yaygınlaşması, tedavide başarı oranını arttırıyor.

Tedavi şekillerine göre, hangi tedavinin ne zaman yapılması gerekir?

Meme Kanseri tedavileri her hastaya ve onun tümörünün özelliğine göre değişmektedir. Standart bir yaklaşımdan söz etmek mümkün değildir. Ancak bu konuda üzerinde durulması gereken, tedavinin planlandığı merkezde bir tanı ve tedavi rehberi veya algoritmasının izlenip izlenmediğidir. Meme Kanseri tedavisi, tek bir hekimin hasta üzerinde kanaatine bırakılamaz, ciddi bir takım çalışması gerektirir. Bu nedenle dünyada artık, sadece meme hastalıklarıyla ilgilenen hekimlerin bir arada olduğu “Meme Merkezi” kavramı yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de Avrupa ile gerek cerrahi ve gerekse de onkolojik anlamda afiliye ve denetlenen bir merkez olmanın da gurur ve ayrıcalığını yaşamaktayız.

Hastalık meme dışında başka organlara yayılabilir mi?  Eğer hastalık başka organlara da yayıldıysa nasıl bir yöntem izlenmelidir?

Meme Kanseri, yine yakalandığı evre ve tümörün hücresel karakteristiğine göre, yayılım özelliği gösterebilir. Bu durumlarda hastalığın yayıldığı organ ve sisteme göre gerek ilaç ve gerekse de ışın tedavileri uygulamak gerekebilir. Bu konuda da, öncü bir merkez olarak, İtalyan Hastanesi Meme Merkezi, “Tomoterapi” (sağlıklı hücrelere zarar vermeden, tümörün yok edilmesini ya da küçülmesini sağlayan yüksek ışın kullanılan bir teknoloji) sistemi sayesinde vücudun aynı anda birden fazla yerinde hastalık görülse de tedavi edebilme yeteneğindedir. Ancak bu durum da yine etkin takım çalışması ve ciddi bir değerlendirme gerektirir.

“Hiçbir kadın meme kanserinden, memesini kaybetmesin”

Eklemek istedikleriniz?


Meme Kanseri, internet ve televizyonun en güçlü bilgi kaynağı olduğu günümüzde, “ÖCÜ” olarak algılanmamalıdır. Çünkü, “öcü” diye bir şey yoktur ama meme kanseri de bir o kadar gerçektir. Her kadın hayatının bir evresinde meme kanseri gerçeği ile karşılaşabileceğini hep hatırında tutmalı, buna göre kendi bedenini tanımalı ve bir merkeze, sanki okula kayıt yaptırır gibi başvurarak, o hekim ve takımın da kendi memesini tanımasını ve takip etmesini sağlamalıdır.

Kadının işbirliği yapmadığı hiçbir meme kanseri aktivitesi, muayenesi, taraması işe yaramayacaktır.

Biz bu inançla Türk Kadınıyla işbirliği halinde adımlarımızı hem de en sağlamından atarak geliyoruz ki, “Hiçbir kadın Meme Kanserinden, Memesini Kaybetmesin”


Biyografi: Op. Dr. Cem Yılmaz

  • İtalyan Hastanesi Meme Merkezi Direktörü
  • European Academy of Senology: Avrupa Meme Bilimleri Akademisi, Öğretim Üyesi
  • SENA-Turk: Meme Bilimleri Akademisi Fakülte Sekreteri

İlgili yazılar