Tahir Elçi suikaste mi kurban gitti?

Öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin arkasından birçok iddia ortaya atılmaya başlandı… Polislerin 4-5 metre gibi yakın mesafeden yanlarından geçen kişileri vuramaması birçok şeyin sorgulanmasına neden oldu. Peki bu olay nasıl değerlendirilmeli?

tahir elci suikasti suikast mi cnnturk cnn

Hedef Tahir Elçi miydi? Neden vuruldu?

Tahir Elçi 1966 yılı, Şırnak Cizre doğumlu bir hukukçu…

Bildiğimiz üzere Diyarbakır Baro Başkanıydı ve ölmeseydi ya da öldürülmeseydi önümüzdeki süreçte belki de HDP ya da önümüzdeki yıllarda değişen (değişebilecek) ismi ne olacaksa o partinin milletvekili olacaktı…

Kendisi bir Kürt’tü ve yakın zamanda söylediği “PKK, terör örgütü değildir. Silahlı, siyasal bir harekettir.” sözüyle çok tartışılmıştı.

Peki bu söz, onun ölmesini gerektirir miydi?

Hani “ileri demokratik ülke (!)” deyiz ya o yüzden sordum!

Şimdi halkın belli bir kesiminde Elçi için çeşitli şeyler söylendi:

“Hak ettiğini buldu!”

“Ağzından çıkanı kulağı duyacaktı!”

“Burası Türkiye…”

Evet ne yazık ki burası Türkiye! Tahir Elçi bu sözlerinden dolayı mı öldürüldü bilinmez ama eğer bu yüzden öldürüldüyse şu sözleri hatırlatmak gerekir:

Yalçın Akdoğan: Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Mesajları sürecin geleceğini düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.

Mehmet Metiner: Öcalan’ın durduğu yer, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer. İmralı’da çok anlamlı, çok değerli şeyler söylüyor.

Yiğit Bulut: Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.

Yasin Aktay: Öcalan, dünyanın geleceğini iyi okuyup Kürtlerin, PKK’nın önüne yeni hedef koymuştur. Şartlarının iyileştirilmesi talepleri var. Bu talepler normaldir, meşrudur.

Bu kişiler AKP’li siyasetçi; peki Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz 16 Ocak 2013 tarihindeki “Bebek Katili Diyerek Barış Yapılmaz” başlıklı yazısında ne demişti?

“PKK bir terör örgütü değildir”

Acaba diyorum bu ifadelerin karşılığı, etnik kimliğe göre değişiklik mi gösteriyor?

Yoo, hayır bu doğru olamaz! Çünkü Mehmet Metiner, Adıyamanlı bir Kürt siyasetçidir…

HDP’liler daha önceki yıllarda Öcalan’a sevgilerini sunduğunda, bizim bir kısım milliyetçi kardeşlerimiz Türkiye’nin batısında protestolar düzenliyor, HDP binalarını taşlıyorlardı. Ne zaman AKP “Çözüm adına adım atıyoruz” dedi; Öcalan’a “Sn” unvanı verildi, Oslo’da görüşüldü, Dolmabahçe’de görüşüldü, İmralı’da görüşüldü ve AKP’liler Apo için methiyeler düzmeye başlayınca o “makarnacı”, “kömürcü” milliyetçi, mümin kardeşlerimizden ses çıkmamaya başladı!

Herhalde “gaz”ları bitti!..

Çünkü iktidar bu vatandaşlarımızın gazını almasını iyi biliyordu!

Ya da makarnaları, kömürleri çok geldi, bilemem!

Her neyse değerli okurlar, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Tahir Elçi’nin ölümünden sonra şöyle bir ifade kullandı:

“Faili meçhul bizim dönemimizde kalmaz”

Tabi canım, doğru!

Necip Hablemitoğlu

Muhsin Yazıcıoğlu

Hrant Dink

ASELSAN mühendisleri…

Rahip Santora

Uludere Katliamı

Zirve Yayınevi cinayeti…

Bu cinayetler de zaten “Kardeşim Esad” döneminde olmuştu!

Bizde faili meçhuller bitmez değerli okurlar!.. AKP döneminde faili meçhul cinayet oldu, göreceksiniz bundan sonraki yıllarda da olmaya devam edecek.

Neden mi?

Çünkü, Türkiye ne yazık ki “demokratik bir hukuk devleti” olamadı! Bunun içi, Atatürk’ten sonra boşaltıldı!

Bakın seçim sürecinde “AKP’nin vagonu, işbirlikçisi, koltuk değneyi” olarak nitelendirilen MHP, daha önce birçok kez yaptığını yine yaptı.

MHP, AKP’ye yine destek vererek HDP’nin Tahir Elçi’nin ölümüne ilişkin meclise verdiği  araştırma önergesini reddetti.

Şimdi yine “Tahir Elçi öldü mü yoksa bir suikaste mi kurban gitti?” sorusunu soruyoruz kendi kendimize! Bu soruları Türkiye, AKP döneminde de, AKP’den önce de çok ama çok sordu!

O yüzden bırakalım artık bir şeylerin takiyeciliğini de hukuk devleti olmanın gereğini yapalım!

 

PAYLAŞ
Önceki yazıBeşar Esad Türkiye – Rusya krizine ne yorum yaptı?
Sonraki yazıÖzgecan Aslan davası sonuçlandı
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…