İstanbul’da anne ya da engelli olmak

Bu zamana kadar İstanbul’a sayısız kere gidip gelmişliğim vardır, ancak geçtiğimiz sene sonbahardaki ziyaretim bir başka oldu. Neden mi? Çünkü bu kez, çok farklı bir kimlikle tatile gelmiştim: Anne kimliğimle. İşte bu şehrin aslında ne kadar da zorlukların şehri olduğunu o zaman anladım.

anne bebek arabaları istanbul engelli rampalar

İstanbul sokaklarının anne ve engellilere sürprizleri

Almanya’da sokaklara ve cafelere baktığınızda, İstanbul’a kıyasla çok büyük bir fark görürsünüz. Hem de bu öyle büyük bir farktır ki sebebini sorgulamadan edemezsiniz. İşte tam da sebebini sorgulamaya başladığınız noktada, aslında bir değil birden fazla nedene rastlar, yapılabileceklerle ilgili uzun bir liste hazırlarsınız.

foto17LZB0Bu zamana kadar İstanbul’a sayısız kere gidip gelmişliğim vardır, ancak geçtiğimiz sene sonbahardaki ziyaretim bir başka oldu. Neden mi? Çünkü bu kez, çok farklı bir kimlikle tatile gelmiştim: Anne kimliğimle. İşte bu şehrin aslında ne kadar da zorlukların şehri olduğunu o zaman anladım. Sanki şehir, annelerin ve engellilerin ayağına çelme takmak istercesine, bütün hünerlerini sergiliyordu.

İlk çelmeyi, ada motorları atar. Tekerlekli bebek arabasıyla ada motoruna binmeye kalktığınızda, hoplaya zıplaya yanınızdan geçen insanların aslında o anda ne kadar da özgür olduklarını farkına varırsınız. Özgürlüğünüz, bebek arabası tarafından tutsak alınmıştır bir kez ve görürsünüz ki bebek arabasını tek başınıza motorun hizasına çıkartmanızın imkan ve ihtimalleri sıfırdır. Hele ki yalnız bir anne olarak yollardaysanız, işte o zaman en iyi dostlarınızın iskele görevlileri olduğunu hissederseniz. Onlar olmasa, ne bebek arabalı bir anne ne de engelli bir vatandaş olarak o motorlara binilebilir.

anne bebek arabaları istanbul engelli rampalarGönül ister ki tüm problemler, motora binmekle bitsin… Yolcu salonuna kadar ne kapılardan engelsizce geçmek (malum kapılarda yerden bir karış yüksekliğinde engeller var) mümkün, ne de o dar alanda bebek arabasıyla manevra yapmak. Motorlardan nasibinizi aldıktan sonra, İstanbul sokaklarında ayağınıza bir yeni çelme takılır. Bu kez de iki platform arasındaki yüksekliği birbirine bağlayan rampaların, ne derece normlardan uzak olduğunu hissedersiniz. İdeali yüzde beş eğim oranı olan rampalar yerine, yerine göre yüzde yirmilik rampaları görmek, inanılmaz şaşkınlık verir. Malum, bu tarz bir rampadan arabayı yardımsız ve kazasız bir biçimde ne indirmek, ne de çıkarmak, matematiğin kurallarını o an ne denli tekrardan yazmak isteseniz de pek kolay olmaz.

anne bebek arabaları istanbul engelli rampalar

Özellikle alt geçitler konusuna parmak basmak isterim. Her ne kadar her çıkışın bir inişi ve her inişin bir çıkışı vardır diye bize öğretilmiş olsa da gerçek hayatta her inişin bir çıkışı olmuyormuş, bunu anlarsınız. Bebek arabasıyla konforlu bir şekilde asansörle inilen pek çok yer altı geçidinin çıkış kapısında dik merdivenlerin sizleri karşılaması, sizleri bu kez de alt geçit esnafından medet ummaya yöneltir ve el birliği ile arabayı tekrardan yer seviyesiyle buluşturabilirsiniz. Hele ki kimi sokaklarda, kaldırım kavramının en minimalist anlamda yaşatılıyor olması, son darbeyi vurur. Çünkü önünüzde üç tekerlekli bir arabayla, düz bir zemin olmayan, hatta normlar dahilinde genişliğe sahip olmayan bir platformda, sağlıklı bir şekilde yürümenin mümkün olmadığı gerçeği yüzünüze tokat gibi vurur.

anne bebek arabaları istanbul engelli rampalarBir de adı “bebek bakım odaları” olarak geçen bakımdan yoksun odacıklar vardır. Bebek bakım odası kavramı, ne kadar büyük vaat içeren bir kavramsa, odaların kendisi de bir o kadar vaat yoksunudur, hele ki umumi mekanlardan bahsediyorsak. Bir alt değiştirme konsolu ve bir iskemle ile durumun en kestirme şekilde kurtarılmaya çalışılması, gerçekten çok üzücüdür. Hele ki, bu bakımsız bebek bakım odalarından çıkınca, hijyenik ihtiyaçlarınızı gidermek için, işletmelerin paralı tuvaletlerine girmek zorunda bırakılmanız, gerçekten paha biçilmez bir deneyimdir, hele ki bir başınaysanız… Bu çelmelerin ardından aklınıza “Acaba evden dışarıya hiç çıkmasak mı?” sorusunun gelmesi, kuşkusuz olduğu kadar bir o kadar da haklı bir sorudur.

Şimdi en baştaki soruya geri dönecek olursak, Almanya’da sokaklara ve cafelere baktığınızda, İstanbul’a kıyasla gördüğümüz fark nedir? Yollardaki bebek arabalı anne ve engelli insan sayısıdır!

körler için sarı yol bantları istanbul engelli rampalar

Peki onları sokaklarda bu denli yoğun görememizin sebebi nedir? Bunun sebebi, sayılarının az olması kesinlikle değildir. Bunun kök sebebi, onlara sunulan yaşam alanlarının donanımsızlığındandır. Tüm annelerin ve engelli vatandaşlarımızın, sokaklarda bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları dileğimle…

İlgili yazılar

Engelliler için yeni bilimsel ve teknolojik gelişmeler

Dokuz Milyon Engelli Vatandaşa Çözüm Gerek

Müge Anlı ve Sevgi İzi Projesi