Vigeland: Sadece çıplak heykel

Çıplaklık bayağı olmadığı sürece, insana keyif verir. Nü sanatının toplum içinde yaygınlaşması, çıplaklığı normalleştireceğinden cinsel suçları da azaltacağı öngörülür. Oslo’daki Frogner Parkında bulunan Vigeland heykel sergisi dünyanın en büyük açık hava müzesi. Girişin serbest olduğu serginin en büyük özelliği, içindeki 600 küsur  insan figürünün hepsinin tamamen çıplak olmasıdır.

oslo frogner parkı vigeland heykel sergisi açık hava müzesi

Çıplak beden ve sanat

İnsan bedeni, anatomik yapısı, geometrik uyumu ve dokusal görünümü ile insanlara her devirde güzel görünmüştür. Çıplaklık, toplumsal kurallarla belirlenmiş durumlar dışında utanç kaynağı olsa da güzel sanatlarda en çok kullanılan temalardan biridir. İlk olarak Eski Yunanlılar çıplak bedeni sanatla ilişkilendirmiş, hatta zamanla insan vücudunu sanatın asıl ilkesi olduğunu benimsemişlerdi. O zamanlar “nü sanat” kadın bedeniyle olduğu kadar, erkek bedeniyle de ilgiliydi. Kadın bedeninin cinsel tüketime sunulması, modern sanatın ilham kaynağı Rönesans’tan sonra başladı. Bu anlayış Osmanlı sanatında da sıkça kullanılmıştı.

Çıplaklık, zaten elbisesiz olarak doğan ve gömülen insanın en doğal, en masum ve en özgür hali olsa da bazı toplumlarda olumsuz davranışları da tetikleyebiliyor. Zira baskı altında ve kapalı olan bedenin insanoğlunda uyandırdığı merak ve gizem, istem dışı ilgiyi artırır. Fakat, özellikle erkekleri suça teşvik edenin, sadece çıplak bir bedenin uyandırdığı şehvet olduğunu söyleyemeyiz. İnsanoğlu hayal gücü sayesinde kapalı bir bedene hatta hayvana bile şehvet duyabilir.

Loading...

Açık ve kışkırtıcı giyinmenin sorun olduğu bir toplumda, çıplaklığın estetize edilmediğini, yani sanat olarak kabul edilmediğini görürüz. Çıplaklık sanatının yaygınlaşmasıyla çıplaktan duyulan korkunun, dolayısıyla cinsel suçların azalacağı düşünülebilir.

oslo frogner parkı vigeland heykel sergisi açık hava müzesi kadın çıplaklık erkek

Kızgın Çocuk (Sinnataggen)

oslo frogner parkı vigeland heykel sergisi açık hava müzesi

Parkın en ilgi çeken parçası, parkın maskotu olarak da bilinen “Kızgın Çocuk” heykelidir. Kızgın Çocuk bu yüzden parkı hedef alan politik protestoların da adresi olmuştur. Parkın köprüsünde sergilenen 58 eserden biri olan 83 cm’lik bu heykelin üzerine kırmızı ve mor boya dökülmüş, bir kez sol eli altın rengine boyanmış, bir kere de poposuna siyah bant yapıştırılmıştı. Başına gelen en dramatik olay ise 1992 yılında çalınıp iki hafta sonra bulunması olmuştu. Bu olaydan sonra 40 kiloluk bu heykel, bulunduğu kaideye daha sağlam lehimlendi.

Sütun (Monolith)

121 insan bedeninden oluşan ve 17 metre boyundaki Monolith isimli kaide parkın sembolü olarak bilinir. Kendi bulunduğu bu 180 tonluk granit bloğunu şu an bulunduğu yere getiren heykeltraş Gustav Vigeland, bu eser üzerinde 14 yıl çalışmış ve ölmeden kısa bir süre önce tamamlamış. Merdivenle çıkılan bir kaideye kurulmuş eserin etrafında 12 sıra halinde yerleştirilmiş, insan hayatının çeşitli evrelerini anlatan 36 heykel bulunur.

oslo frogner parkı vigeland heykel sergisi açık hava müzesi dikilitaş sütun

Her ne kadar yaşam savaşını sembolize ettiği yazılsa da bu heykelin şekil itibariyle erekte halindeki erkek cinsel organını sembolize ettiği düşünülür. Hatta üzerinde Monolith resmi bulunan Norveç pullarının müstehcen bulunduğu için Amerikan Posta Servisi tarafından adrese teslim edilmediği söylenir.

Norveç’in en sevilen parkı: Vigeland

Vigeland Heykel Sergisi, Oslo’daki Frogner Parkı içindeki Norveçli heykeltıraş Gustav Vigeland’ın heykellerinin sergilendiği bölümdür. Heykellerin popülerliği zamanla tüm Frogner’in Vigeland Parkı olarak anılmasına, hatta parkı haritada Vigeland Parkı olarak aramasına sebep olmuştur.

Vigeland Sergisi’nde bütün eserler Gustav Vigeland’ın tüm hayatı boyunca hazırladığı 600 küsur insan figürü içeren 214 adet granit ve bronz insan heykeli ve 13 adet dökme demir kapıdan oluşuyor. 850 metre boyundaki 320 bin metrekarelik bu serginin sınır duvarı yok. Serginin girişi ücretsiz ve tüm yıl boyunca 24 saat açık.

Her ne kadar bir sanat müzesi görünümünde olsa da, Vigeland’da klasik müzelerdeki gibi sessiz ve dikkatli olmanız gerekmez. Fotoğraf çekebilir, şarkı söyleyebilir, hatta heykellerin üzerine çıkabilirsiniz. Parktaki heykeller aslında parkın mobilyasıdır.

Kadın ve erkek figürlerinin eşit ağırlıkta olduğu heykeller; doğum, ilk gençlik, yetişkinlik, yaşlılık gibi yaşam evreleri ve neşe, hüzün, özlem, kızgınlık, kıskançlık gibi duyguları anlatır. Kimisinde öfkeyle havaya kalkan bir el, kimisinde hayatın ağırlığını omuzlarında taşıyan erkek, torunuyla konuşan dedeyi ya da annesinin sırtına binmiş saç örgüsünü eyer yapmış oynayan çocukları görürüz. Parktaki insan heykellerinin hepsi çıplak olmasına rağmen, hiçbiri cinsel çağrışım içermez.

oslo frogner parkı vigeland heykel sergisi açık hava müzesi

Gustav Vigeland, Frogner Parkı’nı nasıl düzenleneceği ve ne çeşit heykeller yapacağı konusunda zamanın Norveç Hükumetiyle yıllar boyu süren bir savaş vermiş, nihayetinde parkı bugünkü haline getirmeyi başarmıştır. Vigeland Sergisi aynı zamanda tüm heykellerin aynı kişi tarafından yapıldığı tek sergi olmasıyla da ilk ve tek örnektir.

Gustav Vigeland kimdir?

Norveçli marangoz bir babanın oğlu olan Gustav Vigeland (1869-1943) küçükken babasından ahşap oyma sanatını öğrenir, fakat babasının ölümü üzerine dedesinin yaşadığı Vigeland kentine taşınır ve sonradan uzun süre yaşadığı bu kentin adını kendine soyadı olarak alır. Daha sonra Oslo’ya gelip heykeltıraşlık öğrenen Vigeland 20’li yaşlarında Avrupa’yı dolaşıp Paris’te Auguste Rodin’le çalışma, İtalya’da ise antik ve Rönesans dönemi yapıtlarını inceleme fırsatı bulur. 1888’de Oslo’ya döndüğünde heykeltıraşlığı meslek edinmeye karar verir ve ilk eseri Hagar ve İsmail’i tamamlar.


Henrik Ibsen, Arne Garborg, Knut Hamsun, Edvard Grieg, Aasta Hansteen, Fridtjof Nansen gibi zamanın önemli insanlarının büstlerini de yapan Gustav Vigeland 1901’de yapılan Nobel Barış Ödülü Madalyasının tasarlanması yarışmasını kazanmıştır. Hala kullanılan bu madalyanın üzerinde de üç adet çıplak erkek figürü vardır.

1924’de Oslo Belediyesi’yle yaptığı anlaşma uyarınca parkın içindeki evine taşınan Vigeland ölümüne kadar burada sakin bir hayat sürerek park için heykel yapmıştır. Şu anda Oslo Belediye Müzesi olarak kullanılan Vigeland’ın evinde 1600 heykel 420 ağaç oyması, 12 bin çizim ve binlerce mektup bulunmaktadır. 12 Mart 1943’de ölen Vigeland’ın külleri de bu müzenin kulesinde saklanmaktadır.

Cinsel Devrim: Türkiye’nin İlk Çıplaklar Plajı

PAYLAŞ
Önceki yazıVertigo nedir? Başınız neden dönüyor olabilir?
Sonraki yazıKendisiyle savaşan değil, barışık çocuklar yetiştirmeliyiz!

1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul’da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç’te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi’nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim’da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya’ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye’nin Gezi Gençleri’nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.