Atina: Aynada kendi yansımamıza bakar gibi

Ülkemiz insanlarının hiç yadırgamayacağı kentlerden biri Atina olmalı. İnsanları, yemekleri, tepkileri, trafik sorunu bizimkine o kadar çok benziyor ki. Yani bugün Atina’ya gitseniz kendinizi bir yabancı ya da misafir gibi hissetmeniz imkansız; öylesine bizden ve bize yakın.

Atina: Aynada kendi yansımamıza bakar gibi

 

Yunanistan’ın başkenti olan Atina dünyanın en eski kentlerinden biridir. Atina adını kentin koruyucusu ve baş tanrıçası olan Yunan mitolojisi tanrıçası Athena’dan alır. Athena, babası Zeus’un kafasından doğmuş, zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır. Sembolleri olan mızrak savaşı; zeytin dalı barışı ve baykuş da bilgeliği temsil eder.
Batı uygarlığının temeli kabul edilen antik Yunan kültürü, Atina’daki felsefe ve sanat okullarıyla meşhurdur. Yunan filozoflarından Platon’un 4. yüzyılda ders verdiği dünyanın ilk akademisi Akademeia ve Aristoles’in kurduğu, bilinen ilk lise olan Lykeion buradaki en önemli antik okullardır.
Eminim tarih, felsefe ve sanat meraklıları bu kentte çok uzun zaman geçireceklerdir.

Atina: Aynada kendi yansımamıza bakar gibi

Atina göz açıp kapama mesafesinde

Dört gün sürecek Atina yolculuğumda yol arkadaşım yine Kıymet. Uçağımız tam zamanında kalkıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan kalkan İstanbul – Atina uçağı bir saat yirmi dakikada Atina’ya varıyor. Atina Eleftherios Venizelos Havalimanı’nın içinden geçişle metroya ulaşıyoruz. Metro şehir içi ulaşım için en hızlı çözüm. Bu yolculuk yaklaşık elli dakika sürüyor. Metro Syndagma durağına geldiğinde büyük bir grupla iniyoruz. Burası merkezi bir durak ve neredeyse Atina’nın kalbi. Metro istasyonundan çıkınca sağlı sollu simitçiler (simitlerin tadı bizimkinden daha tatlı ve görüntü olarak daha açık renk), mısırcı ve kestaneciler göze çarpıyor. Bir an kendinizi İstanbul’un herhangi bir semtinde hissetmeniz mümkün!
Kalacağımız yer Pláka ve burası Syndagma’dan yürüyerek beş dakika. Oteli bulmak zor olmuyor. Otele giriş işlemlerinden sonra bavulumuzu odamıza yerleştirip başlıyoruz bu kadim kenti gezmeye.

Atina’da görülmesi gerekli yerler

Akropolis: Burası hemen hemen kentin her yerinden görülebiliyor. Zaten akropolis anlam olarak kentin zirvesi veya en yüksek noktası demek. Akropolis’te Parthenon Tapınağı (Athena için bir mabet olarak tasarlanmış) başta olmak üzere Erechtheion Tapınağı (Karyatidler Verandası meşhurdur; orijinalleri Akropol Müzesi’nde), Athena Nike Tapınağı ve Propylaia (antik tapınağın girişi) ziyaret edilecek yerlerin başında gelmektedir.

Atina: Aynada kendi yansımamıza bakar gibi

Akropolis’i gezmeden, hatta Atina ziyaretiniz öncesi kentin tarihine göz gezdirirseniz, buranın hazin öyküsünü daha iyi anlayabilirsiniz.

Akropolis Müzesi: Akropolis çıkışı göreceğiniz müze oldukça aydınlık ve ferah. Müzenin ilk katında yer cam döşeme kaplı ve ayaklarınızın altında müze inşa edilirken ortaya çıkarılmış kalıntıları görebilirsiniz. Müzenin her yerine Akropolis kazısından çıkarılmış eserler yayılmış. Üst katta izleyeceğiniz on beş dakikalık video gösterimiyle Parthenon heykelleri hakkında oldukça iyi bilgilenebilirsiniz.
Ulusal Arkeoloji Müzesi: Antik Yunan sanatıyla ilgili rakipsiz bir hazineye sahip olan müze kesinlikle Atina ziyaretçisinin ilk gezmesi gerekli yerlerden biri. Müzenin giriş katındaki Miken Salonları’nda sergilenen MÖ 15 – 14. yüzyıllarından kalma çeşitli eşyalarla birlikte cenaze töreninde kullanılan altın Agamemnon’un Maskesi ve Klasik koleksiyon içinde yer alan bronzdan yapılmış Poseidon Heykeli görülmesi gerekli eserlerin başında.

atina-aynada-kendi-yansimamiza-bakar-gibi

Syndagma Meydanı (Anayasa Meydanı): Syndagma son derece önemli bir merkez. Metro ve otobüs aktarmaları buradan yapılıyor; deniz kenarına (trenle yaklaşık yarım saatte gidiliyor) ve Pire’ye giden taşıtların durakları da burada. Yani her şekilde kendinizi Syndagma’da buluyorsunuz. Parlemento Binası (Voulí) Syndagma Meydanı’nın hemen üstünde yer alıyor. Meçhul Asker Anıtı’nın önünde her saat başı nöbet teslimi yapan Yunan ordusunun püsküllü başlıklı ve çoraplı, etekleri ve tozluklarıyla kaz adımı yürüyen piyadeleri görülmeye değer.

Atina: Aynada kendi yansımamıza bakar gibi

Parlemento Binası’nın biraz ilerisindeki Ulusal Bahçeler ise kentin kaosundan kaçıp yeşile ve kentin çehresini değiştirmiş olan turunç ağaçlarını görebileceğiniz bir yürüyüş yolu aynı zamanda.

Kolonáki: Syndagma’dan yukarı doğru yürüyünce Neoklasik saraylarda elçilik ve müzeler yer alıyor. Caddeden biraz içerilere doğru girince de Kolonáki’ye ulaşılıyor. Kolonáki kentin en şık yerleşim ve alışveriş bölgesi. Sokaklara kadar taşmış kafeler, mağazalar ve lüks butikler arasında dolaşırken değişik bir Atina manzarasıyla karşılaşıyorsunuz.

Monastiráki: Burası adını merkezindeki meydanda bulunan küçük manastır kilisesinden almış. Osmanlı zamanından beri pazar yeri olan ve yer yer bu atmosferi sürdüren bölgede alışveriş için birçok mağaza var. Özellikle pazar günleri kurulan bitpazarıyla ünlü. Ne yazık ki dünyanın birçok kentinde olduğu gibi bu kentte de dilenciler ve evsizler var. Bitpazarının yan tarafında, insanların geçiş yerleri boyunca evsizlerin topluca yerlere kurulu yataklarını görebilirsiniz.

Pláka: Birçok sokağı trafiğe kapalı olan Pláka oldukça turistlik bir yer. Kendinizi bir anda Bodrum’da da sanabilirsiniz. Yunan Halk Sanatları, Atina Üniversitesi Müzesi, Yunan Çocuk Müzesi gibi birçok müzeyi burada ziyaret edebilir, hediyelik eşya alabilir ya da tavernalarda yemek yiyebilirsiniz.

Atina’da yeme – içme

Atina’da neredeyse her yerde lokanta, pastane ve kafe var. Yeme – içme kültürleri, hatta bazı yemeklerinin isimleri bizimkine öylesine çok benziyor ki. Örneğin, tzatziki, sulandırılmamış cacık (garson tarafından ekmekle yenilmesi şiddetle tavsiye ediliyor). Dolmades, dolma; keftedes, köfte; moussaka, musakka (bizim musakkalardan farkı üzerine beşamel sos dökülüp fırında pişirilmesi); boureki, börek.

Benim favori yiyeceğim Greek salad (Yunan salatası) oldu. En güzel salatayı da Akropolis manzaralı Benaki Müzesi’nin teras kafesinde yedim. Bu mevsimde domates, özellikle de salatalık yemediğim için bana çok iyi geldi. Domates, salatalık, kapari, biraz yeşillik, halka doğranmış kırmızı soğan, zeytin (pek güzel olduğu söylenemez), feta cheese (bir çeşit beyaz peynir), zeytinyağıyla yapılan salata yemek öncesi geliyor.

Souvlaki bildiğimiz şiş kebap; gyros da döner. Genellikle souvlaki ve gyros domuz etinden yapılıyor ama koyun ya da tavuk etinden yapılmış olanını bulmanız da mümkün. Taze deniz ürünleri, özellikle morino balığı Atina’da yiyecek alternatifleriniz içinde.

Kuşkusuz tüm bu yiyeceklere Yunanlıların geleneksel içkileri uzo eşlik ediyor.
Atina’ya gitmeden önce Frappe’nin çok içildiğini duymuştum. Evet, neredeyse herkesin elinde Frappe gördüm. Ben soğuk kahve sevmem ama yine de şekersiz Cappuccino Freddo’yu denedim. Kesinlikle bitiremedim; şekersiz sıcak kahve içmeye devam!

Atina’da alışveriş

Atina’da sokak aralarında gezerken değişik takılar, sandaletler, zeytinyağı satan dükkanlar görebilirsiniz. Alternatif hediye olarak Akropolis Müzesi’nin mağazasından değişik takılar ve çantalar bulabilirsiniz. Sakız Adası’ndan gelen ürünlerin satıldığı Mastiha Shop’taysa el kremi ve diş macununu kesinlikle tavsiye ederim. Hepimizin bildiği Kavala kurabiyesinden pastanelerden bulabilirsiniz ya da havaalanından satın alabilirsiniz.

Atina yolcularına son notlar

• Yerel insanlarla alışveriş yaparken ya da yemek yerken mümkün olduğunca sohbet yapmaya çalışın. Hepsi de oldukça içten ve iyiniyetli. Kıymet’le aramızda Türkçe konuştuğumuzu duyunca hemen bir iki kelime Türkçe konuşmaya çalıştılar ya da Türkiye’de akrabaları olduğunu söylediler.
• Atina birçok Avrupa ülkesine göre ucuz ama ülkemizden de ucuz değil! Birçok yerde pazarlık yapabiliyorsunuz. Eğer parayı peşin verecekseniz indirim daha fazla olabiliyor.