Lunaparkın bozuk aynalarının görüntüsünde renkler

Lunaparkın bozuk aynalarındaki gibi şimdi tüm zamanlar. Her gün kaosun bir derecesi artarak insanlık dışı sahnelere ve akıl almaz haberlere şahit oluyoruz. Gün geçtikçe artarak da devam edecek…

Yeni yalan zamanların renklerine uyanışı

Tüm zamanları maviye boyamak istiyorum sonra kırmızıdan biraz çalıp mora bulandırmak… Sonra düşünüyorum kırmızıdan çalsan ne fayda bu yeni yalan zamanlarda mavilerden bir mor etmedikten sonra…

Lunaparkın bozuk aynalarındaki gibi şimdi tüm zamanlar… Aynalar, saatleri ya hep bir fazla ya da bir eksik göstermekte… Mavi kırmızıdan hesap soramıyor bile çünkü artık o da renginin ne olduğunu bilmiyor… Lunaparkın bozuk aynalarının görüntüsünde renkler birbirine karıştığı kadar akisleri de yanlış göstermekte. Hal böyle olunca aynaya yansıyanlar, bizi bize göstermediği gibi renklerimizi de yanıltmaktalar… Sanıyorum bu, en çıkmaz tarafı olsa gerek… Renklerimizin  kendinden bir haber olması, ona rengini gösterecek doğru aynayı bulamaması…


Her şey öyle karıştı ki… Bu kaosun içinde saatler bile yönünü şaşırdı, doğruyu hep ya iki fazla ya iki eksik göstermekte… Yirmi birinci yüzyıl, insanın renklerine olan hasretidir bence… Her şey o kadar renksizleşip tek düzeleşti ki ruhlarını kaybeden ama yaşadığını zanneden insanlar topluluğu olduk. Yaşanan hız çağıyla her şeyin kolaydan avamlaşıp, değerlerin sıfırı tüketmesi ve bir virüs gibi toplumu saran bencillik ve egoizm, dokunduğu her şeyi renksizleştirdi…


Bu matrix’ten kendini kurtarmayı başaran sayılı bir azınlık biraz daha dışında kalmayı başardı. Şimdi onlar her gün küllerinden yeniden doğarak bize kaybettiğimiz renklerimizi gerek yazdıkları şarkılarla, gerek çektikleri filmlerle ve gerek toplum için yaptıkları değerli çalışmalarla bireysellikten kurtulan bilincin toplumsallığa uzanan hikayesini anlatmaktalar.

Biliyoruz ki bu bir artık son çağ… Zaman insanı zorluyor, insanlık şimdi öyle bir köprüden geçiyor ki artık geçip geçmemek insafına kalmış değil. Her gün kaosun bir derecesi artarak insanlık dışı sahnelere ve akıl almaz haberlere şahit oluyoruz. Gün geçtikçe artarak da devam edecek…


Bu dönemde bilinçlerini yükselterek kollektif bilincin önemini kavrayanlar ancak sistemde kendilerine yer bulabilecekler ve kaosun artmasıyla karşılaştığımız sahneler karşısında etkilenmemeyi başarabilenler hayatlarına devam edebilecekler. İnsanlığın çok zorlandığı bu zamanlarda, hiçbir dönemde insan bu kadar kendini keşfetmek ve gerçekleştirmek için zorlanmamıştı… Şimdi köprüden geçme zamanı… Bu yeni yalan zamanların belki de renklerine uyanışı…


Gizem Serra Sözen
2006 yılında tanıştığım Mevlana’nın Mesnevisi ile manevi yolculuğum başladı diyebilirim. Manevi değerleri her zaman maddi değerlerin önünde tutan bir anne ve babayla büyüdüğüm için maneviyata yakın bir genç olarak büyüdüm, bu yüzden kendimi hep şanslı gördüm. Çünkü hayattaki en yakın iki rol modelim hal ehli insanlardı. Şimdi cüz-i irademle öğrendiklerimin üstüne her gün bir yenisini daha ekleyerek burada sizlerle paylaşmayı diliyorum… Söz uçar, yazı kalır… Biz en iyisi her ay yazılarda buluşalım…