Aşırı aktif mesane hastalığı nedir? Ne yapmalı?

Aşırı aktif mesane sendromu (AAMS) genellikle mesane kontrolünün kaybı olarak tanımlanıyor, her 5 kadından ve her 7 erkekten birinde görülüyor.

asiri-aktif-mesane-hastaligi-nedir-ne-yapmali

İdrar kaçırmanın risk faktörleri arasında obezite, sigara, vasküler (dolaşım) hastalıklar, genetik yatkınlık, menopoz, böbrek hastalığı ve diyabetin bulunduğunu söyleyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Gülpınar; “Aşırı Aktif Mesane Sendromu sıkışma hissi, sık sık idrara çıkma, tuvalete yetişememe ve altına kaçırma korkuları ile kendini gösteriyor. Çoğunlukla kadınları etkilemekle birlikte, erkekleri de ilgilendiren sorun, cinsel, fiziksel, psikolojik, sosyal, mesleki açıdan yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürüyor” diyor.

Aşırı aktif mesane böbrek yetmezliğine sebep olabilir

Uzmanlar “Aşırı Aktif Mesane” olarak adlandırılan sık idrara çıkma probleminin böbrek yetmezliğine sebep olabileceği konusunda da uyarıyorlar.

Aşağıdaki soruların en az birine “evet” cevabını veriyorsanız aşırı aktif mesane hastalığı için bir üroloji uzmanına başvurmamız gerekir.

  • Aniden sıkışarak tuvalete gidiyor musunuz?
  • Gittiğiniz her yerde tuvalet arıyor musunuz?
  • Geceleri tuvalete gitmek için uyanıyor musunuz?
  • Zamanında yetişemeyip idrar kaçırıyor musunuz?

Tuvalete yetişemeyeceğim kaygısı kırık riskini arttırıyor

Aşırı Aktif Mesane (AAM), işten ayrılma, erken emeklilik ve depresyon sebebi. AAM, genç yaşta okul başarısını etkiliyor diyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Gülpınar; “İdrar kaçırma 40 yaş üstünde cinsel hayatı bitiriyor. Hatta öyle ki AAM olanlarda depresyon riski diğer insanlara göre 3 kat fazla. AAM, kadınları ve erkekleri erken emekli olmaya zorluyor, seyahate çıkmayı engelliyor, insanları sosyal olmaktan koparıyor. Tuvalete yetişemeyeceğim kaygısı ile hareket eden AAM hastalarında düşme riski %26, kırık riski %34 daha fazla. AAM toplumun neredeyse 6’da birini etkiliyor ama hekime başvurma oranı oldukça düşük. En çok kadınlarda görüldüğü düşünülüyor ancak veriler, erkeklerde de görülme oranının kadınları yakaladığını gösteriyor” bilgilerini veriyor.

İdrar kaçırma sorunu olanlar kafeinli, asitli, alkollü içeceklerden uzak durmalı

Alınacak önlemler ve koruyucu tedavi yöntemleriyle bu sorundan kurtulmanın mümkün olduğunu söyleyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Gülpınar; “Tedavide birinci basamak aşırı aktif mesaneye neden olabilecek kafeinli, asitli, baharatlı ve alkollü içeceklerin kısıtlanması. Sıvı alımının dengelenmesi, işemeyi belli saatlerde yapma ve pelvis taban egzersizleri idrar kaçırmaya karşı alınacak önler arasında sayılabilir” dedi.

İdrar kaçırmaya toksinli çözüm

Pelvis taban egzersizleri yapın: Pelvis taban egzersizleri, doğru kasların düzenli bir şekilde kasılması hekim tarafından hastaya öğretilirse kontrolsüz kasılmaların ortadan kaldırılmasında sıklıkla başarılı sonuçlar vermektedir.

Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız bırakmak için yardım alın.


Daha çok lif tüketin: Beslenmenize daha çok lifli gıda eklemek ya da lif takviyeleri kullanmak, idrar tutamama için bir risk faktörü olan kabızlığın önlenmesinde yardımcı olabilir. Doktorunuz, bir önlem olarak, mesane sorununuza bağlı olmak üzere, daha az ya da daha fazla su içmenizi önerebilir.

Kilo verin: Diyet ve egzersizle kilo vermenin idrar kaçırmayı azalttığı çalışmalarda gösterilmiş.

Tedavi olun: Basit günlük alışkanlıkları değiştirerek ya da ilaçla tedavi olunamayan durumlarda enjeksiyon tedavisinin etkin sonuçlar verdiğini belirten Gülpınar “20 dakika gibi kısa bir uygulama ile mesane kasına botulinum toksin enjeksiyonunun yapıldığı uygulama son yıllarda etkin sonuçları aldığımız bir tedavi yöntemidir. Yöntemin etkisi hastalar arasında değişebilmekle birlikte, ortalama 6 ay sürmektedir. Tedavinin hasta üzerindeki etkisi geçtiği zaman yeniden enjeksiyon yapılabilir. Böylece soruna neden olan mesanedeki istemsiz kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Birçok tıbbi çalışmada, bu yöntemle idrar kaçırma sıklığının azaldığı, hastanın yaşam kalitesinin yükseldiği rapor edilmiştir” dedi.