Aslında zordur yazmak

Aslında çok zordur yazmak. Öyle sanıldığı gibi iki karalarım ne olacak değildir bu iş. Öyle kolay değildir yüreğindekini kelimelere, satırlara dökmek… Sanılır ki yazar olmak çok kolaydır bir hikâye bul yaz, oldu bitti…

Aslında zordur yazmak

Bir noktada haklı bulabilirim böyle düşünenleri. Buna sebep olarak günümüzde bazı kitaplar hiçbir edebi özelliği olmamasına rağmen o kadar çok popüler kültürün kanatları altına sığınarak iş yapmasını gösterebilirim. Görürsünüz kitapçıların en çok satanlar listesinde Grinin Elli Tonu, Alacakaranlık serilerini. Benim gibi edebiyat severlerin yüreğine kocaman bir taş oturur. Çünkü içeriğinde salt aşk ya da cinsellik yüklü bu kitapların edebiyatın e’siyle alakası yoktur. Ancak tüm gençlerimiz okur bu kitapları ve kendini kitap-okur varsayarlar. Hâlbuki ne tatlar, ne dünyalar kaçırırlar popüler kültürün yarattığı kitapları okurken. Acaba hiçbir dünya klasiği okumuşlar mıdır bu gençlerimiz? Bir Charles Dickens bir Dostoyevski geçmiş midir hayatlarının bir noktasından. Ya da hiç Türk klasiği okumuşlar mıdır mesela bir Tevfik Fikret ya da bir Nazım Hikmet. Bu kitapların hepsinin içinde bir felsefe vardır okuyucusundan okuyucusuna değişen ya da değişmeyen. Ama hep bir bakış açısı, bir hayat görüşü, yeni bir pencere ve hatta hayatın hangi noktasında olursanız olun kendinizi sorgulatacak, gerektiğinde yargılatacak kurgulara sahiptir bu eserler.

Yani kolay değildir yazmak. Öyle vampir sevgililere ya da ultra milyarder aşklarına yapmaya benzemez yazmak. Yazmak, bir sanattır. Ve tabii ki sanatın her bir dalı gibi yazmak ta öyle kolay yoldan para kazanılacak bir işmiş gibi görülmemeli. Yoksa içinde, bu sanatın aşkı yazmayacaksın. Yoksa okuyucuya verebileceğin bir bakış açın hiç girmeyeceksin bu işin içine.

Sevgili gençler benim sitemim sizlere değil. Elbette popüler kültür kitaplarını okuyabilirsiniz. Ancak onları okurken sırtınızı hayatınızı inşa ederken size bir tuğla yardımında bulunacak olan kitaplara dönmeyiniz, onları görmezden gelmeyiniz. Unutmayın ki bir kitap bin hayat değiştirebilir.

Şimdi naçizane sizlere bir kitap listesi sunmak isterim. Eğer bu kitapları okursanız ne demek istediğimi anlayıp bana hak vereceğinize eminim şimdiden iyi okumalar dilerim….

  1. Nutuk- Mustafa Kemal Atatürk
  2. Bülbülü Öldürmek- Harper Lee
  3. Deniz Feneri- Virginia Woolf
  4. Muhteşem Gatsby- F. Scott Fitzgerald
  5. Fahrenheit 451- Ray Bradbury
  6. Don Kişot- Cervantes
  7. İki Şehrin Hikayesi- Charles Dickens
  8. 1984- George Orwell
  9. Gurur ve Önyargı- Jane Austen
  10. İlyada ve Odysseia- Homeros
  11. Puslu Kıtalar Atlası- İhsan Oktay Anar
  12. Tutunamayanlar- Oğuz Atay
  13. Fareler ve İnsanlar- John Steinbeck
  14. Dava-Franz Kafka
  15.  Küçük Prens- Antoine de Saint-Exupery
PAYLAŞ
Önceki yazıABD Ankara Büyükelçiliği’nin dokunulmazlık açıklaması
Sonraki yazıRuhsuz vapurlar sardı İstanbul’u, bi Cisim yaklaşıyor Boğaz’a
01 Ekim 1986 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde doğdum. Eğitim hayatıma Farabi İlkokulu’nda başladım ve 2.likle de bitirdim. Ortaokulu ise 21. Yüzyıl Koleji’nde okul 3. lüğüyle bitirdim. Liseyi Hasan Şadoğlu Lisesi’nde tamamladım. Ardından üniversite hayatı geldi. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünü 2009 yılında bitirdim. Felsefe bölümünün yanı sıra psikoloji bölümünden de yandal yaptım. Üniversite hayatım boyunca birçok seminere katıldım. Bunlardan bazıları; 1. Etik ve İnsan Hakları Konferansı (İngilizce) , Konuşmacı, 2009- Norveç Oslo Üniversitesi Felsefe öğrencilerinin katılımıyla, 2. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 60. Yılında İnsan Hakları: Hepimiz için Onur ve Adalet, Asistan, Maltepe Üniversitesi, 2008, 3. Aydın Doğan Vakfı 19. Genç İletişimciler Yarışması, Birincilik Ödülü, Asistan( Milliyet Gencim), 2008, 4. İlköğretim Okulları Ders Kitaplarında İnsan Hakları Araştırması, Tarih Vakfı düzenlemesiyle, Asistan, 2008, 5. İnsan Hakları Çalışma Projesi, Sunucu, Maltepe Üniversitesi, 2007, 6. Aile Eğitimi Çalıştayı, Maltepe Üniversitesi. Bunun yanı sıra Star TV’de staj yaptım. Mezun olduktan sonra ilk olarak Hedef Dershaneleri’nde felsefe öğretmenliği yaptım. Hemen ardından Fen Bilimleri Dershanesi Çekmeköy şubesinde rehberlik öğretmenliği görevime başladım. Diğer döneme Fen Bilimleri Dershanesi’nin Kadıköy şubesine aynı görevle geçiş yaptım. Aynı sene Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünde yüksek lisansıma başladım. Yüksek lisanstan sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde pedagojik formasyon eğitimimi tamamladım. Ayrıca “Pozitif Koçluk” eğitimimi de aynı yıllarda tamamladım. 3 yıl boyunca Fen Bilimleri Dershanesi’ndeki görevimi sürdürmemin ardından Denizatı Koleji’nde rehberlik öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Çalışma dönemimde “Çocuklar için Projektif Çizim Testi” eğitimimi tamamladım. Bu kurumda da 2 yıl görevime devam ettim ardından kendi isteğimle görevimden istifa ettim. İstifa etmemdeki amaç, öncelikle uzun zamandır kullanmadığım için gerileyen İngilizcemi ilerletmek için kursa gitmekti. Bunun dışında felsefeci olmam dolayısıyla kendi alanımda çalışmak istememdi.