Başkanlık gelirse Zeki Müren de bizi görecek mi?

Parlamenter sistem neden yeterli değil? Türkiye’ye gelecek ya da gelebilecek bir başkanlık neleri değiştirecek? Örneğin, Can Dündar’lara kurşun sıkmalar bitecek mi, özgürlüklerimiz genişleyecek mi ya da Zeki Müren de bizi görecek mi?

Başkanlık gelirse Zeki Müren de bizi görecek mi?

Türkiye’de son yıllara damgasını vurmuş bir kavram: Başkanlık…

Nedir bu başkanlık? Neden başkanlık bu kadar çok isteniyor bu ülkede?

Tek işimiz başkanlık mı?

Başkanlık, dünyada bazı ülkelerde var olan bir sistem. Bunlardan en önemlisi de ABD’de var olandır herhalde.

Çünkü dünyanın “süper gücü” konumunda olan bir ülke.

Bu ülkeye, bugüne kadar birçok tanımlama yapılmıştır. “Fırsatlar ülkesi”, “özgürlükler ülkesi” gibi…

ABD’de, evet bir başkanlık var ve bu sistemin içinde senato var, temsilciler meclisi var. Yani denetlenebilirliği olan bir yapıya oturuyor.

Hemen (özet olarak) bir örnek verelim…

Nisan ayının son günlerinde ABD senatosunda Güney Carolina Senatörü Graham, ABD Savunma Bakanı Carter’a PYD ve YPG’nin, PKK ile bir bağlantısı olup olmadığını sordu. ABD Savunma Bakanı Carter da, bağlantı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.

Mesele bakanın kabul edip etmemesi değil! Bunu sağır sultan bile biliyor! Hatta ben de bilinmeyen (!) bir şey söyleyeyim bu bakana: ABD; PYD, YPG’ye destek verdiği gibi, nasıl ki daha önce El Kaide’ye yardım ettiği gibi, daha önce nasıl ki PKK’ya destek verdiği gibi bugün de destek vermektedir…

Neyse, bunu başka yazılarda yazarız yine, gelelim şu başkanlığa…

Türkiye’de gerçekten ülkeyi yöneten birine, sen çıkıp da bugün böyle bir soru yönetebilir misin?

“Evet” diyenlerin aklına şaşarım!..

Sen bu ülkede hem de böyle bir parlamenter sistemde; daha meclise Sayıştay raporlarını getirip tartışamazken, başkanlık sisteminde çıkıp, adama bu soruyu soracaksın…

Adam çıkacak, “Anayasaya bağlı kalacağım, tarafsız olacağım!” diye yemin edecek, sonra gidip naylon barakasında (!) kaymakamları toplayıp, onlara “Gerekiyorsa mevzuatı yok sayın!” diyecek!

Mevzuatın yok sayıldığı bir yerde “tek adam” modelinin gelmesi durumunda neler olabilir?!

Şimdi adamlar çıkıyor ve “Türk tipi başkanlık” diyorlar. Bu ülkede “Türk tipi” diye bir şey olmaz, olamaz! Türkiye’de merdiven altı yapılan kaçak “Türk tüpü” olur ancak!

Yani bu tüp ya da tip ne derseniz artık, bu ülkede bomba gibi patlar! Çünkü temeli yoktur! Temeli olmayan bir yapılanma da çöker.

Peki başkanlık, Türk halkının sosyal yaşamında neleri değiştirecek?

Acaba başkanlık gelirse devlet, vatandaşına kazık atmayı bırakır mı?

Soma’da madende ölen insanların ailelerine verilen sözler tutulur mu ya da Ermenek’te?

Acaba Ali Ağaoğlu karanfilin anlamını öğrenip gül yerine karanfil koyabilir mi?

İstanbul Mecidiyeköy’deki Torunlar inşaattaki 10 kişinin hayatını kaybettiği gibi işçi ölümleri biter mi?

Başkanlık gelirse terör biter mi?

Ermenek’teki Recep Amca’ya kara lastik yerine bir kundura ayakkabı hediye edilir mi?

Basın özgürlüğünde 180 ülke arasında son sıralarda olan Türkiye’de Can Dündar’lara kurşun sıkmalar, tehditler biter mi, ceza evinde tutuklu gazeteci kalır mı?

Bu soruları herkes sormaz; bunun yerine, bugün sorgulamayı (!) seven bazı vatandaşlarımız şunu sorar: “Zeki Müren de bizi görecek mi?”

Ben söyleyeyim: Hayır, Zeki Müren sizi görmeyecek ve size bir şey olmayacak, emin olun; ama biz ve bizim gibiler yaşları kadar önceye gidip ebemizi göreceğiz, buna emin olabilirsiniz, sevgili şakşakçılar!..

PAYLAŞ
Önceki yazıKendini bil! İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir!
Sonraki yazıMaltepe’de patlama oldu!
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…