Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin öncüsü: Atatürk

Bu makalenin tamamı; Işık Binyılı Derneği ve Stevens Teknoloji Enstitüsünün ABD New Jersey’de 19-20 Nisan 2013 tarihleri arasında düzenlenen “Binyılın Kalkınma Hedeflerinin Öncüsü: Atatürk” isimli, Uluslararası Konferansta sözel bildiri olarak sunulmuştur.

Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin öncüsü: Atatürk

Birleşmiş Milletler’in gençlik ve sporu artarak teşvik eden programı ve Gençlik ve Spor Bayramı’nın doğuşu

Bu çalışmanın amacı; Atatürk’ün gençlere armağan etmiş olduğu 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının, anlam ve öneminin vurgulanması, geçmişten günümüze kadar spora ilişkin uygulamaların tespit edilmesi ile Birleşmiş Milletlerin Binyılın Kalkınma Hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi olacaktır.

Birleşmiş Milletler’in 2000 yılında 2005 için öngörmüş olduğu Binyılın Kalkınma Hedefleri; milyonlarca insanı yoksulluktan çıkarmaya, hayat kurtarmaya ve çocukların okula gitmesine yardımcı olmaya, kadınların ve kızların güçlendirilmesinde; sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilmesinde; çatışmalar ve birçok krizin yıkıcı etkilerine karşı, en savunmasız durumda olanların korunmasında hızlıca ve acilen kat edilmesi gereken çok yol olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, Binyılın Kalkınma Hedefleri her bir ülke nezdinde ve ulusal düzeyde hükümetler/iktidarlar tarafından resmi bir politika olarak ülke ve toplumun gelişmesi ve geleceğinin güvenceye alınması amaçlı da ilk resmi ve BM düzeyinde yaptırıcı gücü olan ve vizyonu asan kapsamlı bir aksiyon planıdır da.

Dünyadaki ilerleme ve gelişmelerin ekonomik göstergelerin en aşağısında olanları veya cinsiyet, yaş, engel durumu ya da etnik köken gibi sebeplerden dolayı dezavantajlı durumda olanları atlama eğiliminde olduğu bilinmektedir. Kentsel ve kırsal alan arasındaki farklarin ürkütücü boyutlara ulaştıkları görülmektedir. Hedeflere ulaşmak için, herkese erişebilen ve herkesin, özellikle de yoksul ve dışlanmış olanların, ekonomik fırsatlardan yararlanmasını sağlayacak eşitlikçi ve kapsayıcı bir ekonomik büyümenin sağlanması gerektiği ifade edilmektedir.

Binyılın Kalkınma Hedeflerinin (2015) çağımızdaki yaşam kalitesi ve değerlerine bakıldığında “sosyal koruma temeli” çizgi ve çıtasını henüz aşamayan hedefler olduğu görülmektedir.

Birleşmiş Milletlerin günümüzde ortaya koymuş olduğu hedef ve politikalarının benzeri olarak, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk’ün, sosyal, ekonomik ve kültürel yönden yıkılmış – çökmüş ve tarihinin perdesinden silinmiş olan bir imparatorluğu, çok kısa zamanda büyük işler başararak, çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltecek nitelikteki köklü devrimleri dünyadaki birçok ülke tarafından örnek alınmaktadır. Atatürk’ün tüm dünyada kabul gören en önemli yenilik ve yaklaşımları arasında gençliğe verdiği önem dikkat çekici özellikler taşımaktadır.

Türkiye’deki Gençlik ve Spor faaliyetlerinin, Atatürk öncesi, Osmanlı’nın son dönemi, (1900-1922 ) Türkiye Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardaki Atatürk dönemi (1923-1938) ve Atatürk sonrası dönemlere ait mevcut durum değerlendirilmesi yapılarak, “bölgesel ve uluslararası boyutta” öncülüğüne paralel, uygulamalardaki temel eksik ve hatalar bazında iyileştirmeye-geliştirmeye yönelik öneriler/görüşler analitik bir perspektif den sergilenerek sunulacaktır.

Bu çerçevede; Atatürk’ün gençlik ve spora ait hedef ve politikaları, yapmış olduğu faaliyetler, organizasyonlar ve çalışmaların, Birleşmiş Milletler tarafından Binyılın Kalkınma Hedefleri kapsamında, özellikle de “az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ile kıyaslandığında / karşılaştırıldığında”, 193 ve iki gözlemci (Filistin ve Vatikan) olmak uzere 195 ulke tarafından kabul edilmiş ve ulusal gelişme programına alınmış olan hedeflere de, öncülük yaptığının bir göstergesi olduğu çeşitli örnek ve kaynaklarla sergilenecektir.

Ayrıca çalışmada; Atatürk tarafından 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının ve kurmuş olduğu Cumhuriyeti gençlere armağan etmesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişim süreci içerisindeki anlam ve önemi vurgulanarak Atatürk’ün Gençliğe ve topluma yapmış olduğu katkı ve öncülüğün dünya ölçeğinde önemli bir ihtiyaç ve örnek model olduğu da vurgulanacaktır.

Çalışmada elde edilecek verilerin, Birleşmiş Milletlerin Binyılın Kalkınma Hedefleri’yle (2015) birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Birleşmiş Milletlerin Binyılın Kalkınma Hedefleri arasına Gençlik ve Spor’un da yeni bir madde olarak dahil edilmesi için öneriler geliştirilecektir.

atatürk gençlerle

Gençlik ve Spor Bayramı’nın doğuşunun tarihçesi

Milletlerin geçmişlerinde, onların kaderlerini değiştiren, geleceklerini aydınlatan, toplumu bütünüyle kavrayarak köklü bir değişim ve gelişime, yeni bir yapı ve oluşuma yönelten önemli olaylar ve tarihler vardır. Bu tarihler ve olaylar eğer, bir büyük inkılâbın, parlak geleceğin hareket noktası, başlangıcı olabilmişlerse, gittikçe önem kazanarak bayramlaşır ve kalıcı hale gelirler.

Millî gelenek ve görenekler içinde şüphesiz toplulukların birlikte kutladıkları bayramlar, ilk sırada yer alır (1). Millî Mücadele içerisinde 19 Mayıs 1919, büyük inkılâbın ilk adımı olması münasebetiyle, 19 Mayıs günü, 1938’de ” Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edildi. “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’ da Türk milletinin kutladığı önemli bayramlardan biri olarak ortak resmi ve gayri resmi Türk kültürüne yerleşmiş ve topluma mal olmuştur. Milletlerin geçmişinde yol bulmanın, iz seçmenin, aydınlığa çıkmanın imkânsız görüldüğü, bulanık, fırtınalı, karanlık dönemler vardır. Böyle günlerde çoğunluk bir kısır döngü içinde olmakta, Atatürk’ün de dediği gibi, kimileri kurtuluşu düşmanla birleşmekte, kimileri bir büyük devletin koruyuculuğu ve güdümünde, kimileri de bölük pörçük mahallî direnme teşkilâtları kurmakta görürler. İşte, 19 Mayıs 1919 tarihi, onursuz ve zillet altında yaşamaktansa onurluca ölmenin esas alındığı, kendisinden sonra cereyan eden olaylar zincirinin başlangıcı olan karanlık bir dönemde (2,3) aydınlık bir tarihtir.

bin yılın kalkınma hedefleri atatürk

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadelenin başından itibaren köhneleşmiş fikirlere milleti geriye götürmek isteyenlere karşı yegane çarenin gençlikte ve genç fikirlerde olduğunu görmüş, çağdaş zihniyetle yetişecek kuşakların, gelecekte eserini daha da geliştireceğini, onu her türlü tehlikeden koruyarak ebediyen yaşatacağını hissetmişti. Bundan dolayı Atatürk “en büyük eserim “dediği cumhuriyeti gençlere emanet etmiş ve Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Samsun’a çıktığı 19 Mayıs tarihini ” Gençlik ve Spor Bayramı ” olarak Türk gençliğine armağan etmiştir (4).

Atatürk’ün gençliği tanımlaması genel anlamda, yaş sınırlarını aşarak, fikrî bir anlam kazanmakta, bir diğer ifade ile fikrin yeniliği ile el ele gitmektedir. Atatürk’ün “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir” sözü bu anlamda kullanılmıştır. 42 yaşında Cumhuriyet’i ilân eden, 44 yaşında şapka ve kıyafet inkılâplarını gerçekleştiren, 48 yaşında Arap harfleri yerine yeni Türk harflerini koyan Büyük Atatürk, taşıdığı düşünce yeniliği, ruhundaki enerji tazeliği sebebiyle yaşamının her çağında genç idi. O’na göre genç olmanın ölçüsü sadece yaş değil, yaşın yanında koyduğu ilkelere, başardığı inkılâplara inanç ve bağlılık idi. Onun içindir ki kendisi: “Benim anladığım gençlik, bu inkılâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda yirmi yaşında bir yobaz ihtiyar, yetmiş yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir” diyordu: Bu bakımdan Atatürk’ün “Ey Türk gençliği” hitabında bir anlamda yaş sınırlarını aşarak bir fikir gençliği, bir ideal gençliği aramak, bu gençliği görmek, bu gençliği düşünmek lâzımdır (5)

Türk tarihinde 19 Mayıs 1919’un Anlam ve Önemi

Atatürk, dönemin en önemli komutanlarından biridir. Ülkeyi Birinci Dünya Savaşına sokan İttihatçılara, onların politika ve tavırlarına karşıdır. İstanbul’da iken yaptığı görüşmelerde padişah ve hükümetin yakın çevresinde, güven verici bir izlenim bırakmıştır (6) Atatürk ve arkadaşları Anadolu’ya geçişin anlam ve önemini, bu geçişle başlayacak asıl görevin ne olduğunu bilmektedirler (7).

mustafa kemal atatürk 19 mayıs 1919

Atatürk, İstanbul’dan Samsun’a hareket etmeden önce kendisiyle birlikte çalışacak arkadaşlarını, müfettişlik görevlilerini de seçmiştir. Kendisi ile birlikte Samsun’a çıkanlar değişik rütbe ve sınıftan on sekiz subaydır (8). Kemal Paşa’nın Anadolu’da başlattığı hareket başlangıçta önemsenmemiş, ancak Sivas Kongresinden sonra İngiliz basınında, Millî Mücadele aleyhtarı yazıların yazıldığı ve Mustafa Kemal Paşa’nın âsi bir general olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Fakat tüm baskılara rağmen, Mustafa Kemal, azledildiğine dair telgrafı almadan, müfettişlik görevi ve ordudan istifa ettiğini bildirir (9). Artık o, sade bir vatandaştır. Birlikte yürüyeceği milletini çok iyi tanımaktadır. Mustafa Kemal, daha sonra bu durumu şu sözleriyle ifade eder; ” Ben 1919 senesi Mayıs ayı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek yola çıktım” (a.g.e.5) şeklinde ifade etmektedir.

Atatürk, Nutuk’ta “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük harbin uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir halde…” diye başlayıp durum tespitinde bulunduktan sonra düşünülen kurtuluş çarelerini (10) sıralayarak şunları söyler: “Efendiler, ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o günlerde, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün-barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son sorun bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktan başka bir şey değildi; Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet bunların hepsi anlamını yitirmiş bir takım sözlerdi… Sağlam ve gerçek karar … Millî egemenliğe dayanan tam bağımsız, yeni bir Türk devleti kurmak…Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar toplumlar karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez…Aşağılık durumuna düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir emir veren getirmeleri hiç düşünülemez…. Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri, çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir” (11).

Bu sözlerden de anlaşılmaktadır ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğrudan millet adına hareket eden bir lider olduğu görülmektedir.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının Kutlanması

Milletlerin hayatında önemli günler vardır. Bunlar ya sevinçle, coşkuyla kutlanan gurur günleri, ya da üzüntüyle hatırlanan felâket anlarıdır. Her iki halde de millî bilinç kuvvetlenir ve birlikte yaşamak arzusu artar. Çünkü millet, kıvançta ve tasada birleşebilen, aynı duyguları paylaşabilen dinamik bir organizmadır. Toplumun dinamiğini harekete geçiren olgular arasında millî günler ve bayramlar başlıca yeri işgal ederler.

Türk tarihinde 19 Mayıs 1919'un Anlam ve Önemi

Malatya mebusu Feyzi Efendi’nin 23 Nisan 1921’de söylediği gibi, “mukaddes günleri takdir etmezsek, o günlerin kıymeti kalmaz” (14) Bu konuda Edhem Veysi Bey Canik Sancağı, Cumhuriyetin ilânından bir kaç gün önce, 1923 yılı Ekim ayı başlarında vilâyete tahvil olunmuştu (15). Samsun Canik vilâyetinin merkezi idi. Vilâyet gazetesi “Samsun”, 1926’da yayın hayatına başlamıştı. Haftada iki gün, pazar ve salı günleri çıkan bu gazetenin başyazarı Edhem Veysi Bey’di. de “Gazi Günü” münasebetiyle yazdığı makalede “Millî hayatta bayram ve törenlerin pek büyük tesiri vardır. Milletler ve bilhassa bizim gibi üst üste inkılâp geçirmiş olan cemiyetler, sadece bir veya iki defa mazi hatıralarını ihyaya girişirlerse istikbalde yönelinecek istikameti belirlemiş olurlar. Mazi ara sıra yoklanılmalıdır. Orada mevcut menkıbeler, kahramanlık ve hatta hıyanetler ve cinayetler yad edilmelidir. Tâ ki iyinin kadri ve kötünün hakkı belirlenmiş olsun” (16). Şeklinde ifade etmiştir.

Bu açıdan bakıldığında, 19 Mayıs’ın anılmağa değer olaylardan biri olduğu şüphesizdir. Ancak söz konusu olayın, resmî bayram sayılması, diğer bayramlarımız gibi ülke genelinde kutlanması yıllar sonra, 1938’de gerçekleştirilebilmiştir (17).

Atatürk, bugüne çok değer vermiş, Büyük Nutku’nu 19 Mayıs’la başlatmış, kendisine doğum gününü soranlara “neden 19 Mayıs olmasın” cevabını vermişti. Samsun halkının beklentisi, isteği ve coşkusu kadar, “Atatürk’ün özel ilgisi” sayesinde bugünün millî bayramlarımız arasında yer almasını sağlamıştır (5).

Atatürk, 19 Mayıs gösterilerini ölümünden altı ay kadar önce, Ankara’da 19 Mayıs Stadyumu’nda son kez izledi 25. Atatürk, Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna bugünün tahsis edilmesini istiyordu. O nedenle, İçişleri Bakanlığı’nın 2739 Sayılı Kanunun 2. maddesine bir fıkra eklenmesi hususunda hazırlamış olduğu yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek, 1 Haziran’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Meclis İçişleri Komisyonu’nda müzakere olunan tasarı, 8 Haziran’da Meclis Başkanlığı’na takdim edildi26. Meclis Genel Kurulu, söz konusu tasarıyı, 13 Haziran’da birinci kez, 20 Haziran’da ikinci kez görüşüp kabul etti (18) Böylece 20 Haziran 1938 tarih ve 3466 sayılı Kanunla 2739 Sayılı Kanun’un ikinci maddesine “G) Gençlik ve Spor Bayramı, Mayıs’ın 19’uncu günü” şeklinde fıkra eklenmiş oldu (19)

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Atatürk’ün, Anadolu’da milli mücadeleyi başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı günün yıldönümü; 20 Haziran 1938 tarih ve 3466 sayılı kanunla milli bayram olarak kabul edilmiştir. Halbuki Samsun’da 1926’dan, yedinci yıldönümünden itibaren “Gazi Günü” ya da 19 Mayıs Bayramı adıyla kutlanıyordu. Cemal Kutay, 19 Mayıs’ın ayrıca bayram olarak kutlanması kararını, Atatürk’ün hastalığının acı bir gerçek olarak ortaya çıkmasıyla ilgili görmektedir (20).

1981 yılına gelindiğinde ise çıkarılan 2429 sayılı kanun ile bayramın ismi “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olmuştur. 1 Ekim 1981 günü yayımlanan Resmi Gazetede bu bayramın başkent Ankara’da ve diğer yerlerde nasıl kutlanacağına dair program yayımlanmış, bu kutlamanın Gençlik ve Spor Bakanlığınca organize edileceği açıklanmıştır. Bayramın ismine “Atatürk’ü Anma” kelimelerinin eklenmesi “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” diyen Atatürk’e duyulan büyük saygının ifadesidir. 19 Mayıs Türkiye’nin her yerinde beden eğitimi ve spor gösterileri ile kutlanmakta, yapılan kutlamalar yüzlerce öğrencinin aynı anda yaptığı hareketler ile görsel bir şölene dönüşmektedir. Samsun’dan başlayan ve Ankara’da son bulan 19 Mayıs Koşusu da o tarihten beri yapılmaktadır (21).

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği gençliği onun gösterdiği bilim ve çağdaşlık yolunda tek yürek ve tek yumruk olarak yürüyecek, milletimizi yüceltecek, geleceğimizi düzenleyecek, aydınlık ve mutlu kılacaktır. Atatürk “Gençler, Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler, bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır. Atatürk’ün gençliği; Atatürk gibi büyük davâlar peşinden koşan, kendisine ilimi ve irfanı hedef seçen, çağdaşlaşmayı önce ilim ve teknikte gören ve bu yolda araştıran, çalışan ve bulan.. Esasını Türk Kültürü oluşturan bilincinden geçen ve bunun icaplarını yerine getiren, hedefini iyi koyan….Atatürk’ün felsefesini, ilkelerini ve hedeflerini anlayan ve anlatabilen bir gençliktir. Dolayısı ile Türk gençliği, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalarak, O’nun gösterdiği hedef olan Türk Milleti’ni çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne en kısa sürede ulaştıracaktır (4)

Bin yılın kalkınma hedefleri ile Türkiye’de gençlik ve spor

Bin Yılın Kalkınma Hedefleri

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, BM ülke ekipleri aracılığıyla, ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedeflerini kendi ulusal kalkınma çerçevelerine oturtmasına yönelik gayretlere öncülük etmektedir.

Eylül 2000 Binyıl Kalkınma Hedefleri Zirvesi’nde, dünya liderleri iddialı bir eylem planı ortaya koydular. Bu plan, son tarih olarak belirlenen 2015 yılına kadar hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri ana hatlarıyla belirleyen bir yol haritasıydı (22).

Binyıl Kalkınma Hedefleri, bahsi geçen tüm amaçlar için belirli sayısal kıstaslar getirmiş ve bu amaçlara 2015 yılına kadar ulaşılması hedefini koymuştur. Türkiye’de, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin belirlendiği tarihten bu yana, ulusal kalkınma önceliklerini söz konusu hedeflerle uyumlu hale getirerek ve gerekli adımları atarak, bu alanda kayda değer başarılara imza atmış ve dünya liderlerince ortaya konan ortak taahhüde bağlılığını göstermiştir.

Türkiye ayrıca, gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabalarına katkıda bulunmaları amacıyla somut taahhütler için zemin oluşturan Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında, bir yandan kendi ulusal politikalarını söz konusu hedefler ile uyumlu bir şekilde belirlerken, diğer yandan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde de anılan hedeflere ulaşılmasına önem vermiş ve bu yönde çabalar sergilemiştir (23).

bin yılın kalkınma hedefleri türkiye atatürk

Binyıl Kalkınma Hedefleri, uluslararası düzeyde önemli ölçüde farkındalık yaratmış; aynı zamanda, en az gelişmiş, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde söz konusu hedeflerin hayata geçirilmesine yönelik çabaların artırılmasını teşvik etmiştir. Birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin 2015 yılı itibariyle Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşamayacağı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda, isim ve içeriğinde değişikliklere gidilse dahi, Kalkınma Hedefleri’nin geçerliliğini koruyacağı ortadadır. Özellikle En Az Gelişmiş Ülkeler için açlıkla mücadele, temel eğitim ve sağlık hedeflerinin kısa vadede yakalanmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Diğer birçok ülke için de cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve kalkınma için küresel ortaklıklar geliştirilmesi hedefleri üzerinde uzun vadeli projeksiyonlar geliştirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir (UNDP, 2008)

Türkiye’de Gençlik ve Spor

Bugün Yeryüzünde 100’ü Aşkın az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin 2015 yılı itibariyle Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin tümüne ulaşamayacağı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda, isim ve içeriğinde değişikliklere gidilse dahi, Kalkınma Hedefleri’nin geçerliliğini koruyacağı ortadadır. Özellikle En Az Gelişmiş Ülkeler için açlıkla mücadele, temel eğitim ve sağlık hedeflerinin kısa vadede yakalanmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Diğer birçok ülke için de cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve kalkınma için küresel ortaklıklar geliştirilmesi hedefleri üzerinde uzun vadeli projeksiyonlar geliştirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetin kurulması ile 1923’te güçlü bir çağdaşlaşma sürecini başlatmış bulunmaktadır. Bu sürecin başlangıcında gençliğe, gençliğin eğitimine ve kültürel gelişimine büyük bir önem verilmiştir. Ülkenin modernleşme sürecinin, genel çizgileri itibariyle o günden bu yana kesintisiz devam etmesine ve Türkiye’nin bugün Avrupa Birliği’ne üyelik müzakereleri yürütüyor olmasına rağmen, ülke hala ciddi zorluklarla baş etmek durumundadır.

Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini ölçmek amacı ile oluşturulan Türkiye’nin İnsani Gelişme Endeksinin (İGE) ; 2010 yılında 0,679 olmuş ve bunun sonucunda da 169 ülke arasında 83. sıraya yerleşmiştir. Türkiye İGE’deki gelir bileşeni bakımından görece daha iyi durumda iken, sağlık ve eğitim göstergelerinde aynı performansı gösterememektedir. Gelir alt endeksinin hesaplanmasında logaritma fonksiyonunun kullanılıyor olması da, gelirdeki artışın endekse katkısını gittikçe azaltmaktadır. Sağlık alt endeksinde İGE ortalamasına yakın bir performans göstermemize rağmen, eğitim göstergeleri Türkiye’nin endekste en geride olduğu göstergelerdir. Türkiye gelire göre 169 ülke arasında 57. sırada iken, beklenen okullaşma yılına göre 96., ortalama okullaşma yılına göre ise 112. sırada yer almaktadır (24).

Türkiye nüfusunun %50,5’i 30 yaşın altındadır. 2011 yılsonu itibarıyla nüfusumuzun yaklaşık 20 milyonunu 14-29 yaş arası genç nüfus oluşturmaktadır. Artış hızının mevcut -şekliyle devam etmesi halinde 2023 yılında Türkiye’de nüfusun % 70’i çalışma çağında olacaktır. Türkiye, Avrupa’da genç nüfusun toplam nüfusa oranı en yüksek olan ülkedir. Sahip olduğumuz bu demografik yapının avantaja dönüşmesi gençliğe yönelik etkin ve nitelikli politikalarla mümkün olacaktır. Yapılan araştırmalar ve uzun vadeli nüfus projeksiyonları Türkiye’de genç nüfusun 2050 yılından itibaren azalmaya başlayacağını göstermektedir (25).

Türkiye değişik alanlarda ve sektörlerde gençliğin ihtiyaçlarına yanıt verme çabalarına rağmen, gençliğe yönelik politikaların kapsamı ve sonuçları, genel olarak çağdaş dünyanın ihtiyaçları ile orantılı olamamıştır. Gençliğe yönelik yapılacak çalışmalar gençliğin bilgi ekonomisiyle ilgili becerilerini, yetkinliklerini, öğrenme yeteneğini, kültürel donanımını, bilgi yönetimi yeteneğini, bilişsel kapasitesini, yaratıcılığını, istihdam fırsatlarını, seçeneklerini, motivasyonunu, sağlığını, katılım potansiyelini, yurttaşlık rolünü, demokratik değerlerini ve öz güvenini geliştirecek bir dizi politika oluşturup hayata geçirmek gerekmektedir.(26).

Türkiye’de Spor yönetiminin mevcut bürokratikleşme düzeyi, diğer bir deyişle sporda devlet yönetimi Tüm vatandaşların sağlığının ve emek gücünün korunması hakkı çerçevesinde ele alındığında, beden eğitimi ve spor, “yaşam, çalışma” koşullarını planlı bir biçimde iyileştirmek ve halkın sağlığını korumak için kapsamlı bir sosyal politika geliştirmek; bu politikayı uygularken beden eğitimi, okul ve herkes için sporları özendirmek ve geliştirmek devletin yükümlülüğü olarak karşımıza çıkmaktadır (27).

Bu ödev ve sorumluluk, spor ibaresi ilk kez bir yasa ile güvence altına alındığı TC 1982 Anayasa’sında yer almıştır. Anayasanın 58. ve 59. maddeleri ile gençlik, spor ve sporcu güvence altına alınmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı, anayasamızın özellikle 59’ncu maddesinde yer alan “Devlet her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder, devlet başarılı sporcuyu korur” (28) hükmünü dayanak kabul ederek ülkenin dört bir yanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak günümüzde dünya ile bütünleşmenin yolu, iktisadi ve toplumsal iç dinamikleri kendini yeniden üretebilme ve dolayısıyla dış çevre ile ilişkilerini belli bir düzeyde yönlendirebilme gücüne kavuşturmaktan geçmektedir. Bunun için devletin merkezi ve yerel yenilenmiş kamusal mekanizmalarının yaygınlaştırılarak yeniden örgütlenmesi gerekir. Yenilenmiş kamusal mekanizmalar üzerinde çalışan demokratik devlet örgütlenmesi, ülkenin dünya ile belirleyici güç olarak bütünleşmesini sağlamanın başlıca güvencesidir (29). Bu stratejilerin tümü Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak hedefi ile örtüşmelidir.

Sonuç ve öneriler

Türkiye’deki genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki payı, diğer gelişmiş ülkelere göre yüksek olmasına rağmen, Türkiye’de Gençliğe yönelik resmi politikalarda, gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak öncelikli olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, kalkınma planlarında, gençlerin boş zamanlarını daha etkin bir şekilde değerlendirmelerine yardımcı olma konusunda da çalışmalar yapılacağı belirtilmiştir. Gençliğe yönelik hizmetlerin, gençlerin talep ve görüşleri çerçevesinde belirlenmesi, bu hizmetlerin etkin ve verimli olması açısından oldukça önemlidir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Raporu: Türkiye 2008 başlıklı Türkiye’de gençlik raporuna göre, Türkiye’de belirgin bir gençlik politikasına ve gençliğe destek olacak kurumlara ihtiyaç vardır. Belirgin gençlik politikasına ihtiyaç, sadece Türkiye için değil, Kuzey ve Güney Amerika ve Avrupa ülkeleri için de söz konusudur (30).

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Gelişme Raporu’na (2008) göre, Türkiye’nin önünde bugünün genç kuşağını 2023 yılı ve ötesinin mücadelesine hazırlamak için 15 yıllık bir demografik fırsat penceresi bulunmaktadır. Raporda, 2023 yılına ulaşıldığında Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde yetmişinin çalışma çağında olacağı ve azalan bir hızla da olsa, Türkiye’nin çalışma çağındaki nüfusunun 2040 yılına kadar artmaya devam edeceği belirtilmektedir. Ayrıca raporda, bugün genç olan kişilerin 2023 yılında Türkiye’de karar alıcılarının ve uygulayıcılarının çoğunluğunu oluşturacağı ve Türk gençlerini önümüzdeki yılların zorluklarına hazırlamak üzere donatmak için yatırımlar yapmaya şimdiden başlanması gerektiği söylenmektedir (a.g.e 26).

Genç bir nüfusa sahip olmak, kalkınan ekonomiler için bir fırsattır. Kendilerine yeterli sosyal olanaklar sunulduğunda ve sosyal içermeyi sağlayan bir gençlik politikası hazırlandığında genç toplumlar sosyo-ekonomik gelişmeyi hızlandıran önemli bir etmen olabilir (31). Türkiye’de gençlik ile ilgili çalışmaların yapılması için 60. Hükümetin eylem planında; doğrudan gençlere yönelik olarak genel bir tanımlamada bulunularak “gençliğin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar arttırılacaktır” şeklinde ifade edilmiştir (32).

Gençlik politikaları temelinde gençler için önerilen tüm olanakların gençlerin kendi istekleriyle hayata geçmesinin önemli olduğu ayrıca Avrupa’daki birçok ülkenin gönüllülük temelinde veya meslek olarak gençlerle çalışanlara yönelik belirli bir sertifikalandırma sistemine sahip olduğu söylemektedirler (33).

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Komisyonu (UNESCO) (2002), 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde elli oranında bir artış göstererek insan sayısının dokuz milyara çıkmasının beklendiğini, dünya nüfusunun yarısının yirmi yaş altında olduğu ve genç nüfusun da yüzde doksanının gelişmekte olan ülkelerde yaşadığını, ayrıca gençliğin küresel ekonomide önemli bir hissedar ve yakın gelecekteki değişimler için de çok önemli bir itici güç oluşturacağını belirtmektedir (34).

Sağlıklı yaşam için düzenli spor yapma alışkanlığı tüm dünyada giderek yayılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinler için günde 30 dakika ve çocuklar için ise günde 60 dakika fiziksel aktivite önermektedir. Bu çerçevede, gerek fert gerekse toplum sağlığına yönelik risklerin spor yolu ile azaltılması için gereken stratejilerin tanımlanması ve uygulanması amacıyla; sağlık, eğitim ve spor sektörleri arasında işbirliği sağlanması gerekmektedir. Spor, ekonomik ve sosyal uyuma önemli katkılar yapmakta ve daha bütünleşmiş toplumlar oluşturmaktadır. Tüm vatandaşların spor yapma imkânına sahip olması gerekliliği göz önüne alındığında toplumun “özel durumları sebebiyle korunması gereken” kesimlerinin ihtiyaçlarına dikkat çekilmeli ve sporun gençler, engelliler ve daha az imkânlara sahip gruplar için etkinliği arttırılmalıdır (26).

Spor örgütleri tarafından hazırlanan sadece spor ile ilgili program ve projeler için gençliğin fiziksel, bilişsel ve psikomotor gelişimi ve ergenlik devresini atlatmasında önemli rol oynadığı söylenebilir. Gençleri destekleyen yasal düzenlemeler yapılarak gençliğin aslında topluma yararlı bir kaynak olarak kullanılması gereken kişiler olduğu vurgulanabilir, gençlik yapılanma modelinin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için yönetici ve karar verici olarak seçilen kişilerin görev süreleri kısa tutularak sürekli yenilenen yönetici kadroları oluşturulmalıdır (35).

1985 Dünya Gençlik yılında üç slogan “Barış-Katılım-Gelişme” on yıl süreyle uygulamaya konularak 1995’e kadar Birleşmiş Milletler üyesi olan ülkelere hedef olarak öngörülmüş ve bu üç sloganı en iyi gerçekleştirebilecek olan spor organizasyonlarının sayı ve çeşidinin arttırılması istenmiştir. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, örgütün New York’taki Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, sporun barışa ulaşmadaki önemine dikkat çekerek, ”Spor evrensel bir dil, kökenleri, geçmişleri, dini inanışları ve ekonomik durumları ne olursa olsun insanları birbirine yaklaştırabilir” şeklinde açıklama yaparak, Birleşmiş Milletlerin, 2005’i ”Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi Yılı” ilan ettiğini ifade etmiştir.

2005 Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi yılını duyurmak için UNESCO Türkiye Milli Komisyonu altında Spor ve Beden Eğitimi İhtisas Komitesi oluşturulmuştur. Komitenin 24 Haziran 2005 de düzenlemiş olduğu “Çocuğun Oyun ve Spor Hakkı” konulu programında birçok konu ele alınmıştır.

Çocuklarımızı özgüvenli, yaratıcı, haklarını bilen ve savunabilen, başkalarının haklarına da saygı duyması gereken bireyler olarak yetiştirmek çocuk hakları sözleşmesinin temel ilkesidir. Bu ilke çerçevesinde yetiştireceğimiz çocukların beslenme, sağlık, barınma, eğitim haklarının yanı sıra ve bu haklara eşdeğer de oyun hakkı olduğu da kabul edilmektedir. Bu haklar 1959 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmeleri ve bu sözleşmenin gelişimini takiben yayınlanan Çocuk Hakları bildirgesinin 7. maddesinde somutlaştırılmıştır.

Buna göre; Çocuğa eğitiminde olduğu gibi oyun oynamada da tam fırsat tanınmalıdır. Toplum ve kamusal otorite bu hakkı yerine getirmeye çalışmalıdır. 1977 yılında açıklanan çocuk oyun hakları Malta deklarasyonunda tekrar oyunun, beslenme ve eğitimin yanı sıra her çocuğun gelişim potansiyeli için yaşamsal önem olduğu vurgulanmıştır. 1989 yılında Birleşmiş Milletlerce kabul edilen çocuk hakları sözleşmesiyle çocuğun hakları yaşam, gelişim, korunma ve katılım olarak 4 ana grupta toplanarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 31. maddesi, çocuğun dinlenme, boş zamanlarını değerlendirme, yaşına uygun ve oyun etkinliklerde bulunma hakkını kabul etmiş ve bu konuda bir düzenleme getirmiştir (36).

atatürk anıtkabir 19 mayıs

Sonuç olarak Çocukların/Gençlerin ve dolayısıyla yakin geleceğin yetişkin insanlarının da; spor aracılığı ile sağlıklı mutlu olmalarını sağlamak, desteklemek ve bu yönlerini sürekli kılabilmek için: Birleşmiş Milletlerin Bin yıllık Kalkınma Hedefleri içerisinde “Çocukların Oyun Haklarının Savunulması, Gençliğin Korunması ve Spor Yaygınlaştırılması” başlığına yer verilmelidir. Bu çerçevede yapılacak çalışmalar desteklenerek yeni projeler geliştirilmelidir.

Kaynaklar:

  • Salim Koca, “Türklerde Bayram Anlayışı ve Nevruz”, Ufuk, Sayı 3, (Kasım-Aralık1998), (2-4), s.2
  • Mustafa Turan, “19 Mayıs’ın Türk İstiklâl Harbindeki Yeri ve Önemi”, Türk Yurdu, C.18, Sayı 129, (Mayıs 1998), (41-45), s.4
  • Suna Kili, Türk Devrim Tarihi, Boğaziçi Üni. Yay. 1980,İstanbul, s.20.
  • Aydın Can, Atatürk ve Türk Gençliği, Ç.Ü. Türkoloji-Makale Bilgi Sistemi Makale No: 3646, 07.2008
  • Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Ankara, 1984, s.1
  • Jaeschke, Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri, Ankara, 1971, s.97
  • Selâhattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar I, İstanbul, 1991, s.226-235
  • Fethi Tevetoğlu, Atatürk’le Samsun’a Çıkanlar, Ankara, 1987
  • Dumont, P., (1993), Mustafa Kemal Atatürk, Çev. Zeki Çelikkol, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.
  • Falih Rıfkı Atay, Çankaya, (Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar), İstanbul, 1980, s.182,183;
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk- Söylev, I. Cilt, TTK. Basımevi, Ankara , 1981, s.19
  • Erzurum ve Sivas Kongreleri Sempozyumu (27- 29 Mayıs 2002, Ankara), Bilim Kurulu: Prof Dr. Semih Yalçın, Doç. Dr. Hale Şıvgın, Gazi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara, 2003
  • Yaşar Özüçeti, Millî Mücadele İçerisinde “19 Mayıs 1919” Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi, Cilt 5, Sayı 2,(2004),65-74
  • TBMM Zabıt Ceritesi, C. 10, Ankara 1958, s. 70
  • Haber, 15 Teşrinievvel 339/15 Ekim 1923
  • Samsun, 22 Mayıs 1928, N. 216. Metin kısmen sadeleştirilmiştir.
  • Dursun Ali Akbulut, Samsun’un “Gazi Günü” ya da 19 Mayıs Bayramı Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 33
  • TBMM Zabıt Ceridesi, Devre V, C. 26, s. 126
  • TBMM Kavanin Mecmuası, Devre V, C. 18, Ankara 1938, s. 904.
  • Sabah Gazetesi, “Milli Mücadele’nin iki Yüzü” 11.6.1995
  • 19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, ataturkdevrimleri.com, Erişim Tarihi: 25.03.2013
  • Bin Yılın Kalkınma Hedefleri; Erişim: http://www.undp.org.tr, Erişim Tarihi: 25.03.2013
  • Binyıl Kalkınma Hedeflerine İlişkin Bilgi Notu, Erişim http://www.ldc4istanbul.org, Erişim Tarihi: 25.03.2013
  • Sırma Demir Şeker, Türkiye’nin İnsani Gelişme Endeksi ve Endeks Sıralamasının Analizi, Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Ekim 2011
  • Gençlik ve Spor Bakanlığı “Ulusal Gençlik ve Spor Politikası Belgesi” 27/01/2013 tarih ve 28541 sayılı Resmi Gazete
  • İnsani Gelişme Raporu, “Türkiye’de Gençlik”, BM Kalkınma Programı (UNDP), Desen Ofset, Ankara, 2008.
  • Fişek,Devlet Politikası ve Toplumsal Yapısıyla İlişkileri Açısından Dünya’da ve Türkiye’de Spor Yönetimi, Bağırgan Yayınevi, Ankara, 1998 s. 144
  • C. Anayasası, Seçkin Yayınevi, Ankara,1998
  • A.Güler,Yeni Sağ ve Devletin Değişimi Yapısal Uyarlama Politikaları 1980-1995, İmge Kitabevi, 2005,s:289.
  • Bekir S. Gür,İbrahim Dalmış, Nur Kırmızıdağ, Zafer Çelik, Nevfel Boz, Türkiye’nin Gençlik Profili, SETA, Mart 2012
  • Acar, H., “Türkiye’nin Ulusal Gençlik Politikası Nasıl Yapılandırılmalıdır?”, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi. Cilt:5, Sayı:1, 2008
  • Hükümet Eylem Planı, 2008.
  • Yentürk, N., Nemutlu, G., Kurtaran, Y., “Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları- Gençlik Çalışmaları Temelinde Gençlik Politikaları Önerileri- Türkiye Sivil Alanında Gençlik Çalışmasının Tarihsel Gelişimi”, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2008
  • UNESCO, “Youth Change Training Kit On Responsible Consuption – The Guide”, UNEP, 2002
  • Şentuna, M., Çelebi, M., “Türkiye’deki Gençlik ve Spor İle İlgili Kamu Kurumları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Gençlik Politikalarının Değerlendirilmesi ve Bir Model Örneği” SPORMETRE Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi 2010, Cilt: VIII, Sayı:3
  • UNESCO,Türkiye Milli Komisyonu, Beden Eğitimi ve Spor İhtisas Komitesi, Çalıştayı, “Çocuğun Oyun ve Spor Hakkı” Ankara Üniversitesi, 24 Haziran 2005
PAYLAŞ
Önceki yazıCHP’nin 19 Mayıs Anıtkabir yürüşü
Sonraki yazıReza Zarrab en çok hangi vakfa bağış yapmış?
19 Mayıs 1968'de Elazığ‘da doğdum. İlk, orta, lise eğitimimi bu ilde tamamladım. 1986 yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümüne girdim. 1990 yılında mezun oldum. 1991 yılında, Öğretmen Yeterlilik Sınavını kazanarak Muş İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Muş Lisesin de Beden Eğitim Öğretmeni olarak göreve başladım, Mecburi hizmetimi tamamlayarak,1993 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesine tayin oldum. 1994 yılında, Fırat Üniversitesi, Sağlık Bilimler Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı Programında, Yüksek Lisans öğrenimime başladım, 1995 yılında aynı Üniversitenin Fen Edebiyat Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde, Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım. 1996 yılında Prof. Dr. Eyüp G. İSPİR danışmanlığında “Fırat Havzasındaki Spor Teşkilatlarının Sporun Yaygınlaştırılmasına Katkıları” Uzmanlık Tezi ile mezun oldum. 1997 yılında, Yedek Subay olarak askere alındım, 1998 yılında terhis oldum. 1998 yılında, Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı Doktora Programına yerleştirildim ve Gazi Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor yüksek Okulu, Spor Yöneticiliği Bölümünde, Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım, 2002 yılında Prof. Dr. Güner EKENCİ danışmanlığında “Spor Yönetiminde Özerkliğin Ekonomik Boyutu (TFF Örneği)” isimli Doktora Tezi ile mezun olarak, Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokuluna Yardımcı Doçent kadrosuna atandım, aynı yıl Spor Yöneticiliği Kurucu Bölüm Başkanı olarak göreve başladım. 2005 Dünya Beden Eğitimi ve Spor Yılında UNESCO “Beden Eğitimi ve Spor İhtisas Komisyonu”nda görev aldım. 2011 Yılında, Amerikada New York, Dowling College’de, Ziyaretçi Öğretim Üyesi olarak görev yaptım. 2012 Ylında “10.Beş Yıllık Kalkınma Planı Spor Özel İhtisas Komisyonunda” yer aldım. 2013 Yılında Doçentlik Ünvanı aldım, 2014-2015 Yılında Doktora Üstü çalışma amaçlı, Amerika’da, University of Baltimore County ( UMBC ) Ekonomi Bölümünde, Profesor Dennis Coates Danışmanlığında “Türkiye ve Amerika’daki Spor Organizasyanlarının Ekonomik Etkisinin Karşılaştırmalı Analizi” Projesini tamamladım. Aynı dönem merkezi New York’da bulunan, The Light Millennüm, Sivil Toplum Kurumunun, Gençlik ve Spor Komisyonunda Kurucu Üye ve Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Temsilciliğini yürüttüm. 10. Uluslararası Beden Eğitimi Spor ve Fiziksel Terapi Kongresi Sekreterliği yaptım Fırat Üniversitesi, Spor Fakültesi, Spor Yöneticiliğ Bölümünde, Öğretim Üyesi görevimi görevimi sürdürmekte olup, Spor Ekonomisi, Spor Yönetimi, alanlarında Ulusal ve Uluslararası Akademik çalışmalarım bulunmaktadır. Aynı zamanda Yerel ve Ulusal Dergi ve Gazetelerde Spor Editörlüğü ve Yazarlığı yapmaktayım.