Laiklik nedir? Sokak aralarında laiklik aranır mı?

Laiklik siyasi anlamda, siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir. Dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’e göre laiklik, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların “vicdan, ibadet ve din özgürlüğü” de demektir.

Laiklik nedir? Sokak aralarında Laiklik aranır mı?

“Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.” M. Kemal ATATÜRK

Ara dönemlerde gündemimize oturan konu laiklik, devlet ilkesinin değişime uğraması için nabız yoklamasından ibarettir. Bu yoklamaların amacı duyarsızlık yaratılıp, halkı pes ettirmek için bir inşaattır. Bu süreç ise İslam Ülkelerine Türkiye’nin Ilımlı İslam ülkesi için model olarak  işaret edildiği dönemlerde başlamıştır.

Laiklik nedir?

Laiklik siyasi anlamda, siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir. Dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır. Felsefi anlamda ise kısaca iman ve inancın yerine, aklın egemenliğini kabul eden bir inançtır.

Mustafa Kemal Atatürk’e göre laiklik, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.

Laiklik, yalnızca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir. Laik devletin temelinde toplumun birbirine bakış açısının temelini yansıtır. Müslamanın, hiristiyanın, musevinin ya da ateistin inanmamayı seçebilme özgürlüğünün olmasındaki en önemli rol sahibi yine laik devlettir. Bu başarı, devletin bir dini referans olarak göstermemesinden kaynaklanmaktadır.

Devlet gerçek bir kişi olmadığı için resmi bir dini yoktur, olmamalıdır.

Laiklik, bir ihtiyaçtır. İnsanlık tarihinde ihtiyaç üzerine tanımlanması ve kabul edilmesi zorunlu hale geldikten sonra toplumlarca kabul edilmiştir. Eski çağlarda din, insanların günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yapısında etkin bir unsur oluyordu.

1789 Fransız Devrimi’nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul edilmiştir.

Günümüzde laiklik için belirgin bir tanımlamanın olmamasından rahatsızlık duyan bir kesim kişilerin varlığı dikkat çekmektedir. Aynı kişiler yeni anayasada Laiklik ilkesinin kaldırılması gerektiğini belirterek yeni ve dindar bir anayasa için ifadelerde bulunmuşlardır. Gerekçe olarak din derslerinin zorunluluğu ve dini bayramların resmi tatil olarak kabul edildiği öne sürülmüştür.

Din kuralları insanların hayatını düzenleyen bir anlam içermesi ile devletin bütününü etki alanına alması hali arasında farklar vardır. Laik devlette yaşayan insanlar din kuralları ile yaşayıp yaşamamasına kendi iradeleri ile karar vermelidir. Din ve inanç kişinin kendi vicdan özgürlüğü olarak kalmalıdır.

“Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.” Mustafa Kemal Atatürk

Dünyada laiklik, devletin dini konularda resmen tarafsızlığını belirten, ne bir dini, ne de bir dinsizliği desteklemediğini ifade eden bir kavramdır.

Dünyada laik olmayan ülkelerin tarihsel gelişimini okumak ve değerlendirmek şarttır. Bu devletlerin dini duyguları öne çıkararak halkın üstünde maddi ve manevi sömürgeleştirme yarattığını göz önünde bulundurmak gereklidir.

Geçmişte en çok görülen, dini duygulara sahne olmuş olayların perde arkasında şahsi veya bir topluluğun çıkarları için halkın kullanılmış olduğu ortaya çıkmıştır.


Türkiye Cumhuriyeti halkın iradesi ile seçilen demokratik bir ülke niteliğindedir. Demokratik siyasal yaklaşım, bireyler ve toplumlar arasındaki çatışmaların uzlaşmalarını temelini örgütleme şeklindedir. Demokratik ve laik devletin her dine ve bireye eşit şartlardaki yaklaşımının önemini tarihsel süreçler ile toplumda izlemiş bulunmaktayız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle bitirmek ve düşündürmek isterim:

“Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz.”


‘Laiklik’ Din Akıl Mantık Dörtlüsü