Selimiye bir gurme köyü

Haziran ortasında okullar henüz kapanmadan tatile gitmek benim için büyük bir fırsat. İkinci kez düşünmeden karar veriyorum: Yeniden sessizliğin, sakinliğin ve doğallığın bir numaralı adresine, Selimiye’ye doğru yola koyuluyorum…

marmaris selimiye

İlk kez geçen yılın Kurban Bayramı’nda gidip gördüğüm ve bayıldığım Selimiye’ye bu kez yedi günlüğüne gitmeye karar veriyorum. Kıymet her zamanki gibi yanımda ve benden daha fazla maceraya açık; Selimiye sonrasında rotasını Rodos’a yöneltmiş.

Bu kez Dalaman Havalimanı’nda Ali Tunga’nın ayarladığı özel araba ve şoförü bizi karşılıyor. Akşam uçuşuyla geldiğimiz için hava gittikçe kararıyor ve en sonunda zifiri karanlıkta sadece araba farlarıyla yola devam ediyoruz. Yol yine iki buçuk saate yakın tutuyor ve karanlıktaki yolculuğumuz Nur’un evinin önünde bizi karşılamasıyla sona eriyor. Yani Nur adı gibi bizi aydınlatıyor. Biliyorum ki İstanbul, Selimiye ya da dünyanın herhangi bir yeri, eğer sevdiğiniz insan(lar) yoksa ucunda oranın hiçbir anlamı kalmıyor. Şimdi Selimiye’deyim ve sevdiğim insanların yanında olmanın mutluluğu içindeyim.

Sessizliğin, sakinliğin ve doğallığın bir numaralı adresi Selimiye, aynı zamanda bir gurme köyü. Kabak çiçeği dolması ve kalamarı meşhur...

Selimiye değişiyor mu ne?

Ertesi gün kaldığımız yere gittiğimizde iskeleye bağlanmış büyükçe bir yat görüyoruz. Büyük bir gölü andıran tertemiz denize baktığımdaysa neredeyse iskelesi olan her küçük otelin önüne bağlanmış bir tekne (yat) var. Durun bir dakika, bu tertemiz sular teknelerin yakıtlarıyla bir iki yıla varmadan ne hale gelecek düşünebiliyor musunuz?.. Doğal olanı seviyoruz ama onu korumayı ne yazık ki bilemiyoruz. Kötü senaryolara odaklanmak istemem ama bu manzara pek de hayırlı olmasa gerek.

selimiye marmaris

Sessizlik ne güzelmiş

Malum Ramazan ayındayız ve hala okullar açık; yaşasın otelde tek biz kalıyoruz. Sessizlik çok güzel, denizde yüzerken gördüğümüz iki ördek de çok tatlı. Bu gerçek bir şans, hele ki iki gün sonra gelecek üç çocuklu aile düşünülürse. İşte bu ailelerin gelmesiyle birlikte huzur bozuluyor ve kendimizi tekne turlarından (Sunay Kaptan, eşi ve kızının sizi misafir edeceği nefes kesici Selimiye koylarını göreceğiniz tekne turlarından birine muhakkak katılmalısınız), Selimiye’nin nefis yemek noktalarına dek uzayan bir yolculukta buluyoruz.

marmaris selimiye köyü restoran yemek otel

Selimiye bir gurme köyüymüş meğer

Açıkçası geçen yıl üç gün kaldığım için Selimiye’deki lokantaların nefis lezzetlerini fark edememişim; ancak bu kez birçok lokantaya gittik ve gittiklerimizin de gurme lezzetlere sahip olduğunu anladık.
Yolu Selimiye’ye düşeceklere birkaç lokanta önerisi:

Zekeriya Sofrası: Ev yemekleri yapan bu lokantada geçen yıl oturacak yer bulamamıştık. Bir hafta içerisinde akın edecek yerli turistle birlikte yine oturacak yer bulunmayacağına eminim. Yemekler gayet lezzetli, fiyatlar makul ve çalışanlar misafirleriyle ilgililer. Özellikle semizotu çorbası, kabak çiçeği dolması, karnıyarık, İnegöl köftesi harika. (Zekeriya Sofrası’nda çektiği fotoğraflar için Nur Erkılıç’a çok teşekkür ederim.)

selimiye marmaris geleneksel yemekler kalamar kabak çiçeği dolması

Sardunya Restoran: Selimiye’nin en meşhur yerlerinden biri olan Sardunya Restoran’da ünlü bir oyuncu ya da futbolcuyla her an karşılaşabilirsiniz. Panik yok; onlar da sadece aileleriyle birlikte yemek yiyorlar. Buradaki lezzetlere gelirsek, taze deniz ürünleri, özellikle de çıtır kalamar ve ahtapotu tavsiye ederim. Mezelerden favorim ise patlıcan salatası.

Bülent’in Yeri: Zeytinyağlı yemekleriyle meşhur olan lokantada özellikle zeytinyağlı ayva, midye, çıtır kabak, sigara böreği, kabak çiçeği dolması, haydari, gözleme yemelisiniz. Bir de bizim gittiğimiz an yoktu ama sütlü levreği tavsiye edilenler arasında.


Hidayet’in Yeri: Selimiye’nin neredeyse girişinde olan lokantaya arabanızla gidebileceğiniz gibi sahilden yürüyebilirsiniz de. Burası salaş bir yer olarak tarif edilmesine rağmen çok ucuz değil. Ancak gerek çalışanların güler yüzünden gerekse iskele üzerine kurulmuş masalardan denizin sesini dinlerken, “iyi ki gelmişim” diye düşünüyorsunuz. Bir de menülerindeki deniz levreğinden yerseniz cennette olduğunuza bile inanabilirsiniz.

Hidayet'in Yeri'nde Kıymet denizin sesini dinler ve deniz levreğini beklerken
Hidayet’in Yeri’nde Kıymet denizin sesini dinler ve deniz levreğini beklerken

Paprika Cafe: Geçen yıl geldiğimizde neden buraya dikkat etmemişiz anlayamadım. İçeri girdiğinizde vitrindeki tatlılardan hangisini seçeceğinize bir türlü karar veremiyorsunuz. Özellikle haşhaşlı tatlıları, keçiboynuzlu muhallebi, süt reçelli cheesecake ve dondurmaları denenmeye değer. Ayrıca çeşit çeşit limonataları da yaz sıcağında çok iyi gidiyor.

Selimiye hep aynı kal!

Zaman çok çabuk geçiyor ve artık yola koyulmak gerek. Ayrılırken tüm Selimiye severler gibi ben de aynı temenni içerisindeyim: sessizlik, sakinlik, billur gibi deniz, insan ve doğaya saygı bu güzel köyde hiç yok olmasın; bu güzellikler hep aynı kalsın.


Hayal ötesi bir köy: ‘Selimiye’