Kiralık işçi statüsü nedir? Köle pazarına hoş geldiniz!

AKP iktidarının yeni uygulaması ile “kiralık işçi” adı altında yeni bir işçi statüsüne daha kavuştuk. Emeğin sömürüldüğü Türkiye’de yeni bir köle pazarı daha oluşturuluyor. Hayırlı olsun diyelim…

AKP iktidarının yeni uygulamasıyla kiralık işçi adı altında yeni bir işçi statüsüne daha kavuştuk. Türkiye'de yeni bir köle pazarı daha!..

Hoş geldiniz köle pazarına!

Yazılması gereken şeyler yazılmalıdır. Susulmamalı, konuşulmalıdır…

Bu toprakların insanları onlarca yıldır heybelerinde, azıklarında avu taşımışlardır.

Sadece azıklarında mı?

Ellerine baktığınızda toprakla haşir neşir olmuş, nasırlaşmıştır. Yüzlerine baktığınızda kırışmış ve yılların zorluklarını, taşıdıkları o çehrede görmek mümkündür.

Neden, niçin oluşmuştur o çehredeki kırışmış yüz, saçları kırağı düşmüşlük?..

Bu topraklara verilen emekten, alın terinden, yaşanmışlıklardan, acılardan…

Bu toprağın insanları hakikaten çok şeyleri hak ediyor…

En başta insan gibi yaşamayı, sağlıklı yaşam koşullarını, emekliliğinde Avrupa devletlerinin vatandaşları gibi torun bakmak yerine üçüncü yaş turizminin keyfini sürmesi gerekir.

Bugünün Türkiye’sinde ağanın oğlu elini kolunu sallar, milyonlarla oynar; fakirin oğlu gider üniversite okur, öğretmen olur, iş bulamaz, maden ocağında asgari ücretle çalışır.

Tabi bu durum bugünkü toplum düzeninde sıradandır.

Neden?

Çünkü kapitalist sistem bunu öngörmekte, bunu istemektedir. Aksi durumda çark işlemeyecektir, düzen bozulacaktır.

Anlatılanları biraz daha somutlaştırarak gitmek gerekecek.

Bu ülkenin en büyük servetine sahip Koç grubunun önemli ismi olan Rahmi Koç’un en küçük oğlu olan Ali Koç bundan aylar önce şöyle dedi:

“Eşitsizliğin giderilmesi için kapitalizmin ortadan kalkması gerek.”

Bunun olması mümkün müdür?

Tabiki hayır!..

Çünkü emek sömürücülerin kabul edeceği bir durum değildir bu. Dün de böyleydi bugün de böyle…

Şu anki iktidar da uyguladığı politikalarla bunu resmetmektedir. Yani uygulamalara baktığınızda işçi lehine gelişen bir durum yok!..

İşçi ölümleri gerçekleşiyor bu ülkede ve kamu spotu adı altında “İş kazası diye bir şey yoktur!” deniyor.

Akıllarla dalga geçmek böyle bir şey!

Soma’da 301 maden işçisi öldü ve madende yaşam odalarının olmadığı tespit edildi. Onlarca ocağa ateş düştü…

İş kazası olmayan şey bu mudur? Önlemini almayan bir şirket var ve önlemini almayan şirketi denetlemekten yoksun bir devletin eksikliği var!

Şu anki iktidar yalancı bir işçi sevdalısı görünmektedir. İşçinin yanındaymış gibi görünüp işveren sevdalısıdır!

AKP iktidarında, 2009 yılında TEKEL işçileri haklarını aramak için Ankara’nın o dondurucu soğuğunda günlerce sokaklarda yatarak emeğinin hakkını aradı.

Sonuç ne oldu?

İktidarının emri ile polis tarafından atıldılar, AKP önünde eylem yapan 42 işçi gözaltına alındı!

Bugün ne yapılıyor peki?

Bugün de artık yürürlüğe giren “kiralık işçi” statüsü var. Bu statü ile bundan sonra işverenler 8 ay boyunca kiralık işçi çalıştıracak ardından kapının önüne koyabilecek!

Sömürülen yine emekçiler olacak!

Unutmamak gerekir ki bu ülkede tazminat vermemek için 1 yıl dolmadan işçisini çıkarıp daha sonra bir katakulli ile tekrar çalıştırmaktadır.

Başka bir yerde bir emekçi yıllarca bir iş yerinde çalışır ama sigortası yatırılmaz…

Bu kadar düzen bozukluğu içinde AKP iktidarı, şimdi de “kiralık işçi” diye bir kavramla yeni bir işçi statüsü oluşturarak Türkiye’de köle pazarlığının yolunu açmaktadır.

İşçi aleyhinde atılan bu adımlar da Türkiye’de yeni bir köle pazarlığını, emek sömürüsünü misafir hale getirmektedir.

E ne diyelim, hoş geldiniz köle pazarına…

Kağıt toplayıcı öğretmen adayı Ramazan Gezer

Manisalı Mevsimlik İşçiler: Acılar Yaşanıyordu Yurdumda

İşçinin Anayasal Hakları: Çalışma Şartları

Kariyerizm: Kurumsal Kölelik

Önceki yazıİşçiler doğalgaz hattında sigara içtiler!
Sonraki yazıHomo Sapiens’e doğru bir insanlık yolculuğu: Bilincin 7 seviyesi
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…