Ateizm: Neden ateist oldum?

Bir yandan Türkiye’nin giderek muhafazakarlaştığını gözlemlerken bir yandan da inancını özgürce açıklayan, daha cesur kıyafet giyinen ve cinsel kimliğini saklamayan insanların artması da gözden kaçmıyor. Ülkemizde ateizm, ateist (tanrıyı ve metafizik  varlıkları reddeden), deist (dinleri reddeden) ve agnostik (bilinmezci) nüfusun artmasının sebepleri nelerdir, bu insanlar neler düşünüyorlar?

Ateizm: Neden ateist oldum?

“Bir öğreti ne kadar mantıksız olursa olsun, toplum tarafından kabul edilerek güç kazandığında, milyonlarca insan toplum tarafından dışlanmayı hissetmektense o öğretiyi kabullenmeyi tercih edecektir.” -Eric Fromm, Özgürlükten Kaçış

Müslümanlık tartışılıyor

Son yıllarda İslam ritüellerinin abartılarak ve çarptırılarak uygulanması, türban, çarsaf ve cüppe kullananların artması, politikacıların daha çok islami söylemlerde bulunması ve ülkenin en büyük terör örgütü olarak ilan edilen kadronun muhafazakar Müslüman olarak tanınması azımsanmayacak sayıda bir kitleyi, tüm bunlara tepki olarak, İslam dinini sorgulamaya itiyor. Resmi kayıtlarda “yüzde 99’u Müslüman’dır” denen Türkiye’de Ateizm Derneği bile kuruldu.

Özellikle kadrolaşma, yolsuzluk, hırsızlık, pedofili, sapkın ilişkiler, tecavüz, mezhepçi politikalar, üniversite ve KPSS sorularının çalınması gibi olayların arkasında dindar Müslüman insanların çıkması gençlerin yeni inanç şekillerini araştırmalarına vesile oluyor.

İnançların sorgulanmasının yaygınlaşması ve aile ve toplum aracılığıyla öğrenilmiş inancıyla çelişkiye düşen kişilerin cesaret kazanması sosyal medyanın bir getirisi aslında. Bilim ve Din Tartışma Kulübü, Sorgulayan, Ateistler ve Deistler, Ateizim & Ütopya gibi Facebook ve Twitter gruplarının yüzbinlerce üyesi var.

Bu arada üç yıl önce Ortadoğu, Balkanlar ve tüm Müslüman ülkeler icindeki ilk “Ateizm Derneği” İstanbul’da kuruldu. Türkiye ateistlerinin görüşlerini yasal zeminde özgürce ifade edebilmesini teşvik eden, bilimsel, felsefi ve teolojik konularda projeler düzenleyen yasal bir kurum olarak faaliyet gösteren dernek, artık Avrupa Birliği tarafından resmen tanınıyor.

Ateizm Derneği bu yıl, AB üyesi ülkelerin Büyükelçileri ve 3 yaygın dinin temsilcilerinin katıldığı “inanç” konulu diplomatik toplantıya resmi olarak davet edildi.

Müslüman bir ülkede ateist ya da inançsız olmak

Bugün ülkemizdeki genel kanaat, dinsizliğin ahlaksızlıkla aynı şey olduğu yönünde.  “Ateiste kötü davranmak Müslümanı’n borcudur” diye yazı yazan köşe yazarları bile var. Bir çok insan farklı inancından dolayı hakaret ve tehditlere maruz kalıyor, fiziksel tacize bile uğruyor.

Laik ve demokratik olan Türkiye’de ateist olmak hala İslam dinine hakaret olarak algılanıp, tuhaf ve olağanüstü bir durum olarak karşılanabiliyor.

Müslümanlık kimliğini bırakmış olanların çoğu ailelerini üzmemek ya da çevresiyle sorun yaşamamak için  fikirlerini gizli tutuyor. Fakat inancını rahatlıkla açıklayan ve kabul gören ateistler de çok. 2015 yılında KONDA tarafından yapılan araştırmaya göre ülkemizde 5,5 Milyon ateist, deist ya da agnostik yaşıyor ve sayıları giderek artıyor.

Dine ya da Allah’a inanmayanlar nasıl insanlar?

Özellikle ateistler Kur’an’ı ve diğer dini kitapları okuyup araştırmış kişiler. Bir kanıya göre Türkiye’de Kur’an’ı okumuş ateist sayısı, referans aldıkları kitabı okumuş imanlı Müslümanlardan daha çok.

Bunun dışında Evrim Teorisi ile ilgili kitaplar ve Nietzsche, Camus, Richard Dawkins, Carl Sagan, Neil deGrasse Tyson ve Sartre’ın tüm kitapları bu gruba ait insanların en çok okudukları arasında. Bu kategoride şu ana en çok satan kitaplardan birisi ise: Yuval Noah Harari’nin “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens -İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi” isimli kitabı.

Ateistler varlığı somut olarak ispatlanmamış hiç bir şey inanmıyor, bilimi referans alıyorlar. Dolayısıyla onlar için ölümden sonra başka bir hayat yok. Bu sebeple tek şansları olan bu hayatı seviyor ve hakkını vererek yaşamak istiyorlar.

Onlara göre insan düşüncesine ve mantığına ket vuran, gaipten gelen, gökten inen dogmalara ihtiyaç yok. Ateistler ve deistler  insanların aklın ve mantığın yolunda, sağduyu ve vicdanlarını dinleyerek, doğanın ve evrenin dengesine göre yaşamaları gerektiğini düşünüyor.

Allah’ı ve kutsal dinleri kabul etmeyenlerin bazı ortak noktaları; hayvanları, doğayı ve seyehat etmeyi sevmeleri, bireyselliğe önem vermeleri, meraklı ve kendileriyle dalga geçebilen kişiler olmaları. Başka bir özellikleri de tavır ve giyiniş tarzlarıyla kimliklerini ve inançlarını belli etmemeleri.

Neden ateist oldum?

ateist

Ailesinden veya çevresinden aldığı İslami bilgi ve ritüellerle büyüyen bir çok insan ergenlik çağında ya da üniversite yıllarında öğrendiklerini sorgulamaya ve diğer inançları araştırmaya başlıyor ve öncelikle dünyanın oluşumu ve insanlığın tarihini inceleyen kitapları okuyor.

Arayış içinde olmasalar bile tesadüfen okudukları kitaplar da insanları soru sormaya  yönlendiriyor ve bir süre sonra kendilerini Müslüman ya da inançlı olarak tanımlamaktan vazgeçiyorlar.

Dinleri sorgulamaya neden olabilecek kitapların bazıları: Emile Zola’nın Gerçek isimli romanını, Turan Dursun’un “Din Bu” serisi, Muazzez ilmiye Çığ’ın Sümer tabletleri hakkındaki yazıları.

Kitaplar dışında şahsen yaşanan bazı olaylar da inançların sorgulanmasına neden oluyor.

Bu tecrübelerin çoğu kendilerine öğretilen dini bilgiler ile dindar insanların davranışları arasındaki çelişkiler; Örneğin genç bir çocuk hasta amcasını ziyarete gittiğinde, yengesi nikah düşer mazeretiyle gence yemek ya da çay ikram etmiyor. Fakat aynı kadın eşi öldükten sonra eşine olan borcunu getiren adamın elinden parayı alabiliyor.

Hastane sırasında oturarak sıra bekleyen bacağı kırık 19-20 yaşlarında gencin yanında boş yer olmasına rağmen yetmiş yaşındaki sakat bir teyze dini inancı gereği gencin yanına oturmuyor. Kapalı genç bir kadın bir yaşındaki bebeğinin altını değiştireceği yerin yakınlarında oturan erkeklere, bebeğin cinsiyeti kız olduğu için uzaklaşmaları gerektiğini söylüyor.

Hoşgörü, adalet ve barış dini olduğu söylenen İslam’ın yoğun olarak yaşandığı Türkiye’deki din istismarı üzerinden yapılan baskılar ve toplumdaki yaşam standartları arasındaki farkın cok büyümesi de insanların İslam hakkındaki düşüncelerini etkiliyor.

Bunlar dışında ilkokul çağından itibaren kendini ateist olarak tanımlayan insanlar da var. Onların bu kadar küçük yaşta Müslümanlık’tan uzaklaşmalarının sebeplerinden bazıları; yaratan ve koruyan varlık olarak benimsedikleri Allah’ın ceza vermesi, sevdikleri insan ya da hayvanın ölmesi, “yaramazlık yaparsan Cehennem’de yanarsın” dendiğinde buna kendisinden çok büyüklerin inanması. Ateistlerin bir kısmı da Aziz Nesin gibi çok küçük yaşta katı ve yoğun din eğitimi almış ve hafız olmuş kişilerden oluşuyor.

Sanılanın aksine, dünyaya kızgın olmak veya Tanrı’dan nefret etmek ateist olmak için pek geçerli bir neden değil. Bu tür sebepler Tanrı konusunda kafa yorup araştırma yapmak için birer motivasyon kaynağı olabiliyor fakat Tanrı kavramının reddi için kullanılan sebepler değiller.

Bir ateist, dinin dünyaya zarar verdiğini düşündüğü için çevresindeki din figürlerinden ve dinsel düşünceyi temsil eden kavram ve kişilerden hoşlanmıyor olabilir ama bu dinden ve Tanrı’dan nefret ettiği anlamına gelmez, çünkü insan varlığına inanmadığı bir şeyden nefret edemez.

Tanınmış ateistler

Yaşamakta ya da yakın zamanda yaşamış, ateist ya da agnostik oldugunu açıklayan bir çok tanınmış kişi var: Türkiye’den Aziz Nesin, Ali Nesin, Pelin Patu, İlyas Salman, Erkan Can, Fazıl Say, Celal Şengör, Serra Yılmaz, Can Yücel, Mina Urgan, Sevan Nişanyan. Dünya’dan ise Katharine Hepburn, Angelina Jolie, Brad Pitt, Woody Allen, Hugh Laurie, Daniel Radcliffe, Keanu Reeve, Gene Wilder, Daniel Day-Lewis, Julianne Moore, Bruce Lee, Charlie Chaplin bunlar arasında en bilinenleri.

Ateistler ne istiyor?


“Ahlakın dine bağlı olduğu ve adaletin ulu bir yetkeye bağımlı hale getirildiği yerde en ahlaksız, en adaletsiz, en kepaze şeyler meşrulaştırılabilir ve yerleştirilebilir.” -Ludwig Feuerbach

Kitlesel bir amaçları olmasa da dinleri ve yaratıcıyı reddeden insanların ülkeleri ve insanlık için istediği şeyler var: Soyut ve somut kavramını ayırt edemeyen çocuklara din eğitimi verilmesin, öğretmenler ve aileler yeniliklere açık, sorgulayan nesiller yetiştirsin, toplumda eşitsizlik ve hoşgörüsüzlük olmasın, bilim ve teknolojide ileri ülkelerin standartlarına gelinsin, fikirlerde dayatma olmasın, herkesin özgür iradesiyle hareket edebilsin, toplum vicdanlı ve sağduyulu kararlar alsın.

NOT: Bu yazıdaki yorum ve fikirler Ateistler ve Deistler isimli Facebook sayfasından derlenmiştir.


Tanrı’ya giden yolu inançsızların kanıyla açmak

PAYLAŞ
Önceki yazıSarsıntı ve insan
Sonraki yazıBoğaziçi Üniversitesi’nin devrimcisi Barbarosoğlu
1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.