Dijital üretim: İnsan mı robot mu üretsin?

Dijital üretim yöntemleri artık yalnızca yeni ürünler yaratmak için değil aynı zamanda üretim sürecini sanal olarak modellemek için de kullanılıyor.

İnsan mı robot mu üretsin?

Ürünü yapmak için gerekli araçlar tasarlanırken, insanların mı yoksa robotların mı bu araçları çalıştırmaya daha uygun olup olmadığını belirlenebiliyor. Makineler ve araçlar için daha az sayıda fiziksel prototip oluşturulup gecikme kaynakları ortadan kaldırılabiliyor

Tam teşekküllü Dijital Üretim

Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Elif Gürdal, bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli üretim (CAD-CAM), bu iki boyutlu teknolojilerin 1960’larda kullanılmaya başlamasından itibaren üreticilerin ürünlerini imal etme sürecinde büyük ilerlemeler kaydedişini temsil eder.

Şimdi ise dünya çapındaki üreticiler, tam teşekküllü Dijital Üretim’i benimseyerek bir sonraki sıçramayı gerçekleştiriyor. Esasen, bir ürünü tasarlamak ve mühendisliğini yapmak ve bunu gerçekleştirmek için bir üretim süreci oluşturmakla ilgili her şey üç boyutlu (3D) olarak sayısallaştırılabiliyor ve üretim sisteminin gerçek fiziksel varlıklarıyla senkronize edilebiliyor.

Bu trendi erken benimseyenlerin sağladığı kazançlar ise muazzam boyutta. Yapılan bağımsız analizler, üretim maliyetlerinin %15’e varan oranlarda düşürülebileceğini gösteriyor. 

Geleneksel olarak, şimdiye kadar ürün tasarımında, mimarisinde, mühendisliğinde ve imalatında pek çok gecikme yaşandı. Bu işlevlerin her biri, genellikle “silolar” olarak adlandırılan, bir şirketteki farklı departmanlarda veya bölümlerde bulunurdu. Bu farklı silolar, ortaya çıkarmaya çalıştıkları şey konusunda ortak bir vizyon oluşturmaya çalışıyorlardı. Bu siloların, aynı görüntülere bakmıyor ya da aynı teknik dili konuşmuyor olma ihtimalleri ise yüksekti.

Ortak bir ürün tanımı etrafında birleşmeden önce birçok şey tekrar ediliyor, bu da üretim sürecinde gecikmelere neden oluyordu. Ancak tüm bu paydaşlar gerçek zamanlı olarak ortak bir platform üzerinde birbirlerine bağlanabilirse, işte o zaman çok daha hızlı hareket mümkün olacaktır .

Artık paydaşlar, aynı 3D verilere erişebiliyor ve bunları tanımlamak için aynı teknik terimleri kullanabiliyor. 

Dijital üretim yöntemlerini yalnızca yeni ürünler yaratmak için değil, aynı zamanda fiziksel üretime herhangi bir yatırım yapmadan önce imalat sürecini sanal olarak modellemek için de kullanabiliyorlar. Ürünü yapmak için gerekli araçları tasarlayabiliyor ve insanların mı yoksa robotların mı bu araçları çalıştırmaya daha uygun olup olmadığını belirleyebiliyorlar.

Makineler ve araçlar için daha az sayıda fiziksel prototip oluşturarak bir başka gecikme kaynağını da ortadan kaldırabiliyorlar. Ve üreticiler, bunların tamamını tek bir fabrika özelinde değil, küresel çaptaki tüm operasyonları için uygulayabiliyor. 

İnsan mı robot mu üretsin?

Bilgi akışı çok yönlü 

Bir ürün geliştirme fikri, erken aşamalarda bile olsa, üretim yaklaşımları ve malzeme akışları açısından test edilebiliyor. Bu bilgi, bir konseptin aslında “üretime hazır” hale getirilip getirilemeyeceğini belirlemek adına oldukça önemli. Dijital üretim, üreticilerin tasarım fonksiyonundan belirli bir ürüne yönelik küresel talebin öngörülmesine kadar neredeyse tüm fabrika üretimlerini deneyimlemelerine olanak tanıyor.

Bu simülasyon işlemleri, üreticilerin rekabete hızla tepki verebilmeleri veya yeni pazar fırsatlarından yararlanabilmeleri için süreçleri daha iyi ele alabilmelerini ve değiştirebilmelerini sağlıyor. Zamanlamada ve modelde değişiklikler yapabiliyor ve bakım operasyonlarının takvimini belirleyebiliyorlar. 

Dijital iş parçacığı (Digital thread) terimi

3D tasarım verilerinin 3D üretim süreci modellerinin tamamında kullanılmasını ifade ediyor. Bu katmanda sunulan uzmanlık; ergonomi, akış simülasyonları, parça işleme, proses planlaması, imalat yönetimi, robot teknolojisi ve daha fazlasını kapsamakta.

Dijital iş parçacıklarının neticelerinden biri de süreçler, zeka, bağlantı, fonksiyonel ve mantıksal tasarım hedefleri ve geometrik şekiller de dahil olmak üzere sanal ürün modellerinin herhangi bir şey üretilmeden önce oluşturulması.

Böylesine kapsamlı bir model, basit bir “sanal ikiz”den daha sofistike. Bu türden karmaşık 3D deneyimler, dijital iş parçacıklarının bir parçası haline geliyor. Büyük miktarlarda veriyi kapsayan son derece sofistike modeller geçerli olduğunda, bir fabrika imalata başlayabiliyor. 

Geleceğin üreticilerinin karşısındaki zorluk, dijital iş parçacıklarının üretim başlangıcının ötesine geçirilerek üretimin tüm yönlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi olacak. Ürün ve süreç modelleri; üretim bölümünden, tedarik zincirinden, dağıtım ağından ve hatta tüketicilerden gelen geri bildirimleri entegre edebilmeli.

Eksiksiz bir deneyimin üretilmesi için gerekli olan veri miktarı, ürünün şeklinden binlerce kez daha kapsamlı. Bu bilgiler daha sonra test edilmek ve geliştirilmek üzere sanal modellere geri dönüştürülebilir. Bu, Toyota Motor’un yalın üretim sisteminin bir parçası olarak tanıttığı kesintisiz iyileştirme kavramının belirgin bir uzantısı.

Ancak bu konsept artık tüm dünyadaki üreticiler tarafından benimsendi. Ürünler ve bunları yapmak için kullanılan üretim prosesleri de sürekli olarak daha iyi hale getirilebiliyor. 

Dijital üretim teknikleri, farklı müşteriler için yaptıkları ürünlerin ayırt edilmesini ve sonuçta da kitlesel özelleştirme hedefine ulaşmak isteyen küresel şirketler için giderek daha fazla zorunlu bir hal alıyor..

Dijital imalatın karmaşık ürün deneyimlerinin arkasındaki muazzam veri akışı ile kombinasyonu, pazardaki değişikliklere veya rekabetin zorluklarına yanıt verebilmeyi sağlayan büyük bir esneklik artışı sağlayabilir. Bu noktada; 12 sektörde hizmet veren 3DEXPERIENCE platformu, marka uygulamalarına güç katıyor ve zengin bir endüstri çözümleri deneyimi portföyü sunuyor.

Robotlar ve insanlar güçlerini birleştiriyor!