İntikamınızı demokratik olarak alabilir misiniz?

İntikam canı yanmış birinin aynı acıyı, hakettiğini düşündüğü kişiye de tattırma dürtüsüdür; nefret ile beslenir. İntikam alınmak istenen kişi ise genelde, terör olaylarında olduğu gibi acının sebebi değil, başkalarının maşasıdır. İntikam; şiddet ve adaletsizlik doğurur, topluma korku salar, demokratik kişilikle bağdaşmaz.

Nefret ve intikam insanın mantıksal olarak açıklayamadığı duygulardır, hümanist ve demokratik kişilikle bağdaşmaz...

“Caninin son hali!”

İntikamınızı demokratik olarak alabilir misiniz?

“Reina saldırganı yakalanmış, oh ne güzel dövmüşler, linç edelim.”

İntikamınızı demokratik olarak alabilir misiniz?

“8 yaşındaki çocuğu kendine eş yapan IŞİD’li hak ettiği şekilde gebertildi.”

“Her şehit için cezaevlerindeki on teröristi idam edelim.”

“Ispartalı çocuklar köpeğin kulaklarını kesmiş, bulup sokak ortasında bir güzel dövelim.”

“Teröristlerin leşlerini arabaya takıp sürükleyelim.”

“Bu tecevüzcünün leşinin resmi. Sosyal medyada olabildiğince yayalım ki ibret olsun.”

“O haini katillerin koğuşuna koyun, onlar cezasını verir.”

Tüm bu söylemleri sadece faşist görüşlü zihniyetlerden duymuyoruz. Kendini demokratik olarak tanımlayan, doğayı ve hayvanları sevdiğini iddia eden, başka durumlarda sevgi ve empati mesajları yayan sosyal medya kullanıcıları da bu mesajları postalıyor. Belli ki konunun üzerine düşünmüyor, söyledikleri şeyin sonucunu kestiremiyorlar. Zira nefret ve intikam, insanın mantıksal olarak açıklayamadığı duygulardır. Çünkü olduğunu iddia ettiği hümanist ve demokratik kişiliğiyle bağdaşmaz.

Şiddet temel olarak güç ve otorite ile ilgilidir ve egomuzu tatmin eder. Bir de intikam alındığı hissi, konunun çözüldüğü ve bizi bir daha rahatsız etmeyeceği fikrini vererek konuyu kapattığımıza inandırır. Bu tamamen bir yanılsamadır. Çünkü şiddet şiddeti doğurur, yani şiddet ve terör yayılarak büyür.

Neden böyleyiz?

Eğer kızgınlığınızı bu şekilde ifade ediyor, hele ki bu söylemleri sosyal medyada gururla paylaşıp, başkalarını da aynı yönde etkilemek istiyorsanız; demokrasiye ve adalete inanmıyorsunuz demektir. Eğer bu değerlere inandığınızı iddia ettiğiniz halde bu söylemlerde bulunuyorsanız, siz iyi değilsiniz, muhtemelen psikolojik sorunlarınız var.


Çünkü kendinizi çaresiz hissediyorsunuz ve elinizden başka bir şey gelemeyeceğini düşünüyorsunuz. Düşünemediğiniz başka bir şey ise; bu söylemlerle çocuğunuza bırakacağınız dünyanın şiddet ve terörle dolu olacağı. Çünkü şiddet şiddeti doğurur. Yok ederek bitirebileceğiniz şey söz konusu kişidir ama terörün altında yatan fikri kişisel intikam duygunuzla bitiremezsiniz.

Neden böylesiniz siz? Çünkü spor yapmıyor, sanata vakit ayırmıyorsunuz. Çünkü kendinize güzel bir sosyal ortam yaratamamışsınız. Sadece sosyal medyada egonuzu tatmin edebiliyorsunuz. Kitap okumuyor, sinemaya gitmiyor, ormanda yürümüyorsunuz. Sevmediğiniz işlerde çalışıp, taksitlerinizi ödemek için kendinizi yıpratıyorsunuz. Yani size bahşedilmiş hayatın hakkını veremiyor, güzel yaşayamıyorsunuz.

Demokrasi en güzel intikam

Yukarıda listelenmiş söylemler, toplumun demokrasiye ve hukuka olan inancını zedeler ve herkesin adaletini kendisinin uygulaması gerektiği mesajını verir. Oysaki şiddet ve dolayısıyla şiddeti haklı göstermek suçtur. Bir düşünün; belki de en güzel intikam demokrasidir.


Medyamız ve Kanıksadığımız Şiddet

Doğru kimin doğrusu? Başka bir dünya düzeni mümkün mü?

PAYLAŞ
Önceki yazıKredi kara listeyi temizleyen sicil affı: Kimler yararlanacak?
Sonraki yazıMuhalefetle sıcak temas: Bekir Bozdağ ile Levent Gök el ele

1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul’da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç’te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi’nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim’da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya’ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye’nin Gezi Gençleri’nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.