Mış gibi yapmak

Birini açıkça yüzüne karşı suçlamıyorsun diye onu yargılamadığını zannediyorsan yanılıyorsun. Söylememiş gibi yapmak, işte tüm zehir orada.

Mış gibi yapmak Hani bir şeylere kızarız, alınırız, ama ‘neyse’ deriz. Güya alttan alırız, büyüklük yapıp sabır gösteririz. Güya diyorum çünkü gerçekte hissederiz ve hatta doğrudan dile getirmesek de bir şekilde tavrımızı belli ederiz. Bunun farkında olmasak da istemesek de söz konusu kişiye ‘kanıtlanamaz’ küçük saldırılarda bulunabiliyoruz. Bakışla, tonla, şakayla, görmezden gelmekle, ona istediği bir şeyleri vermemekle… Her neyse işte.

Mış gibi yapmak

Kimse ‘sen bunu yaptın’ diyemez mi?

Bu sessizce gaz çıkarmak gibi bir şey. Kimse ‘sen bunu yaptın’ diyemez diye o etkiyi yaratmamış olmuyoruz. Bunu yapmak aslında hem karşındakini, hem de kendini kandırmak gibi geliyor bana. Karşındakini kandırmak, çünkü içinden ‘sen şöyle böylesin!’ diye suçlayıcı tiratlar atarken yüzüne anlayışlı davranmak politik bir iki yüzlülük örneği gibi. Ayrıca bunu bir başkasına söylemiyoruz da içimizde yaşıyoruz diye arkasından konuşmamış olmuyoruz. Bu yüzden de kendimizi kandırmak. Çünkü ‘beni deli ediyor ama ses etmiyorum’ derken kendimizi ‘iyi, düzgün, anlayışlı, sabırlı, hoşgörülü’ vb görüyoruz; oysa hiç de değiliz. Öyleymiş gibi yapıyoruz sadece.

Mış gibi yapmak

İletişimin Aslı

Mesele iletişimin sadece sözcüklerle olduğu yanılgısında. Hatta yalnızca ses tonu ve beden hareketlerimizde ve dahası, küçük davranışsal oyunlarımızda bile değil. Bu yüzden hepsini maskelesek bile hala içten içe düşündüğümüz şeyi iletmediğimiz anlamına gelmiyor. Sonuçta bunların hepsi bir manayı, bir düşünceyi aktarmaktaki araçlar. Düşünce ki aslı enerji; enerjiyse bu araçlar olmaksızın hissedilebilir bir şey.

Mış gibi yapmakBence bu saklayış daha zarar verici çünkü kırmayalım bozmayalım derken dillendirmediklerimiz bir seviyede işitiliyor; ama söylenmemiş gibi yapıldığından karşıdaki kişiyi bir iç çatışma hatta paranoya içinde bırakabiliyor. Aklına bu fikir ‘geliyor’ ve “Acaba karşımdaki böyle mi düşünüyor? Ama yok yok, öyle görünmüyor… Yoksa öyle mi acaba bir şey yapmalı mıyım?….” Aynı durumda hepimiz kalmışızdır ve ne eziyet olduğunu biliriz herhalde. Öyleyse ne durumda bıraktığımızın farkına varabiliriz.

Yani diyorum ki sen birini açıkça yüzüne karşı suçlamıyorsun diye onu yargılamadığını zannediyorsan yanılıyorsun!


Hatta aslında yargılayıcı ve kibirli biri olmak istemediğin için bunu kendinden gizlerken bir yandan karşındaki yerilmiş ve yanlış hissetsin diye elinden geleni yapıyorsun muhtemelen. Sadece öyle ince ki sen de kendin hakkında iyi hissedebil, o da senin onu yargıladığını anlayarak seni yeremesin. Yani yargılanmadan yargılamak istiyoruz kısaca. Mutlak kanı buymuşçasına fikrimizi dayatmak ve suçlanmadan sıyrılmak. Çok hoş değil mi? Gül gibi hem de.

Ama karma veya kader kavramını biraz algılıyorsak yarattığımız etkinin sonunda bize varacağını tahmin edebiliriz.

Olduğumuz gibi görünmek dileğiyle…


Hayat maskelerde çıplak kaldığımızda güzel

Hayatta ne yapmalı? Mutluluk Virüsü