Köpek korkusu neden kaynaklanır? Onlara nasıl yaklaşmalıyız?

Köpeklere nasıl yaklaşmalıyız? Köpek korkusu neden kaynaklanır? Gazi Üniversitesi Sokak Hayvanlarını ve Doğayı Koruma Topluluk Başkanı Damla Karaboya anlattı: Şiddet gören, aç ve susuz kalan hayvanlar; siz yaklaştığınızda size nasıl sevgi gösterisi yapsın, hiç düşündünüz mü?

köpek korkusu damla karaboya sokak hayvanları

Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü öğrencisi, aynı zamanda Gazi Üniversitesi Sokak Hayvanlarını ve Doğayı Koruma Topluluk Başkanı Damla Karaboya’ya sorduk…

Röportaj: Damla Karaboya

İnsanlar köpeklerden neden korkuyor, insanlar köpeklere nasıl yaklaşmalı, bunun için neler yapılmalı?

‘Bana küçükken köpek saldırdı hala korkusunu atamadım’ klişesi

Bu sorunun cevabına herkesin başına gelmiş olan klişe bir olayla başlamak istiyorum, korkma sebebi olarak hep bunu öne sürerler: ‘Bana küçükken köpek saldırdı hala korkusunu atamadım.’ Genelde herkes bu durumu yaşamış olduğu için korkuyor, artık nasıl bir tesadüf bilemiyorum. Yani şu şekilde yaklaştığınız her köpek size sevgi gösterecek değil, kuyruk sallayarak yanınıza gelecek diye bir şey de yok.

“Şiddet gören, aç ve susuz kalan hayvanlar; siz yaklaştığınızda size nasıl sevgi gösterisi yapsın, hiç düşündünüz mü?”

Sokak köpeklerinin neler yaşadıklarını biliyor musunuz siz akşamları evlerinizde yatarken? Sizce bir kenarda sessiz sakince uyuyabiliyor mudur? Uyusa bile karnı tok mu uyuyordur yoksa tüm gün yiyecek bir şey aradığı için yorulmuştur da ondan mı uyuyordur? Veya artık hali kalmamıştır bir şey yiyemediğinden sızmıştır sokağın bir köşesinde… Sızmıştır ki başına bir sarhoş dikilir ya vurur ya tecavüz etmek ister. Belki şansına iyi bir sarhoşa denk gelmiştir başını okşatabilir ama bu o kadar küçük bir ihtimal ki… Zaten zarar verecek kişinin sarhoş olup olmamasına gerek yok sokaktan geçen insan o köpeğin orada yatmasından rahatsız olur tekme atar, kalksın ister… Peki, gece boyu zor şeyler yaşayan hayvan gündüz siz yaklaştığınızda size nasıl sevgi gösterisi yapsın, düşündünüz mü? Veya sizden neden kaçmasın ki? Tüm zararları insanlardan gördükten sonra size saldırması da, sizden kaçması da ve sizi ısırması da normal değil midir?

“Şehrin orta yerinde açlıktan ölen bir hayvan düşünebiliyor musunuz?”

Ben Ankara’nın en işlek yerlerinden birinde oturuyorum ve 2 yıl önce gözümün önünde bir köpek açlıktan öldü. Şehrin orta yerinde açlıktan ölen bir hayvan düşünebiliyor musunuz? Gece eve geldim binanın bahçesinde bir köpek uzanmış taşın üstüne, hemen yanına gittim, ben ona yiyecek şeyler verdikçe o son nefeslerini verdi, midesi resmen yoktu hayvanın, kemikleri ortada falan, bir köpeğin bu hale gelebilmesi için belli bir zaman gerekir. Hiç mi onu gören duyarlı bir insan olmamış anlamadım ama o gece neyi anladım biliyor musunuz?

“Hiçbir hayvanın yanından geçerken başka iyi bir insan ona yemek verir zaten diye düşünmemeyi anladım, yiyecek olarak ne verebilirsem vereyim, başkası versin veya vermesin ama ben yine de vereyim diye düşünmeyi anladım, o saatten sonra insanların bencil bireyler olduğuna inandım.”

“Köpekler insanlara havladığında ‘kuduz veya saldırdı’ oluyor”

Düşünsenize; o köpek, o duruma gelene kadar hiç kimse görmemiş onu… Sesini de duyuramaz ki zaten, çünkü köpekler insanlara havladığında ‘kuduz veya saldırdı’ oluyor, sonra ne oluyor, bu saldırıya yani sözde saldırıya tabi, maruz kalan insan belediyeyi arıyor sonrası mı? Sonrası yok…

Neden biliyor musunuz zaten kendi kendine yaşamaya çalışan kimsenin evine girip bir şey çalmayan, kimsenin karısına kızına sarkmayan, kimseye tecavüz etmeyen, kimseyi öldürmeyen o hayvan birden bire ne olduğunu anlamadan aranılan belediyenin ekipleri tarafından yakalanıyor. Peki, nasıl yakalanıyor biliyor musunuz? Onların boyun aparatı dediği şeyle bağıra, çağıra, acı çekerek ne için; sözde saldırıya uğramış bir insanın rahatı için veya gece havlamıştır, birinin uykusunu kaçırmıştır, onun için…

Sonra ne zaman çıkacağını bilmediği bir kafesin içinde ölümü bekliyor. Ne iğrenç düşünsenize, birine bağırıyorsunuz aç olduğunuzu anlatmak için sonra 4-5 tane insan geliyor boynunuza siz uyurken bir şey fırlatıp onu sıktırıyorlar ve hiç bilmediğiniz bir yere götürüyorlar. Sonrası kafes… Artık önünüze su koyarlarsa içersiniz, küflü ekmek atarlarsa yersiniz-ki bunlar çok zor.

“Her canlının bir savunma mekanizması vardır”

Bir köpek sizi ısırsa ne olur ki? İnsanlar birbirini öldürüyor, annesini öldüren var, çocuğunu öldüren var sırf psikolojisi bozuk diye bir köpek sizi ısırmış çok mu? İnsanlarda kavga edebiliyor yeri geldiğinde arkadaşlarınızla da tekme tokat kavga edebiliyorsunuz veya anne babanızla bile tartışabiliyorsunuz çünkü her canlının bir savunma mekanizması vardır sizi bir köpek ısırdıysa veya saldırdıysa oda kendini savunmak istemiştir. Bu çok normal, tıpkı bir insanın kendini savunmak için karşısındakine yumruk atması gibi bir şeydir bu.

Köpeklere nasıl yaklaşılmalı?

Bir sokak köpeğine yaklaşırken eğer korkaksa yaklaşmayın veya illa yaklaşacaksanız eğilin elinizi uzatın önce koklasın sizi izin verin, ona karşı elinizi havadan yaklaştırmayın çünkü vuracağınızı düşünebilir ve kendini savunmak isteyebilir. Eğer bir köpek size hırlamışsa o hayvanın üstüne gitmenizin pekte bir anlamı yoktur. Yemek verirken özellikle korkak köpeklere onların uzağına koyun ve oradan uzaklaşın emin olun cesaretini toplayıp gelecektir. Ve hiçbir köpeğe ısıracak bu beni düşüncesiyle yaklaşmayın sesinizi yumuşatın ona yaklaşırken, bağırmayın, el kol hareketleri yapmayın taş falan atabileceğinizi düşünür.  En önemlisi onları hep sevin, hep besleyin, hiç korkmayın.

“Bu dünyanın sadece insanlara ait olmadığını bilmemiz gerekiyor”

Günümüzde sokak hayvanlarının yaşadığı durumlar, karşılaştığı zorluklar, yaşamak için verdiği mücadeleler belli. İnsanların zaten zorlukla hayatını sürdürmeye çalışan sokak hayvanlarına karşı biraz daha duyarlı olması, bencillik etmemeleri, bu dünyanın sadece insanlara ait olmadığını bilmeleri gerekiyor. Eğer hiçbir insan bencil olmazsa bu sadece hayvanlar konusunda da değil genel olarak o zaman gerçekten yaşamayı öğreneceğiz. Çocuk yetiştiren ailelerin çocuklarına mikrop kaparsın yaklaşma, pirelidir o sana da bulaşır, ısırır seni kuduz olursun gibi gereği olmayan uyarılar yapması yerine aslında hayvanlara yaklaştığında, onları sevdiğinde, onlara merhamet ettiğinde gerçek bir insan olacağını bilmeleri lazım.

“Sokak köpeklerine selam vermeye başladıysan insan olmaya çeyrek kalmıştır.”

Aslında tamda Sadri Alışık’ın dediği gibi “Sokak köpeklerine selam vermeye başladıysan insan olmaya çeyrek kalmıştır.” Çünkü dünyanın en masumları arasında değiller mi sizce de? Dertleri olduğunda söyleyemiyorlar, çok acıktıklarında belki bulabilirseler yiyorlar, araba çarptığında yol kenarında can veriyorlar. Karşınızdakiler insan değil, dünyada var olan en muhtaç canlılar. Düşünün bir, şuan ben bunları anlatırken bile sokaktaki kaç kedi, kaç köpek açlık çekiyordur veya dayak yiyordur ya da tecavüze uğruyordur?

“Empati kurun”

Lütfen bir sokak hayvanı gördüğünüzde arkanızı dönüp gitmeyin, lütfen empati kurun, lütfen kendinize sorun; acaba kaç saattir aç, en son ne zaman ne yedi, su bulup içebildi mi, belki de benim vereceğim bir lokma yemekle hayatta kalmayı başarabilecek veya kaybettiği vücut direncini yeniden kazanabilecek gibi şeyler düşünün. Vicdanınıza yük binsin her arkanızı dönüp gittiğiniz hayvan için, zamanla size oturan bir davranış olacaktır onlara yemek vermek. Hatta şimdi bile kapınızın önüne bir kap su ve bir kap yemek koyabilirsiniz, evinizden çıkan artık yemekleri kedi, köpek bunu yemez deyip çöpe atmak yerine tercihi onlara bırakabilirsiniz biraz ekmek doğrayıp kapınızın önüne su ile birlikte koyabilirsiniz. Mahallemdeki sakinler böyle şeylerden rahatsız oluyor, şikâyetçi derseniz eğer bu sizin yasal hakkınız lütfen bunu bilin, sokağınızdaki hayvanları beslemeniz sizin yasal hakkınız kendinizi ve sokak hayvanlarını savunun. Empati kurmayı lütfen unutmayın.

Gökçer Korkmaz: Gerçek bir hayvan sever nasıl olur?

1993 Ankara doğumlu yazar Antalya’da ikamet ediyor. İnteraktif bir sinema ve dizi blogu olan SineTürkiye'de genel yayın yönetmeni olarak görev alan yazar, Süleyman Demirel Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde ön lisans; Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Şu an Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. Medya, kadın araştırmaları ve toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenen yazar ayrıca hayvan hakları savunucusudur; sokak hayvanlarının daha iyi koşullarda yaşayabilmeleri için çeşitli kampanyalara imza atmaktadır.