Yavaşla! Herkes koşturmaktan şikayetçi!

Herkes koşturmaktan şikayetçi. Gündüz iş temposu, eve gelince çocuk telaşı… Yapılacak ödevler, yemek, uyku saatine hazırlık. Yavaşla!..

Yavaşla! Herkes koşturmaktan şikayetçi!

Kiminle konuşsam koşturmaktan şikayetçi. Arkadaş sohbetlerinde de, danışanlarla yaptığım görüşmelerde de koşarak yaşamak üzerine konuşuyoruz… Gündüz iş temposu, eve gelince çocuk telaşı… Yapılacak ödevler, yemek, uyku saatine hazırlık. Ohh çocuklar uyudu, kendime ait bir zaman dilimi başlıyor diye sevinirken büyük bir çoğunluğumuz sızıp gidiyoruz zaten ve yarın yine aynı tempoyla hayata başlıyoruz. Hayatı 5. Viteste yaşıyoruz.

Bir Kızılderili ve Amerikalı bir grup ormanlık bir alanda yürüyorlarmış. Amerikalılar plan yapmışlar. Şu kadar mesafeyi bu kadar zamanda yürürsek hiç durmazsak ve sadece onbeş dakika yemek molası için durursak akşam güneş batmadan şurada oluruz diye planlamaları oluşturmuşlar ve başlamışlar sabah erken saatte beraberce yürümeye.


Öğle yemeği vaktine doğru Kızılderili durmuş. Bir ağacın gölgesine oturmuş ve gözlerini kapatıp şarkı söylemeye başlamış. Amerikalılar şaşırmışlar. Bakmışlar ki plan aksıyor kızılderiliyi uyarmaya çalışmışlar. Ne yaptılarsa Kızılderili hiç istifini bozmamış. Şarkısı ve meditasyonu bitince “ben hazırım” demiş ve ayağa kalkmış. Amerikalılar kızgın “neydi bu şimdi yaptığın”demişler. Kızılderili “bu kadar hızlı yürüdükten sonra durup ruhumu beklemem gerekli, beklemezsem ruhum geride kalır” diye cevap vermiş.

Bir çoğumuz için aynı şey geçerli aslında. Özellikle büyük şehirlerde yaşadığımız koşturmaca yüzünden ruhumuz geride kalıyor. Durup dinlenmiyoruz. Hayatı beşinci viteste yaşıyoruz. Ödenmesi gereken faturalar, evin alışverişi, banka işleri, çocuğun ödevleri, sosyal hayatı, kursları, evin düzeninin sağlanması… Yapılması gerekenleri yapmaya çalışıp, kendimize hiç zaman ayırmayıp bir de üstüne çocuğumun onuna yetişemedim, bununu göremedim diye vicdan azabıyla boğuşup koşmaya devam ediyoruz. Ta ki bir gün bir şekilde düzende bir yanlışlık olduğunu kavrayıncaya kadar…

Oysa hayat her şekilde devam ediyor. Biz koşsak da koşmasak da. Yapılması gerekenler bir şekilde oluyor sindirerek yaşasak da yaşamasak da. Bugünlerde hep kendime aynı şeyi söylerken buluyorum… Yavaşla!..


Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce

PAYLAŞ
Önceki yazıMEB Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nde Atatürk’e yer yok
Sonraki yazıAKP gerçekten adalet dağıtan bir parti mi?

16 yıllık iş yaşamında birçok global markanın “Marka Yöneticiliği”ni yaptı. Yurt dışında Marka Yönetimi ile ilgili eğitimler aldı ve bu eğitimleri Türkiye’de sorumlu olduğu markalarda uyguladı. Ateş, 2014 yılından beri markaların Türkiye marka konumlaması, marka yönetimi, dijital marka iletişimi ve itibar yönetimi gibi konularda eğitim ve danışmanlık veriyor
Tek bir işle yetinmeyi sevmeyen Burcu Ateş’in en büyük amacı, kendi hayatına olduğu kadar diğer çalışan kadınların yaşamlarına da ışık tutabilmek. Bu nedenle okuyor, gözlemliyor, araştırıyor, paylaşıyor. Bu paylaşımların biraraya gelmesinden oluşan ‘Çocuğum, Eşim,İşim… Peki Ya Ben? İsimli bir kitabı bulunuyor.
Zeynep’in annesi olmaktan gurur duyuyor ve yaşamına gelecekte yeni ilgi alanları da ekleyerek, yaşamın kıyısında değil içinde olmayı hedefliyor.