Can Aydoğmuş: Düşle inan yaşa!

“Evliyalar ve Yücelerle yaşamak” ve “John of God: Şifanın Eli” isimli kitapların yazarı Can Aydoğmuş, son kitabı “Düşle inan yaşa” ile bizlerle… Kendisi ile hem kitabına hem de hayata dair yine çok keyifli bir röportaj yaptık. Sloganı “Söyle olsun” olan “Düşle inan yaşa”nın yazarı bakalım bize neler söylemiş.

Can Aydoğmuş: Düşle inan yaşa!

Röportaj: Can Aydoğmuş

“Düşle inan yaşa” isimli kitabınız nasıl oluştu, bize biraz kendi düşle inan yaşa serüveninizden bahseder misiniz?

Can Aydoğmuş: Öncelikle bu röportaj için çok teşekkür ederim. Daha önce sizinle yaptığım diğer röportaj da gerçekten çok özel ve keyifliydi. Düşle inan yaşa aslında benim kendi hayatımda yaşadığım büyük zorlukların içinden çıkıp nasıl mucizeler yaşadığımı çok net ve somut bir şekilde ortaya koyuyor. Tabi kitabımda sadece bunu anlatmıyorum, kendi hikayemden kısa bir şekilde bahsediyorum.

Çocukluk dönemimde annem kayboldu daha sonra babam ve ablam vefat etti. Ailem dediğim insanlar bana çok kötü şeyler yaptılar. Bir anda çok iyi bir durumdayken kendimi ortada kalmış, çok zor ve kötü bir durumda buldum. Ve o sürecin içinden sürekli pozitif düşünerek, düşüncelerimin ve sözcüklerimin gücüne inanarak çıktım. Çok önceleri İnsanlar negatif bir şey söylediklerinde, iptal iptal iptal öyle söylemeyin diyordum bana inanmıyorlardı, daha sonraları benim hayatımda çok olumlu şeyler geliştikçe, çocuğa bak dediği şeyler doğruymuş çok başarılı oldu dediler.

Ben kendi hayatımda ne olursa olsun pozitife odaklanmaya, ağzımdan çıkan sözcüklere, çevremdeki insanların bana söyledikleri şeylere dikkat etmeye ve devamlı içsel çalışmalar yapmaya devam ettim. İngiltere’de birçok eğitim aldım ve orada kişisel gelişime yönelik öğrendiğim her şeyi kendi hayatımda uyguladım. Hiç bıkmadan usanmadan kendi üstümde çalışmaya devam ettim.

İnsanlarda şöyle bir şey var; bir kitap okuyorlar ya da bir eğitime gidiyorlar, birazcık uyguluyorlar sonra ben bundan bir şey elde etmedim diyorlar. Halbuki kişinin düzenli olarak bunun üzerine çalışması, farklı şeyleri kendine katması, kendini geliştirmeye devam etmesi ve her an o gelişim sürecinde olması gerekiyor.

“Düşle inan yaşa” aslında gerçekten bir yaşam biçimi olmalı.

Kitabımda insanların evde uygulayabilecekleri, yaşamlarını değiştirmeye yönelik pratik ve net bilgilere yer verdim. Aynı zamanda nasıl sözler ve cümleler kurmaları gerektiğine dair bilgileri de içeriyor. Kitabı okuyan birçok insan bana şöyle bir geri dönüşte bulunuyor; Can bey bu kitapla beraber inanılmaz derecede farkındalığım yükseldi. İnsanların kitabı okumaya ve uygulamaya başlamaları ile beraber hayatlarının değiştiğini duyuyorum, çok mucizevi şeyler yaşıyorlar. Kitabın içinde birçok teknik var, insanların kendi kendilerine yapabilecekleri içsel bir yolculuk tekniği anlatıyorum.

“Düşle inan yaşa”nın içinde sadece eğitimlerden öğrendiğim şeyler değil, benim kendime uyarlayıp kullandığım ve fayda gördüğüm teknikler var. Mesela kitabın içinde hayat arkadaşınızı hayatınıza nasıl çekeceğinize dair bir bölüm var, o çok etkileyici ve çok işe yarıyor. Ben onu uygulayan ve fayda gören birçok insan gördüm. Ben de kendi hayatımda uyguladım ve yaşadım. Şu anda çok mutlu olduğum bir ilişkim var.

“Işık farkındalıktır”

23 yaşımda, birçok şeyden mutsuz olduğum bir dönemde, o yazım tekniğini kullandım ve hayatımda ciddi bir farkındalık sağladı. O yazım tekniği ile beraber bir baktım ki hayatımda o an istemediğim ve beni mutsuz eden her şey tamamen benim yaratımımın, duygularımın, düşüncelerimin, bilinç altımdaki şeylerin sonucu. Yani istemiyorum, şikayetçiyim ama aslında istiyorum. O anda istemediğim ve şikayet ettiğim hayat tamamen benim istediğim gibi. Bunu fark ettiğiniz zaman birçok şeyi değiştirip dönüştürebiliyorsunuz. Çünkü bir karanlık odanın içindeyseniz ve ışık yoksa, hiçbir şeyi yerinden oynatamazsınız, hiçbir şeyi göremezsiniz ve ne yaptığınızı bilemezsiniz. Ancak ışık yandıktan sonra odayı temizlersiniz, toplarsınız ve kapısını açıp çıkarsınız. Bu yüzden ışık çok önemlidir, ışık farkındalıktır.

düşle inan yaşa can aydoğmuş kitap

Düşle İnan Yaşa

“Düşle inan yaşa” isimli kitabınızı dört serilik bir kitap dizisi haline getirmeyi düşünüyorsunuz, kitabın diğer serilerinde okurlarınızı neler bekliyor?

Can Aydoğmuş: “Düşle inan yaşa” isimli kitabımı dört seri haline getirmeyi düşünüyorum ama bir de bakarsınız yedi seri haline de gelebilir. İlk kitabımda okurlarımla hayatlarında uygulayabilecekleri temel teknikleri paylaştım ve onların farkındalık kazanmalarını amaçladım. Kitabın bir bölümünde kendi anlatımıma, bir bölümünde de özel kişilerle yaptığım röportajlara yer verdim. Diğer kitaplarımda da bu şekilde devam edecek.

Kitabın 4/3 ünde benim anlatımlarım, 4/1 inde ise röportajlar yer alacak. İkinci kitabımın konusu tamamen ilişkiler üzerine olacak, üçüncü kitabımda ise para konusunu ele alacağım. Bu arada bir de çocuk kitabı yazdım, eğer kısmet olursa bu yaz döneminde okurlarım ile buluşacak. Aynı zamanda bir roman yazıyorum, romanım da çıktıktan sonra “Düşle inan yaşa”nın ikinci serisini yazmaya başlayacağım.

Fazıl Say’dan Yıldız Kenter’e kadar yaptıkları işlerdeki başarılarıyla tanınmış birçok özel kişi ile röportajlar yapmış ve bu değerli röportajlarınızı kitabınızda okurlarınız ile paylaşmışsınız. Röportaj yaptığınız kişileri seçerken belirli kriterleriniz oldu mu?

Can Aydoğmuş: Evet, belirli kriterlerim oldu, açıkçası öncelikle hepsi de benim çok sevdiğim kişiler. Onlarla röportaj yapmak benim için çok büyük bir mutluluktu. Bu insanların anlatacakları şeylerin çok değerli olacağını hissetmiştim. Ve her biri ile yaptığım röportaj bana çok şey kattı, çok büyük farkındalıklar elde ettim. Kitabın içinde yer aldıkları için de onur duyuyorum.

Yıldız Kenter - Osman Can Aydoğmuş
Yıldız Kenter – Can Aydoğmuş

Kitabınızın röportajlar bölümünde yer verdiğiniz tüm isimlerin düşlemiş inanmış ve yaşamış kişiler olduğunu söyleyebilir miyiz?

Can Aydoğmuş: Evet söyleyebiliriz. Ve bir diğer en önemli ortak özellikleri; bir şeye karar vermiş ve ondan vazgeçmemiş olmaları. Zaten onlarla röportaj yapma nedenlerimden birisi de onların gittikleri yolda hangi yöntemleri kullandıklarını öğrenmek ve bunları da okurlarım ile paylaşarak onlara da ışık olmasını sağlamaktı. Her bir röportajdan insanların öğrenecekleri çok şey olduğunu düşünüyorum, röportajları mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.

“Kainat ve tüm moleküller bir akış içinde”

Kitabınızda akışta olmak kavramına çok sık yer vermişsiniz, akışta olmak nedir? Yanlış yolda olduğumuzda kolaylıkla olması gereken şeylerin olmadığından bahsediyorsunuz. Bir yola girdiğimizde karşımıza sürekli zorluklar ve engeller çıkıyorsa bu yanlış yolda olduğumuzun kesin ve net bir göstergesi midir? Böyle durumlarda verdiğimiz mücadeleler akışa karşı ters yüzmek midir?

Can Aydoğmuş: Akış, bütün evren ve sonsuzluğun her an bir dönüş içinde olmasıdır. Bunu makrodan mikroya doğru anlatmak gerekirse bütün galaksiler ve gezegenler kendi etraflarında ve birbirlerinin etraflarında dönüyorlar. Dünya da kendi etrafında ve diğer gezegenlerin etrafında dönüyor, Ay dünyanın etrafında dönüyor. Bütün atomlar, moleküller ve DNA’larımız bile bir akış içinde. Ve ben tüm bunların bir bilinci olduğuna inanıyorum. İnsanlar akıştan çıktıkları zaman hayatlarında problemler yaşamaya başlıyorlar.

“Astrolojik döngüde de akış var”

Dikkat ederseniz astrolojik döngüde de bir akış ve bir bilinç var. Hiçbir şey olduğu gibi durmuyor, her şey bir akış içinde. Siz akışa güveniyorum ve kendimi akışa bırakıyorum dediğiniz zaman hayatın sizi çok daha iyi ve olması gereken noktaya götüreceğine inanıyorum. Ama benim burada bahsettiğim kurban bilinci ile olan bir teslimiyet duygusu değil, ben farkındalık içinde olan bir teslimiyetten bahsediyorum. Duygularımıza, düşüncelerimize ve yargılarımıza takılmadan, histe kalarak ilerlemek. Histe kalabilmek burada çok önemli bir olgu, zaten kişisel ve ruhsal gelişim alanlarında verilen birçok eğitim de bunu öğretmeyi hedefliyor.

İlişkilerde ve iş hayatındaki akış nasıl ve neden tıkanıyor?

Mesela ilişkiler konusu ile ilgili bir örnek vermek istiyorum. Diyelim ki bir kadın bir adama kafayı takıyor ve ondan vazgeçemiyor ama halbuki o adamla değil de başka birisi ile olması gerekiyor. Yani onun evrensel sistemde beraber olacağı kişi farklı, devamlı o kişiye ya da aynı modelden kişilere kafayı takması ve kendini sonsuz olasılıklara açmaması onu mutlu bir ilişki yaşamaktan da alıkoyuyor.

İnsanlar hayatlarının bir döneminde mesela bir iş yapmak istiyorlar ve olmuyor. Problemler yaşıyorlar, orada ya bir şeyi değiştirmeleri ya da kendilerine yeni bir şey katmaları gerekiyor ya da yaptıkları şey her ne ise onlara göre değil. Şöyle ki, eğer bu bir işse, işlerini çok seviyorlar, işlerinde mutlular ama uğraşıyorlar ve bir türlü olmuyorsa o zaman bir şeyleri değiştirmeleri lazım. Kararlı olmaları ve vazgeçmemeleri gerekiyor. Ama yaptıkları işte hem mutlu olamıyorlar hem de işleri iyi gitmiyorsa o zaman başka bir şeye yönelmeleri daha doğru olacaktır.

can aydoğmuş düşle inan yaşa kitabı

Olumsuz insanlar bizi nasıl geliştiriyor?

Hayatımıza giren negatif insanlardan, bizim iyiliğimizi değil de kötülüğümüzü isteyen insanlardan hemen uzaklaşmamız mı gerekir? Aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun sözü hakkında ne düşünüyorsunuz? İnsan zeki bir düşmanından da bir şeyler öğrenemez mi?

Can Aydoğmuş: Evet, insanların düşmanları da kendilerinin birçok yönden gelişmesini sağlayabilir. Aslında hayatta her şeyin bir rolü var. Dünyada keşke bir sevgi kardeşliği olsa, insanlar birbirlerini dostum düşmanım ya da arkadaşım diye ayırmasa. Ama maalesef dualite boyutunda olduğumuz için böyle bir bilinç içinde değiliz. Dostun varsa düşmanın da var, düşmanın varsa dostun da var, yani her şeyin bir zıttı var bu hayatta. Ben insanların kendilerini olumsuz yönde etkileyen insanların farkına varmaları ve onları hayatlarından çıkarmaları taraftarıyım.

Tabi bu arada yapmamız gereken kesinlikle bu insanları körü körüne hayatımızdan çıkarmak olmamalı. Böyle bir noktada kendimize şu soruyu sormalıyız; bu insan benim hayatıma neden geldi? Bu insandan benim öğreneceğim şey nedir? Bu insanda beni ne rahatsız ediyor? Ve ondan sonra insanın dönüp kendi içine bakması gerekiyor. Bu insanda sizi rahatsız eden şey her ne ise mutlaka sizde de o vardır.

İyi – kötü, sevgi – nefret, ışık – karanlık

Benim kendi hayatımdan örnek vermem gerekirse, hayatımın bir döneminde yaptığım bazı işlerin çok yakın çevrem tarafımdan kıskanıldığını gözlemledim. Ben normalde hiçbir şekilde kıskanç bir insan olmadığımı düşünüyordum, çünkü her zaman çevremdeki insanların hep iyi ve başarılı olmalarını istemişimdir. Ama daha sonra kendi içime dönüp daha derinlere indiğimde benim içimde de bir kıskançlık duygusunun olduğunu fark ettim. Ve daha sonra ise bu süreçte şunu kabul ettim; dünyada iyi varsa kötü de var, sevgi varsa nefret de var, ışık varsa karanlık da var.

Hayat yolculuğundaki sınavlar

Senin dostun olarak gördüğün biri hayatının bir döneminde senin düşmanın da olabilir, aynı şekilde düşmanın olarak gördüğün biri dostun da olabilir. Ve her bir kişinin de kendi yolculuğunda bir takım sınavlardan ve deneyimlerden geçtiğini düşünüyorum. Burada da insanlar şunu sorabilir; peki ben insanlara güvenemeyecek miyim? Ben buradan da şu sonuca vardım; insanlara değil hayata güvenmemiz lazım.

Kısaca özetlemek gerekirse kişinin egosuna teslim olmaması ve kendi üzerinde çalışmaya devam etmesi çok önemli. Aksi halde benzer durum ve insanları sürekli hayatımıza çekeriz. Şikayet etmek yerine kendi içimize dönüp bakmak bizim için en faydalı olanı olacaktır.

can aydoğmuş

Hayata karşı öfke neden?

Bir kişi tüm hayatı boyunca hiçbir istek ve arzuda bulunmasa, sadece akışa güvense ve teslim olsa sizce yaşadığı her şey o kişinin en yüksek hayrı için mi olur?

Can Aydoğmuş: Burada öncelikle şunu ayrıştırmamız gerekiyor; bu kişinin hayata karşı neden hiçbir istek ve arzusu yok? Kişinin hayata karşı bir tepkisi mi var, depresyonda mı ya da hayata karşı bir öfke mi duyuyor? Eğer bu nedenlerden dolayı hayattan hiçbir isteği yoksa o zaman olmaz.

Ben şahsım adına çocuklara hayatı toz pembe gösterecek masallar yerine, yaşamın içinde sorunların, aşılması emek isteyen engellerin de olabileceğini ifade eden ve bu sorunlarla başa çıkabilme yöntemlerini sunan hikayelerin yer almasının taraftarıyım. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Can Aydoğmuş: Tabi ki bu hikayelerle birlikte çocuklara farkındalık kazandırmak oldukça önemli diye düşünüyorum. Benim de yazdığım çocuk kitabımda hedefim buydu.

Sorunları rüyalarda çözmek

Kitabınızın bir bölümünde kişinin hayatında yaşayabileceği bir takım sorun ve sıkıntıları rüyalarda yaşayıp atlatabileceğinden bahsediyorsunuz. Bu konudan biraz bahseder misiniz?

Can Aydoğmuş: Rüyalarımızın hayatımızda gerçekten de çok önemli bir rolü var, bu nedenle insanlara mutlaka rüyalarını yazmalarını ve kırk gün sonra okumalarını tavsiye ediyorum. Rüyalarımız aracılığı ile inanılmaz somut ve net mesajlar alabiliriz. Bununla birlikte rüyaların herkese anlatılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanlar birbirlerine olumsuz yorumlarda da bulunabiliyorlar. Örneğin bizim toplumumuzda sürekli bir dertleşme durumu var, hatta birçok insan bu dertlerin enerjisi ile beslenebiliyor. Benim bulmuş olduğum bir kavram var; mutluluklaşmak… Ben insanların çokça mutluluklaşması taraftarıyım.

Rüyaların ikinci bir hayatımız olduğuna inanıyorum. Kişi eğer kendini açar ve rüyaları ile bağlantısını güçlendirirse normal hayatta alması gereken bir dersi rüyasında alarak o dersten muaf olabilir. Çünkü hayatımızda karşımıza çıkan her şey bize bir şeyleri öğretmek içindir. Eğer ki biz yeterli farkındalığa ulaşır ve almamız gereken o dersi rüyalarımız aracılığı ile deneyimlersek normal yaşamımızın içinde acı çekmemize gerek kalmaz. Bu da bizim bir seçeneğimizdir. Kitabımda anlattığım uygulamalar da kişinin bu farkındalık seviyesine gelmesine destek olacak nitelikte.

Vicdanınızı rahatsız eden bir şey varsa onu yapmayın!

Vicdan mekanizması neye göre çalışır? Her bireyin kendi değerler algısına göre mi, yoksa evrensel bir vicdan mekanizması mı vardır?

Can Aydoğmuş: Aslında her ikisi de mevcuttur. Bunun yanında şöyle bir durum da var; evrensel değerlere göre kabul gören bir şey bizim vicdan mekanizmamız tarafından kabul edilmeyebilir de. Bu nedenle insanların öncelikli olarak kendi vicdanlarının sesini dinlemelerini tavsiye ediyorum. Eğer bir durum ya da olay sizin vicdanınızı rahatsız ediyorsa ondan mutlaka uzak durun, o şey her ne ise onu yapmayın. Ya da vicdanınızı rahatsız eden bir durum varsa onu rahat ettirmek için elinizden gelen her şeyi yapın, aksi halde vicdanınız kendini rahatlatmak için mutlaka başınıza bir sorun ya da dert açacaktır.

Sorunları rüyalarda çözmek can aydoğmuş

Hiç kimse kurban değildir!

Çevre ve aile faktörlerinin kişinin kendini gerçekleştirmesindeki payı nedir?

Can Aydoğmuş: Tabi ki bu etkenlerin payı yadsınamaz ama şunu da bilmek gerekir ki hiç kimse kurban değildir. Olan her şey kişinin gelişimine hizmet eder. Tüm dünyada, ailesinden ya da çevresinden destek görmeden kendi kendine sıfırdan başlayarak başarılı olmuş birçok kişi var. Diğer taraftan bazı varlıklı ailelerin çocuklarının da zaman zaman hayatlarında başarılı olamadıklarını gözlemliyoruz.

İnsanların yaptığı en büyük hata…

İnsanlar mutlu oldukları ve keyifle çalışacakları işleri nasıl keşfedebilirler? Bu konuda verebileceğiniz tavsiyeleriniz nelerdir?

Can Aydoğmuş: Neye karşı çekilim hissettikleri çok önemli bence. Bazen şöyle bir durum da olabilir, kişi bir şeye karşı çekim duyar o işi yapar ama bu onun son olacağı anlamına gelmez, yaptığı şey her ne ise bu onu bir sonraki atacağı adıma da hazırlıyor olabilir. İnsanların yaptıkları en büyük hata bir şeye kesin ve son gözüyle bakmaları. Bunun yerine ben insanlara kendilerini sonsuz olasılıklara açmalarını tavsiye ediyorum. Tek yönlü değil çok yönlü varlıklar olduğumuzu unutmasınlar.

Can aydoğmuş deniz çayır
Deniz Çayır – Can Aydoğmuş

Yaptığınız diğer çalışmalardan bahseder misiniz?


Can Aydoğmuş: Son zamanlarda yoğun olarak bireysel danışmanlık talepleri alıyorum, bunun doğrultusunda online danışmanlık vermeye başladım. canaydogmus.com.tr adresinden benimle iletişime geçebilirler. Bunun dışında şirketlere eğitimler veriyorum, grup meditasyonları ve John of God meditasyonları yaptırıyorum, Bilgi üniversitesinde meditasyon eğitimleri vereceğim, yılda iki kez John of God turu düzenliyorum.

Herkese ulaşabilmek adına Kanal D ile birlikte bir YouTube kanalı kurduk. Orada her cuma günü yeni bir video yayınlıyorum. İnsanların uygulamalı olarak öğrenecekleri birçok teknik sunuyorum. Yayınladığım videoları izleyerek anlatmış olduğum teknikleri herkes kendi kendine evinde uygulayabilir.

Hepimize sevgiyle dokunan bu güzel röportaj için Can Aydoğmuş’a çok teşekkür ediyorum.


Metin Hara: Korku yıkıcıdır, sevgi ise yaratıcı!