Biz kadınız: Buradayız ve gitmeye hiç niyetimiz yok!

Ünzile, Güldünya, Özgecan Aslan, Hande Kader… Liste uzar gider. Gencecik kadınlar bir bir toprak olur güzel ülkemde. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Ekim ayı raporunu açıkladı. Yine dolu dolu rakamlar, yine acı yine öfke.

Kadın cinayetleri 2017 raporu

Ekim ayında sade ve sadece bir ayda 40 kadın öldürüldü. 40 can… 40 yarım bırakılan hikaye… Yaşamak her geçen gün zorlaşıyor ve ölmek olabildiğine kolay artık. Erkeklik gururundan bahsedenler, namus bekçisi geçinenler, kadını malı gibi görenler ve bunları bir boyun bağına serbest bırakanlar… Her geçen gün artarak ölüyoruz. Son 10 yılda öldürülen kadınların sayısı hiç mi hiç azalmıyor.

Son 10 yılın 7 yılı daha mühim çünkü bundan 7 yıl önce 2010 yılında bir genelge yayınlandı. Kadınlar kendini yalnız hissetmesin destek olunsun diye. Kadınlar eşit şartlarda çalışabilsin diye pozitif ayrımcılık getirildi ve tüm bunlara rağmen ölümde şiddet azalmadı.

CHP’li Tur Yıldız Biçer gündeme getirdi

Kimi zaman ayrılmak istediği için katledildi kadın kimi zaman kendine dair karar almak istediği için. Görevimiz bu şiddeti azaltmak bu vahşete dur demek olması gerekirken, öğreniyoruz ki bu genelge de kaldırılıyormuş! Birgün gazetesinde yer alan habere göre: Olaya tepki gösteren CHP milletvekili Tur Yıldız Biçer şunları söyledi:

“Halk eğitim merkezleri, toplum merkezleri, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ve yerel yönetimlerin de yaygın eğitim faaliyetleri ile mesleki eğitim programlarında sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak kadının insan hakları, eğitim ve istihdam olanaklarını artırma yönünde bir çalışma vardı. Şiddet mağduru kadınları koruma ve onları yaşama tutunma yönünde geliştirilmiş projeler vardı. Kreş denetimiyle ilgili çok ciddi çalışmalar vardı. Ama şu anda görüyoruz ki; 2010’daki bu genelgeden geriye düşülmüş olması kadınlara yönelik dışlayıcı tutumu yasalarla ortadan kaldırmak gerekirken, bunu derinleştirmek yönünde bir adım olmuştur. Bu taslağı, kadınların kamuda ve özel sektörde dışlayan, kadına yönelik şiddetin önünü açan ve kadınların sorunlarını büyüten bir metin olarak yorumluyorum ve hukuken de, toplumsal açıdan da kabul etmemizin mümkün olmadığını söylüyorum.”

TÜİK verileri de bunu kanıtlıyor aslında!

Bu tablo ise TÜİK’in 7 Mart 2017 yılında yayınladığı “İstatistiklerle Kadın, 2016” raporundan. Elde edilen veriler ise 2015 yılına ait yani bahsi geçen genelgenin yayınlanmasının üzerinden tam 5 sene sonra.

Rakamlar ortada!

Erkek nüfusun neredeyse yarısı kadar istihdam oranı ve yine erkek nüfusun neredeyse iki katı işsiz kadın! Düşünün pozitif ayrımcılıkla bu rakamlar bu seviyede ya yok olunca? Bu düpedüz kadının sosyal hayattan men edilmesi değil midir?

Çalışmayan dolayısıyla kendi parasını kazanamayan kadın, muhtaç kadın durumuna düşecektir ve bu kadının kademeli olarak sosyal hayattan yok edilmesidir.  Bu bir son değil muhakkak bir başlangıçtır. Sosyal statüsünü kaybeden kadın kimliğini de beraber kaybedecektir. Geriye kadından sade ve sadece “X kişisinin karısı” vasfı kalacaktır!

Pekala varlığı yok olan hangi kadın sağlıklı bir gelecek yeşertecektir? Ayağında pranga olan kadın ve bunu benimseyen kadın mı çocuğuna ilimden, fenden, özgürlükten bahsedecektir?Susmayı öğrenen, itaat edip huzuru bulan kadın mı refah günlerin tohumlarını ekecektir? Peki ya algısı tamamen ataerkilleşen toplum mu ilerletecektir bu ülkeyi?

Kendini kadının üstünde gören, kadını sadece kendisi için var olduğunu düşünen erkek mi bizi aydınlık yarınlara götürecektir?Bugün dahi çıkan sese rağmen namusum, gururum, erkekliğim diyerek kadını katletmeye hak gören erkek toplumda ki son kadında susunca kendi imparatorluğunu mu ilan edecektir?

Tek tip topluma doğru…

Hiç düşündünüz mü o imparatorluğun tehlikelerini? Önce kadın yok olacak. Kadın itaati öğrenecek. Kadının fikri erkeğin fikri olacak ve kadının fikri çocuğunun  fikri. Gördünüz mü büyük resmi? Tıpkı şunun gibi:

Tek tip toplum! Kime ne sorsanız aynı cevabı verir. Aynı şeye kızar. Aynı şekilde düşünür. Düşün yok olur, mantık yok olur ve zamanla birey yok olur!Şimdi anladınız mı bu mücadele neden verilir? Kadın susarsa eğer, toplum susar çünkü! Ve kadın dişiyle, tırnağıyla, hatta ve hatta canıyla kazandığı hiç bir hakkı geri vermez! Yapılacak en doğru şey sanırım bu gerçeği kabul etmek!

Biz kadınız; öyle güzel güleriz ki, gökte ki kartal bile duyar!

Biz kadınız:

Tarlada,bağda,bahçede…

Sokakta, cadde de şehir de…

Okul da, iş yerin de…

Şantiye de, direksiyon başında, ameliyathane de..

Biz her yerdeyiz. Sesimiz her yerde! Kutlamada da boykotta da en öndeyiz.

Biz öyle güzel güleriz ki, gökte ki kartal bile duyar!

Biz kadınız: buradayız ve gitmeye hiç niyetimiz yok!

En iyisi mi siz alışın!

Şiddet mağdurları ve yakınları neler yapmalı?