Her dönemin bir Yezid’i vardır!

Hz. Muhammed’in karşısında Ebu Süfyan; Hz. Ali’nin karşısında Muaviye; Hz. Hüseyin’in karşısında Yezid; Köroğlu’nun karşısında Bolu Beyi; Pir Sultan’ın karşısında Hızır Paşa; Esad’ın karşısında ise katil ABD!.. Unutulmasın ki, her dönemde bir zalim vardır!

Her dönemin bir Yezid’i vardır!

“Yezid kimdir” diye soran genç arkadaşlar olabilir… Yezid, Muaviye’nin oğludur ve Hz. Muahmmed’in torunu Hz. Hüseyin’in kafasını keserek top oynadığı rivayet edilen kişidir. Peki bu Yezid’in babası Muaviye kimdir? Muaviye de, Hz. Hüseyin’in babası Hz. Ali’nin kuyusunu kazan, o günlerde mescitlerde Hz. Ali’ye lanet okutan kimsedir.

Bu kişilerin soyu sopu tam anlamıyla “fitneci” diyebiliriz. Çünkü Muaviye’nin babası Ebu Süfyan da Hz. Muhammed’e karşı harekete geçen kimse…

İslam coğrafyasında bu üç isim (Yezid, Muaviye, Ebu Süfyan) o dönemde Peygamber’in soyunun devamı olan Ehl-i Beyt’e karşı ciddi zorbalıkları olan insanlardır!

İslam coğrafyası o kadar çok zulüm görmüştür ki, her biri acı olaylarla doludur! Biraz önce ifade ettiğim gibi Hz. Ali, Muaviye’nin bir oyunu olan “hakem olayı” ile Muaviye’ye yenilirken; Hz. Hüseyin de “Kerbela” ile Yezid’e teslim olmak zorunda kalmıştır!

Gerek Muaviye gerekse Yezid, devlet yönetiminde çevresindekileri ekonomik olarak gözetmiş, siyasi rantlar sağlayarak kendi nüfuzunu güçlendirmiş, akrabalarını korumuşlardır! Muaviye, oğlu Yezid’in önünü açmak için Peygamber’in soyundan gelenlere akla hayale gelmedik siyasi oyunlarla geri plana itmiştir! Devletin kasasını istediğini gibi kullanmış, har vurup harman savurmuştur. O günün şartlarında lüks yaşamı ön planda tutmuştur; tıpkı Yezid gibi! İnsan bunları görünce her dönemde bir israfın, rant ekonomisinin döndüğünü düşünüyor!..

Muaviye, Küfe’ye Muğire Şu’be’yi vali atadığında ona şuna söyler: “Ali’ye sürekli küfretmeyi, onu kötülemeyi eksik etmeyeceksin; onları kötüleyip duracaksın! Ali taraftarlarını yere batıracaksın!”.

Yezid, o kadar ki, dini hayatını arka plana itmiş; kadına ve içkiye tutkunluğu ile adını duyurmuştur…

Tarihe bakıldığında her dönemin bir Yezid’i vardır!

Alevi toplumuna karşı burada yanlış anlaşılmak istemem! Yezid’in yaptığı eylemi hiçbir kişi ile kıyaslamak istemem yahut da Kerbela gibi acı bir olayı hafifletmek gibi bir düşüncem asla söz konusu olamaz! Aksine; Yezid, İslam tarihinin gelmiş geçmiş en acımasız zalimidir!

Hatta İslam aleminde iki kişinin sonsuza kadar cehennemde kalacağı rivayet edilir. Kimdir bu iki kişi? Biri, ifade ettiğim Yezid; bir diğeri ise İslam coğrafyasının ikinci zalimi Haccac Yusuf’tur! Bu kişilere üçüncü kişi olarak Kuteybe’de eklenebilir!

Hani deniyor ya, “Türkler, Müslümanlığı severek kabul etti” diye. Açıkçası bunu söylemek biraz zor! Türkler biraz da bu Haccac ve Kuteybe gibi zalimlerden dolayı İslam’ı kabul etmek zorunda kaldı!

“Türkistan olayları” olarak bilinen süreçte Haccac’ın 130 bin kişiyi cellatlara vererek katlettiği de ifade edilir! Aynı şekilde o dönemlerde yaşamış Kuteybe’de Türkleri katletmiştir!

Aslında Yezid kadar olmasa da çeşitli dönemlerde birilerinin birlerine siyasi, ekonomik bir rant ekonomisi için eylem sürdürdüğünü görebiliyoruz…

Tıpkı yüzyıllar sonra Pir Sultan Abdal’ın karşısında Hızır Paşa’nın olduğu gibi; tıpkı Köroğlu’nun karşısında Bolu Beyi’nin olduğu gibi; tıpkı bugün Suriye’de emperyalistlere karşı mücadele veren Esad’ın karşısında ABD’nin Neoconları, Think thankleri, Yahudi lobileri olduğu gibi!..

Alevi kimdir? Alevilik nedir, ne değildir?

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…