İmece Evi: Ekolojik komün çiftlik yeni sakinlerini bekliyor

Her gün daha çok insan şehir hayatını bırakıp kırsala yerleşerek doğal ve sağlıklı bir hayat kurma kararı alıyor. Kimileri sadece ailesini taşıyor, kimileri ise arkadaşlarıyla birleşerek küçük bir komün hayat kuruyor. Bu tür planları olan şehir sakinlerinin yeni adresi artık Menemen’deki “İmece Evi” olabilir.

İmece Evi: Ekolojik komün çiftlik yeni sakinlerini bekliyor

İmece Evi: Başka bir dünya mümkün

Bir grup barış ve ekoloji aktivistinin 2007 yılında Kazdağları’nda kurduğu ekolojik kampın bugüne ulaşmış hali İmece Evi. Bu grup üyelerinden İsmail Yenigün, Kazdağları’nda edindiği tecrübe ve birikimiyle yeni ve alternatif bir hayat kurmaya karar verip, 2011 yılında İzmir Menemen’de Dumanlıdağ Köyü yakınlarında aldığı arazide İmece Evi’nin temelini atmış. Bu hayatın ana ilkesi ise: “Barış içinde temiz bir dünyayı hemen şimdi yaşamak” olmuş.

İmece Evi‘nde yaklaşık yedi yıldır tam zamanlı yaşayan iki-üç aile yalnız değil; kısa ya da uzun dönem, Türkiye’den ve dünya çapından birçok ziyaretçiyle beraber yaşıyorlar. Burada yaşayan herkes beraber çalışmak, ürettiğini paylaşmak, doğaya hiç bir şekilde zarar vermemek ve mümkün mertebe Kapitalizm’e hizmet etmemek konusunda hemfikirler.

İmece Evi’ne en yakın yerleşim yeri 7 km. uzaktaki Çukurköy. Köye kadar herhangi bir toplu taşıma, alışveriş yapılacak dükkan ya da bir tesis yok. Dolayısla İmece Evi’nde para, pilastik ambalaj, tuvalet kağıdı, endüstriyel temizlik malzemesi vs. olabilecek en alt seviyede kullanılıyor. Her şey eski usul ya da doğal yöntemlerle hazırlanıyor.

Evet; bu evde mümkün mertebe herşey ev sakinlerince üretiliyor, binalar bölgenin taşları ya da çamuruyla inşa ediliyor. Yazın kendi ürettikleri yiyecekler yeterli oluyor. Fakat yazın yetiştirilen ürünlerden hazırlanan salça, turşu, konserve ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılasa da, kışın dışardan sebze alma ihtiyacı olabiliyor.

İmece Evi’nin sabit sakinleri sigara kullanmıyor. Sigara kullanan ziyaretçiler arazinin dışında dumanına ve izmaritine sahip çıkma koşulu ile içebiliyor. Bunun dışında keyif verici her tür maddenin girişine ve kullanımına izin verilmiyor ve bu gibi maddeleri yoğun kullandığını düşündükleri insanlarla evlerini paylaşmıyorlar.

Kolektif yaşam

İmece Evi, ekolojik ve sürdürülebilir bir yaşamın sürdüğü okul niteliğinde

İmece Evi’nde patron “tabiat ana”. Her şey doğayı dinleyerek, insan hiyerarşisi olmadan, ekonomik masrafa girmeden, insan emeğini ya da hayvanları sömürmeden işliyor. Üretim ekolojik ve sürdürülebilir kaynaklardan gerçekleşiyor.

Başka bir temel pirensip ise, İmece Evi’nin isminden de anlaşılacağı üzere, paylaşmak ve dayanışmak. İmece’de herkes sahip olduklarını hesaplamadan paylaşıyor. Paylaşılan en değerli şeyler ise bilgi, beceri ve tecrübe. Her ziyarteçi kendi yetenek ya da birikimiyle İmece Evi’ne katkıda bulunuyor ve kendisi de yeni bilgi ve deneyimlerle oradan ayrılıyor. Yani İmece Evi aslında bir okul.

İmece’ye gelmeden ortak masraflara katılım olarak cüzzi bir miktar bankaya yatırlıyor ama öğrenciler ya da imkanı olmayanlar, bu parayı gönüllü olarak fazla ödeyenlerin oluşturduğu fon sayesinde, ücretsiz olarak İmece Evi’nde kalabiliyor.

İmece Evi’nde tarım

İmece Evi bahçelerinde toprağın gücünü yitirmemesi için bakla ekimi yapıyor ve sadece hayvan gübresi kullanıyor. Kaynaktan borularla getirilen suyla damlama sistemi ile sulama yapılıyor. Geleneksel tarım yöntemlerinin yanında farklı ekollerin ve modern diğer yöntemlerin de (Permakültür, Fukuoka, Biodinamik) uygulandığı İmece bahçelerinde doğal ve yerel tohum ile sebze ve meyve yetiştiriliyor.

İmece Evi cevizden kerevize, brokoliden zeytine bir çok gıdayı üretebiliyor ve kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalanları bahçeye “abone usulü” ortak olan kısıtlı sayıdaki bazı ailelere paylaşıyor. 2018’de sadece 8 aileye gıda gönderebilecek İmece’nin önceliği; daha önce İmece’ye gelip çalışmaların parçası olan veya topluma faydalı çalışmalarda bulunan aktivistler, çocuklu aileler ve hamileler.

İmece Evi’nde çocuklar

Doğanın içinde doğum

İsmail ve Reyhan çiftinin iki yaşındaki oğulları Yunus, İmece’deki taş evde ebe yardımıyla sorunsuzca doğdu. Tipik kırsalda büyüyen erkek çocuk davranışları göstermeye başlayan Yunus, meraklı, neşeli, iştahlı, konuşkan ve hareketli bir çocuk. Yunus güneşi, yağmuru, ağaçları, çiçekleri ve böcekleri tanıyor ve seviyor, yediklerini etrafındakilerle paylaşıyor ve hep odak noktası olmaya çalışmadan kendi kendine oyun kurabiliyor.

9 yaşındaki Surya, 3 yaşından beri İmece Evi’nde yaşıyor

Taşımalı sistemle köy çocuklarının gittiği Haykıran Köyü okulunda 3. sınıfa gidiyor. Hademesinden müdürüne herkesin çocukların üzerine titrediği bu köy okulu popüler kültürün etkisinden olabildiğince uzak. Surya, arkadaşlarının köy çocukları olması, şehir kültürü baskısının etkisinde olmaması ve henüz tüketim çılgınlığına katılmamış olması sebebiyle şehir çocuklarından daha avantajlı bir şekilde büyüyor.

Yeni atılımlar

İmece Evi yakın zaman önce bağlı bulundukları bölgenin mevcut Doğal Yaşamı Koruma Derneği’nin yönetimini üzerine almasıyla dernekleşmiş oldu. İnternet siteleri ve sosyal medyada bir davetiye yayınlayan İmece Evi, büyümek ve prensiplerini kabul edecek kalıcı yeni sakinler alarak küçük bir komün ekoköy olmak istiyor.

Dernekleşmesiyle birlikte ilk resmi unvanını alan İmece Evi, resmi kurumlar, civar köyler, yerli ve yabancı STÖ’ler (Sivil Toplum Örgütleri), üniversiteler, çevre örgütleri ve kültür merkezleriyle iletişim haline geçerek yoğun bir dönem içine girecek. Valilik, Kaymakamlık, Belediye, Orman ve Tarım Müdürlükleri ile resmi temaslara girilip, tespit ve öneriler iletilecek.

Bu yeni atılım beraberinde bir çok iş ve masraf da getirmiş. Gönüllü olarak çalışabilecek ya da üyelik başvurusunda bulunarak ve bağış yapacak doğaseverlerin katkılarına ihtiyaç duyuluyor. Yoğun bir çalışma gerektirse de, yüksek bir motivasyonla bu işe girişen İmece Evi, küçük bir ekoköy olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Maddi destek ya da bürokratik işlemlere katkıda bulunmak dışında İmece’de en ihtiyaç duyulan insan emeği ve dayanışma: Bu atılım döneminde daha çok hem yerel hem de küresel bilgilere sahip, insan ilişkileri ve örgütlenme konusunda deneyimli, inşaat, elektrik ve tarım işlerinden anlayan sakinlere ihtiyaç duyuyor. Özellikle biolog, ahşap ustası, heykel, ressam, müzisyen, mimar ve peyzajcılara çok iş var.

Yapılacak işler

Yenebilir yabani otlar

İmece Evi ve bahçelerinde Mart 2018 sonu itibariyle yapılacak bir çok iş var: Yaz tohumları, salatalık ve yeşilliklerin ekimi, fidanların bakımı ve budanması, sulu tarım yapılan teraslara sulama sistemi kurulması, sürülü gübrelenmiş alanın yarısının organik sertifikalı tıbbi bitki yetiştirmek için planlanması, yazın düzenlenecek kurslar için müfredat hazırlanması, bölgenin biyolojik envanterinin çıkarılması, uzun dönem kalacak daha çok kişiyi barındırabilecek yeni barınak, mutfak ve tuvaletlerin inşası, “Yenebilir Yabani Otlar” posterinin hazırlanması, çok amaçlı atölyenin fiziksel koşullarını iyileştirilmesi gibi bir çok keyifli iş gönüllü doğaseverleri bekliyor.

İmece Evi’nde kim yaşamak ister?

İmece’de kısa süreli yaşayanlar somut deneyimler olan tarım, gıda üretimi, barınak inşası, sabun, deterjan ve boya yapımı gibi pratik uygulamaları öğrenirken, uzun dönem kalanlar ve her daim yaşayanlar zaman kısıtlaması ve iş, amir-müdür-patron stresi olmayan bir ortamda yaşadıkları için hem kendilerini hem de doğayı ve doğadaki aktörleri dinlemeyi, daha esnek ve hoşgörülü olmayı deneyimliyorlar.

Barışa ve doğal yaşama özlem duyan,  dayanışma ruhu ile doğayı kirletmeden yaşamayı merak eden ya da biraz soluk almak ve “şarj” olmak isteyen her kesiminden insan geliyor İmece Evi’ne. Burayı ziyaret edenlerden bazıları burayı huzur dolu, farkındalık yaratan, üretken bir cennet olarak deneyimlenirken, bazılarıysa mahremiyet dolu, ıssız, yoklar diyarı bir cehennem olarak algılayabiliyor.

Evet; İmece’de yaşamak, haliyle, kolay değil; bilgi, tecrübe ve birikim gerekiyor. Ayrıca daha önceden köy ya da kamp hayatını deneyimlemiş olmak adapte konusunda büyük avantaj sağlıyor. Börtü böcekten korkan, hijyen takıntısı olan, konfora düşkün kişilerin tercih edeceği bir yaşam tarzı değil.

Değişimin anahtarının tüketim alışkanlıklarımız olduğunu benimseyen İmece Evi sakinleri bu düsturu evlerine gelen herkesin benimsemesini ve ayrıca ziyaretçilerinin kendilerine ekonomik ve psikolojik yük olmamalarını bekliyorlar. Bunun için de İmece’ye gitmeden önce ‘imeceevi.org’ sitesinde belirtilen koşulların iyice okunup kabul edilmesi gerekiyor. Zira İmece’deki koşulları internetten okuyanların yüzde 90’ı buraya gelmeyi düşünmüyor. Okuduktan sonra gelenlerse çoğunlukla sorunsuzca ve diğer sakinlerle uyum içinde yaşayabiliyor.

Şehir ya da kırsal?

Şehirde hayat kolay, pratik ve konforlu. Çünkü orada özel okullar, spor salonları, eğlence merkezleri, asfalt yollar, hızlı ve sınırsız internet bağlantısı var. Bunların bir çoğu kırsalda ya da ekolojik köylerde yok. Kırsalda ise şehirde bulamayacağımız başka imkanlar var:

Ekolojik köyde ne var?

Evimizin bahçesinden gökyüzüne baktığımızda yıldızların tümünü en parlak halleriyle görebilmek, yediğimiz gıdanın içinde hangi katkı maddelerinin olduğuna kafa yormamak, çocuğumuz sokakta oynarken tehlikede olmayacağını bilmek, trafikte sıkışmamak, kariyer yapma ya da işten atılma derdi yaşamamak gibi.

Ama asıl önemlisi; basit, doğal ve az tüketerek yaşadığımız için, her fırsatta şikayet ettiğimiz o çılgın şehir hayatının kölesi ve sürekli eleştirdiğimiz mevcut sosyal ve politik sistemin bir parçası olmadığımızdan dolayı hissettiğimiz iç huzur. Ki, bana kalırsa, ekolojik hayatın en büyük kazanımı; bize verdiği bu hissiyat.

İmece Evi videosu için tıklayın

İmece Evi iletişim: İsmail Yenigün – Dumanlıdağ Doğal Yaşamı Koruma Derneği Dönem Sözcüsü ve Yönetim Kurulu Başkanı – E-posta adresi: [email protected]

Adres: Turgutlar Köyü, İmece Evi, No 17. Menemen-İzmir (Google Harita)

Birhan ve Tuğba: En haklı doğa aktivistleri

1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.