Kendin düştüysen kendin kalk!

Kendin düştüysen kendin kalk ya da en azından kendin kalkmayı dene. Dene ki kendi hikayeni başkaları değil de kendin yazmış ol…

Kendin düştüysen kendin kalk!

Başkalarının gösterdiği yol iyi bir eğitim, sağlıklı bir hayat ya da zenginlik getirebilir. Ama o zaman onların istediği insan olursunuz. Kendin olmak ise düşmek ve kalkmak, denemek ve başarısız olmak, tekrar denemek ve başarmak ya da başaramamaktan geçer.

O bana yardım etmedi. Ben hep yalnızdım. Elimden hiç tutan olmadı. Beni destekleyen biri olsaydı, böyle mi olurdum gibi bitmek tükenmek bilmeyen bahaneler ile insanın kendisini neden başarısız olduğuna ikna etmesi mümkündür.

Ancak derinlerde bir yerlerde aslında kendimizi kandırdığımızı biliriz. Sadece bunu kendimize itiraf etmeyiz. Zira itiraf edersek, başarısız olduğumuzu kabul etmiş oluruz. Bu da hiç mi hiç işimize gelmez.

Nasıl düştüyseniz öyle kalkabilirsiniz halbuki

Konuşması ve kalk demesi kolay denebilir. Ancak yapması da söylemesi kadar kolay aslında. Bizi durduran temel etken, denememek. Denesem de olmaz önyargısı ve çoğu zaman ilk adımı atmaya cesaret gösterememek.

İnsan zayıflıklarla ve eksikliklerle dolu. Bu nedenle zor bir duruma düştüğüne başkasından yardım eli beklemesi gayet normal. Normal olmayan durum ise başkasından beklenen yardım eli gelmediğinde başa gelen sıkıntıyı ya da mağduriyeti kabullenmek.

Ayağa kalkmayı denemek, ayağa kalkmayı başarmak ve sonrasında ayakta durabilmek süreçlerini başarıyla gerçekleştirebilen kişilerin kendi kendilerine yani başkalarının desteğini almadan ya da asgari destek ile amaçlarına ulaştıklarını, başarı ya da yeni doğuş hikayelerinde sıklıkla görüyoruz. Bu kişiler için en yerinde tespit, kendi hikayelerini kendileri yazan insanlar olacaktır.

O zaman sormak gerek. Bir başkası kendi kendine ayağa kalkmayı başarıyorsa, siz niye başaramayasınız? Ya da bırakın başarmayı, neden sadece denemeyeceksiniz? Kesinlikle başaramayacağınız düşünürken bile…

Niye mi? Bu soruya verilebilecek en güzel cevabı herhalde Samuel Beckett vermiştir; “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil!” diyerek.
Çünkü bazen deneyip başaramamak, geçmişe dair sızlanmalardan da birilerine bağlanan ve gerçekleşmesi şüpheli umutlardan da yeğdir.

Boktan insanlardan kurtulma günü

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.