Sarı gazetecilik nedir? Türk medyasındaki örnekler neler?

Sarı gazetecilik nedir? Sarı gazetecilik akımı nasıl başlamıştır? Sarı gazetecilik bağlamında Türk medyası üzerine nasıl bir değerlendirme yapılabilir?

Sarı gazetecilik nedir? Türk medyasında nasıl? yellow journalism

19. yüzyılın son dönemlerinde görülen sarı gazetecilik, saptırılmış, çarpıtılmış, uydurma haberleri büyük başlıklarla veren ve okurlarına suç, cinsellik, şiddet sunan bir gazetecilik akımıdır.

Peki, Sarı gazetecilik akımı nasıl başlamıştır?

William Randolph Hearst’ün 1895’te New York gazetesi Morning Journal’ı satın almasıyla Joseph Pulitzer’in sahibi olduğu The World gazetesi arasında tiraj yarışı başladı.

Günümüzdeki teknik olanakların geçmişte olmadığı dönemlerde hikâye anlatma aracı olarak kullanılan çizimler gazetelerde önemli bir yer tutuyordu. Ressam Richard F. Outcault’un 1895’te, New York’ta yayınlanan The World gazetesinde çizmeye başladığı Yellow Kid (Sarı Yumurcak), sürekliliği olan bir karakterdi; çizimler kareler halinde birbirini izliyordu. Ayrıca çizgi roman tiplemesi Yellow Kid ile basın tarihinde ilk kez renkli basan The World gazetesinin tirajı 1896’dan beri sürekli artış gösterdi.

Ardından, Hearst’ün, Ressam Outcault’u yüksek ödenek teklif ederek işe alması tiraj yarışını kızıştırdı. Böyle olunca Pulitzer de yeni bir Yellow Kid ressamını işe aldı. Haliyle her iki gazete de aynı tiplemeyi sununca, sansasyon gazeteciliğinin bu yeni biçimini nitelemek üzere sarı gazetecilik akımı doğmuş oldu.

Sarı gazetecilik ve savaş

Pulitzer ve Hearst’ün gazeteleri arasındaki tiraj kavgası, Küba’nın, İspanya’nın sömürge gücüne isyan etmesiyle 1895’ten başlayarak doruk noktasına ulaşırken, sarı gazetecilik akımı da bütün hızıyla sürüyordu. Gazeteler, kamuoyuna aylarca İspanyolların yaptıkları vahşetin öykülerini aktararak, isyanın kızışmasında ve Amerika’nın 1898’de savaşa girmesinde etken oldular. Hearst Küba haberlerini iletecek gazetecilerden özel bir ekip kurdu ve sonunda kendisi de bölgeye gitti.

1898 amerika ispanya savaşı küba havana

Mart 1898’de Morning Journal’in çizimcisi Frederick Remington, Havana’dan patronu Hearst’e şöyle yazıyordu: “Durum sakin. Burada bir sorun yok. Savaş olmayacak. Beni geri çağırmanızı istiyorum.” Hearst ise çektiği telgrafta cevap olarak şöyle dedi: “Lütfen kalın. Siz çizimlerinizi yapın, ben size savaş çıkartırım.”

Burada akıllara hemen şu soru gelebilir: Savaşa neden bir muhabir değil de bir çizer gönderilmişti?  Çünkü henüz halkın önemli bir kısmı okuryazar değildi. Karikatüristlerin, yazar ve muhabirlerden daha fazla geniş kesimleri etkilediği yıllardı. Çizgi karakterlerin takipçisi, yazarların takipçisinden fazlaydı.

Hearst’in Remington’a cevap niteliğinde çektiği telgraftan kısa bir süre sonra; 15 Şubat 1898’de ise Amerikan zırhlısı Maine şiddetli bir patlamayla Havana limanında sulara gömülmüş, 260 kişi yaşamını yitirmişti. Rakiplerini geride bırakmak amacıyla sansasyonel bir haber arayışına girişen iki basın patronu da gazetelerinde İspanyolları geminin gövdesine bir mayın yerleştirmiş olmakla suçlayıp ne denli barbar bir toplum olduklarını anlatmaya başlamışlardı.

Morning Journal, haftalarca her gün Maine olayını yazarak, şu sözleri tekrarladı: “Remember the Maine! İn Hell with Spain.” (Maine’i hatırlayın! Cehenneme git İspanya!).

Tüm diğer gazetelerin de Morning Journal gazetesinin yayın politikasını izlemesi, ABD kamuoyunun kaynamasına yol açarken, dört bir yandan baskı altında kalan Başkan William McKinley ise 25 Nisan 1898’de Madrid’e savaş ilan etti.

13 yıl sonra, 1911’de, Maine’in patlamasıyla ilgili olarak kurulan bir soruşturma komisyonu, makine dairesinde meydana gelen bir kazanın patlamaya yol açtığı sonucuna vardı.

Sarı gazetecilik, ABD’de belli bir dönemdeki gazetecilik anlayışı olarak tarihteki yerini almış olsa da günümüzde de varlığını hala sürdürmektedir.

Sarı gazetecilik ve Türk medyası üzerine bir değerlendirme

Bugün üniversitelerde, gazetecilik bölümü öğrencilerine öğretilen ilk etik, “haberde gerçeklik” ilkesidir. Türkiye’deki medya yapısına baktığımız vakitse, bu ilkeyi sahiplenen, bir anlamda gazetecilik mesleğini etik değerlerine uygun olarak yapan çok az sayıda gazeteci vardır. Haliyle gazeteciliğin artık herkesin her konuda atıp tuttuğu bir meslek haline gelmesiyle sarı gazetecilik akımı da halen varlığını sürdürmektedir.

Gezi Olayları: Milli irade Halk'tır!

Sarı gazetecilik bağlamında Türk medyasından örnekler

Turkuvaz Medya Grubu’na bağlı Takvim Gazetesi’nin Gezi olayları sırasında manşetten verdiği CNN Muhabiri Christiane Amanpour’la yaptıkları hayali röportajı hatırlayın.

Amanpour, böyle bir röportajın olmadığını açıkladıktan sonra da Takvim gazetesi haberin altına şu notu düşmüştü: “CNN, Gezi Parkı olaylarını tüm dünyaya yalanlarla duyurdu. Biz de affınıza sığınarak CNN’in anlayacağı dilden bir haber yaptık. Mevlüt Yüksel’in Christiane Amanpour röportajı gerçek dışıdır…” (kaynak)

Yine, ÖSYM skandalı karşısında “Şifre Palavra, ÖSYM Haklı” diye başlık atan Taraf’ı, Obama’yı “Welcome Mr. President” diye karşılayan Hürriyet’i, Başbakan’ı fotoğraf düzenleme programı ile sol kolunu kaldırmış Che tişörtü içinde göstererek, “Bir sosyalist parti lideri gibi konuştu” diye başlık atan Radikal’i Sarı gazeteciliğin günümüzde de halen varlığını sürdürmesine kanıt örnekler olarak gösterebiliriz.

Medyanın etkileme gücü: Dünyaların Savaşı ve New York’ta panik

1993 Ankara doğumlu yazar Antalya’da ikamet ediyor. Süleyman Demirel Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde ön lisans, Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Şu an Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. Medya, basın tarihi, kadın araştırmaları ve toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenen yazar ayrıca hayvan hakları savunucusudur; sokak hayvanlarının daha iyi koşullarda yaşayabilmeleri için çeşitli kampanyalara imza atmaktadır.