Charles Darwin’in günlüğü

Charles Darwin, HMS Beagle isimli gemiyle 5 yıl sürecek büyük seyahatine başladığında tarihler 1831’i gösteriyordu. Galapagos adalarında pek çok hayvan türüne ilişkin keşifler yapmıştı fakat, kuşlar ve kaplumbağalar ile ilgili yaptığı keşifler en önemlileriydi.

Charles Darwin günlüğü hms beagle

Modern Evrim teorisinin temelini atmasıyla bilinen İngiliz doğa bilimci Charles Darwin, 12 Şubat 1809 tarihinde İngiltere’nin Shropshire bölgesinde doğdu. Babası ve dedesi hekim olan Darwin, İlk ve orta öğrenimini tamamlamasının ardından, büyük ihtimalle aile baskısıyla, tıp fakültesine yazdırıldı. Lakin, temel bilimlerin ardından gördüğü cerrahi dersleri ilgisini çekmemiş ve okulunu boşlamıştı.

Derslerini boşladığını gören babası, onu okuduğu okuldan alarak teoloji eğitimi için Cambridge Üniversitesi’ne gönderdi. Darwin, bu eğitiminde gayet başarılıydı. Yani yıllarca bize din düşmanı ideolojilerinin simgesi olarak tanıtılan evrim teorisinin simge ismi, din eğitimi almıştı. Darwin, her ne kadar tıbba ilgi duymamış olsa da doğa bilimlerine hastalıklı derecede merak sarmıştı. Üniversite yıllarında vaktinin çoğu, doğa bilimlerine ve doğa tarihine ilişkin kitaplar okumakla geçiyordu.

Cambridge’deki teoloji eğitimini başarıyla tamamlamasının ardından ne yapacağını düşündüğü sırada, Güney Amerika kıyılarının haritasını çıkarmak amacıyla denizaşırı bir seyahate çıkacak olan HMS Beagle isimli bir askeri gemiden iş teklifi aldı. Teklifi hiç düşünmeden kabul eden Darwin, böylelikle büyük keşiflerini yapacağı yolculuğuna çıkmış oldu.

HMS Beagle, 5 yıl sürecek büyük seyahatine başladığında tarihler 1831’i gösteriyordu. Fakat Charles Darwin, denizaşırı yolculuklara hiç alışık değildi. Bu yolculuk esnasında birkaç defa deniz tutmasına maruz kaldı ve rahatsızlandı. Uzun yolculukların ardından gemi, bir süreliğine, Pasifik Okyanusu’nda bulunan Galapagos Adalarına demir attı. Tipik bir pasifik adası profili çizen bu adalarda Darwin, çok ilginç şeylere rastladı. Galapagos Adaları adeta birer ekolojik laboratuvardı.

Galapagos Adaları

darwin Galapagos Adaları

Charles Darwin, Galapagos Adalarında birtakım jeolojik ve biyolojik keşifler yaptı. Esasen, jeoloji bilimine ilişkin yaptığı keşifler de biyoloji bilimi ile ilgili yaptığı keşiflere temel oluşturur nitelikteydi. Adada çok sayıda kuş örneği toplayan Darwin, bunları kendi eliyle yaptığı kafeslerde sakladı. Zamanla bu kuşların bulunduklar adacıklara göre farklı özellikler gösterdiklerini keşfetti. Bir süre sonra ise, kaplumbağaların dış görünüşüne bakarak onların hangi adacıktan geldiklerinin anlaşılabileceğini fark etti.

Hayvan türleriyle ilgili keşifleri

Charles Darwin bu adalarda pek çok hayvan türüne ilişkin keşifler yapmıştı fakat, kuşlar ve kaplumbağalar ile ilgili yaptığı keşifler en önemlileriydi. Bütün bunlardan sonra, doğal seçilim ve adaptasyon gibi kavramlar Darwin’in kafasında bir yerlere oturmaya başlamıştı.

Hayatında ilk defa gördüğü hayvan türlerini eline alıyor, inceliyor ve bir kısmını kafeslerde saklıyordu. Genç Darwin, doğa ile bilimin kaynaştığı bu esrarengiz adada adeta kendinden geçmişti. Hatta onun bu düşkünlüğü yüzünden gemi bir süre rötar yapmak zorunda kalmış ve gemi kaptanı, bu yüzden Darwin’e kızmıştı. Fakat o sırada onun olağanüstü bir keşif yapmak üzere olduğunu nereden bilebilirdi ki?

HMS Beagle'ın izlediği rota
HMS Beagle’ın izlediği rota

Charles Darwin; Galapagos adalarında yaptığı keşifleri ve karşılaştığı ilginçlikleri, düzenli bir şekilde İngiltere’deki dostlarına rapor ediyordu. Bu sırada yaşadıklarını da, tuttuğu günlüğüne not etmeyi ihmal etmiyordu. Evinden binlerce kilometre uzağa giderek ıssız bir adadaki canlıları inceleyip not eden, resimlerini çizen bu genç doğa bilimci, İngiltere’deki bilim çevrelerinin de dikkatini çekmişti. Darwin’in karakteri; cesaret, maceraperestlik ve bilim aşkının benzersiz bir karışımıdır. Yazdığı mektupların kendisini ülkesinde meşhur etmesi de bu yüzdendir.

1859 yılında “Türlerin Kökeni” isimli kitabını yayımlayan Charles Darwin, kafasında olgunlaştırdığı düşüncelerini bilimsel kanıtlarla destekleyerek yazılı bir metne dökmüş ve böylelikle evrim görüşünün temelini atmış oldu. Nasıl ki evrimsiz bir biyolojiden bahsedemiyorsak, Darwin’siz bir evrimden de bahsedemeyiz. Bugün bahsedilen evrimle, Charles Darwin’in bahsettiği evrim arasında birtakım farklılıklar olsa da neticede bu düşüncenin temeli onun tarafından atılmıştı. Sonuç olarak bu genç ve meraklı doğa bilimci, bilim dünyasına olağanüstü bir katkı sunmuş oldu.

Mariana çukuru: Yer kürenin sırrı!