Skolyoz bu 7 belirti ile kendini gösteriyor

Omurganın sağa veya sola eğilmesi ile kendini gösteren skolyoz, doğumsal olabildiği gibi sonradan da gelişebilen ve hayat kalitesini ciddi ölçüde düşüren bir hastalık olarak tanımlanıyor.

Skolyoza karşı erken dönemde önlem almak büyük önem taşırken gerekli tedavi uygulanmadığı takdirde ciddi sağlık problemleri de kaçınılmaz olabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Omurga Sağlığı Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Emre Acaroğlu, skolyoz ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Normal bir insan omurgasına yandan bakıldığında boyun ve bel bölgesinde bir miktar çukurluk (lordoz) ve sırt bölgesinde hafif bir kamburluk (kifoz) kabul edilebilecek derecelerde bulunmaktadır. Fakat önden veya arkadan bakıldığında normal bir omurgada eğrilik bulunmaz. Eğer var ise bu araştırılması gereken bir durumdur. Genellikle çocukluk döneminde tanısı konulabilen skolyozda bazen çok düşük dereceli eğrilikler çocuklukta fark edilmeyip erişkin dönemde de tanı alabilmektedir.


Bu durumlarda skolyozdan şüphelenin

1) Kişinin belinde veya sırtında asimetri varsa

2) Bir omuzu diğerinden daha yüksekse

3) Arkadan bakıldığında bir kürek kemiği diğerinden daha çıkık veya belirginse

4) Bir bacak diğerinden daha uzunmuş gibi görünüyorsa

5) Gövde veya göğüs kafesi bir tarafa kaymış görünüyorsa

6) Kişi öne doğru eğildiğinde gövdenin bir tarafındaki kaburgalar diğer tarafa göre daha yüksek kalıyorsa

7) Elbiseleri, bireyin üzerinde sürekli asimetrik bir şekilde duruyorsa omurga şekil bozukluğu olabileceğinden şüphelenilmelidir.

Bu belirtiler varsa skolyoz konusunda uzman doktora başvurulmalı

Skolyozdan şüphelenilmesi durumunda mutlaka skolyoz cerrahisi ile uğraşan bir ortopedi uzmanına başvurulmalıdır. Uzman doktor tarafından yapılan muayene ve röntgen incelemeleri ve gerekirse MR görüntülemesi sonrasında omurgadaki eğriliğin derecesi ve beraberinde eşlik eden başka omurga ve omurilik problemlerinin olup olmadığı saptanarak, hasta uygun bir tedavi planına dahil edilir.


Omurga eğriliğinin en hızlı ilerleyebileceği dönem yaşamın ilk beş yılı

Skolyozun ilerleyip ilerlemeyeceğini tahmin etmek her zaman kolay olmayabilir fakat ilerleme riskini artıran bazı faktörler mevcuttur. Özellikle mevcut omurga eğriliğinin en hızlı ilerleyebileceği dönem yaşamın ilk beş yılı ve ergenlik dönemindeki “hızlı boy uzaması” dönemidir. Bu dönemde saptanan eğriliklerde tanı koyulduğu andaki eğrilik yüksek dereceli ise düşük dereceli bir eğriliğe nazaran bu eğriliğin ilerleme riski daha fazladır.

Özellikle idiyopatik skolyozda tedavi planını belirlerken göz önünde bulundurduğumuz kriterlerden birincisi çocuğun yaşı; ikincisi de eğriliğin derecesidir. Çocuğun yaşı tanı koyulduğu anda ne kadar küçük ise omurgadaki eğriliğin de büyüyüp ilerlemesi o oranda fazla olacaktır.

İskelet gelişimini tamamlamış erişkin bireylerde eğriliğin ilerlemesi bu derecede belirgin ve hızlı olmamaktadır. O sebepten ötürü küçük yaşlarda ve özellikle ergenliğin hızlı boy atma döneminde skolyoz tanısı almış olan çocuklarda skolyoz çok yakından takip edilmelidir ki bu takip sürecinde eğriliğin ilerleme miktarına göre tedavi şeklinde değişikliğe gidilebilmektedir.

Tedavi kişiye özel planlanıyor

1) Gözlem ve takip: Çok hafif dereceli eğriliklerde genellikle özel bir tedavi uygulamaksızın çocuğun da yaşını göz önünde bulundurarak eğrilikte herhangi bir ilerleme oluşup oluşmayacağını 4 veya 6 aylık periyodlarla yakından takip etmekteyiz.

2) Korse: Orta dereceli skolyozlarda ise gene çocuğun yaşını göz önünde bulundurmak suretiyle korse tedavisi uygulamaktayız. Korse tedavisindeki esas amaç eğriliği korse ile düzeltmekten ziyade ilerlemesini önleyerek ileri dereceli bir skolyoz ortaya çıkmasının önüne geçmek ve hastayı ameliyattan kurtarmaktır.

3) Cerrahi: İleri dereceli skolyozlarda ise cerrahi tedavi ile eğriliğin düzeltilmesi gerekmektedir.

Tedavi edilmeyen skolyoz farklı sağlık sorunlarına neden olabilir

Skolyozun tedavisine, sadece omurgadaki bir eğriliğin düzeltilmesi şeklinde bakmak eksik bir bakış açısıdır; çünkü omurgadaki şekil bozukluğu, eğriliğin derecesi belli bir dereceye ulaşınca (80 ila 100 derece) kaburgalar ve göğüs kafesinin şeklini de etkilemekte olup göğüs kafesi hacmini daraltabilmektedir.

Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda göğüs kafesi hacminin ileri derecede daralması akciğerlerin gelişimini olumsuz yönde etkileyip solunum yetersizliğine neden olabilmekte ve nadiren de olsa yaşamsal fonksiyonları tehdit eder hale gelebilmektedir.

Yani skolyoz tedavisinde, omurgadaki şekil bozukluğunu düzeltmenin yanı sıra, gelişebilecek göğüs kafesi deformitelerinin önüne geçerek akciğer fonksiyonlarını da koruma altına almak tedavi hedeflerinin başında gelir.


Bu sebeple, özellikle küçük yaşlarda skolyoz tanısı alan ve tedavi gerektiren durumlarda skolyoz tedavisinin uygulanmaması veya ertelenmesi hayati açıdan risk oluşturabilecek sonuçlar doğurabilir.

Bel boyun ve sırt ağrısı olanlara omurga güçlendiren 4 yaz aktivitesi


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.