Zihin nakli nedir? Hafızanın başkasına taşınması mümkün mü?

California Üniversitesi’ndeki nörobiyologlar, oldukça basit bir yolla bir salyangozdan diğerine “hafıza” nakletmeyi başardılar.

Zihin nakli nedir? Hafızanın başkasına taşınması mümkün mü?

Zihin nakli nedir? Hafızanın başkasına taşınması mümkün mü?

California Üniversitesi’ndeki nörobiyologlar, oldukça basit bir yolla bir salyangozdan diğerine “hafıza” nakletmeyi başardılar. Bunu yapabilmek için bir salyangoz, sık aralıklarla elektrik şokları ile uyarıldı. Bu işleme “duyarlandırma” deniliyor.

Sonunda öyle bir noktaya gelindi ki, salyangozun derisine hafifçe dokunmak bile şiddetli kasılmalara yol açmaya başladı. Bu durumdaki salyangozun sinir sisteminde alınan RNA, bu işlemin yapılmadığı sıradan bir salyangozla karşılaştırmak için o salyangoza zihin nakli yapıldı. İşlemden 24 saat sonra hayvan muayene edildiğinde, elektrik şoku eğitiminden geçmiş salyangozdaki davranış ve refleks tepkilerinin aynen gözlendiği saptandı.

Yakın Gelecekte Bunama ve Alzheimer Tarih Olabilir!

Çalışma için salyangozların seçilmesinin nedeni; sinir sistemlerinin son derece basit olması. İnsan gibi çok karmaşık bir sinir sistemi olan canlılarda bu gözlemleri yapmak çok zor. Geçmişte Nobel ödülü alan “öğrenme” araştırmaları da, yine çok basit bir canlı olan deniz yıldızlarında yapılmıştı.

“RNA kullanılarak zihin nakli yapılabilir”

Basit canlılarda sinir sistemi işlevlerini anlamak çok daha kolay. Bu çalışmanın gösterdiği şey şu; RNA’yı kullanarak zihin nakli yapılabilir. İnsanlarda hafıza kaybı yapan bunama, Alzheimer, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) gibi durumlarda eğer bir RNA parçası ile öğrenme benzeri değişiklikleri yaratabiliyorsak, yakın bir gelecekte tedavide çok önemli başarılar elde edebiliriz. Ancak önce, sinir sisteminde hafızanın nerede ve ne şekilde depolandığını anlamamız gerekiyor. Bugüne dek sinirbilimde, hafızanın hep sinaptik aralıklardaki kimyasal değişim/dönüşümlerle ilgili olduğu düşünülmüştü.

Beyin bir donanım ise, bilinç bir yazılım…

Sinirbilimde bilincin ne olduğu sorusu da, ortada durmaktadır. Beyin bir “donanım” iken; bilinç, bu ortamda çalışan “yazılım”a benziyor. Beyni oluşturan donanım, fizik, kimya ve moleküler biyolojinin yasalarına göre çalışan bir fiziksel dizgedir. Bu bilmeceyi çözmek için nörobiyologlar, her yıl binlerce makale yayınlıyorlar. Fizik kuralları ile ilgili çalışma ilkelerinin çoğu keşfedildi. Ancak şu ana dek kuantum etkileri ya da ürpertici fizik dışı davranışları açıklayacak bir çalışma modeli ortaya konamadı.

Bugünkü teknoloji ile bilinci nakli tam olarak mümkün görülmüyor. Bilinç tam bir fiziki gerçeklik değil. Bilinci epistemolojik bir yekpare kavram olarak göremeyiz. Çok farklı bileşenleri var. Sadece bilinç tepkilerini belki ayrı ayrı olarak, bilişsel bilgi teknolojileri biçiminde bir “çip” modeline kopyalayabiliriz. Ama elde edeceğimiz sonuç, insanda olduğu gibi öz bilince sahip olmayacaktır.

Gelecekte insan zihni, bir başka bedene, bir bilgisayara ya da bir robota aktarılabilinecek mi?

Şu anki düzeyimizle bu, mümkün görünmemekle birlikte en az bir 100 yıla daha ihtiyacımız var. Eğer biz bilinci öz benlik ve bu öz benlikle ilişkili tüm diğer bilişsel işlevler olarak tanımlarsak; bilinç, altta yatan nörolojik yapılar ve biyokimyasal süreçlerin bir üst görüntüsü olarak tanımlanabilir. Biz bu üst görüntüyü altta bulunan yapılar ve süreçlerden ayıramayız. Aksi halde bilincin, birliği bozulur. Belki gelecekte bilinci kopyalamamız mümkün olacaktır.

Zihin okuma artık hayal değil! Nörobilim nereye gidiyor?