Garson üzerine mülahazalar – 1

26 Nisan 2017’de FETÖ/PDY nin mahrem imamı olduğu iddiasıyla 7 binin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, 81 ilde eş zamanlı operasyonla bu kişiler hakkında adli işlem yürütülmüştü. Bir yandan da EGM ve İçişleri Bakanlığı’nca 9103 emniyet mensubu hakkında açığa alma kararı yayınlanmıştı. Tüm bu işlemleri başlatan temel iddia ise “Garson” isimli bir gizli tanığın ifadesiydi.

Bu dijitallerde yer alan veriler 13 binin üzerinde kişinin hayatını doğrudan etkilediğinden, delil mahiyeti taşıyıp taşımayacağı hususu büyük önem arz ediyor. Ancak bu konuyu tartışmadan önce aydınlatılması gereken birçok çelişki barındırması nedeniyle süreci adım adım okumak gerekiyor.

Ne olmuştu?

Garson, örgütün “mahrem” nitelikli sözde emniyet teşkilatı yapılanmasında üst düzey görev üstlenen bir kişi olduğunu belirterek; 18 Nisan’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiş; örgütün “mahrem imamlarıyla” ilgili açıklamada bulunmak istediğini beyan etmiş; cep telefonu ve örgütsel işleyiş ile mensuplara ilişkin birçok bilgi içeren iki hafıza kartı vermişti.

Ayrıca Garson, tabir-i caizse kazan kaynarken, operasyonlardan tam 1 gün sonra 27 Nisan 2017’de bir ifade daha veriyor:

Alıntı: avazturk.com

Gizli tanık, örgütün bölge sekreteri olarak tanımladıkları kişilerin bu bilgileri getirdiklerini belirtiyor ve ekliyor:

“Ayrıca şahsen tanıdığım kişileri de bu kartlara yazdım. Bu kartlarda bildiğim kadarıyla 4 bin 700 civarında FETÖ mensubunun bilgileri vardır. İlk aklıma gelen kişiler Temel Alsancak (Emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Hamza Sevinç (Bu kişi Temel Alsancak’dan önce emniyet teşkilatındaki FETÖ üyesi kişilerin üst düzey sorumlusudur.), Mehmet Alıç (İstanbul emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Ercan şahin (Erzurum emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Yavuz Kaya (İzmir emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.) Söylediğim gibi benzer şekilde binlerce FETÖ mensubu ile ilgili bilgi kartlarda bulunmaktadır. Ben darbe teşebbüsü ve daha önceki süreç içerisinde bu örgütün gerçek yapısını anlayıp devlet için oldukça tehlikeli bir oluşum olduğuna kanaat getirdiğim için kendi irademle başvurma gereği duydum.”

Garson’un teslim ettiği dijitallerde kimi kaynaklara 70 bin, kimisinde 100 bin kimisinde ise 200 bin polisin bilgilerinin yer aldığı, İçişleri Bakanlığı ve EGM’nin de bu bilgileri ayıklayarak açığa alma ve gözaltı işlemlerini gerçekleştirdiği ifade edildi. Zaten AA tarafından paylaşılan ifade ve mahrem imamlar iddianamesinden aktarılanlar da bu hususu doğrular nitelikte:

“… Bu kartlarda ele geçirilen bilgiler bu süreç içerisinde toplantılarda kayıt altına alınan bilgiler ve benim aynı süreçte öğrenerek kayda geçirdiğim bilgilerdir. Kartların incelenmesi ile de anlaşılacağı üzere örgüt tarafından emniyet teşkilatı içerisinde yer alan herkesin örgüte yakın veya uzak olup olmadığı, örgüt ile ilgili kanaati, mezhebi, dünya görüşü, siyasi görüşüne göre sınıflandırmalar yapılmıştır. Bahsettiğim 5 bölge altında kendi içerisinde bu bölgelere bağlı küçük bölge olarak adlandırdığımız alt bölgeler vardır. Bu alt bölgelerin sorumluları da mahrem hizmetler sınıfında yer almaktadırlar. Alt bölgelerden toplanan bilgiler ‘himmet’ olarak tabir ettiğimiz paralar 5 bölgenin üst düzeydeki temsilcilerine aktarılır. Bu şekilde bir bilgi ve maddi kaynak havuzu oluşturulmuştur. Tüm personel ile ilgili bilgiler de bu şekilde kayıt altına alınmış bulunmaktadır.”

“Güncel Liste Kitabı” başlıklı dosyada tüm polis memurları…

Teslim edilen kartlar içerisinde yer alan dosyalar ve dosya içeriklerinde geçen harflerden oluşan kodları da açıklayan gizli tanık, kartlar içindeki “Güncel Liste Kitabı” başlıklı dosyada Türkiye’de görev yapan tüm polis memurlarıyla ilgili bilgiler bulunduğunu bildirdi.

İfadeye göre, “N” alt başlığıyla bu kişilerin sicilleri, “YO kazanma durumu” alt başlığıyla memurluktan amirliğe geçiş sınavını kazanıp kazanmadığı, “A” başlığı altında 5 bölgeye bağlı “küçük bölge” denilen alt bölgeler kodlandı.

Bilgiler arasında, örgüt üyesi olsun olmasın Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan tüm görevlilerin isimleri, soyadları, cinsiyeti, çalıştıkları birim, telefon numaraları, medeni durumu, evli olanların eşlerinin isimleri, meslekleri listelendi.

  • “Eş devam” başlığıyla eşlerinin sohbet toplantılarına katılıp katılmadığı; “2015 Mart alan” başlığı altında emniyet personelinin FETÖ/PDY örgütüne bakış açısının ne olduğu bilgileri toplandı. Bu başlık altında, “O” ibaresiyle 2014 yılından sonra polis okullarına girdiği için hakkında yeterli bilgi sahibi olunamayan kişiler; “AD” ibaresiyle alan dışı, yani örgüt içerisinde yer almayan kişiler; “C” ibaresiyle daha önce sohbetlere katılmış ancak daha sonra irtibatını kesmiş kişiler, “dil” ibaresiyle örgüt üyesi olmayan ancak muhafazakar olduğu değerlendirilerek örgüte dahil etme potansiyeli olduğu düşünülen kişiler fişlendi. “Dil” ibaresi kendi içerisinde üçe ayrılarak, “Dil1” örgüte dahil edilmesi zor; “Dil2” orta zorlukta ve “Dil3” örgüte dahil edilmesi kolay kişiler olarak ayırt edildi.
  • “EA” ibaresiyle örgüte üye olan ancak belli başlı noktalarda eksikliği olduğu değerlendirilenler, “EAV” ibaresiyle ikinci derece memurlardan sorumlu vekil olarak görev yapan kişiler; “Saya” ibaresiyle herhangi bir zaaf ve eksiği görülmeyen, tamamen kendisini örgüte teslim etmiş ve örgütün talimatlarından kesinlikle çıkmayacağı değerlendirilenler, “Say” ibaresiyle yine kendisini tamamen örgüte teslim etmiş olup örgütün talimatlarından dışarı çıkmayacak ancak idarecilik vasfı olmayan kişiler, “Sayv” ibaresiyle yöneticilik vasfı olan, kendisini örgüte teslim etmiş, sivilin olmadığı durumlarda sohbet hocalığı yapabileceği değerlendirilenler kodlandı.
  • 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütten kopmuş olan ancak tekrar örgüte dahil edilmeye çalışılan kişileri de listeleyen örgüt, 17-25 aralık sürecinden sonra açığa alınan polisleri de kategoriye ayırdı. Buna göre, “C” ibaresiyle daha önce örgütün sohbetlerine katılmış ancak mevcut durumda irtibat kurulamayan kişiler sınıflandırıldı. Bu kişiler, “düzenli görüşülen”, “düzenli görüşülmeyen”, “boşta olan”, “atanmış”, “atanmamış” şeklinde “SCA”, “SCC”, “SCD”, “SCDA”, “SCE” ibareleriyle kodlandı.

Gizli tanığın ifadesindeki bilgilere göre, diğer fişlemeler şu şekilde yapıldı:

“DA”: Daha önce örgüt ile ilişkisi olup sonradan örgütten ayrılarak örgüt aleyhine faaliyette bulunduğu değerlendirilen ve zarar verme potansiyeli olan kişiler.

“DP”: Eskiden örgüt ile daha önce ilişkisi olup sonradan örgütten ayrılan, örgüte düşman olarak görülmekle birlikte etkili olamayacağı değerlendirilen kişiler.

“EBL”: Aleviler.

“EDL”: Örgüt mensubu olmayan ancak bir düşmanlığı da olmadığı düşünülenler.

“EDLGA”: “EDL” grubundan olup, örgüte üye olanları amirlerine karşı açıklayanlar.

“GA”: Örgüt mensubu olmayan ancak örgüt mensuplarını bilip onları amirlerine ifşa eden kişiler.

“JHL”: Örgüt mensubu olmayan ancak imam hatip lisesi geçmişi olanlar.

“MENFİ”: Örgüt mensubu olmayan ve örgüte zarar verme potansiyeli olan kişiler.

“MML”: Örgüt mensubu olmayan ve örgüte zarar verme potansiyeli olan yani düşman olarak görülenler.

“MNML”: “AD” sütununda diğer cemaatlere mensup kişiler.

Örgütün mahrem imamlarının üyelerini de kendi içlerinde: “karşı cinse zafiyeti olanlar”. “dersleri aksatanlar”, “sigara içenler” şeklinde fişledikleri iddia edildi.

Gizli tanığın verdiği kartta, “TÜM LİSTE KİTABI” başlığı altında, Emniyet Genel Müdürlüğündeki tüm personelin FETÖ açısından derecelendirdiği iddia edilen excel tablo yer aldı.

FETÖ mensubu olan/olmayan tüm personelin ayrımının yapıldığı ve 2016 Nisan ayında hazırlanan listede, tüm görevli personelin adı, soyadı, medeni durumu, sicili, göreve başlama yılları, TC kimlik numaralarını, okul bilgileri yer aldı.

Personelin, “Polis Akademisinden yeni mezun”, “cuma namazlarını kılan”, “örgüt mensubiyeti olan ancak örgüte bağlılığı alt seviyede”, “cemaat mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede” şeklinde gruplara ayrıldığı da görüldü.

Garson, emniyet mahrem yapılanmasında 2011 yılından beri bulunduğunu belirterek söz konusu verilere bu şekilde ulaştığını ifade ediyor.

Gelecek yazımızda Garson’un verdiği dijitallerdeki çelişkili görülen ve eleştirilen hususlara değineceğiz.

FETÖ üssünden ÖSYM’ye 12 kilometrelik kırmızı hat