Monokültürel endüstriyel tarım doğal yaşamı yok ediyor

Tarım alanları artık en büyük ekosistemlerden birini oluşturuyor. Ve tarımsal üretim geçtiğimiz yüzyıldan bu yana hızlı bir biçimde ve giderek artan ölçülerde sanayileşiyor. Bu süreç, daha çok hibrid monokültür ürünleri, daha yoğun suni gübre kullanımı, daha fazla zehirli kimyasal ve tarımsal alanların diğer alanlara artan yayılımı şeklinde gerçekleşiyor.

Monokültürel endüstriyel tarım doğal yaşamı yok ediyor

Endüstriyel tarım, arıları ve diğer tozlayıcıları çeşitli şekillerde etkiliyor. Tozlayıcılar endüstriyel tarımın zararlı etkilerinden kaçamıyorlar. Doğal yaşam alanları kaçınılmaz olarak endüstriyel tarım alanlarıyla çakışıyor. Ve bununla eş zamanlı olarak hem doğal yaşam ortamları tarım uygulamaları tarafından tahrip ediliyor, hem de yoğun tarımsal uygulamaların zararlı etkilerine maruz kalıyorlar.

Temel gıda kaynaklarımızdan olan buğday, pirinç ve mısır gibi bitkiler rüzgarla tozlaşırken; meyve ve sebzeler, kök bitkileri, baklagiller gibi diğer temel besin kaynaklarımız olan bitkiler asıl olarak arılar, yaban arıları, kelebekler, güveler, sinekler ve diğer böcek türleriyle ve elbette kuşlarla tozlaşırlar. Bu bitkiler aynı zamanda hayvanlar ve elbette besi hayvanları için de temel besinler olduğundan bu tozlaşma dolayısıyla bir diğer temel besinimiz olan hayvansal ürünler için de yaşamsal önemdedir.

Pestisitler arasında arılara en fazla zarar veren tarım ilaçları bitkisel üretimde insektisit ve herbisit amaçlı kullanılanlardır. Bu zarar sadece arılara değil tüm diğer tozlayıcılara olduğundan sonuçları tüm ekosistem açısından yıkıcı olmaktadır. Bitki örtümüzün çeşitliliği hızla yokolmaktadır.

Bal arısı ölümlerinin olağan şüphelisi olarak görülen neonikotinoid grubu 2018 yılı itibarıyla -sera kullanımı dışında- AB’de yasaklanmış durumda. Türkiye’deyse özellile mısır ve ayçiçeği tohumlarında neonikotinoidleri içeren pek çok ruhsatlı ticari ürün bulunuyor ve bunlar sahada kullanılıyor. Türkiye’de, neonikotinoidlerin analizinin arı ve ilgili numunelerde rutin olarak yapılamıyor olması da önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkıyor.

Bu zehirler ekinlerin tohumlarına uygulanabiliyor, böylece bitki büyürken zehir bünyesinde bulunmaya devam ediyor ve bitkiyi yemeye çalışan böcekler ölüyor. Böcekleri ortadan kaldırmak için gereken miktarlar inanılmayacak kadar az: hacimler karşılaştırıldığında bu zehirler DDT’den 10.000 kat daha kuvvetli. 5 nanogram neonikotinoide maruz kalan bal arılarının yarısı ölüyor. Arılar, sinekler, kelebekler, güveler, kın kanatlılar ve diğer tozlaştırıcılar ilaçlanmış bitkilerin çiçeklerinden polen aldıklarında hayatlarına mal olacak seviyede neonikotinoidi de bünyelerine almış oluyorlar.

Neonikotinoidler son derece kalıcı kimyasallar, toprakta yapılarını yıllarca koruyabiliyorlar.  Kalıcı olmaları demek birikim olacağı anlamına geliyor: zehir uygulanan her sene toprağı daha da toksik hale getiriyor. Toprağa giren neonikotinoidler orada sonsuza dek kalmıyor tabii ki. Yağışlarla ve elbette sulamayla yer altı sularına ya da akarsulara bulaşıyorlar..

Geçtiğimiz senelerde yapılan çalışmalarda ayçiçek ekim alanlarından alınan numunelerde çiçek tacındaki neonikotinoit grubu pestisit bulguları olarak en çok imidokloprit bileşiği kalıntısı tespit edildi. Trakya bölgesinde Tekirdağ ve Edirne de daha yoğun olmak üzere pozitif sonuçlar alındı. Bu verilerin yarısında arıların zehirlenmesine neden olabilecek düzeyde ilaç tespit edildi. En çok pozitif sonuçlar sırasıyla imidakloprit, tiyametoksam, asetamiprit  ve klotianidin bileşikleridir. Ayçiçeği ekim alanlarından alınan toprak numunelerinde de kalıntıya raslandı. (TAB Raporu)

Pamuk ekim alanlarından alınan numunelerde tespit edilen bileşik ise imidokoprit. Toprak örneklerinde paralel olarak imidakloprit tespit edildi. (TAB Raporu)

Sistemik yapılarına bağlı olarak, tohum kaplama, toprağa uygulama,  yaprak spreyi olarak veya sulama suyuna insektisitin katılmasıyla uygulanan neonikotinitler bitkilerin dokuları tarafından alınmaktadır.

Neonikotinoitler sistemik insektisitlerdir; suda çözünebilme özelliklerinden dolayı bitkiler bu kimyasalları kökleri ve yaprakları aracılığıyla emerek bitkinin damarları ile kök, yaprak, çiçek ve hatta meyvelere taşınmaktadırlar.

Ancak neonikotinoitlerin sadece yüzde 5-10’u bitki tarafından emilir, kalanı suya ve toprağa karışarak birikir, biyoçeşitlilik ve ekosistem üzerine olumsuz etkilere neden olur.

Arılarda akut ölümler neonikotinoitlerin asıl zararı değildir. Akut ölüme neden olmayacak kadar az olsa bile alınan neonikotinoitler arıların davranışlarını ve bilişsel yeteneklerini; iletişimi, besin arama davranışlarını, öğrenme, kaçma ve özellikle yön bulma becerisini ve fizyolojiyi bozar.

Bal arısı kolonisinin besin toplayabilme ve depolayabilmesi işçi arılar arasında koordinasyon ve iletişime bağlıdır. İşçi arıların besin arama ve diğer arılarla iletişim kurma yeteneğini bozan neonikotinoitler koloni sağlığını olumsuz etkiler. Çok düşük dozlarda bile neonikotinoid thiamethoxam bulaşmış polen ve nektar yiyen arılar yolu bulup, kovana geri dönemeyebilirler. Bu maddeler aynı zamanda koku hafızalarını da etkileyerek koloninin gücünü düşürür.

Tozlaşma elbette sadece bizim için değil, pek çok böcek, kuş, memeli ve balık için de uygun gıda sağlıyor. Dolayısıyla biyoçeşitliliğin korunmasına da yardım ediyor. Bitki üretkenliği ve bitki örtüsünün korunmasına destek olarak da aynı zamanda selden korunma, erozyonun önlenmesi, iklim düzeninin korunması, su arıtımı, azot ve karbon bağlama gibi pek çok ve çeşitli ekosistem hizmetlerine katkıda bulunuyor.

Kaldı ki, tarımsal üretime olan talep ve buna eşlik eden tozlaşma ihtiyacı da besbelli ki sonsuza kadar artamaz. Adil ve sürdürülebilir bir tarım sistemi, genel üretime ve beraberinde gezegenimize uyguladığı baskıya bir sınır getirmelidir. Bu da, hayvan yemi değil, çoğunlukla insan gıdası için yetiştirilmiş ürünlerin dahil olduğu, hayvansal proteinin daha az tüketildiği eşitlikçi beslenme düzenleri desteklenerek gerçekleştirilmelidir.

Bu haber, ‎Çevre ve Arı Koruma Derneği Başkanı Şamil Tuncay Beştoy‘un katkılarıyla hazırlanmıştır. Detaylı bilgi: carik.org.tr

Pestisit nedir? Pestisit kalıntısı içeren yiyecekler neler?

Kendinden kendine, hayatın özüne yol hali. Yolculuklarda öğreniyoruz dostlarla. Kaba maddeler dönüşüyor, gölgeler ışığa çıkıyor, derimiz soyuluyor. Dönüşenleri elimden geldiğince paylaşmaya, hatırlamaya ışığa ışık olduğunu hatırlatmaya diyorum ...