Saldırı her yerde: Ankara Üniversitesi’ni ayağa kaldıran tecavüz olayı

“Seçim ne oldu, ne olacak? Bu kez umutlarımız yeşerecek mi?” derken hayat maalesef kaldığı yerden devam ediyor. Yine bir haber, yine bir kadına tecavüz haberi! Üstelik bu kez cinsel istismarın başındaki isim bir profesör doktor!

Ankara Üniversitesi’ni ayağa kaldıran tecavüz olayı

Habertürk gazetesinde dün yer alan habere göre 3 Nisan’ı 4 Nisan’a bağlayan gece Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde öğretim üyesi olan H.B., kendisine ait özel klinikte o gece nöbetçi olarak kalan veteriner hekim Ç.B.’ye mutfakta bulunduğu sırada önce içki teklifinde bulundu. Kabul görmeyen profesör teklifin ardından tacize başladı. H.B.’nin karşı çıkması sonucunda ise başını yere vurarak bayılttığı Ç.B.’ye tecavüzde bulundu.

Olaylar ve iddalar malesef bu kadarla sınırlı değil! Ç.B. kendine geldiğinde yanında bulunan kliniğin diğer ortağı tarafından yine tanıdık olan jinekoloğa götürülüyor ve tüm bu süreç boyunca şikayetçi olmaması yönünde telkine maruz kalıyor.

H.B nitelikli cinsel saldırıdan tutuklandı!

Ç.B. bu haldeyken kızını arayan anneye ise, acil müdahalede olduğu için telefonuna bakamadığı söyleniyor! Eve dönebildikten sonra tüm olan biteni annesine anlatan Ç.B. tekrar hastaneye başvurarak aldığı raporla şikayetçi oldu.

Şikayetleri kabul etmeyen Prof. Dr. H.B.kendisine komplo kurulduğunu iddia etse de  yalanlarını ise yine raporlar ortaya döktü! H.B. “nitelikli cinsel saldırıdan”dan tutuklandı. Üniversite soruşturma açtık dedi, veteriner hekimler odası takipçisiyiz dedi lakin iddalar daha önce defalarca kez taciz iddialarının olduğu yönde!

Saldırı her yerde : Üniversiteyi ayağa kaldıran tecavüz olayı
Saldırı her yerde : Üniversiteyi ayağa kaldıran tecavüz olayı

Ankara Üniversitesi’nde bugün

Ve bugün Ankara Üniversitesi, bu utanca haykırış vardı. Öğrenciler belki de bu zamana kadar duyuramadıkları sesi hep bir ağızdan bağırdılar! Bu kez son olsun diye.

Senelerce eğitimden dem vurduk. Eğitimin insanları ehilleştirebileceğinden bahsettik ve bugün üniversitedeki tacizlerden, tecavüzlerden bahsediyor ve elbette bahsedebildiklerimiz bir şekilde gün yüzüne çıkabilenler. İnsanların utanarak gizledikleri, üzeri örtbas edilenler, hasır altı yapılanlar hariç. Cumhuriyetin ilk üniversitelerinden Ankara Üniversitesi bu olayla çalkalanıyor! Bilimle, eğitimiyle konuşulması gereken üniversite taciz, tecavüz ve buna göz yumanlarla yankılanıyor.

Kader mi bu?

Kısaca hiçbir şey değişmiyor bu sistemde! Bu sistemde diyorum çünkü artık sistem ne okursanız okuyun size sadece ezber ve hesap yapmayı öğretiyor. Onu da başarabilirseniz  ne mutlu! Oysa eskiden okumuş olmak, kültürlü olmakla eş değerdi ama artık okumuş ve kültürsüz olabilirsiniz. Çünkü sistem artık sizin kültürünüzle ya da ahlak seviyenizle ilgilenmez. Sanki siz makinaymışsınız ve tek zararınız işiniz bitince çalışmamakmış gibi sade ve sadece işinin hallolmasıyla ilgilenir.

Kazanca giden her yolun mübah olduğu bir sistemde birine ahlaklı olmayı; insan haklarına saygılı olmayı, “HAYIR” demenin ne demek olduğunu ve daha nicesini anlatmak artık neredeyse imkansız. Çünkü aksini yaptıklarında bunun bir yaptırımının olmama ihtimali hiç de yadsınacak boyutta değil.

İş böyle olduğunda ister çalışmayın evde oturun, ister çalışın; çalışırken ister işçi olun ister beyaz yakalı idareci; maalesef eğer karşınızda hak, hukuk bilmeyen, ahlak ölçütü olmayan, erkek olduğu için her şeye hakkı olduğunu düşünen biri varsa sonuç hep aynı!

Ama biliyoruz ki bu değişmeyecek bir kader değil! Yine biliyoruz ki, hiçbir şey tek bir günde değişmez. Ama en azından eğer caydırıcı cezalar verilebilirse yeni isimler eklenmez; tacize, tecavüze uğrayan, dövülen, katledilen kadınlar hanesine! Kısaca artık acımıza katılmak yerine elinizi taşın altına koymanızı bekliyoruz.

Bir kadın olarak susmadığımız,

Erkeklik gururuna dokunduğu için öldürülmediğimiz,

Evlenmek istemediğimiz halde zorla evlendirilmediğimiz,

Okuma hakkımızın elinden alınmadığı,

İşsizliğin dahi, “Kadın çalıştığı için işsizlik var.” diyerek yaftalanmadığımız,

Üzerimizde ki kıyafet, dışarıda olduğumuz saat baz alınarak değerlendirilmediğimiz,

Dövülmediğimiz,

Tacize uğramadığımız,

Tacavüze uğramadığımız,

bir ülke istiyoruz çok mu?

Çocuk istismarı ile mücadele: Klavye değil, gerçek kahramanlar kazanacak!