Soroban (Mental Aritmetik) nedir? Nasıl öğrenilir?

Soroban, sıra sıra dizili boncuklardan oluşan tahta bir alet ve bir süre içinde beyninizi canlı bir hesap makinesine dönüştürebiliyor. Bildiğimiz boncuklu abaküsten biraz daha karmaşık olan Japon Abaküsü ‘Soroban’la dört işlemi hızlı bir şekilde akıldan hesaplamayı öğrenebiliriz. 

Japon Abaküsü Soroban mert gürgüç

Soroban (Mental Aritmetik) nedir? Nasıl öğrenilir? Tenshi Jyuku Japon Zeka Oyunları Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisi Mert Gürgüç ile konuştuk.

Röportaj: Mert Gürgüç

Soroban nedir?

Mert Gürgüç: Japon abküsü olarak da adlandırabileceğimiz bir hesaplama enstrümanı Soroban. İlkokulda kullandığımız boncuk sayma işlemi aslında temelde. Sorobanla dört işlem, yüzde ve karekök hesaplanır ama genelde temel dört işlemin kafadan ve hızlıca hesaplanabilmesi için öğrenilir. Soroban ustalarının yaptığı hesap, hesap makinasında yapılandan daha garantidir, hata çıkmaz.

Kağıt kalem kullanmadan, çok haneli rakamları çarpmak bölmek gibi mi?

Mert Gürgüç: Evet, bu eğitimin sonucu kişi rahatlıkla karmaşık işlemleri çok hızlı bir şekilde kafadan yapabilir. Tekniğini öğrenmiştir çünkü. Sorobanı kullanarak bu işlemleri nasıl akıldan yapacağınızı öğreniyorsunuz.

soroban tahtası

Ne kadar hızlı mesela?

Mert Gürgüç: Soroban bilmeyen birinin bir dakikada yaptığı bir işlemi, Sorobanı bilen kişi üç saniyede yapabilir. Ya da örneğin; kitabımızdaki şu çalışma sayfasında ki 30 soruyu, matematiği iyi olan birine versek  en kısa  20 dakikada çözer, o da yazıp çizerek. Soraban bilen bir kişi bu soruların hepsini kafadan hesaplayarak 3 dakikada yapar. Örneğin; 23×48 işleminin ortalama hesap hızı 3-5 saniye, 367×56 ortalama hesap hızı 3-7 saniye, 2146/74 ortalama hesap hızı 3-7 saniye, 48057/579 ortalama hesap hızı 3-8 saniyedir.

soroban mental aritmetik nedir

Günümüzde her şeyi bilgisayar aracılığıyla saniyede hesaplayabiliyoruz. Bu tekniği öğrenmek bizi ne kazandırır?

Mert Gürgüç: Soroban aslen görsel bir pratik. Görsel ve zihinsel hafızası gelişen çocuk, otomatikman matematik harici derslerde de başarılı olacaktır. Sınavlarda problemleri daha çabuk çözeceği için zaman kazanacak  ve en önemlisi kendine güveni artacaktır.

İş hayatında özellikle muhasebe ve bankacılık gibi sektörlerde hesap makinesine ihtiyaç duymadan işlemleri yapması da artı bir puan getirir. Japonya Ticaret ve Sanayi odası işe alımlarda Soroban (Mental Aritmetik) kullanıcılarına öncelik tanır. Soroban bizi tembelliğe iten mevcut sistemin dışında, kendimizi geliştiren bireyler olmamızı sağlayacak çok önemli bir enstrümandır.

Soroban Japonya’da güncel olarak kullanılan bir hesaplama tekniği mi?

Mert Gürgüç:  Evet, Japonya’da çok önemli bir eğitimdir. Japonca’da bir deyiş vardır: “Okumak, yazmak, Soroban.” Yakın zamana kadar muhasebecilik gibi yaygın bir meslek.  Bugün hala bir çok büyük ve tanınmış Japon firmasında bir Soroban departmanı var mesela. Yani günümüzde hala bu aleti kullanarak para kazanan bir meslek var. Japon Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Soroban kültürü ve eğitimini destekler.

Tenshi Jyuku ne anlama geliyor? Kadıköy’deki okulunuzda bu aletin nasıl kullanılacağını mı öğretiyorsunuz?

Mert Gürgüç: 2012’de kurduğumuz okulumuzun adı Tenshi Jyuku, Meleğin Okulu anlamına geliyor. Buradaki temel eğitim Sorobanı temel araç olarak kullanıp Anzan tekniğini öğretmek. Anzan; Sorobanı hatmeden çocuğun artık enstrümanını kullanmadan hafızadan 4 işlemi gerçekleştirmesi safhasıdır.

Hesaplama Sorobanı kullanmadan mı yapabiliyor yani?

Mert Gürgüç: Evet, nihai safha bu. İşlemi yaparken boncukları hayaledebilecek hale geliyor çocuk. Çok fazla pratik yapıyor çünkü. Bunu akıldan yapmanın bir önemi yok, önemli olan parmakları doğru kullanmak, alıştırmak.

Tamamen görsel bir çalışma mı bu?

Mert Gürgüç: Soroban öğrenirken hem görsel, hem işitsel hem de dokunsal hafıza kullanılır. En fazla dokunma yoluyla öğreniliyor aslında. Sorobanın boncuklarının parmaklarda yarattığı hissiyat hesap yapmaya yardımcı oluyor. Zaten görme engelliler de hesap makinesi olarak Soroban kullanıyor. Onlarınki dikey duran bir abaküs. Bizim çalışmalarımızda soroban yatay olarak durur.

Japon okullarında matematik derslerinde öğretilen bir teknik mi bu?

Mert Gürgüç: Hayır, bir ders değil Soroban. Daha ziyade bir hobi, yetenek kursu. Nasıl gitar öğrenmek için kursa gidiliyor, Soroban da kurs ya da özel okullarda öğretiliyor. Japonya’da hemen hemen her mahallede vardır bu kurslardan. Okullarda ders olarak öğretilmiyor ama okullar bunu çocuğa öğrenmesini tavsiye ediyor, çocuklar da kurslara gidiyor.

Her Japon çocuk öğrenebiliyor mu bunu?

Mert Gürgüç: Hemen hemen her çocuk bir kursa gidiyor ama herkes kursu tamamlayamıyor. Kolay bir eğitim değil bu. Bitiren de oluyor, bitirmeyen de. Eğitimi tamamlamak için velilerin sabırlı ve bilinçli, öğrencilerin de sabırlı ve çalışkan olmaları gerekmektedir.

Bu eğitimi siz nasıl veriyorsunuz okulunuzda? Kaç yıl sürüyor?

Mert Gürgüç: Bir kere en başta Çarpım Tablosu’nu geliştiriyoruz burada, Çünkü Türkiye’de dört işlem, özellikle çarpım tablosu bilgisi çok zayıf. Sonra Sorobanla çalışmalara başlıyoruz. Toplam eğitim 3-4 yıl arası sürüyor. Haftada ortalama 2-3 saat ders yapılıyor.

Bizim burada kullandığımız kitapların hepsi Japonya Eğitim Bakanlığı’nın onayıyla hazırlanmış. Bütün Japonya’da Sorobanın eğitiminde bu kitaplar kullanılıyor.

Kimler geliyor kurslarınıza? Hedef kitle kim?

Mert Gürgüç:  Çocuklar 14-15 yaşlarına kadar bu eğitimi alırlarsa, kalıcı olarak kafadan hızlı hesap yapma yeteneğini kazanırlar. Daha ileri yaşlarda beynin sağ lobu kendini fotoğrafik hafızaya kapatıyor. 14 yaşından sonra pek gelişmiyor bu yetenek. Dolayısıyla 6-14 yaş arası çocuklara tavsiye edilir bu kurs.

Türkiye’de bunu sizden başka öğreten var mı?

Mert Gürgüç: Japonya Soroban Federasyonu’na tabii olarak tek biz yapıyoruz. Japonya’da bağlı olduğumuz bir okul var.

soroban okul

Hangi okul? Bu okulun Türkiye’deki şubesi gibi misiniz?

Mert Gürgüç: Bizim Japonya’da bağlı olduğumuz kuruluş Yokohoma’da bulunan 70 yıllık bir okul. Okulun kuruluş hikayesi de ilginç: O zamanki Amerikan hava saldırısında bir ailenin evi yanıyor ve anne baba ölüyor. Biri 16 yaşında, diğeri daha küçük iki kardeş  kurtuluyor ve bir süre sokakta yaşıyorlar. Daha sonradan Japon bir keşiş bunları bulup sahipleniyor. Bu keşişin de imparatorluk zamanından kalan yeteneği Soroban. Keşiş bu kardeşlere Sorobanı öğretiyor. O kardeşlerden biri bizim bağlı olduğumuz Houmei Jyuku Soroban School okulunun kurucusu. Bu yıl 93 yaşında vefat etti. Houmei Jyuku Japonya’nın en eski Soroban okullarından biri.

Daha öncesinde Japonya’da Soroban okulu yok muydu?

Mert Gürgüç:  Soroban daha önce imparatorluğun yüksek kademelerinde, yönetim işlerinde kullanılmak amacıyla öğretiliyormuş, hesap kitap yapmak için. O zamanlar çocuk eğitimine yönelik değilmiş. “Anzan” dediğimiz akıldan işlem yapma işi sonradan sistematik olarak geliştirilmiş.

Sorobanın tarihçesi hakkında biraz daha bilgi verir misiniz?

Mert Gürgüç: Tam bilinmemekle birlikte 3000-3500 yıl önce Kıbrıs Salamis’te bulunduğu söylenir. Onlardan Roma İmparatorluğu almış ve orada geliştirilmiş. Sonra da İpek Yolu aracılığıyla Çin’e gelmiş Soroban. Çinliler bunu “Suanpan” diye geliştirmiş. Sonra Kore ve nihayet Japonya’ya ulaşmış bu alet. Japonlar Çin’e gelen her şeyi almışlar zaten. Aletin ismini de Soroban olarak değiştirmişler. Japonya’da ilk imparatorluklar zamanında çiftçilerin getirdiği hasadı hesaplamak için kullanılırmış. Samuraylar da kullanımış.

Satrancı Urefa: Ariflerin Satrancı

1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.