Kendine gel – Yeter artık hashtag Hanau

Şimdi siz bu yazıyı Hanau’da yaşanan dram üzerine Almanya’da yaşayan gurbetçilerimiz için yazılıyor zannedeceksiniz. Tam öyle değil. O dramatik olaydan esinlenerek tüm yurttaşlarıma bir ihtar niteliğinde bu yazım. Ağır olacak biliyorum ancak gerçek sadece acı değil, aynı zamanda ağırdır da.

Kendine gel - Yeter artık hashtag Hanau

Abone Ol 

Tarihi köken

Son 150 yıldır emperyal-kapitalist düzen, geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’na şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’ne pençelerini geçirmiş durumda. Bir buçuk yüzyıl önce Balkanları karıştırdı emperyal-kapitalist baronlar. Rumlarla kanlı bıçaklı olduk. Sonunda 1910’ların sonunda ve 20’lerin başında Yunanlıların İngiliz silahları ile Türkleri, Türklerin de Rus silahları ile Rumları öldürdüğü savaşla bitirdik Kurtuluş Savaşı’nı.

Muharebe bitti, ama düşmanlık bâki kaldı. 400 sene yediğin içtiğin ayrı gitmeyen kardeşin düşmanın oldu. Onun öncesinde 1915’e gelirken Cihan Harbi’nde, kararlarında Almanların da müdahil olduğu tehcir öncesi ve sonucu gerçekleşen katliamlarda Ermeni çeteler Rus silahları ile Türkleri, Türkler de Alman silahları ile Ermenileri katletti. Oldu mu sana ikinci kardeş de düşman.

İranlı mı? Onu başkasına imkan vermeden Osmanlı düşman etti. Kapitalist değildi belki ama emperyaldi. Kendi emperyalizmi ile İran’ı düşman etti kendine. Ya Kürt kardeşlerin? Onları nasıl düşman ettiler/ediyorlar sana? Onlar Rus yapımı Kalaşnikoflarla saldırdı, Türk ordusu Amerikan malı uzun namlulularla. En son bir Suriye kalmıştı husumet olmayan. Ona da ramak kaldı. Elan, Rus silahları ile mücehhez Suriye ordusuna karşı Rus mu yoksa Amerikan silahları ile mi saldıralım diye düşünüyoruz.

Bu arada yeri gelmişken ilave etmek isterim. Kandan sonra en büyük bağ, din değil, dildir. Üzerine düşünmek için Mete Han’dan sonra Türklerin kaç kere din değiştirdiğine bakman yeterlidir. Din, bağda çok sonra gelir. O yüzden yukarıda saydığım kardeşlerin, başka dinden olmasına rağmen coğrafî kardeşindir. Dil önemli bağ demişken, Azerbaycan ile komşu olsa idik, emperyal-kapitalistler oraya da bir tohum eker ve bizi düşman eylemek için ellerinden geleni artlarına koymazlardı.

Kendinize gelin!

Gelelim bu yazının çıkış noktasına. Hanau saldırısından sonra bir futbol müsabakasının başında açılan ‘Yeter artık’ pankartı beni derin düşünce ve kaygılara sevketti. Eyy, bu yazıyı şu an okuyan ve kendi memleketinde kuvvetle muhtemel ana akımda (çoğunluğun içinde) yaşayan okur! Senin tuzun kuru. Sen hiç bilmedin ki, nasıldır yaşamak bir azınlık olarak. Hiç görmedin ikincisi sınıf vatandaşlığı.

Ülkende Ermenilere, Kürtlere, Alevilere ve diğer azınlıklara ayrımcı ifadelerde bulunulurken sustun. İkrar ettin. Şimdi senin kökeninden olduğunu düşündüğün insanlar Avrupa’da katledilince insan hakları konusunda mangalda kül bırakmıyorsun. Sadece sen değil, senin en çok okunan, en çağdaş olduğu düşünülen köşe yazarların, Kıta Avrupası’nda Türkler hakkında en ufak bir ayrımcılık duyduklarında insan hakları savunucusu kesiliyorlar. Ama ne yazık ki neredeyse hepsi, ülkende her Allah’ın günü Suriyeliler üzerinden insanlık suçu işliyorlar. Sence bu vicdana sığıyor mu?

Sosyal medyada, ‘Nargile içiyorlar…’, ‘Suriyeliler…’, ‘Mülteciler’ içerikli olup paylaştığın, beğendiğin, altına küfür yazdığın paylaşımların %95’i insanlık suçu. Bunu bil. Neden izin veriyorsun sana husumet tohumu ektirmelerine, beynini kirletmene. Yetmedi mi kardeş kavgası/düşmanlığı üzerinden zengin ettikleri silah tacirlerinin oyunları.

Zehir

Böyle zehirlerle başlıyor bu husumetler. Sonra bir bakıyorsun. Kardeşler birbirine öldürmeye başlamış. Sonra soruyorsun anlamak için. ‘Nasıl oldu böyle? Anlayamıyorum…’ diye. Farkına varmıyorsun sebebin aslında sen olduğunu. Anlayabildi mi Bosna’daki müslümanlar kardeşlerinin onları neden öldürdüğünü?

Yol yakınken vazgeç bu işten. Paylaşma, beğenme, reddet, yoksay nefret tohumlarını. Yoksa… Yoksa mı? Söylemek zorundayım: Bir iç savaş tohumu daha atıldı toprağına, 4 milyon kardeşini sana düşman yapıyorlar. Hanau’ya benzer sahneler olursa (Allah korusun!) toprağında, nereden geldi bize bu yabancı düşmanlığı diye sakın sorma!

Paylaştığın, konuştuğun, beğendiğin yorumları hatırla! Bir de iç savaş çıkarsa (Allah korusun!) ve milyonlarla göç etmek istersen başka diyara, anlarsın o zaman Suriyeli’nin derdini. Hem sorarsın ona Balkan rotasını. En nihayetinde onlar geçti oradan, hem de tabanvay. Bir de başka bir diyara göçüp azınlık olursan anlarsın ikinci sınıf vatandaşlığı. Empati kurarsın maziye. Utanırsın yaptıklarından.

Şunu aklından çıkarma: Koronavirüsü gibi binbir virüs gelecek daha bu dünyaya. Hepsine aşı bulunacak bir gün. Mutlaka bulunacak. İşin ucunda büyük para ve kapitalist düzen var nihayetinde. Ancak düşmanlık virüsü başka. Ona karşı olan aşı hiçbir zaman bulunmayacak. Zira barış para getirmiyor, savaş ise her devranda baronlarını besliyor. Düşmanlık virüsünün panzehiri, sadece sende ve sağduyunda. Akıldan ve akılcılıktan uzaklaştıkça bulamayacaksın onu, düşman arayacaksın sürekli. Suçlu arayacaksın.

O yüzden, yol yakınken dön. Yoksa ülkende Hanau gibi olaylar çok yakın.

Suriyeli mülteciler sorunu: Kimlik üzerinden ayrımcılık