Ya bağlantıda olduğun doğaysa?

Yalnızlığı seven birçok kişinin ortak söylemi, “Ben insanlardan soğudum, çevremde çok fazla insan insan istemiyorum” şeklinde. Ancak bu kişilerin benzer bir yönü var. Ya çok fazla hayvan sahibidirler ya da doğaya çok düşkündürler ya da ikisi birden… Onlar, diğer insanlarla görüşmüyor iken bağlantı ihtiyacını, hayvanlarla ve doğayla giderirler…

Ya bağlantıda olduğun doğaysa?

Ya bağlantıda olduğun doğaysa?

Yaşantımız, başka bireylerle birlikte olduğumuzda daha anlamlı hale gelir. Biz birbirimizle bağlantı kurduğumuz ölçüde hayatımızı daha anlamlı buluruz. Gün içerisinde aile, akrabalar, komşular, arkadaşlar ve dostlarla bağlantı halindeyiz. İnsanlarla kurulan bağlantıdan kastımız yalnızca tanıdıklarımızla da sınırlı değildir; evden dışarıya çıktığımız andan itibaren konuşalım/konuşmayalım, selam verelim/vermeyelim birçok kişiyle iletişim halindeyiz. Çünkü iletişim, biz birbirimizi fark ettiğimiz anda başlar.

Biz sadece bağlantı kurduğumuz insanlarla sınırlı değiliz. Biz doğayla, hayvanlarla da bağlantı kuruyoruz. Bu günlerde birçok kişi hayvan beslemeye, çiçek yetiştirmeye, tohum ekmeye, sokak hayvanlarına yemek vermeye başladı. Neden? Çünkü izolasyon dönemlerinde insanlarla kuramadığımız bağlantıyı, onlarla kurarak gidermeye çalışıyoruz da onun için.

Yalnızlığı seven birçok kişinin ortak söylemi “Ben insanlardan soğudum, istemiyorum çok fazla insanı çevremde ve yakınımda… vb.” şeklindedir.  Ancak bu kişilerin benzer bir yönü vardır. Ya çok fazla hayvan sahibidirler ya da doğaya çok düşkündürler ya da ikisi birden… Onlar, diğer insanlarla görüşmüyor iken bağlantı ihtiyacını, hayvanlarla ve doğayla giderir.

Zamanlarının çoğunu doğada yürüyüşler yaparak, denizi seyrederek, fotoğraflar çekerek, dışarıda daha fazla kalarak geçirirler. Çevreleriyle ilgili, olan bitenle alakalıdırlar ancak buradaki alaka, “Komşuya misafir mi gelmiş, pazara mı çıkmış, gece geç mi geldi?” şeklinde bir ilgi değildir. Bu ilgi çoğunlukla havanın sıcaklığı, bitkilerin sararması, mevsimlerin değişkenliği, rüzgarın durumu…vb ile ilgilidir. Karşıdaki ağaçtaki kuş yuvasını, arıların hep aynı pencerenin etrafında olduğunu, caddede kesilen bir ağacın artık orada olmadığını hemen fark eder.

Birçoğumuz için evdeki çiçeğin yandan bir filiz sürmesi, yeni yaprağı, goncaya durması, çiçek açması, geçen yıl aldığı çiçeğinin büyüdüğünü görmesi heyecan verici bir durumdur. Onların varlıklarından memnunluk duyup, büyümesi için gerekli koşulları oluşturmaya çalışır tıpkı çocuğunun gelişimine şahit olan bir ebeveyn gibidir. Yerini değiştirir, toprağını yeniler, saksının büyütür, suyunu azaltır/çoğaltır. Çiçeğinin ritmine kendini adapte eder, çiçek de boş çevirmez bunları az suya alışır, gövdesini kalınlaştırır. Işık az geliyorsa yapraklarını büyütür, ortama adapte olur.

doğa muhteşem ağaçlar

Çoğu kişinin bitkileriyle konuştuğuna da şahitlik etmişsinizdir, hatta çiçeğine isim veren tanıdıklarım dahi vardır. Selamlaşanlar, derdini anlatanlar, sevgi gösterisinde bulunanlar bilirler ki her iletişimde olduğu gibi burada da bir alıcı, bir de verici vardır. Sahibinin sesindeki tınıya cevap verip çiçek açan, büyüyüp güzelleşen birçok ev bitkisi gördüm ben. Onlarla konuşanlardan, onlarla bağlantı kuranlardan biri de benim çünkü.

Evlerimizin cam kenarları, balkonlarımız, terasımız ya da bahçemiz bu günlerde bize ilaç gibi geldi. Ektiğimiz bitkiler havaların ısınmasıyla hızla büyüdüler, ilgiyle de iyice serpildiler. Onlarla orada birlikte vakit geçirmek, bir nevi meditasyon. Akmayan zaman, biz onlarla ilgilenmeye başladığınızda su gibi geçmekte.

Çoğu kişi bağlantı kurduğu doğa parçası için mücadele eder. Tema Vakfı’nın kurucusu değerli insan Hayrettin Karaca zamanının çoğunu doğayla geçiren bir kişiydi. Birçoğunuz hayat hikayesini imrenerek okumuşsunuzdur. O bir ideal uğruna yaşadı ve arkasında çok güzel bir miras bıraktı.

Toplumda farkındalık yaratmak için, birçok çalışmaya özveriyle katıldı. Doğaya tıpkı bir insan gibi saygı ve sevgi duyulmasının gerektiğinin üzerinde durdu. Çalışmaları ve çabaları meyvesini verdi ve kurduğu vakıf binlerce insana ulaştı. Toplumsal bilinçlenmeye katkı vermek için sayısız eğitim ve seminerler düzenlediler. Amaç doğanın acı çektiğini duyurmak, doğayla bağlantı kurarak ihtiyaçlarını görmek, yaralarını iyileştirmek ve bazen de desteklemekti.

Artık Hayrettin Baba yok, kısa bir süre önce ebediyete göç etti, ama bizler buradayız. Bize bıraktığı mirası devralabiliriz. Vakfa ya da derneğe üye olmadan da, bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey olduğuna inanıyorum. Farkında olmak bile hiçbir şeyden iyidir. Geçen yıl başlatılan kampanya, ‘Yediğin meyve ve sebzelerin tohumunu bahçeye gömmek, yol kenarlarına atmak, boş arsalara ekmek..‘ iyi bir fikir olabilir, ne dersiniz? Eminim ki siz de birçok fikir ve deneyim vardır. “Ne ekersen onun biçersin.” demiş atalarımız. Hadi gene bir soruyla bitirelim o zaman? Biz neyi ekmeyi seçtik?

Niyetin gücü: Ego ile değil kalpten

İstanbul doğumlu... Maltepe üniversitesinde İnsan Bilimleri ve Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. İnsan Psikoloji konusunda Doktora programının ardından, öğretmenlikten emekli oldu. 20 yıldır kişisel gelişim ile ilgili seminer, konferanslar ve eğitimler vermektedir; Olumlama, şifa çalışmalarına katılıyor. Halk Eğitimde Eğiticinin Eğitimi hocalığı yapıyor. Medeniyet Üniversitesinde Liderlik ve Sosyal Hayatta iletişim derslerini verdi. Aynı zamanda ICF Koç Danışmanı olarak çalışıyor. Kanada da yaşayan yazarımız online bireysel koçluk ve eğitim koçluğu seansları yapmaktadır.