Anadolu Tarihi

Türk tarihinde ve Anadolu tarihinde büyük önem taşıyan günlerden birisi 26 Ağustos’tur. 26 Ağustos 1071’de kazanılan zafer ile Türkler Anadolu’ya girmiş, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un sonucunda kazanılan zafer ile de Türkler Anadolu’da kalabilmiştir.

anadolu

Bugünkü Türkiye topraklarının büyük bölümünün bulunduğu Anadolu’da tarih boyunca çok sayıda medeniyet kuruldu ve yıkıldı. Stratejik bir noktada bulunan Anadolu; tarihsel ilklerin yaşandığı, medeniyetlerin başladığı, imparatorların hüküm sürdüğü topraklardır. Buğday ilk kez bu topraklarda yetiştirildi, para ilk kez bu topraklarda kullanıldı ve ilk barış antlaşması bu topraklarda imzalandı. (Kadeş Barış Antlaşması) Farkında olmasak da aslında bir hazinenin üzerinde oturuyoruz.

Anadolu tarihinde önemli bir yeri bulunan 26 Ağustos’un yıl dönümünde Anadolu tarihinden bahsedeceğim. Dolayısıyla bu yazı bütünüyle Anadolu tarihi üzerine olacak. Fakat binlerce yıllık Anadolu tarihinin tümünü burada ele almak mümkün değildir. Dolayısıyla bölge tarihinin sadece ana hatlarından bahsetmeye ve önemli gördüğüm bazı noktalara değinmeye çalışacağım.

Anadolu’da kurulan ilk çağ medeniyetleri arasında Hititler, Frigyalılar ve Lidyalılar sayılabilir. Hititlerin Mısırlılarla yaptığı Kadeş Barış Antlaşması tarihteki ilk barış antlaşması olma özelliğini taşımaktadır. Tarihi şekillendiren buluşlardan biri olan para ise tarihte ilk kez Lidyalılar döneminde kullanılmıştır.

Anadolu’da egemen olan bir diğer önemli uygarlık bir Pers devleti olan Ahameniş İmparatorluğu’dur. MÖ 550’de Persler Büyük Kiros’un öncülüğünde birleşerek kuzeyde bulunan Medleri yıkar ve bölgenin önemli güçlerinden birisi olur. Ardından Kyros fetih hareketlerine başlar, Babil, Fenike gibi zengin yerler ele geçirilir ve ülke zengin bir imparatorluk haline gelir. Bu devlet bir süre sonra bütün Anadolu’yu hakimiyeti altında birleştirir.

Ardından tarihin gördüğü en büyük fatihlerden biri olan Büyük İskender sahneye çıkar. MÖ 336-323 arasında hüküm süren Büyük İskender, Persleri yener ve başta Anadolu olmak üzere pek çok yere hükmetmeye başlar. Mısır’a kadar gider. Doğu kültürüyle Batı kültürünü birbiriyle buluştur ve Helenistik kültürün ortaya çıkmasını sağlar. Büyük İskender’in ölümünün ardında kurduğu devasa imparatorluk siyasi bütünlüğünü koruyamaz ve dağılır fakat ortaya gelecek çağları etkileyecek bir kültür mirası bırakılır. Büyük İskender’in ardından bölgede Pergamon Krallığı, Selevkos İmparatorluğu gibi çeşitli Helenistik devletler hüküm sürer.

Bir süre sonra Romalılar bölgede egemen olur. 330 yılında Roma İmparatorluğu’nun başkenti, Anadolu’nun yanı başında bulunan ve bugün İstanbul olarak bildiğimiz şehre taşınır. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölünür. Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, Batı Roma İmparatorluğu’nun başkenti ise eski Roma şehri olur. Kısa bir süre sonra Batı Roma İmparatorluğu yıkılır ve Doğu Roma İmparatorluğu, Roma medeniyetinin tek temsilcisi olarak 1453 yılına kadar varlığını sürdürür.

26 Ağustos 1071’de Doğu Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu Devleti karşısında ağır bir yenilgi alır. Malazgirt Savaşı olarak anılan bu savaşta Büyük Selçuklu Ordusu’na Sultan Alparslan komuta eder. Bu savaşın ardından Anadolu’ya yoğun bir göç hareketi başlar ve Anadolu kısa sürede bir Türk yurdu haline gelir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Anadolu Selçuklu Devleti, çeşitli Türk beylikleri ve sonradan bir imparatorluğa dönüşecek olan Osmanlı Beyliği bölgede hüküm sürer.

büyük taarruz

Osmanlı İmparatorluğu 20. Yüzyılın başlarında girdiği Birinci Dünya Savaşı’nda yenilir ve anavatanı olan Anadolu’yu bile büyük ölçüde kaybetme noktasına gelir. Bu yenilginin ardında başlayan Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran Büyük Taarruz’un başladığı tarih de yine Malazgirt Zaferi’nin kazanıldığı 26 Ağustos tarihine rastlar. 26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlayan Büyük Taarruz ile Yunan ordusu mağlup edilir ve Anadolu’nun Türklerin yurdu olduğu bir kere daha ilan edilir.

Uzun lafın kısası; köklü bir tarihe sahip olan Anadolu toprakları, geçmişte pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, tarihi değiştiren buluşlara ve olaylara şahitlik etmiştir. Bugün Türkiye, binlerce yıllık geçmişi olan bu toprakların ve bu topraklardaki uygarlık birikiminin mirasçısı ve temsilcisidir. Türk halkı, bunun bilinciyle geçmişe sahip çıkmalı ve geleceğe bu şekilde ilerlemelidir.

Yüzüncü Yılında Ondokuz Mayıs: Kurtuluş ve Cumhuriyet

1997 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu İstanbul’un Bakırköy ilçesinde geçti. 2016 yılında Vefa Lisesi’nden mezun oldu. Şu anda Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumaktadır. İlgi alanları tarih, siyaset bilimi ve denizciliktir. Dünyadaki en yüce meziyetin şartlar ne olursa olsun adalet duygusunu kaybetmemek olduğuna inanır.