Lisan öğrenmek artık çok kolay: Birkenbihl ve Teichmann yöntemi

Hem yabancı diller ile hasbelkader ilişki içinde olmamdan hem de Vera Birkenbihl’in ‘Sprachenlernen leichtgemacht!’ (Dil öğrenmek artık kolay!) isimli kitabını yeni bitirmiş olmamdan dolayı bu yazıyı yazmak farz oldu.

Lisan Birkenbihl

Abone Ol 

Lisan öğrenmek artık çok kolay: Birkenbihl ve Teichmann yöntemi nedir?

Öncelikle Vera Birkenbihl’den kısaca söz etmek isterim. Kendisi yaşamının 40 yılını; öğrenme, öğretme, didaktik yöntemler gibi konulara adamış bir alaylı (otodidakt) uzmandır. Öğrenme yöntemleri kapsamında, lisan öğrenme konusuna eğildiği yukarıda aktardığım kitabı, açıkça belirtmeliyim ki, benim birçok ezberimi bozdu.

Hem okul sistemini baştan aşağı sorgulatan hem de belirli konu başlıklarını tecrübelerime doğrulatan noktaları ile bu kitap bence mutlaka okunması gereken bir eserdir. İçeriğinden, öncelik ve önemine göre elzem gördüğüm hususları bu yazımda ele almak istiyorum.

Okulda dil öğrenimi

Okullardaki lisan öğrenimini ve yöntemlerini pedagogların olgunlaştırdığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bugün hâlen kullanılan yöntemlerin çoğu, Ortaçağ’daki misyoner Hıristiyan ruhbanlarının yurtdışındaki yabancı dil öğrenim tecrübelerine dayanıyor.

Onların metodu, kelime ezberleme ve gramer kural tespiti temeline dayandığından aslında pek de ‘beyin dostu’ değildi. Günümüzde hâlen bu yöntemler genelgeçer olmasına rağmen neredeyse kimse, bunların etkinliğini sorgulamıyor.

Birkenbihl Dil Öğrenme Yöntemi (Beyin Dostu) *

Birkenbihl yönteminde kelime ezberleme katî surette yasaktır. Öğrenmenin %80’inin bilinçdışı gerçekleşmesine çalışılır. Aynen küçük çocukların anadillerini, çevrelerini saran dil ile yakın çevrelerinden yıllar içerisinde ağırlıklı olarak bilinçdışı öğrenmeleri gibi.

Ben bu sözcük öğrenme mevzusuna kendi tecrübelerimden bir katkı yapmak istiyorum. 8 sene boyunca İstanbul’daki Avusturya Lisesi’nde Almanca eğitimi aldım. Bu öğrenimin azımsanamayacak bir kısmı kelime ezberleme ile geçti. Şunu çok emin olarak ifade edebilirim ki, ezberlediğim kelimeler ve anlamları kısmen aklımda olsa dahi, hâlihazırda yaşadığım Almanya’da onları kullanmam için yıllar gerekti. Aslında o ezberler, kısa süreli bir çözümden başka bir şey değildi. Zira, ben o kelimeleri bağlamlar dahilinde öğrenmemiştim. Bu sebeple de, onlar faal kullanım alanına geçemediler. Kelimelerin, bağlamlar ya da metinler çerçevesinde çözümlenerek öğrenilmesi elzemdir. Asıl kilit nokta da budur.

İkinci temel mesele de, Birkenbihl metodunda dilbilgisinin gereksiz olması ama arzu edilirse (Sadece küçük bir azınlık dilbilgisi konusunda isteklidir.) isteyenlere bu konuda çalışmaya izin verilmesidir.

Gramer konusundaki bu yaklaşımı da çok önemsiyorum, zira hiçbirimiz anadilimizi gramer öğrenerek edinmedik. (Birkenbihl, gramerin yüksek okullarda veyahut üniversitelerde akademik çerçevede ele alınabilecek bir konu olduğunu kaydetmektedir.) Her şey doğal bir süreç ile ve beyin dostu bir yöntemle ilerledi. Beyniniz; çevrenizi saran dilin kalıplarını duya duya, dilbilgisi dizinlerine hâkim olmak adına bilinçdışı olarak sinir ağları örerek, size konuşma altyapısını oluşturdu. Son aşamada da, taklit ederek telaffuzu çözdünüz.

Uygulanacak Dört Basamak:

  1. Dekode etmek: Kolay ya da zor olsun (zira istediğiniz zorlukta başlayabilirsiniz) önünüzdeki metni kelime kelime dekode ediyorsunuz ve kendi dilinizdeki anlamları örneğin bir satırın altına yazıyorsunuz. Metin satır aralıklarının geniş tutulması bu kapsamda faydalı olabilir. Bu şekilde kendi yazılarınız için yeterince yeriniz olur. Yaptığınız kelimesi kelimesine çeviri okunduğunda akıcı bir metin olmak zorunda değildir. Önemli olan sizin bağlamı kavramanızdır.
  2. Aktif dinleme: Faal dinleme iki aşamalıdır. Birinci aşamada metnin, hedef dilde anadili seviyesinde bir kişi tarafından okunmuş veyahut telaffuz edilmiş hâli dinlenir. Dinlerken göz ile dekode edilmiş kısım okunur. Bu başlangıçta biraz garipsense de, zamanla alışılır. Metnin veya metinlerin anlamı kavrandıktan sonra ikinci aşamaya geçilir. Artık dinleme esnasında dekode metin değil, hedef dildeki metin gözle takip edilir.
  3. Pasif dinleme: Hedef dildeki metne mânâ olarak hâkim olduktan sonraki basamak, pasif dinlemedir. Bu dinleme, her türlü farklı etkinlikler sırasında yapılabilir. Örneğin; yıkanırken, araba kullanırken, yemek yerken dinleme yapılabilir. İşte bu basamak, ileride doğru telaffuz ve konuşma için gerekli temeli teşkil eder. Hedef dilde sadece okuma ve/veya anlamayı arzulayanların 3. ve 4. basamakları uygulamalarına gerek yoktur.
  4. Konuşma: Yeterince pasif dinledikten sonra artık konuşma (nörofizyolojik) hazırlıkları yapılabilir. Zira, üçüncü basamak olan pasif dinleme esnasında anadili seviyesindeki telaffuz için gerekli olan sinir ağları örülmüş durumdadır.

Teichmann Yöntemi

Vera Birkenbihl’in eserinde aktardığı bir başka yöntem de, bundan yüzyıl önce yaşamış olan Dr. Bernhard Teichmann’ın önerdiği metottur. Buna göre, hiç sözlük açmadan komplike bir roman ile her gün 5’er sayfadan kademe kademe 40’ar sayfa okumaya çıkılmalıdır. Burada kısa hikaye kitaplarının tavsiye edilmemesinin sebebi, her yeni hikaye ile birlikte yeni bir kelime dağarcığı bütünü ile karşılaşılacak olunmasıdır. Metot bir romanda uygulandığında ise, kitabın belirli bir noktasından itibaren kitaba hâkim olan kelime dağarcığına ulaşılmış olacaktır.

Size çılgınca gelebilir. Ama benim annemin yardımıyla Fransızca öğrenirken farkında olmadan uyguladığım yöntem buydu. Albert Camus (Kamü)’nün ‘Yabancı’ isimli romanını tekrar tekrar ve toplamda 5 kez ve hiç sözlük kapağı açmadan okudum. Ve son okumamda metnin çok önemli bir kısmına hâkimdim.

Tabii ki, annemin çift anadil hedefi ile 1,5 yaşıma kadar benimle Fransızca konuşması ile lisede aldığım seçmeli dersin kısmî etkisi olmuştur. Ancak gene de, bu roman metninden yola çıkarak öğrendiğim kısım kanımca hâlâ çok belirleyici ve etkindir.

Temenni

Toparlamak gerekirse, ülkemizde yabancı lisan öğrenimini bu aktardığım bilgiler ışığında yeniden gözden geçirmek gerektiği kanaatindeyim. Almanya gibi eğitimcilerin sistemlerini çok teferruatlı sorguladığı bir ülkede, yukarıda bahsettiğim yöntemle dil öğrenimi günden güne artmakta ve 7’den 70’e bu metodu uygulayanların kaydadeğer ve zaman zaman sıçramalı ilerlemeleri tespit edilebilmektedir.

Umarım ki bu köşe yazım ve aktardığım bilgiler, yeni nesillerimizin ve gelişime açık yurttaşlarımızın hayatında lisan öğrenimi konusunda önemli bir dönüm noktası olur.

Kaynak: Sprachenlernen leichtgemacht!, Vera F. Birkenbihl, mvgverlag, 38. Baskı, 2017

İkinci yabancı dil: İspanyolca, Almanca, Fransızca, İtalyanca