Deprem Allah’tan, afet kuldan canım kardeşim!

Kendini dindar ve cennetlik, geri kalan herkesi dinsiz ve cehennemlik zannedenlere ithafen: Ha gökdelenin tepesinden atlayıp, “Allah, varsa beni kurtarır demişsin, ha dere yatağının ortasına çala çırpa bina dikip “Allah beni kurtarır.” demişsin aynı şey!

afet deprem ayrımı

Deprem Allah’tan, afet kuldan canım kardeşim!

İzmir, gözümüz kulağımız günlerdir orada. Elimiz yüreğimizde bir mucize bekliyoruz. Günlerdir bilim insanları televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde insanları bilgilendirmeye, neden bu felaketin yaşandığını anlatmaya çalışıyor. Her afet sonrasında olduğu gibi bu ülkede yer bilimleri diye bir bilim dalı olduğu medya ve yetkililerce hatırlanıyor.

Acımız çok büyük, onlarca vatandaşımızı kaybettik. Kurtulanların çoğu uzunca bir süre destek almak zorunda kalacak belki. Bugün bir jeofizik mühendisi olarak kaleme alıyorum bunları. Jeofizik mühendisiyim lakin sismolog değilim ya da senelerimi deprem çalışmaları, fay çözümlemeleri üzerine geçirmedim. O yüzden haddimi bilip hocalarımın lafının üzerine laf söylemek gibi bir niyetim yok.

Esas anlatmak istediğim şey aslında tam olarak bu: “Had” mevzu. Belki de ülkece en büyük sorunumuz. Hiç kimsenin sınırı yok. Herkes her şeyi biliyor.

Misal senelerini yer bilimlerine adamış bir profesöre, üstüne üstelik sade ve sadece çalıştığı alan üzerine yaptığı bir konuşmayla ilgili bir başkası, bir gazeteci çıkıp “Höst efendi, höst!” diye çıkışabiliyor. Dahası bunu Müslümanların inançlarına saldırı olarak atfedebiliyor.

Konunun muhatabı Prof. Dr. Naci Görür hocamızın sözlerine gelmeden önce, bir iki kavramı açıklamak isterim.

‘Deprem’, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele” olarak nitelendirilir. Tamamen doğal bir olay. Dünya var olduğu müddetçe devam edecek bir doğa olayı.

Aynı sözlükte ‘afet ise şu şekilde tanımlanır: “Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.”

Kısaca deprem dediğin doğal, afet dediğin insana bağlı!

Peki Prof. Naci Görür ne demişti ki birden saldırıya uğradı?

“Deprem ne yapalım Allah’tan geldi diyebileceğimiz bir şey değil!”

naci görür

Prof. Dr. Naci Görür, depremle ilgili “Deprem ne yapalım Allah’tan geldi diyebileceğimiz bir şey değil!” diye durumu en canı alıcı haliyle anlatıyor.

Şu cümleyi anlayabilmek için jeoloji, jeofizik mühendisliği okumanız gerekmiyor. Şu cümleyi anlayabilmek için inançlı ya da inançsız olmakta gerekmiyor. Bu cümleyi anlayabilmek için ihtiyacınız olan tek şey akıl!

Bugün artık deprem bölgeleri biliniyor. Bugün heyelan bölgeleri biliniyor. Bugün dere yatakları, fay hatları bunların hepsi biliniyor. Hangi zemine nasıl ev yapmanız gerektiği, hangi dereyi nasıl ıslah etmeniz gerektiği, heyelan bölgesinden ne kadar uzakta yapılaşma yapılması gerektiği hepsi biliniyor. Ve zaten tüm bu bilgilere göre yapılaşmaya gidildiğinde sadece deprem oluyor, afet olmuyor. İnsanlar, canlılar ölmüyor. Günlerce enkaz başında çalışılmıyor.

Deprem ile afet ayrımı

Deprem ile afet ayrımının en güzel örneğidir; 1999 Gölcük depremi ve kilometrelerce ötede Avcılar’da yerle bir olan binalar. Şimdi her şeyi Allah’a yükleyerek kurtarabilir miyiz kendimizi? Avcılar’da zemin kötüydü, büyütme etkisi vardı bunlarda hem fikiriz peki ya o çalan çırpanlar, azıcık dükkanını genişletmek için kolonları kırpanlar, betondan çalanlar, denetlemeyen yetkililer, göz yumanlar onlara ne olacak?

Fıtratında ölmek vardı dediğimiz insana aynı zamanda fıtratında çalmak, ölüme kastetmek, göz göre göre faciaya yol açmak da var mıdır diyeceğiz?

Peki inançtan dem vuranlar neden kafatasının içindeki o yumuşak organın boşa yaratıldığı konusunda bu kadar inatçıdır? İşine geldiğinde muhteşem yaratıldığına inanan insan neden hırsı söz konusu olunca anlamazlığa gelmekte sakınca görmez?

İzmir’de insanlar öldü! Öncesinde Elazığ’da, Van’da, Gölcük’te, Bolu’da, Sakarya’da, İstanbul’da, Erzincan’da hep öldük ve eğer bilimin sesine kulaklarımızı tıkarsak hep öleceğiz.

Son olarak kendini dindar ve cennetlik, geri kalan herkesi dinsiz ve cehennemlik zannedenlere ithafen, ha gökdelenin tepesinden atlayıp, “Allah, varsa beni kurtarır demişsin ha dere yatağının ortasına çala çırpa bina dikip Allah beni kurtarır.” demişsin aynı şey.

Eğer bizi yaratan kullanmamamızı isteseydi, akıl bahşetmezdi değil mi? Kısaca her şey Allah’tan deprem de ama afet o akılsız kuldan canım kardeşim!

Öykü Serter’den çok sert deprem eleştirisi: Şuursuz bakanlarını da al git ey iktidar!

Elif Aver; 1987 yılında İstanbul'da doğdu. Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun oldu. Özel sektörde mesleğini yapmakta, ayrıca TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi yönetim kurulu üyesi. Yazmak, çizmek ve okumak çocukluğundan beri en büyük tutkusu. Ondan sebep söz yitene kalem bitene kadar yazanlardan.