3F: Futbol, Fado, Fiesta… Futbol, tribün ve siyaset üzerine

Futbol, tribün ve siyaset arasındaki ayrılmaz bütünlüğün tarihsel gelişimini anlatan ilginç bir spor kitabı 3F: Futbol, Fado, Fiesta. Oyuna bakışınıza zenginlik katan ve bakış açınızı genişleten bir yapıt.

3F: Futbol, Fado, Fiesta… Futbol, tribün ve siyaset üzerine

“1914 yılında Birinci Dünya Savaşı patladı… Savaşın ilk Noel’inde, Alman ve İngiliz askerlerinin kısa süreli ateşkesinde… savaşan iki ülkenin askerleri önce birbirlerine ikramlar sunmuş, ardından futbol maçı yapmışlardır. Tarihe ‘Noel Ateşkesi’ olarak geçen bu olayda, maçın galibi 3-2’lik skorla Almanlardı … Sıradan bir futbol maçı değildi o gün oynanan… dünya savaş tarihinin en anlamlı, en erdemli ateşkesi ve mücadelesiydi.”


1857 yılında, İngiltere’de Sheffield Futbol Kulübü’nü kuranlar küresel bir ateşin ilk kıvılcımını yaktıklarını bilemezlerdi tabii. Tıpkı, 1927 yılında radyodan ilk canlı maç yayını yapan spikerin futbolu ve teknolojiyi biraraya getirerek eğlence dünyasında ne kadar büyük bir devrim yaptığını bilemediği gibi.

19.yüzyılda entellektüeller tarafından horlanarak işçi sınıfının zamanını boşa harcamaktan başka bir işlevi olmayan gereksiz bir uğraş olarak görülen futbol, 21.yüzyılın ilk yirmi yılını doldurmak üzere olduğumuz bugünlerde dünyanın en büyük eğlencesi konumuna yerleşmiş durumda. ‘3F: Futbol, Fado, Fiesta’, bu sihirli oyunun 170 yılı aşkın öyküsüne ışık tutan tutkulu bir kitap. Oldukça akıcı bir anlatım ve zaman zaman duygusallaşan süslü bir dil kullanıldığından mı acaba; elime alır almaz bir çırpıda okuyup bitirdim.

Yazar futbolu ekonomi, siyaset ve taraftarlık üçgeni içerisinde, dört bölüme ayırıp incelemiş. Her bölümün üzerinden kısaca geçerek yapıt ile ilgili biraz daha ayrıntılı bilgi edinelim.

3f sema tuğçe dikici

1. Bölüm: Futbolun küreselleşme serüveni

Kitabın birinci bölümünde yazar kronolojik bir sırayla ilerleyerek futbolun ilkleri ve ekonomik gelişim sürecini anlatıyor. Futbolun beşiği sayılan İngiltere’de işçi sınıfının eğlencesi olarak doğduktan sonra, kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayılıp teknolojik gelişmelerin de desteğiyle bir endüstri koluna dönüşüm süreci 50 sayfalık bir özet şeklinde çok iyi toparlanmış.

2. Bölüm: Futbol taraftarlığı

Kitabın ikinci bölümü futbolun temel ögesi olan taraftarlık olgusuna ayrılmış. Taraftarlığın tanımı ve futbolun insanlar için ifade ettiği anlama değinildikten sonra fanatizm ve holiganizm gibi kavramlara açıklık getirilip ekonomik büyümenin taraftar olgusunda neden olduğu değişimin altı çiziliyor. Sonraki 80 sayfalık kısımda Avrupa’daki taraftar gruplarının geçmişi, bugünü ve geleceğiyle ilgili kısa bilgiler aktarılmış, taraftar gruplarının futbola armağan ettiği unutulmaz olaylardan bahsedilmiş.

Bu bölümde Latin Amerika ve Asya futboluna değinilmemiş olmasının bir eksiklik olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle, Latin Amerika futbolunun taraftar kültürüne etkisi çok büyük ve derindir.


türk futbolu taraftarlık

3. Bölüm: Türk futbolunda taraftarlık

“Tek kelime ile Fenerbahçe taraftarını özetlemek isteseydik, akla ilk gelen şey ‘destek’ olurdu sanırım… Galatasaray duruşuyla ve taraftarının kulübe olan bakış açısıyla ‘övünç’ olarak karşımıza çıkıyor… Trabzonspor’un tıpkı yörenin insanı gibi ‘deli dolu’ bir kimliği var… Ve Beşiktaş, taraftarı için ne anlama geldiğini soracak olursak, ona en çok yakışan ‘aşk’ oluyor.”

Bu bölümde Türk futbolundaki taraftarlık olgusuna yer veriliyor. Taraftarlığın tarihsel gelişimi, başlıca taraftar gruplarının öyküleri, pankartları ve tezahüratlarının toplum ve futbolumuz için neler ifade ettiği anlatılmış. Okurken birçok kere gözlerinizin yaşaracağına eminim.

4. Bölüm: Futbol ve siyaset

Yazar, son bölüme futbol tarihinin en ünlü tartışma konularından biriyle başlamış, ‘Futbol halkın afyonu mu?’… İlerleyen sayfalarda ünlü devlet adamlarının futbolu kullanış biçimi ile bu yöntemlerin halk üzerinde uyandırdığı etki ve sonuçlar kısaca açıklanmakta. Tarihin tozlu sayfalarında kalan Salazar, Medici, Franco, Mussolini, Hitler, Videla gibi diktatörlerin futbol üzerinden oynadıkları oyunlara şaşırıp kalacaksınız.

Kitapta siyaset ile futbol arasındaki ilişkinin yaşama yansımalarıyla ilgili birçok örnek verilmiş. Bunların arasında tüyler ürpertici olanlardan birine özellikle değinmek istiyorum.

futbol ve siyaset

“1970 Dünya Kupası öncesinde Honduras ve El Salvador’un karşı karşıya geldiği futbol maçı… Çift maçlı elemelerin her iki müsabakası da olaylı geçmiş, tarafsız saha Meksika’daki ilk maçı El Salvador uzatmalarla 3-2 kazanmıştı. İkinci maçı Honduras. Maçın ardından çıkan olaylar siyasi anlaşmazlığın artık farklı bir yöntemle çözülmesi gerektiğini işaret etmişti. Ve çok değil iki hafta sonra savaş çıktı. Savaşın nedeni Honduras’tan sınır dışı edilen köylüler ve futbol maçında yaşananlardı. El Salvadorlu spor adamı Ricardo Padilla’nın ‘Maçı kazanmış olsaydık onları işgal eder miydik ki?’ cümlesi sıradan bir spor müsabakasının varabileceği noktaları… güzel özetliyor aslında.”

4. bölümün geri kalan kısmında Türkiye’deki siyaset-futbol ilişkisi, devlet adamları ve siyasi olaylar üzerinden örnekler verilerek kısaca anlatılıyor.

Aydınlatıcı ve genel kültürünüzü geliştirici bir yapıt

Kitabın geniş kapsamlı bir araştırma sonucunda yazılmış olduğu kolayca farkedilmekte. Zira, okuyucuya kattıkları bir yazıya sığdırılamayacak kadar geniş kapsamlı. Yazarın Türkçeyi iyi kullanıyor olması kitabın okuma zevkini arttırmış. Futbolu sevenler ve daha bilinçli seyretmek isteyenler için bir başucu kitabı niteliğinde. Futbolun ne kadar büyük bir tutku olduğunu sık sık hissettiriyor okuyucuya. Beğeneceğinize eminim.


Covid-19’dan bir an önce kurtulmak için koruyucu önlemle harfiyen uyalım. Yaşamımızı evimize sığdırmak zorunda kaldığımız bu günleri fırsata dönüştürüp kitap okuyarak değerlendirelim.

Rollerball (Patentopu): Fütüristik bir spor filmi

1975 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğrenimini 1993 yılında Özel Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1998 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi (Fransızca) dalında lisans derecesini aldıktan sonra Western Michigan University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde MBA dalında yüksek lisans yaptı. 2004 yılında beri özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışmaktadır. Filateli, tarih, spor, sinema ve müzik başlıca ilgi alanlarıdır.