İllüstrasyon sanatı – Röportaj: Arzu Taşçıoğlu

İllüstrasyon, yapıtların güzelliğine güzellik katan sanat dalı… İllüstratör Arzu Taşçıoğlu ile illüstrasyon sanatı hakkında ayrıntılı bir röportaj yaptık.

Arzu Taşçıoğlu

Grafik sanatlarının kollarından biri olarak öne çıkan illüstrasyon basılı, el yazması veya dijital yapıtları resim ve desenlerle süsleyerek değer yaratır. Sözcüklerin görsel yorumudur başka bir deyişle. Yazarın sözcüklerle açıkladığı kurgusal ortamın okuyucunun zihninde doğru canlanmasına yönelik yol gösterir. Yapıta renk, süs ve görsel çekicilik katarak okuyucunun üzerinde uyandırdığı etkiyi arttırır.

Birden fazla sanat dalında yaptığı çalışmalar ile beğeni toplayan Arzu Taşçıoğlu ile kariyeri, illüstrasyon sanatının incelikleri ve illüstratörlerin yaşamları ile ilgili kısa ve öz bilgiler veren bir söyleşi yaptık.


*****

Çizim sanatına kaç yaşında başladınız? Ne zaman sanatçı olmaya karar verdiniz?

Arzu Taşçıoğlu: Resim yapacak olan insan, hep çizer herhalde. Dolayısıyla, belli bir başlama yaşım yok. Sanatçı olayım diye bir kararım olmadı. Sanatçı mıyım onu da bilmiyorum. Ancak, yirmili yaşlarımda desen ve çizim dersleri aldıktan sonra bu işi daha ciddiye almaya başlamıştım. Resim, müzik ve edebiyat yaşamımda hep vardı. Ofiste çalışamadığım, uzun süreli sözleşmelere imza atamadığım için hep bağımsız (freelance) işler yaptım. Bu da beni, sanatsal çalışmalara yöneltti. Beni sıkan işlerden koşarak kaçtığım için hep zevkle ve eğlenerek çalıştım. Zaten benim eğlence anlayışım böyledir. Fazla oturamam. Örneğin, arkadaşlarımla fotoroman çekmek benim için bir eğlencedir.

Profesyonel olarak ilk yaptığınız çalışma hangisi? İlk çalışmanızın yayınlanması sonrasında neler hissettiniz?

Arzu Taşçıoğlu: Yapıtlarım arasında ilk yayınlananlar yazdıklarımdı. Yirmili yaşlarımdayken televizyonda genel kültür yarışmalarında soru yazarlığı ve hakemlik yapıyordum. Sonra yarışmaların yapısı değişti. Topları dansözler çevirmeye başladı. Ben de televizyonun başka alanlarında bir iki tur attıktan sonra hayatımı başka bir yöne çevirdim. 1996 yılında Deniz Vural ile yazdığımız soruları yayımlatmak için yayınevleriyle görüşürken, nasıl olduğunu anlamadım ama ünlü yazar Frank Herbert’in ‘Dune’ serisinin çevirisini yaparken bulduk kendimizi (Gülüyor).

Dune’nin çevirisini bitirdikten sonra sanat yaşamınızda nasıl ilerlediniz?

Arzu Taşçıoğlu: Uzun zaman önce tezcanlılığımı ve sabırsızlığımı terbiye etmek için başladığım origami hayatımı kâğıttan ejderhalar ve büyücülerle doldurunca Artölye’de origami dersleri vermeye başladım. Aynı okulda Nilhan Sesalan’dan desen ve çizim dersleri aldım. Sonrasında flash animasyonlar ve web tasarımları yaptım. Bunlar da ilk yayımlanan çizim işlerim oldu diyebilirim. Bir web fotoromanı yönettim o dönemde. ‘İntikam Ateşi’. Sanırım ilk internet fotoromanıydı. Deniz Arcak da ekipteydi. Hem oyuncu olarak yer aldı hem de kabuki makyajlarını yapmıştı. Kâğıt üstüne basılan ilk görsel işim, kitap kapağı tasarımlarım oldu. Toby Litt’in ‘Oyunbozan’, Amidon’un ‘Primitif’, Ömer Tecimer’in ‘Hurufilik’ kitapları için yaptığım kapakları severim. Yapıtlarınızın kâğıt üzerine basılması internette yayımlanandan farklı bir duygu oluyor. Artık değiştirilemez bir şekilde sabitleniyor.

Çizer olarak sizi kimler etkiledi? Bu sanatçıların hangi yönlerini etkileyici buluyorsunuz?

Arzu Taşçıoğlu: En sevdiğim ressam Francis Bacon. Sert, yıkıcı ve beklenmedik olmasının yanında güzel olanı değil de şaşırtıcı olanı, hatta çirkin olanı resmetmesi beni etkiliyor. Pieter Brueghel ve Hieronymus Bosch’un yarattığı çarpık ve kalabalık dünyaları da çok severim. Moebius şahane bir çizer. Bir de genç bir çizer var, Lewis Rossignol. Onun da çizimlerine bayılıyorum.

illüstrasyon sanatı

Bir kitabın illüstrasyon çalışması kapsamında baştan sona atılan adımlar nelerdir?

Arzu Taşçıoğlu: Diğer çizerlerin izlediği yolu bilmiyorum. Ben kitabı okuyup beni etkileyen yerleri not alırım. Bu notlar sayfanın kenarında küçük çizimler, karalamalar şeklinde olur. Karakterlerle ilgili notlar alıp önce her karakteri çizerim. Bu arada kitabın geçtiği dönemi araştırırım. Giysileri, arabaları, binaları. Sonra bir storyboard hazırlayıp çizime başlarım. ‘Raşomon’ kitabında yalnızca mürekkep kullandım ve resimler bitince taradım. Dijital bir çalışma yapmadım. Ama bazı kitaplarda dijital kolaj yapıyorum. O zaman çizimleri bilgisayara aktarıp dijital malzemelerle birleştiriyorum.

Bir kitap için illüstrasyon yaparken hangi olayların veya kişilerin resminin çizileceğine kim karar verir? Örneğin, Ryunosuke Akutagava’nın Raşomon kitabındaki çalışmalarınızı hazırlarken kime danıştınız?

Arzu Taşçıoğlu: Ben bu kitapta tamamen özgürdüm. Kendim karar verdim. Ama her zaman bu kadar özgür olamazsınız. Yazar ya da yayınevinin, mutlaka çizmenizi istediği sahneler ya da karakterler olabilir. Çizimlerin siyah beyaz mı renkli mi olacağına yayınevi karar veriyor. Kaç sayfa çizim istediğini de genellikle yayınevi önceden söyleyebilir.


Bir kitabın illüstrasyonlarını hazırlamadan önce yapıtın tamamını okur musunuz yoksa editörden/yazardan dinlemek yeterli midir?

Arzu Taşçıoğlu: Ben yapıtı didik didik okurum. Kitap kapağı yaparken bile kitabı baştan sona okumadan tasarım yapmam.

Şu ana dek yaptığınız profesyonel illüstrasyon çalışmalarınız nelerdir?

Arzu Taşçıoğlu: Daha önceki sorularda bu işe nasıl başladığımı biraz anlattım. Orada bahsettiklerim dışında, çizim ve kolajı birlikte kullandığım, Fyodor Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ kitabı için yaptığım çalışmayı çok seviyorum. Çok eğlenerek hazırladığım bir diğer kolaj, Ali Baylar’ın ‘Elâzığ Ağzıyla Seksenler’ kitabı. ‘Pulbiber’ dergisi için fotoğraf üstüne yaptığım illüstrasyonları da çok severek hazırlıyordum. Bu dergide başladığım ‘Kız Kısmısı Önüne Bakar’ projesini devam ettirip bir kitaba dönüştürdüm, henüz yayımlanmadı. En son Ryunosuke Akutagava’nın ‘Raşomon’ kitabı için çizim yaptım. Şu anda Nikolay Gogol’ün ‘Burun’ öyküsünü resimliyorum. Bu kitap, Raşomon’la başlayan serinin devamı olacak. Yine mürekkeple yaptığım çizimlerden oluşuyor. Bir dergi ya da kitap için illüstrasyon yapmadığım zamanlarda ağırlıklı olarak suluboya ve pastelle resim yapıyorum.

Resim ve illüstrasyon yapmak size neler hissettirir? İllüstrasyon sanatının hoşunuza giden yönleri neler?

Arzu Taşçıoğlu: Resim yaparken çıkılan yolculuk beni büyülüyor. Önce kafanızda bir şeyle kâğıdın başına oturuyorsunuz ve resmi yapmaya başlıyorsunuz. Sonra bir noktada resim sizden çıkıyor, sizi alıp bir yere götürüyor, size kendini tamamlatıyor. Bu sihir gibi bir şey. Bütün sanatlarda böyle aslında. Yazarken de benzer bir macera vardır. Öyküye başlarsınız, sonra o öykü sizin dışınızda var olmaya başlar, siz öykünün aldığı şekli seyreder ve sadece yazarsınız. İşte resim de böyle. Bu yolculuğu, bu macerayı yaşamak için hep bir heyecanla oturuyorum masaya.

İllüstrasyon sanatını resim ile bağlantılı diğer sanatlardan ayıran noktalar nelerdir?

Arzu Taşçıoğlu: Bir kitap için illüstrasyon yapmanın resim yapmaktan en büyük farkı, önceden çizilmiş bir çerçevenin olması. Yazarın dünyası içinde bir görsellik yaratıyorsunuz. Seçtiğiniz malzemeyle ya da çizim üslubunuzla kendi tarzınızı ortaya koyabilirsiniz tabii. Ama o yolda sizden önce yürümüş bir yazar var. Kitap için illüstrasyon yapmak resim yapmaktan çok, bir romanı filme uyarlamaya benziyor. Siz çizmeye başlamadan önce yazılmış bir metin var. Bu metne göre önce karakterleri oluşturup sonra onları sahnelerin içine yerleştiriyorsunuz. Resim yaparken daha yaramaz, illüstrasyon yaparken daha uslu oluyorum galiba. Çünkü yazara ve yayınevine karşı da sorumluluklarınız var. En önemlisi metne karşı bir sorumluluğunuz var.

İllüstrasyon sanatı

Yola yeni çıkmış genç bir illüstratör insanlara ve yayınevlerine çalışmalarını nasıl tanıtabilir?

Arzu Taşçıoğlu: Son zamanlarda tüm sektörlerde işleyiş çok değişti. Artık sosyal medyada tanınmak işe yarıyor sanırım. Dergilerde çizimlerinizi yayımlatmak da bir görünürlük sağlıyor. Yayıneviyle profesyonel bir ilişki başlatmak için en doğru yol, güzel bir portfolyo ile yayınevlerine başvurmak herhalde. Resimli kitap basan yayınevlerini belirleyip onlara başvurabilirler.

Çizim yaparken algınızı açan veya sizi düşündüren destekleyici ögeler kullanır mısınız? Söz gelişi, müzik dinlemek gibi…

Arzu Taşçıoğlu: Çok seyrek. Bir müzisyenin resmini yapıyorsam, o zaman onun müziğini dinlerim. Örneğin, Çizkolik sergisi için Lemmi’nin resmini yaparken Motörhead dinlemiştim ama bunun dışında çizerken müzik dinlemem. Çünkü müzik beni çok fazla etkiliyor. Müzik açıksa, işimi bırakıp müzik dinliyorum. Ben yemeden içmeden, başka şeyle ilgilenmeden çizerim. Yazıp çizerken, gürültü, kalabalık, insanların konuşması filan beni rahatsız etmez. Özel bir ortam aramam.

İllüstrasyon sanatının Türkiye’deki durumu ile dünyadaki durumunu karşılaştırsak neler söylersiniz?

Arzu Taşçıoğlu: Türkiye’de dünya çapında iş yapan şahane çizerler var, hep de oldu. Hatta görsel bilgi küresel çapta hızla yayılabildiği için böyle bir ayrım da kalmadı sanki. Çizerler tüm dünyayı takip edebiliyor ve bazıları gerçekten harika işler üretiyorlar. Ülkemizde çok fazla çeviri kitap yayımlanmasından dolayı buradaki kitap çizerleri için iş alanı daralıyor ne yazık ki.

arzu taşçıoğlu

Müzik dünyasında yaptığınız çalışmalar ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Arzu Taşçıoğlu: 2018’den beri can dostum Deniz Arcak’la çalışıyorum. Ondan vokal performans eğitimi alıyorum, şarkı sözü yazıyorum ve şarkı söylüyorum. Üç şarkım ve klipleri – ‘Satürn’ün Çemberi’, ‘İçimdeki Ejderha’ ve ‘Sokakta Yaşayanlar Görünmez Olur’ – Atölyehane Şarkıları adlı bir seri albümde yayınlandı. ‘Sokakta Yaşayanlar Görünmez Olur’, 2015 yılında duvar çatlaklarının üstüne çizdiğim illüstrasyonlardan oluşan bir sanat projesi olarak başlamıştı. Sonra aynı adlı şarkı o projenin son halkası oldu. Bu yaz yeni bir şarkı kaydettik, ismi ‘Uyan’. O da yakında yayınlanacak. Yedi yaşında Akbank Çocuk Korosu’na seçilerek başladığım şarkı söyleme serüvenim, son beş yıl içinde Deniz Arcak sayesinde hayal edemeyeceğim noktalara ulaştı. Youtube’da Atölyehane Sohbetleri adında bir programımız var. Deniz Arcak ile yaptığımız müzik sohbetlerini yayınlıyoruz. Konuşmalar çoğunlukla rock tarihimizde geziniyor. Ayrıca, Atölyehane’nin ve kliplerin görsel danışmanlığını yapıyorum. Hepsini çok eğlenerek yapıyoruz. Şahane bir ekibimiz var.

Son olarak İndigo Dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?


Arzu Taşçıoğlu: Sanatın iyileştirici gücü hep yanınızda olsun.

Kültür Sanat || Bizi takip edin: Facebook, TwitterInstagramGoogle Haberler


Koray Erdivanlı
1975 yılında İstanbul’da doğdu. 1993 yılında Özel Işık Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1998 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi (Fransızca) bölümünden lisans derecesi aldı. Western Michigan University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde MBA dalında yüksek lisans yaptı. 2021 yılında Hacıbektaş Belediyesi tarafından düzenlenen kısa öykü yarışmasında 'Üç Öğüt' adlı öyküsüyle birincilik ödülü; 2022 yılında 25. OŞYAD Geleneksel Şiir Yarışması'nda 'Gurbet' adlı şiiriyle özendirme ödülü kazandı. 2022 yılında 'Yeşil Güller' adlı öykü kitabı ve 'Öfkeli Dargınlık' adlı tiyatro oyunu, 2023 yılında 'Dantelli Tuzak' adlı romanı yayınlandı. Başlıca uğraşlarından biri olan filateli alanında 'Çanakkale Savaşı' ve 'İbn-i Sina' temalı koleksiyonlarıyla beş madalya kazandı. Özel sektörde insan kaynakları alanında yönetici olarak çalışmaktadır. Tarih, spor, sinema ve müzik başlıca ilgi alanları arasındadır.