Berlin Fatihleri

Tarihin şahidiyim. O anda ORADAYDIM. Berlin’de milli takımın, panter kalecisi Turgay Şeren’in kahramanlığı ile kazandığı maçtan 62 yıl sonra olimpiyat stadındaydım.

berlin kenan yıldız

Geçen Zaman İçinde

1951’deki Batı Almanya maçında statta yaklaşık 90.000 kişi mevcutmuş. Bu sefer, 72.000’i aşkın seyirci vardı. Muhtemelen yeni normlar gereği koltuk sıklığı azaltılmıştır.


Ancak benim odaklanmak istediğim tribünleri dolduranlardır. Maçın atmosferi, benim gibi bir İstanbullu için adeta Türkiye’de bir müsabaka gibiydi. Ağırlıkla Türk bayraklarının dalgalandığı Berlin Olimpiyat Stadı. Herhalde 60 sene önce imzalanan İşçi Sözleşmesi’nden sonra Almanlara ’60 sene sonra başkentinizde bir Almanya-Türkiye maçı yapılacak ve siz tezahürat dahi yapamayacaksınız.’ deseler, soruyu sorana ‘kafayı yemiş’ gözüyle bakarlardı. Ancak olanlar oldu.

Köprünün altından çok sular geçti. İşçi olarak giden gurbetçiler, tutundular. Yeni nesiller, on yıllar içerisinde sınıf atlamaya başladı. Hiç de ucuz olmayan maç biletlerini alıp maça gittiler 18 Kasım 2023’te. Ve bu şölene ortak oldular.

Tribünlerdeki Çeşni

Ben insanların menşene hukuki açıdan bakıyorum. Yani pasaportu Alman olan Alman, Türk olan ise Türk’tür. Benim ayrımım ne bundan fazla ne de eksik. Ayrımda bundan ötesine geçene de el frenini çekiyorum.

Tribünlerin yüzde kaçı Türk, kaçı Alman’dı diye sorabilirsiniz. O zaman size takriben %50-%50 derim. Ama yüzde kaçı Türk kökenli idi diye sorarsanız cevabım %70 olur. Zira Almanların bir kısmı, Türk bayrağını sallamayı daha çok seviyorlar.

Yani stadın bir kısmı benim gibi hem pasaportu hem de bayrağı (katıksız) Türkler. Öte yandan pasaportu Alman, bayrağı Türkler. Ve tabii ki hem pasaportu hem de bayrağı (katıksız) Almanlar. Bir de sayıları ihmal edilebilir olsa da, dördüncü bir ayrım daha vardı. Onların bayrakları hem Türk hem de Alman bayrağını içlerinde barındıran bir terkipti. Anlayacağınız, böyle bir çeşnide maçı seyrettim.

Maça Giriş ve Futbol

Sebebini tam olarak halen anlayamasam da, binlerce insan turnikelerden zamanında geçemediğinden, maça geç girdi. Ben de maçın yaklaşık 15 dakikasını kaçırdım. Konuyla ilgili olarak Almanya Futbol Federasyonu’na şikayette bulundum. Halen geri dönüş bekliyorum.


Maçın gidişatı, bütün sinirimizi aldı. Biraz da talihin yardımıyla, milliler oyunu inanılmaz şekilde lehlerine çevirdiler. Maçı, tarihi bir skorla Berlin’de 3-2 kazandık. Ne Alman spor camiası ne de Türkiye bu maçı unutmaz.

Motivasyon ve Euro 24

Futboldan farklı sebeplerden uzaklaşmış olduğumdan, maç benim için biraz ‘Futbola Tekrar Giriş’ dersi gibiydi. Takımları değerlendirmem gerekirse, milli takımı daha motive gördüğümü söylemek durumundayım. Ayrıca takımdaki üç oyuncunun da Almanya’da yetişmiş olduğunu atlamayalım.

Yani milli takımın Almanya’da yetişen nesillerden de özellikle son dönemlerde ciddi anlamda faydalandığı gerçeği göz ardı edilmemeli. Birçoğunun teknik altyapısını, Almanya’nın altyapısına borçluyuz.

Euro 24 turnuvasına iki takım da katılacak. Bence Almanya için iki ülkenin de katılıyor olması bir şans. Umarım her iki ülkeyi de destekleyenler, güzel bir turnuva deneyimlerler.

Özet

1951 maçındaki Türkiye galibiyeti, çok ses getirmiş. İnternetteki arşive bakarsanız, galibiyetin ‘sansasyonel’ olarak nitelendiğini bulabilirsiniz. En son galibiyet de, bu seviyede mi algılanıyor derseniz, başarıyı şaşırtıcı olarak nitelendiririm Almanya’nın gözünde. Zira, futboldaki başarılarımız halen belli bir istikrarı yakalamadı.

Ancak yine de galibiyeti çok önemsiyorum ve önümüzdeki turnuva için olumluyorum. Almanya’nın altyapısının katkısını bir mübalağa ile son söz yapalım. Zira, Kenan’ın golünün psikolojik etkisini azımsamak mümkün değil. Muazzam bir goldü.


Son söz: Devşirmeler, Berlin’de devi devirdi.

Spor