Kadim bilgiler modern dünyada yeniden yorumlanıyor. Yoga ve kakao seremonisi, güvenli bir pratik alanı ile kalp açıcı bir ritüelin kesişiminde nasıl bir deneyim sunuyor? Cihangir Yoga Eğitmeni ve Seremoni Yönlendiricisi İrem Temel ile hem yoga eğitmenliğinde niteliğin önemini hem de kakao seremonisinin özle kurduğu bağı ele aldık.

Yoga türleri arasındaki temel farklar
Yoga türlerini birbirinden ayrıştıran noktalar nelerdir?
Yoga türlerinin asana (pozlar) akışları farklı olur. Bazılarında örneğin ‘Yin yoga’ gibi yoga türlerinde asanalarda bellidir. Yerdesindir. Yapacağın hareketler belli bir havuzdan seçilir. Tamamen asana pratiği diyebilirim.
Yoga pratiği, bir akademik yapı içinde mi hayat bulur sence? Yoksa bir usta çırak ilişkisinden bahsetmek mümkün mü?
Bence kesinlikle ikisinin karışımıdır. Çünkü akademik olarak alman gereken de çok fazla bilgi var. Ama, bilgi değildir ki, yeti. O yeti kısmını, bir noktada usta çırak ilişkisiyle, doğrudan ustan olmasa bile gözlemleyebildiğin ustalardan alıyorsun. Yani dersi, bir asana olarak konuşacaksak akademik olarak dersimizin asana iskeleti bellidir. O iskeletin içinde küçük oynamalar yapıyoruz. Nerede neyin geleceği belli, matematik kısmı burada. Onun için akademi derim. Ama ders içindeki nüanslar, o his talimatları daha duyusal olanlar için biraz usta çırak ve biraz tecrübedir.
“Bilgi tek başına bir yeti değildir; o yeti kısmını usta-çırak ilişkisiyle, gözlemleyerek kazanırsınız. “
Yoga eğitmenliğinde kalite ve risk meselesi
Son yıllarda yoga daha yaygınlaştı, özellikle Türkiye’de. Ve yoga çok fazla insana ulaşılabilir hale geldi. Peki bu çok çeşitlilik, fazlalık, kalitede bir düşüş yarattı mı?
Kesinlikle yarattı. Çünkü sonuçta yoga kadim bir bilgi. Ama bedeni de kullandığın için riskli alanlar da taşıyor. Riskli alanları güzel çevrelemeden, öğrenciyi hazırlamadan iyi bir şey yapıyorum diye zarar vermeye başlayabilirsin.
Doğru bir pratik alanında olduğunu bir öğrenci nasıl anlayabilir?
Güzel bir soru. Derse girmeden yine anlayamazsın tabii ki. Yine başlangıç seviye bir öğrenciysen de anlaman çok zor. Çünkü yogaya bir noktada nerede, nasıl başladıysan senin kafandaki yoga algısı öyle oluyor. Daha önce bir algı yoksa, kafan da boşsa, çok ortalama ya da iyi olmayan bir yere gittiğinde de bunu anlamlandırman zor. İşte bu nokta Yoga’yı riskli hale sokuyor. Duyuyoruz, fıtık attırıyorlar.
Deneyimlemeye başladıktan sonra nasıl anlaşılabilir? Öğrencinin kendisini iyi hissettiği bir yerde olduğu nasıl başlı başına yeterli bir şey mi?
Öğrencinin yogada kendini, iyi hissetmesi doğru yerde olmasından başka bir şeydir. Yoganın zaten iki alanı var. Bir duygusal bir alanı var, bir de fiziksel alanı var. Gittiğin yerle duygusal olarak da bağ kurduğun için kendini iyi hissedebilirsin. Çünkü yoga, bittiğinde iyi hissettiren bir şey zaten. Yoga yaparken büyük ihtimalle yorulacağından çok iyi hissetmezsin. Çıktığında iyi hissedersin. Ve o çıktığındaki iyi hissiyat, shavasana sihri diyeyim buna, her yerde ulaşabileceğin bir his olabilir. O yüzden onu anlayabilmen için fiziksel olarak, en azından asana olarak doğru yerde olup olmadığını, biraz yoga akışlarına hakim olup, bir yoga dersine hakim olup, artık bunun üzerine bu konmaz, bunun üzerine bu konursa belim ağrır tarzında küçük küçük ilişkileri kurabiliyor olması lazım öğrencinin. O yüzden bunu anlaması da çok zor.
“Yoga bittiğinde iyi hissettiren bir şeydir. Yoga yaparken büyük ihtimalle çok iyi hissetmezsiniz, çünkü yorulursunuz. “

Kakao seremonisinin kökeni
Kakao Seremonisinin kökeninden bahseder misin?
Kakao seremonisi aslında Güney Amerika’nın bir ritüeli. Hâlâ bugün de kullanılıyor. Düğünlerde mesela bazı bölgelerde kakao içiyorlar. O kakaonun, içteki ve dıştaki aşkı temsil eden bir meyve olduğuna inanıyorlar. Beraber aynı kazanda pişmiş kakaoyu paylaşmak ve bölüştürmek gibi uygulamalarla bunu ritüel hâline çeviriyorlar.
Tabii fiziksel olarak da çok yararı olan bir meyve. Çünkü zaten bir süper besin. Çok yüksek mineral oranları var. Kalp sağlığına, damar sağlığına çok iyi geldiği de biliniyor. Aslında kalp sağlığına iyi gelen bir şeyi o dönem nasıl yaptılarsa “kalp açıcı” olarak adlandırıp kalbi açmak amacıyla kullanmışlar. Bu yararı nasıl, nereden bağdaştırdılar bilmiyoruz. Onlarda kadim bir gelenek bu.
Son zamanlarda Türkiye’de de yaygınlaştı. İlk Avrupa’yla başladı. Bir on beş senedir Avrupa’da yaygınlaşıyorsa, son yedi sekiz senedir de burada çok duyuyorum.
Bu iş tam bir usta-çırak ilişkisi. Bunun bir akademik yanı yok. Çünkü aslında bir matematiği yok. O seremoni; o ana göre, güne göre, toplumun enerjisine göre açılıyor. İstediğin kadar önden planla, bir yoga dersi planlamak gibi olmuyor.
Kakao Seremonisinin amacı nedir?
Amacı aslında kendinle kakao meyvesini kullanarak, tabii Mayalılar her bitkinin bir ruhu olduğuna da inanıyor,onun ruhunu davet ederek kalp alanına dönmen. Yani burada içeride ne varsa sende o çıkıyor. Bazen öfke de çıkabilir. Ne gömdüysen onunla karşılaşıyorsun. Bazen daha huşu hali dediğimiz güzel alan çıkıyor. Hüzün çıkabiliyor. Kakaoyu yumuşak bir anne gibi tasvir ederler. Ne gömdüysen onun içinden elinden yavaşça tutarak dışarı çıkarıyor. Bir anda tantrum atmıyor ya atabilirsin belki de. Ben hiç denk gelmedim. Kendine öfkelenenler gördüm. Kakao aslında birazcık içindeki alanı ortaya çıkarıp onu bırakmanı sağlıyor. Seremoni’de olmasan bile, kendim tecrübe ettim, Niyetle içtiğin noktada o gün sana böyle bazı soruların ip söküğü gibi cevaplanmaya başlıyor. Amacı öze dönüş diyebilirim.
“Yani burada içeride ne varsa sende o çıkıyor. Bazen öfke de çıkabilir. Neyi gömdüysen onunla karşılaşıyorsun. ”

Kakao seremonisi nasıl yapılır?
Öncelikle seremonyal seviyede bir kakao bulunur. Bu, diğer kakaolara göre hem kakao meyvesinin kalitesiyle hem de o kakao meyvesinin nasıl yetiştirildiğiyle ilgilidir; seremonyal ayrım buradan gelir. Senin karşına blok hâlinde, en işlenmemiş ham şekliyle gelir.
Bunu dualarla büyüttükleri için, eğer seremoni yapacaksan senin de aynı muameleyi göstermen beklenir. Kakaoyu rendede çekip toz hâline getirebilirsin. Ya da zamanını verip kese kese hazırlarsın. Kesme işi zaten bir sabra dönüşür. Biz bazen seremonilerde hep beraber kesiyoruz. Herkesin eli değiyor.
Kakaoyu kestikten sonra cezvede bir bardak suya ekliyorsun. Eğer seremoni yapacaksan ve daha önce kullandıysan üç yemek kaşığı kakao koyuyorsun. Ama başlangıçta bu biraz ağır olabiliyor. Asidik olduğu için yeni başlayanların bir buçuk kaşıkla başlayıp artırmasını tavsiye ederim.
Bir bakıma yüksek doz kakao alıyorsun. Gerçekten kalbin biraz çarpmaya başlıyor. Ama o etkileri, farkındalığını getirmezsen hissetmezsin. Şu an burada bir kakao içsem, sana söylemeden sıcak çikolata gibi içsem, yine o gün enteresan geçer. Ben buna inanıyorum. Kalp çarpıyor, kalbim açılıyor… O tarz nüansları hissetmek normal hayatta daha zor. O yüzden bu noktada işin içine farkındalık giriyor.
Seremoniler daha meditatif bir alanda oluyor. O alanı açan kişi kimse, o günün teması neyse; yoga derslerinde başta bir konuyla açılması gibi, onunla başlıyor. Öze dönüş, içe dönüş diyeyim.
Ben şahsen soru soruyorum ama cevabını duymak istediğim için değil. Sen bil, sen yaz. Kafandakini önce dünyaya getir. Yazıyla, kâğıtla, kalemle dünyaya getir.
Ortaya çıkan şeyi sağaltman için farklı yöntemler var. Kimi sanat terapisi yapabiliyor, kimi ses terapisi. Ben yoga bildiğim için yoga yaptırıyorum. Yoga akışı değil; daha somatik, bedensel hareketlerle ne çıkıyorsa onu akıtıp dışa vurmak aslında hedeflediğimiz şey. Ya da dışa vurmayacaksın belki; huşu hâlindeysen onu yansıtabilmek, yine bedeninle dünyaya getirebilmek. O huşu hâli bedeninde nasıl bir yer, biraz ona bakıyorsun.
Ama dediğim gibi beden tek yol değil. En sonunda yine shavasana gibi düşün ama biraz daha uzun. Güney Amerika çalışmalarında meditasyon genelde sırtüstü yapılıyor. Çünkü bedeni teslim edip bilinçdışının alanına girebilmeni sağlıyor bu pozisyon. Dik oturuşta yine bedende kalıyorsun; sürekli bir oturuş seni rahatsız eder. Tüm anımsatıcılar seni dünyaya getirir.
O huzur, yoganın sihirli shavasanasında da aynı şekilde. Orada artık bir yolculuğa çıkıyorsun. Nefes al-ver meditasyonundan başlayıp, konu neyse — örneğin Atalar — oraya yöneliyorsun. Kendi kalıtsal yanlarına, tanıdığın tanımadığın taraflarına, geçmişine seni yönlendirecek derin bir meditasyon oluyor. Orada bazı şeyler ya cevaplanıyor ya da tohumu atılıyor.
Cevabın illa dış bir güçle gelmesine gerek yok. Kendi içine bir tohum ekiyorsun. Belki başka bir gün, kakao seremonisinde ne yaşadığını üç dört gün sonra geri baktığında anlıyorsun. Böyle bir yanı da var.
Orada sadece andasın. Kafa karışıklığı olur, duygular genelde karışır. O yüzden anlamaya çalışmıyoruz; yaşamaya çalışıyoruz. Ama bir sihir yani kakao.
“Kakao seremonisinde ne yaşadığınızı genellikle üç dört gün sonra geri baktığınızda anlıyorsunuz; orası sadece yaşama alanı. “

Seremonide alan tutma ve enerji çemberi
Kakao dışında bu pratiğe götüren başka araçlar var mı?
Yok, hayır. Sadece kakao. Bu biraz da tercih meselesi. Benim bir kakao bardağım var, hep ondan içiyorum. Onda enerjisi dönsün diye. Şarap içtiğim bardağa kakao koymayı sevmiyorum. O yüzden herkese yine kendi bardağını getirmesini hatırlatıyorum. Ama bu bir kural değil.
Seremoni çok kuralsız bir alan zaten. Önemli olan bir çember kurmak. Çünkü o enerji orada sirküle edecek. O yüzden ortaya süs gibi bir şeyler konulur ya, altar… Onun amacı güzel gözükmesinden ziyade alanı tutmak, alanı korumak, çemberi tutmak, enerjiyi tutmak.
Çünkü herkes bir şey sağalttığı için çok da pozitif olmayan enerjiler de dönüyor ve çemberdesin. Artık senin alanında dönüyor. Orada ağlayanlar da oluyor; insanlar bu kadar içine dönmeye alışık değil. Yogada bile bir pozu yapmaya çalışıyorsun. Burada artık bedenini ve duygularını yansıtıyorsun. Daha ince, daha hassas bir alan.
Orada kendini alan tutucu olarak ayrıştırabilmen önemli. Böyle şeylerde usta-çırak ilişkisinde sana öğretilen şey; kendini koruma, enerjiyi koruma, çemberi koruma. Sana kakao yuvası yaptırmaktan ziyade o koruma kısmına çok önem veriyorlar.
Bunun için araçlar var. Aslında katılımcının getirmesi gereken değil de, belki alanı tutanın getirmesi gereken çok şey var. Adaçayı olur. Ama adaçayı da tek başına yapılmaz; yapıştırılır… Böyle çok fazla nüans var. Alanı temizlemek, çıktığında alanı temizlemek gibi.
Bir de sonda bir dans ritüeli var?
Dans da bir dışavurum. O somatik hareketler, müzik olduğu için bir noktada zaten dansa dönüyor. Ama bir koreografi yok.
Başta nefes çalışıyoruz. Ama nefes, yoga nefeslerinden farklı. Daha ağızdan verilen sesli nefesler; yani “temizleme nefesleri” diyeyim onlara. Bedenin farklı bölgelerini titreterek ve havayı birleştirip aslında bedeninin içini havalandırıyorsun. Aynı zamanda havayla da o bölgeleri tetikliyorsun.
Uzun bir süre kalbinle nefes alsan, oradaki duygular — kalp nasıl bir anı kodladıysa — anı aklına gelmiyor belki ama duygusu geliyor. Orada ayrışık tutabilmek çok zor.
Ben yine biri ağladığında, kendim ağlamamak için çemberde kendimi çok zor tutuyorum. Alandaki başka duygularla kendi duygularını ayrıştırmak zor oluyor. Çünkü o benim acım değil. Etkileniyorsun ama zaten biri ağlıyorsa, dört kişi arkadan geliyor. Zaten onların da ağlayası varmış diyebilirsin.

Bu da bir sağaltım yöntemi olabilir aslında?
Tabii su yani, bir noktada bedeni suluyorsun. Ama tabii dışarıda tutmak istemediğin yanlarını da görebiliyorsun. Yani o öfke… Öfkeyi çok gördüğüm oldu.
Biz bunu cezvede Türk kahvesi gibi pişiriyoruz diyeyim ama kaynatmadan. Bir iki tur karıştırmam da yeterli oluyor. Kakao zaten eriyor ama tadı telveli Türk kahvesi gibi. Şekersiz sıcak çikolata gibi düşün; telveli bir sıcak çikolata. Çok da müthiş lezzetli bulunmayabiliyor.
O yüzden bitkisel sütle karıştırabiliyorsun. Bal ekleyebiliyorsun ama kesinlikle hayvansal gıda yok. Asıl seremonilerde iki hafta boyunca hiç hayvansal gıda tüketmemeni tavsiye ediyorlar.
Her bitkinin olduğu gibi her hayvanın da bir ruhu var. Ve o nasıl öldüyse, onun duygusu sana geçer. Acı içinde mi öldürüldü? Sen artık onun o acısını içine alıyorsun. Bedenin şu an sana ait değil; sen o kakaoyu içiyorsun da, her şey tamamen saf bir yerden olsun isteniyor.
Senden ne çıkacak merak ediyorsan, o dış etkenleri, dış enerjileri uzak tut. Hayvansal gıdayı uzak tutacağız. Mümkün mü? Özellikle Türkiye’de değil. Ben de iki gün bırakıyorum mesela, seremoni yapacaksam. O da bence yeterince temizliyor zaten.
“Her bitkinin olduğu gibi her hayvanın da bir ruhu var. Ve o nasıl öldüyse onun duygusu size geçer. Acı içinde mi öldürüldü? Sen artık onun o acısını içine alıyorsun. ”
Seremoniyi tek başına yapmak ya da kakao tüketmek, söylediğin gibi başlı başına bir anlama sahip olabilir. Ama bunu bir grupla deneyimlemenin farklı bir boyutu da var mı? Kolektif bir zihne ulaşmak açısından bir etkisi olabilir mi? Yani tek başıma kakao içtiğimde oluşan anlamdan ziyade, birlikte ne ortaya çıkarabiliyoruz?
Kesinlikle. Tek başına merdivenden çıkıyorsan, çemberde artık asansöre binmiş gibi. Yine aynı yere varırsın. Ama senin bir x enerjin var. Şimdi orada 10x enerji dönüyor. Aslında daha yüksek bir alan açıyorsun. Ama tabi bu da riskleriyle gelir. Olumlu ya da olumsuz.
Tabi burada duyguları olumlu olumsuz diye böyle bir etiketleme çok doğru olmayabilir.
Kötü hissettiren duygular var, iyi hissettiren duygular var aslında.
Kakao seremonisine katılmak isteyenlere öneriler
Peki son olarak, bu seremoniye katılmak isteyenlere tavsiyen var mı?
Beklentisiz olmalarını tavsiye ederim. Ben ilk seremonimde çok şanslıydım. Hiçbir şey bilmiyordum. Ne bekleyeceğimi, ne olacak, ne yapacağız? Kakaonun gerçek kakao olduğunu bile bilmiyordum. 2018’de bir arkadaşım beni götürmüştü.
O beklentisizliğin içinde asıl çıkan çıkıyor. Bazen de hiçbir şey çıkmıyor. Belki durmaya ihtiyacın var. Aslında belki kafan o kadar meşgul ki, duyguların bir yerlerde. Sana çıkan şey durduran bir alan olabilir. Hiçbir şey hissetmemek… Bir dur, bir bırak.
O yüzden beklenti verince “kalp açıcı, müthiş hissedeceksin” gibi pazarlıyorlar. Doğru değil. Şununla aynı: “Yoga iyi hissettirir” derler. Hayır, yoga yapmak kötü hissettirir. Yogadan çıkmak iyi hissettirir. Kimse bacağı zangır zangır titrerken, yanarken iyi hissetmiyor. Ama pozdan çıkınca hissediyor.
Bu alanın içinde de iyi hissedebilirsin. Ama hissetmeyebilirsin de. Yani beklentisizlik. ChatGPT’ye sormamak, Google’lamamak. Sadece gel ve bak. Kendini yönlendirme, bilinçaltını diyelim.
Çünkü bilinçaltına bir noktada zorla ulaşılıyor, o uzun meditasyonda. Ama senin bir beklentin varsa zihin oraya kayıyor. Bir niyetle gelmek olabilir. Üzerinde çalışmak istediğin bir şey vardır. “Niye burada sıkışıyorum?” gibi.
Akışta ve sonraki günlerinde de, dediğim gibi, daha sonra anlaşılıyor. O sıkıştığın alana ışık tutulabiliyor. Belki bir yerde takıldın. “Bak burada takıldın, devam et” mesajı gelebiliyor.
Bunun dışında başka hiçbir şeye gerek yok. Beklentisizlik.
“Beklentisizlik çok önemli. ChatGPT’ye sormamak, Google’lamamak. . . Sadece gel ve bak; kendini yönlendirme. “
Instagram’da takip edebilirsiniz: @cihangiryoga – @iremtemelyoga
🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:
- Acro Yoga: Akrobasi ve Yoganın Estetik Buluşması
Partnerli yoga pratiği, denge ve güç odaklı akrobatik figürler; beden koordinasyonu, güven ilişkisi ve performatif estetik unsurlar. - Yoga ve Meditasyon ile Rahatlama Yöntemleri
Nefes teknikleri, farkındalık egzersizleri ve gevşeme pratikleri; stres yönetimi, zihinsel berraklık ve içsel denge arayışı. - Kalp Yogası Nedir?
Kalp merkezli yoga yaklaşımı, şefkat ve duygusal farkındalık temelli pratikler; enerji akışı, meditasyon ve spiritüel denge perspektifi.








