Cinsellik, yaşamın doğal ve önemli bir parçası; fiziksel sağlığın yanı sıra duygusal iyilik hali, benlik algısı ve yaşam kalitesiyle de yakından ilişkili. Buna karşın cinsel sorunlar hala konuşulması zor konular arasında. Araştırmalar, cinsel işlev bozukluğu sorununun toplumda oldukça sık görüldüğünü ortaya koysa da birçok kişi yaşadığı sorunu uzun süre kimseyle paylaşmıyor.

Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, cinsel sorunların utanılacak bir durum olmadığını vurgulayarak doğru değerlendirme ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarını anlattı.
Cinsel işlev bozukluğu nedir?
Cinsel işlev bozukluğu; cinsel istekte, uyarılmada, cinsel yanıtın herhangi bir aşamasında, orgazmda ya da birleşme sırasında ortaya çıkan ve kişinin ya da çiftin yaşamında belirgin sıkıntıya yol açan sorunları kapsıyor.
- Kadınlarda sık görülenler: Cinsel istekte azalma, uyarılma ve ıslanma sorunları, orgazm güçlüğü, ilişki sırasında ağrı ve vajinismus
- Erkeklerde sık görülenler: Cinsel istekte azalma, sertleşme güçlüğü, erken ya da gecikmiş boşalma ve orgazm ya da boşalmayla ilgili sorunlar
Op. Dr. Mutlu, cinsel yaşamda herkes için geçerli tek bir “normal” sıklık ya da performans ölçütü olmadığını hatırlatıyor. Cinsel ilişki sıklığının az olması tek başına bir hastalık değil; önemli olan kişinin ya da çiftin bu durumdan rahatsız olması ve sorunun yaşam kalitesini ya da ilişkiyi olumsuz etkilemesi.
Cinsel sorunların nedenleri iyi belirlenmeli
Cinsel işlev bozuklukları çoğu zaman tek bir nedene bağlı değil; bedensel, psikolojik, ilişkisel ve sosyal faktörler birbirini etkiliyor.
Bedensel nedenler: Hormonal değişiklikler, menopoz, gebelik ve doğum sonrası dönem, diyabet, kalp-damar hastalıkları, nörolojik hastalıklar, kronik ağrı, bazı jinekolojik ve ürolojik hastalıklar ile geçirilmiş ameliyatlar cinsel işlevleri etkileyebiliyor. Bazı antidepresanlar ve tansiyon ilaçları da cinsel istek, uyarılma, orgazm ya da boşalma üzerinde yan etkilere yol açabiliyor.
Psikolojik ve ilişkisel nedenler: Kaygı, depresyon, yoğun stres, beden algısı sorunları, geçmişteki olumsuz cinsel deneyimler, cinsellikle ilgili suçluluk ya da yanlış inanışlar, partnerle iletişim sorunları ve ilişkideki çatışmalar da en az bedensel nedenler kadar önemli.
Özellikle cinsel isteğin değerlendirilmesinde kişinin yaşam koşulları, partneriyle ilişkisi, düşünce ve inanışları ile sosyal ve kültürel çevresi birlikte ele alınmalı. Cinsel isteği yalnızca hormon düzeyleriyle açıklamak çoğu zaman yeterli değil. Kadınlarda isteksizliğin nedenleri için cinsel isteksizlik yazımıza da göz atabilirsiniz.
Cinsellikle ilgili yaygın mitler yardım almayı geciktiriyor
Toplumda hala şu tür yanlış inanışlar yaygın:
- “Cinsellik belirli bir yaşa kadar devam eder.”
- “Kadın cinselliği yalnızca eşini mutlu etmek içindir.”
- “Erkek her zaman cinselliğe hazır olmalıdır.”
- “Cinsel sorunlar zamanla kendiliğinden geçer.”
Op. Dr. Mutlu’ya göre bu söylemler profesyonel yardım aramayı geciktirebiliyor. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kişi bunu bir “başarısızlık” olarak görmemeli; altta yatan nedenlerin doğru değerlendirilmesi ve uygun tedavi, genel yaşam kalitesini de iyileştirebiliyor.
Cinsel işlev bozukluğunda tanı ve tedavi kişiye özel
İlk ve en önemli adım, kişinin sorununu güvenli ve yargılayıcı olmayan bir ortamda anlatabilmesi. Değerlendirmede şunlar göz önüne alınıyor:
- Cinsel öykü ve genel sağlık durumu
- Kullanılan ilaçlar, hormonal ve diğer tıbbi durumlar
- Psikolojik durum ve ilişki dinamikleri
- Kişinin cinsellikle ilgili düşünce ve inanışları
Gerektiğinde jinekolojik ya da ürolojik muayene, laboratuvar incelemeleri ve psikiyatri, psikoloji, üroloji gibi branşlarla iş birliği yapılabiliyor. Tedavi seçenekleri arasında tıbbi ve hormonal tedaviler, cinsel terapi, psikoterapi, çift terapisi ya da bunların birlikte kullanımı yer alıyor. Her hastaya aynı tedavinin uygulanması doğru değil; amaç sorunun kaynağına ve kişinin ihtiyaçlarına göre bir yol haritası çizmek.
Cinsel sağlık, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da genel sağlık ve iyilik halinin temel parçalarından biri olarak tanımlanıyor.
Hangi durumlarda destek alınmalı?
Cinsel işlev bozuklukları yalnızca cinsel yaşamı değil; özgüveni, beden algısını, duygusal iyilik halini ve partnerle ilişkiyi de etkileyebiliyor. Sorunun uzun süre konuşulmaması çiftler arasında iletişim sorunlarına yol açabiliyor. Op. Dr. Mutlu’ya göre şu durumlar yaşamı ya da ilişkiyi olumsuz etkiliyorsa uzman değerlendirmesi önemli:
- Cinsel istekte belirgin azalma
- Cinsel ilişki sırasında ağrı ya da birleşme güçlüğü
- Orgazm sorunu
- Sertleşme ya da boşalmayla ilgili sorunlar
Cinsel işlev bozukluğu hakkında sık sorulan sorular
Cinsel ilişki sıklığının az olması hastalık mıdır?
Hayır. Op. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu’ya göre herkes için geçerli tek bir “normal” sıklık yok. Önemli olan kişinin ya da çiftin bundan rahatsız olup olmadığı.
Cinsel işlev bozukluğu kendiliğinden geçer mi?
“Cinsel sorunlar zamanla kendiliğinden geçer” düşüncesi yaygın bir yanlış inanış. Tekrarlayan ya da ilişkiyi etkileyen sorunlarda profesyonel destek alınmalı.
İlaçlar cinsel işlevleri etkiler mi?
Evet. Bazı antidepresanlar ve tansiyon ilaçları cinsel istek, uyarılma, orgazm ya da boşalma üzerinde yan etkilere yol açabiliyor.
Kaynaklar:
