'politika' kategorisi için arşiv


Yaşar Kemal: Artık AB Üyeliğinin Anlamı Yok

Yazar: haber merkezi Tarih: 14 Eki 2008

Yaşar Kemal, “Avrupa Birliği’nin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını ve artık Türkiye’nin üye olmasına bir anlam vermediğini” söyledi.

Almanya’da yayınlanan “Neue Osnabrücker” gazetesine konuşan Yaşar Kemal, “Birkaç yıl öncesine kadar Avrupa Birliği üyelik sürecinden memnuniyet duyuyordum. Ancak artık birliğin dünya barışına katkı sağlayacağına inanmıyorum” dedi. İç siyasetle ilgili açıklamalarda da bulunan Yaşar Kemal, “Ilımlı İslam tabirini duyduğum zaman, tüylerim diken diken oluyor. Bu Amerika’nın bir icadıdır.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin geçmişte zeki liderlere sahip olmadığı için PKK ile kanlı bir çatışmanın yaşandığını öne süren Kemal, “Ben de bir Kürdüm. Tabii ki Kürtler’in anadillerinde serbestçe konuşabilmeleri, yazabilmeleri ve eğitim almalarını istiyorum. Ancak kişisel olarak özerklik talep eden bir Kürt tanımıyorum” dedi. Batı’nın Atatürk’le milliyetçileri aynı kefeye koymamasını isteyen Yaşar Kemal, “Atatürk’ün zamanının en büyük reformisti, milliyetçilerinse modern Türkiye’nin önündeki en büyük sorun.” olduğunu belirtti.

Zeitgeist: Gerçek Bir Film

Yazar: zeitgeist Tarih: 05 Eki 2008

Düşündüklerimizi, anladıklarımızı, nereden geldiğimizi ve bundan sonra ne yapacağımızı daha derin araştırdıkça bize ne kadar çok yalan söylendiğini göreceksiniz. “Dünyadaki her kurum tarafından kandırıldık.” Zeitgeist, Almanca’da “Dünya Ruhu” anlamına gelen bir uyanış filmi olarak değerlendirilebilir. İnanmak zorunda değilsiniz, sadece izleyin.

Film ise hayata bakışınızı, inançlarınızı, dininizi, işinizi, bankadaki paranızı, savaşları, yüzyıllardır yaşanan olayları, tüm dünyayı, hayatı, her şeyi, bambaşka bir bakış açısıyla görmenizi sağlayan, aslında tek yaptığı şey zaten var olanı ortaya koymak olan bir belgesel. Bu filmde görülenlere komplo teorisi denemez, çünkü yüzlerce kaynaktan toplanan, gerçek bilgiler üst üste getirilmiş, pek çok düşünürün, bilim adamının, siyasetçinin yorumları alınmış ve bir kolaj yapılmış. Sahte olan, iddia olan hiçbir şey yok! (yorum: black rock, 20.03.2008, bkz eksisozluk)

Amerika’daki Kriz; Siyasal ve Ekonomik Liberalizm Üzerine…

Yazar: Uzay Gökerman Tarih: 01 Eki 2008

Başyazar: Uzay Gökerman
Indigo Dergisi – Ekim 2008
uzay@indigodergisi.com

Liberalizm, kapitalist sistemin dünyada iktidarı devralması sırasında hegemon bir düşünceydi. Kapitalizmin doğasına uygun olarak onunla beraber doğmuş, insanların feodal bağlardan kurtarılması sürecinde en büyük destekçisi olmuştur.
wall_street.jpg

Liberalizm sistem içinde iki anlamda kullanıla gelmiştir:
1. Ekonomik
2. Siyasal

Bu iki anlam aslında birbirini tamamlayan öğeleri de beraberinde taşır. Liberalizm özgür bireyin ekonomik alanda sınırsız ilişkilere girerek kapitalist ekonomiyi beslerken diğer taraftan da siyasal olarak söz söyleme yetkisini eline alıyordu. Bunlardan biri olmadan diğeri de olamazdı.

Liberalizmin en büyük düşmanı (ve daha sonra anlaşılacak ki, kurtarıcısı) devletçilikti.

19. yüzyıl nasıl bir liberalizm çağı ise, onun yarattığı sosyal yıkım/enkaz da 20. Yüzyıl başlarında Avrupa’da devletçiliğin doğmasına neden olmuştur. Devletçilik 1917 yılında Rusya’da sosyal(ist) devlet olarak örgütlenirken, 1923 yılında Türkiye’de devlet eliyle muasır medeniyet (zenginlik) seviyesine ulaşmak için korporatist bir yapıyı doğurmuştur.

Devletçilik, en basit anlamıyla ekonomide müdahalecilik, yaptırımcılık, siyasette, tek particilik, darbeciliktir. Bunu yukarıda madde olarak sıraladığımız ikili yapısıyla algılamak doğru olur.

Kapitalizm anavatanlarında doğru şekilde doğduğu ve geliştiği için devletçilik orada liberalizmin yarattığı etkinin törpülenmesi şeklinde etkide bulunurken, devlet eliyle kapitalistleşmenin yaşandığı Türkiye benzeri ülkelerde ise vazgeçilmesi çok zor bir yapıya bürünmüştür.

Bugün tanınmış bir sürü liberal köşe yazarı Türkiye’de devletçiliği yerden yere vurup, bir de darbeler üzerine atıp tutarken, müdahaleci yönetim tarzının kaynaklarının ne olduğunu sorgulamada fazlasıyla aciz kalmaktadırlar.

Bu girizgâha rağmen yazının ana kaynağı Amerika’daki finans krizidir.

Kapitalizm iki kardeş tarafından yönetilir. Biri finanstır; diğeri de kapital, yani sermaye. Sermaye dediğimiz grup kapitalizmin içindeki yatırımcı, girişimciler, bir anlamda üretenlerdir. Finans ise bu gruba parasal kaynak aktaran, onu yatırımları için besleyen ve son dönemde de bu yatırım araçları üzerinden sanal bir yapı kurarak bir üst seviye araçları yaratan kurumdur.

Türkiye’de bu iki kardeş aynı kişilerin ellerinde olabilirken; dünyanın kapitalist merkezlerinde finans ve kapital birbirinden farklı kişiler tarafından yönetilir. Bunlara daha sonra üçüncü grup, sigorta şirketleri eklenmiştir.

Kapitalizm 19. yüzyılda üretkendi, yatırımcıydı. Finans araçları daha küçük grupların elindeydi. Monte Cristo Kontu isimli roman içeriği bakımından bu uca kadar uzanır. İlginçtir, bir çok yönden okunmasında fayda vardır. Finans gruplarının en eskisinin 150 yıllık olmasına şaşmamak gerek. Dediğimiz bilgiyle örtüşür.

Amerika’nın özgürlükler kıtası olmasının anlamı orada her türlü girişimin özgürce yapılabilmesi, kapitalist sistemin içinde zenginleşmenin bütün bireyler için mümkün olabilmesiydi. Liberalizm, Avrupa’dan farklı bir macera izleyerek Amerika’da kendiliğinden kök salıp, büyüdü. Avrupa geleneklerine bağlı bir yapıyla bu değişime ayak direnirken, Amerika’da serbest piyasa güçleri farklı yatarım araçlarıyla gelişti. Amerika için başka bir model de olamazdı.

Bu bizim gibi küçük Amerika olma sevdalı ülkeler için de bir model olabilir miydi? Bu sorunun peşine sonra düşeceğiz.

Amerika’nın son krizde yıkılan finans sektörü kâğıtlar üzerine kurulmuştu. Neydi bu yapı? Gayrimenkul araçlarının değer kazanması, yıllara yaygın borçlanma kâğıtlarının alınıp satılmasıyla yaratılan büyük bir ekonomi. Gayrimenkul Türkiye’de en kolay anlaşılır konudur. Bu nedenle de aslında bizim için çok tanıdık bir yapıdır.

Bizim de gündemimize giren Mortgage türü borçlanma ve ev alma sisteminin desteğinde dinamik bir inşaat sektörü yaratılır. Herkesin ev sahibi olması, bütün yurttaşların borçlandırılarak yıllara sari bir kredilendirme; onların bir kısmının borçlarını ödeyememesi nedeniyle el değiştirmesi sırasında yaratılan artı değerin veya değişken faizli sistemin piyasa ekonomisi tarafından değere dönüştürülmesi üzerine kurulmuş bir rant sistemidir. Piyasaya bu rantı basılan değerli kâğıtların üzerinden sürekli kullanır. Tam değeri hesap edilemeyecek, sürekli bir yerlerden pompalanan spekülasyonlarla büyütülen köpük gibi büyüyen bu yapı, doygunluk sınırına ulaştığında bugün yaşanan kriz benzeri bir sönümle üzerindeki fazlalıkları atacaktır.

Mortgage serbest piyasanın bir ürünüdür. Sınırları yasalarla korunuyor olsa da liberalizm tarafından çizilmiştir. Bugün Amerikan Devleti, ortaya çıkan krizi ortadan kaldırmak için 700 milyar dolar gibi Türkiye’nin borçlarının toplamından çok daha fazlasını piyasaya sürüyor. Yani liberal, hesapsız ve sınırsızlığın bedeli, devlet eliyle Amerikalıya ödetiliyor.

Bu şekilde liberalizm efsanesi de bitmiş oluyor. Şimdi bütün ekonomistler bunu tartışıyor. Devletin müdahale etmesi doğru mu değil mi? Devleti küçültmek isteyenler yine onun kapısına “kurtar bizi baba” diye kapanıyorlar. Devlet de bir anlamda krizin etkilerini global hale getirmemek için sosyal görevlerini hatırlıyor.

Aslında doğru olanı yapıyor. Yanlış olan sınırsız özgürlüklerin, büyük bir kar hırsı çerçevesinde kullanımına izin vermek.

Bugün finans kurumlarını iflasa götüren sürecin dişinden tırnağından arttırdığı paralarla bir ev sahibi olma amacından başka bir derdi olmayan orta gelirli insanın cüzdanındaki paraya göz dikmesiyle başladığını unutmamalıyız. Onlar ki; her an işsiz kalma tehlikesi ile yaşamlarını sürdürürken, bütün geleceklerini bu finans kuruluşlarının ellerindeki kâğıtlara ipotek ederler. En küçük bir sallantıda ve kendilerinin direkt sorumlu olmadıkları kriz durumlarında da varlıklarını tamamen ve ödeyemeyecekleri kadar büyük faiz borçlarıyla kaybederler. Onları kimse kurtarmadığı gibi, acımaz da.

İşte liberalizm dediğimiz şeyin özeti de budur.

Yeniden Kutuplaşan Dünya

Yazar: Erdal Didar Tarih: 02 Eyl 2008

Yazar: Erdal Didar
İndigo Dergisi – Eylül 2008
didar@indigodergisi.com

Yenidünya düzeni ya da diğer adıyla yeniden kutuplaşma. Kafkaslarda aniden patlak veren savaş aslında bir anda ortaya çıkmadı.

Kafkaslar dünyanın kanayan bölgelerinden biridir. Sovyet Rusya’nın dağılmasından hemen sonra Kafkaslardaki halklar kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye başladı. Rusya Federasyonu kurulduktan hemen sonra bağımsızlıklarını ilan eden devletlerin bazılarına tekrardan savaş açmaya başladı. Neden bazıları diye soracak olursak kendimizi hiç şüphesiz stratejik konumda olmaları. NATO Avrupa ve ABD Gürcistan savaşına birden müdahale ederken yıllardır aynı topraklarda devam eden Çeçenistan- Rusya savaşına neden müdahale etmeye çekiniyorlar. Rusya Gürcistan’a yaptığı sınır ötesi hareketin aynısını yıllardır Çeçenistan’a yapıyor orda tam anlamıyla bir insanlık dramı yaşanırken kimse ses çıkarmıyor.

Gürcistan-Rusya savaşında tekrar görüldü ki, soğuk savaş ve kutuplaşma henüz tamamen ortadan kalkmamış. ABD’nin Polonya ile anlaşma yaparak füze kalkanı kurması bir dönemler Sovyet Rusya’nın Küba’ya füze kalkanları yerleştirmesiyle aynı. Dünya’nın yeniden bir kutuplaşmaya gittiği çok açık bir şekilde ortada. Türkiye’nin bu kutuplaşmanın neresinde olacağı ise tam anlamıyla belli değil. Önünde iki seçenek var ya komşularına sırtını dönüp Avrupa ve ABD taraftarı olacak ya da komşularından yana olup bölgenin lideri olma yolunda ilerleyecek. Her iki seçeneğin de kendince zorlu ve sancılı dönemleri olacaktır.

Türkiye yüzyıllardır komşularıyla büyük, sağlam bağlar kurmuştur bazı konularda bölgenin lideri konumuna düşmüştür. Son Kafkas Paktının oluşmasını sağlamak ve bu bölgede huzurlu güvenli bir bölge yaratma projesine başkanlık yapması ne kadar önemli bir güce sahip olduğunu göstermektedir. Bu paktta Rusya-Azerbaycan-Gürcistan-Ermenistan gibi Kafkas ülkeleri bulunmakta. Bu pakt gerçekten işe yarayacak mı bilinmez ama yakın zamanda takip edip göreceğiz. Türkiye’nin kutuplaşmada nerede olacağı bazı noktalarda ekonomisine de bağlı. Kendi enerjimizi sağlama ve hatta bunu ihraç etmemiz gerekirken ne yazık ki halen enerjide dışa bağlıyız. Üstelik aldığımız enerji yüksek miktarda alıp düşük miktarda Balkan ülkelerine satıyoruz. Şimdi Türkiye’nin önündeki kutuplaşma seçeneklerinden birinde enerji bağımlılığını da gözden geçirmesi gerekecek.

Türkiye’nin aldığı doğalgazın büyük bir bölümü Kafkas ülkelerinden gelmektedir. Yenidünya düzeni tamamen medeniyetler ve dinler üzerine kurulmuştur. Demokrasi barış getirme umutlarıyla kendi halklarına sırtlarını dönen ülkeler küresel terör diye adlandırdıkları bu terörün sadece Müslümanlardan oluştuğunu söylüyorlar. Peki, gerçek öyle küresel terör sadece Ortadoğu’dan ve Müslüman ülkelerden mi çıkıyor? Amerika’nın kendisini ortaya çıkardığı soğuk savaş sırasında Ruslara karşı kullandığı Talabani sonradan onun için bir tehlike arz etmeye başladı.

Yine Irak’ta Saddam Hüseyin’i başa getiren Amerika, sonra terör yuvası diye demokrasi barış getireceğim vaatleriyle bu ülkeyi işgal etti. Dünya’nın hangi bölgesinde savaş ve karmaşa varsa orda batılı ülkelerin ve Amerika’nın parmağı olduğu ortaya çıkıyor. Kendi başına bu bataklıktan çıkamayınca da kendisiyle birlikte Türkiye ve bir kaç ülkeyi de bataklığın dibine çekmeye başlıyor. Yıllarca bizi müttefikleri olarak gören Amerika yeni başkanlık seçiminde soykırım yasasını kabul edeceğini yüksek sesle haykıran iki kişi arasında oluyor. Bu noktada sanırım bizim de artık Amerika ile olan müttefikliğimizi iyice düşünmemiz gerekmekte. Ortadoğu’nun kaderi ne Amerika’nın ne de batılı ülkelerin elinde bu toprakların kaderi Türkiye’nin elinde. Yavaş yavaş olsa da bunun farkına varmamız az da olsa mutluluk verici bir gelişme. Umarım en kısa zamanda bunun devamı gelir.

Rusya Gürcistan’dan Çekiliyor

Yazar: haber merkezi Tarih: 17 Ağu 2008

Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Gürcistan ile ateşkes imzalamaya karar verdi. Rusya, ateşkes anlaşmasının ardından Gürcistan’daki birliklerini çekmeye başlayacak.

Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Nicolas Sarkozy telefonla Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev’i aradı. Sarkozy, görüşmede Gürcistan’dan çekilmemesi halinde Rusya’nın Avrupa Birliği ile ilişkilerinde ciddi sorunların yaşanabileceği uyarısında bulundu. Medvedev ise, Rus ordusunun Gürcistan’dan yarın öğleden itibaren çekilmeye başlayacağını söyledi. Rusya ve Gürcistan’ın imzaladığı ateşkes anlaşması, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin girişimiyle sağlanmıştı. Ateşkes, her iki tarafın da çatışmaların başladığı 8 Ağustos tarihinden önceki konumlarına dönmelerini öngörüyor.

————————————————————————————————————
Video: Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Gürcistan ile ateşkes imzalamaya karar verdi

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Tiflis’te Osetya savaşının bitmesine ve Rus askerlerini bölgeyi terk etmeye zorlayan ateşkes anlaşmasının imzalandığını açıkladı. Batı yanlısı hükümete destek bildirmek üzere Gürcistan’a gelen Rice, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin Fransa ve ABD’nin önerdiği resmi ateşkes anlaşmasını imzaladığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada, Rus ve Oset paramiliterlerin Gürcistan’ı terk etmesi gerektiğini söyledi. Rice, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ile ortak basın toplantısında, “Gürcistan’ın sınırlarının değişmesi hiçbir müzakerede söz konusu olamaz” şeklinde konuşarak Saakaşvili’nin “Gürcistan’da toprak kaybı asla kabul edilemez” şeklindeki açıklamasına destek verdi.

Güney Osetya: Merak Edilen Sorular

Yazar: haber merkezi Tarih: 12 Ağu 2008

Güney Osetya’da, Gürcistan ve Rus birlikleri arasındaki çatışmalar sürerken, çatışmanın taraflarının olası stratejileri ve bölgeyle ilgili soruların olası yanıtları tartışılıyor.

1. Çatışma neden başladı?
Yanıtlar büyük ölçüde farklı. Güney Osetya’da gerginlik son haftalarda artmıştı ve taraflar birbirlerini kışkırtıcılıkla suçluyordu. Gürcistan, Güney Osetya’nın başkenti Tshinvali’ye saldırı başlatmadan birkaç saat önce ateşkes çağrısında bulunan Batı yanlısı Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Güney Osetya başkentine saldırılarının ayrılıkçı Oset güçlerin ateşkesi bozması nedeniyle başladığını söyledi. Saakaşvili, ayrıca saldırılarının, Rusya’nın ayrılıkçı Osetler’e destek için askeri birlik göndermesine bir yanıt olduğunu söyledi. Rusya ve Osetler ise Saakaşvili’yi “döneklikle” suçladı ve Rus birliklerinin Osetya’ya Gürcistan saldırısı nedeniyle girdiğini savundu.

2. Gürcistan’ın stratejisi ne?
Gürcistan’ın küçük ordusunun, savaş alanında Rusya’nın kendi ordusundan kat kat üstün ordusunu yenebileceğini düşünmüş olamaz. Eğer Gürcistan’ın bir stratejisi varsa, bu stratejinin Rusya’nın büyük ve sert bir saldırı başlatarak uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmeyi göze alamayacağı varsayımına dayanıyor olması gerekir.

Ya da Gürcistan böyle bir karşı saldırıyı kışkırtmış olmalı. Rusya’nın büyük saldırısı, NATO’ya girmek isteyen Gürcistan’a, çatışmayı Rusya’nın yalnızca Gürcistan’a karşı değil, diğer Avrupa ülkelerine karşı da bir tehdit olarak göstermesine izin verdi.

3. Rusya’nın stratejisi ne?
Rusya’nın askeri stratejisi, savaşa ezici bir asker ve zırhlı gücü sokmak. Siyasal olarak ise, bu hareketini vatandaşlarını ve daha önceden Güney Osetya ve Abhazya’da konuşlanmış bulunan Rus barış gücü birliklerini korumak için gerekli olarak sunuyor. İki ayrılıkçı bölgedeki insanların çoğuna Rus vatandaşlığı verilmişti. Rusya’nın iki ayrılıkçı bölge dışında başka Gürcü topraklarını sürekli olarak işgal etmek isteyip istemediği bilinmiyor. Böyle bir hareket, Rusya’nın uluslararası alanda kınanmasına yol açar ama Rusya şimdiye dek Batı’nın eleştirilerini ve uluslararası planda yapılan ateşkes çağrılarını kızgın bir biçimde reddetti.

4. BM ve Batı’nın durumu
ABD Başkanı George W. Bush ve Batılı müttefikleri, defalarca her iki tarafa da ateşkes çağrısında bulundu ama Rusya’ya karşı kullanacakları sonuç alıcı fazla olanakları yok görünüyor.

5. Rus askerleri Güney Osetya’da değil miydi?
Güney Osetya’daki ayrılıkçı savaşı sona erdiren 1992′deki anlaşmada, Güney Osetya’da Rusya, Gürcistan, Rusya’ya bağlı Kuzey Osetya bölgesi ve Güney Osetya askerlerinin barış gücü olarak görev yapmasına izin verilmişti. Gürcistan, Rus barış gücü birliğinin ayrılıkçı Güney Osetya’yı desteklediğini ileri sürüyordu. Gürcistan ayrıca, bölgenin nihai statüsünü belirlemek için çalışacak dörtlü “ortak kontrol komisyonunun” Gürcistan’a karşı tutum takındığını savundu.

6. Ayrılıkçı bölgeler ne istiyor?
Güney Osetya ve Abhazya, asıl olarak Gürcistan’dan ayrılmak istiyor. Güney Osetyalı ayrılıkçıların, Kuzey Osetyalı soydaşlarının da egemenliği altında olduğu Rusya ile birleşmekten yana olduğu görülüyor. Abhazlar ise daha çok bağımsızlıktan yana.

7. Gürciler kimlerdir?
Gürcüler, çoğu hala kendi kültürel geleneklerini sürdüren ama ortak noktaları Gürcüce konuşmak olan bir dizi kabilenin soyundan geliyor. Gürcüce, kendine özgü bir alfabe kullanan oldukça zor bir dil. Oset dilinin Gürcüce ile ilgisi yok. Abhazlar ise kimi zaman Gürcüler’in uzak akrabaları olarak tanımlanıyor. Gürcistan’ın büyük çoğunluğu Ortodoks Hristiyan ama ülkede Müslümanlar ve Yahudiler de yaşıyor. Gürcüler, sık sık şarabı kendilerinin icat ettiğini ileri sürüyor. Gürcü kültürünün merkezi figürlerinden biri olan şarap, tercihen ayrıntılı bir “şerefe” konuşması yapılmadan içilmemesi gereken kutsal bir içki.

8. Osetler kimlerdir?
Osetler, Rusya, Gürcistan ve Türkiye’de yaşayan bir etnik grup. 700 bin kadar Osetin çoğunluğu kuzey Osetya olmak üzere 500 bin kadarı Rusya’da yaşıyor. 60-70 bin Oset ise Güney Osetya’da bulunuyor.

9. Gürcistan’a neden Gürcistan deniyor?
Aslında ülkenin Gürcüce adı “Sakartvelo.” Batılılar yüzlerce yıl önce, ülkenin koruyucu azizi Hristiyan azizlerinden Aziz George olduğu için, ülkeye Georgia (Gürcistan) demeye başladılar.

Rusya Gürcistan Savaşı

Yazar: haber merkezi Tarih: 11 Ağu 2008

Rus birliklerinin Abhazya’dan Gürcistan’ın içine doğru 40 kilometre ilerlediği belirtildi. Son gelen bilgilere göre, Rusya, Güney Osetya’nın 60 km uzağındaki Gori’yi ele geçirdi. Yabancı ajanslarda yer alan haberlere göre şu ana kadar savaşta yaşamını yitirenlerin yüzde 90′ını siviller oluşturuyor.

Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Gürcü halkının çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Saakaşvili, televizyondan yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, Güney Osetya’da silahlı operasyonu ilk kendilerinin başlattığının haber verilmekte olduğunu, ancak bunun doğru olmadığını kaydetti. Güney Osetya’daki çatışmalarda kayıplarının çok olduğunu vurgulayan Saakaşvili, Rus güçlerinin Yukarı Kodori (Yukarı Abhazya), Gori ve diğer kentleri bombaladığını belirterek, “Bu savaşı biz başlatmadık. Bu duruma kısa sürede son vermemiz lazım” dedi.
————————————————————————————————————

  • Video: Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili açıklamada bulundu (NTV)
    ————————————————————————————————————
    ABD, Rusya’yı açıkca tehdit etti
    Savaşın dördüncü gününde ABD, Rusya’yı açıkca tehdit etti. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Rusya’nın Gürcistan’daki askeri eylemlerinin cevapsız bırakılmamasının zorunlu olduğunu söyledi. Cheney’in basın sekreterliği görevini yürüten Le Ann McBride konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Cheney’in bugün Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirerek, “Başkan Yardımcısı, Gürcistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik bu tehdit karşısında, ABD’nin, Gürcistan halkı ve onların demokratik yollarla işbaşına gelmiş hükümeti ile dayanışma içinde olduğunu dile getirdi” şeklinde konuştu.

    McBride, Cheney’in telefon görüşmesi sırasında Saakaşvili’ye “Rusya’nın saldırganlığı cevapsız bırakılmamak zorundadır ve buna devam etmesinin ABD ve daha geniş çerçevede uluslararası toplumla ilişkilerinde ciddi sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandığını vurguladı.

    Başbakan Erdoğan: Kafkas ittifakı oluşturabiliriz
    Başbakan Tayyip Erdoğan, Gürcistan’daki gelişmeleri değerlendirdi ve bölge ülkelerine Kafkas İttifakı kurma çağrısında bulundu. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’in, Rus ve ABD’li meslektaşları ile görüştügunu, kendisinin ise catışmaların ikinci gününde Saakaşvili ile görüştügunu belirtti. Gazetecilerin Boru Hattı’na yönelik saldırı ile bugün Kemah’ta düzenlenen saldırı arasında kurulan bağlantıyı hatırlatması üzerine ise “Bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum” dedi. Erdoğan, Balkan ülkelerin arasındaki diplomatik ve askeri işbirliğini hatırlatarak Kafkaslar’da da böyle bir ittifak kurulması için bir öneri dile getirdi. Gazetecilerin bu ittifakta Rusya’da bulunmalı mı sizce sorusuna ise “Evet Rusya’sız olmaz” yanıtını verdi.
    ————————————————————————————————————

  • Video: Güney Osetya’daki dramdan objektiflere yansıyanlar (NTV)
    ————————————————————————————————————
    Rusya ateşkes önerisini reddetti
    Rusya, Gürcistan’ın ateşkes önerisini, Gürcü güçlerinin çatışmayı hala sürdürdüğü gerekçesiyle kabul etmedi. Kremlin sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Güney Osetya’daki barış gücü askerlerimizden aldığımız bilgilere göre, Gürcistan askeri güç kullanmaya devam ediyor ve bu yüzden de bu belgeyi gündeme bile alamayız” dedi.

    Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb ile birlikte Güney Osetya sınırındaki Gori kentine gitti. Ancak bu ziyaret sırasında korku dolu anlar yaşadı. Oldukça rahat görünen, peşindeki gazeteci ordusuyla sohbet eden Saakaşvili, bir korumasının kendisine bir şeyler söylemesi üzerine bulunduğu noktadan hızla uzaklaştı. Panik anları sırasında yere düştüğü de gözlenen Saakaşvili adeta kaçırılırcasına Hummer jeepine bindirildi. Saakaşvili’ye keskin nişancıdan ya da bir Rus hava akımından söz edildiği tahmin ediliyor. Ancak bu konuda açıklama yapılmadı.

  • Yeni Yasa Tasarıları Geliyor

    Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 07 Ağu 2008

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen tarafından hazırlanan “Gençleri Koruma Kanun Tasarısı” pornografik yayın alanların kimlik numarasını vermesini ve okullara ibadethane açılmasını öngörüyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Sözen’in tasarısı tartışma yaratacak.

    AKP’nin, ilk taslağı hazırlanan “Gençleri Koruma Kanun Tasarısı”nda pornografik yayın alanların imza ve TC kimlik numarası vermesi, bunların satıcı tarafından Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak bildirilmesine ilişkin bir düzenleme de yer aldı. Taslakta ayrıca “Devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimleri için, her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlüdür” denildi. Almanya’daki yasaları inceleyerek Türkiye’ye uyarlayan AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, bir yıl çalışarak hazırladığı taslağı Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’na gönderdi. Taslakta öne çıkan bazı düzenlemeler şöyle:

    DİSKOLAR 24.00’E KADAR
    Yasal velayet hakkı bulunan bir kişi ya da bir velinin eşlik etmesi haricinde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler otellere, 16 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler saat 22.00 - 05.00 arasında lokanta ve restoranlara giremeyecek. Kamuya açık diskolar, müzikholler, tavernalar ve saz evlerinde, yasal velayet hakkı bulunan bir kişi ya da veli eşlik etmeksizin 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerin bulunmasına izin verilmeyecek. Velisiyle gelen de en geç saat 24.00’e kadar kalabilecek. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, kusurun niteliğine göre bir yıla kadar hapis cezası uygulanacak.

    TEHLİKELİ ETKİNLİKLER
    Kamuya açık bir etkinlikte ya da ticari bir işletmede çocuk ve gençlerin bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlıkları için bir tehlikenin söz konusu olması halinde, yetkili resmi makam, tehlike ortadan kaldırılıncaya kadar katılımı yasaklayabilecek.
    Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Gerektiği takdirde gencin söz konusu yeri terk etmesine hükmedebilecek ya da ebeveynlerine teslim edebilecek.

    GAZETELERE CİNSEL YAYIN YASAĞI
    Çocukların ve gençlerin sağlıklı ruhsal ve fiziksel gelişimleri için, gazete ve dergilerin şiddet ve cinsellik içeren yayınlar yapmaları yasaklanacak. Yasağa uymayan yayın kuruluşlarına 6 aylık cirolarından az olmamak üzere para cezası uygulanacak ve mesul müdürleri hakkında bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Yasağa uymamanın süreklilik arz ettiği hallerde, bu yayın kuruluşlarının yayın izinleri iptal edilir.

    PORNO BİLDİRİMİ
    Pornografik yayın yapan dergilerin, kapalı kırmızı poşette, ağızları dikişli olarak satılmaları zorunlu olacak. Bayiler bunları satarken, tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, bu numaraları her ayın sonunu takip eden ilk hafta içinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı beyanla verecek.

    Pornografik içerikli DVD, VCD, video gibi görüntü taşıyıcıların üretilmesi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satılması izne bağlı olacak. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmeler, satış yaptıkları noktaları ve bayi listelerini içeren noter onaylı özel bir defter tutacak. Pornografik içerikli görüntü materyallerini satan işletmeler de, sattıkları materyallerin karşılığında tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, aynı şekilde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak verecek.

    OKULLARA İBADET ALANI
    Devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimi için, her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlü olacak. Bu sorumluluk, özel okullar ve vakıf üniversitelerinde, işletme sahibi / mütevelli heyetlerine verilecek.

    İNTERNET KAFEYE 18 YAŞ SINIRI
    İnternet kafe ve internet bağlantı hizmeti veren her tür işletmeye 18 yaşından küçüklerin girmesi yasaklanacak. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve yöneticileri hakkında bir yıla kadar hapis cezası uygulanacak. [Kaynak: Milliyet]

    Arama

     Facebook'ta Paylaş