Yaşamsal amacınızı biliyor musunuz?

Yaşamsal amacı kimse bilemez. Çünkü kimse içinde bulunduğu dünyada bir üste çıkamayacağından dolayı yaşamın amacını asla bilemez… Bazıları ölümden sonra ruhun yaşamına devam ettiğine inanır. Fakat ölüm öyle bir durumdur ki bir daha o kişiyi görememe, ona dokunamama, konuşamama durumu acı verir ve bunlar özlemin en doruk noktalarıdır.

yasamsal amac tanrı yaradan allah hakk

Yaşam birlikte bir paylaşımdır. Herkes tek tek, bu dünyada belli bir amaç için bulunmaktadır. Ancak amaç ancak kişi tarafından belirli bir sınıra kadar oluşturulabilir. Yaşamsal amacı kimse bilemez. Çünkü kimse içinde bulunduğu dünyada bir üste çıkamayacağından dolayı yaşamın amacını asla bilemez. Yaşamın amacını ancak, yaşamı yaradan bilebilir. Dünyayı yaradan bilebilir ve üzerindeki tüm canlı ve cansız olanları yaradan bilebilir. Bunun dışında yaşam amacını bilmek imkânsızdır.  Yaşamın amacını, yaşamın sahibi bilir, yaşamın içinde olanlar ise, o amaca uygun motivasyonu, hareketliliği ve ruhsal durumu devinim kılarlar. Nihai amaç, ancak yaşamın sahibinindir.

Amaçsız ve başıboş hiçbir şey yoktur kozmosta, kâinatta, âlemde. Her şeyin en küçük zerreden, en büyük evrensel görünüme kadar, bir amacı vardır. Ve bu amacın ne olduğunun bilgisi, sadece o amacı yaradana aittir. İçinde bulunanlar ancak o döngüde bir unsurdurlar.

Hiç kimse kendi amacının ne olduğunu bilemez. Ancak sisli bir yolda, görüş mesafesi ancak ve ancak birkaç metre olan bir durumdadır. İşte o gördüğü kadarını amaç olarak belirler ve yolda ilerlerken, önüne neler çıkacağını, nelerle karşılaşacağını bilemez. Bu karşılaştığı tüm durumlar onun yaşamsal amacıdır. Ve topyekun tüm hayatı bir amaç içindir. Ve bunu asla bedenliyken bilemez. Ancak o bedenden ayrıldıktan sonra, amacı biraz daha üstten izleyebilir ve eksiklikleri görebilir. Ve ne olduğunu anlamadan, çekimsel alana karşı koyamaz ve döngüyü sağlar. Döngüsel yaşam ve devinim sonsuza kadar devam edecektir.

Hepimiz teker teker, iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir öğrenci, iyi bir yönetici, iyi bir müzisyen olabiliriz. Ancak bunlar amaçlar değildir. Bunlar sadece görevlerdir. Yaşamı öğrenmede, yaşamın amacına ulaşabilmesi için birer araçlardır. Amacın gerçeğini öğrenmek ise, Yaradanın bize birer ipuçları ile mümkündür. Nelerdir bu ipuçları?

Bazen hayatımız alt üst olur, kontrolümüzden kaçar sanki. Sıkı sıkı tutunduğumuz her şey birden bire yok olur, elimizden gider. Var olduğuna o kadar emin oluruz ki, yokluğuna alışmak, özlemlerle yaşamayı öğrenmek zorunda kalırız.

Bu alt üst oluşlar, yaşamı öğrensin ve her alt üst oluşta ne olduğunu bilsin, kendini hatırlasın, bir silkinsin kendine gelsin istenir amaç sahibi tarafından. Çünkü insan uykudadır. Rahata, konfora öyle alışkındır ki. Bıraksanız yüzyıllar boyunca uyuyan prensesten bir farkı kalmayacaktır.

Ancak alt üst oluşlar, engeller, karşı konulmaz duraklamalar, bunalmalar, kopuşlar yaşamsal amacı tetikleyen, nihai oluşa katkı sağlayan ve insanı ataletten uzaklaştıran en önemli durumlardır. İnsan bu durumlarda isyan eder, kızar, öfkelenir, ya da suskunlaşır ve dünyaya küser, hatta onu yaradan en yüceye karşı küskünlük içerisine girer. Ya da daha fazla yönelir dualarla avunmaya çalışır. Oysaki Yaradan, her daim ona inanmamız, güvenmemiz ve iyi birer insan olmamız için çabalar. Dünya yaşamını bu yüzden bize sunmuştur.

Doğru yerde, doğru zamanda ve olmamız gereken en doğru durumdayızdır. Bunun bilincinde olmadığımız için, her seferinde doymak bilmeyen kibrimizin açlığı ile kör olduğumuz için, bulunduğumuz durumu unuturuz. Rüyalara dalarız. O zaman aklımız başka yerde, bedenimiz olması gereken yerdedir. Ki ikisinin bir arada olması gerekirken. İşte bunu sağlayan, alt üst olma durumları yaşarız. Bize acı verir ancak gerekli olduğunu daha sonra anlamaya başlarız.

Yaşamsal amacın sahibi, tüm yaşamların ortak özelliğinin sahibi, nihai amacın sahibi, hiçbir zaman kimseyi başıboş, yalnız ve ulaşılmaz bir yerde bırakmamıştır. Her daim, nefsin her türlü fısıltılarını duyar, hayat damarından en yakın noktada, tam yerinde ve tam zamanındadır. Yaşamsal amacın sahibi, her zaman diri ve olması gerektiği güçlülüktedir. Bu bize sonsuz güven ve asalet sağlamalıdır. Ki yaşamsal amaca en doğru ve en gerekli güçte katkıda bulunabilelim.

 

İlgili yazılar

Hangi Kapıdayız?

Hangi Aşk? Beşeri mi İlahi mi?

Genetik bilgi: Hücre ve genlerin yaşamsal gizemleri

Önceki yazıEşim Olur musun?
Sonraki yazıDönüşümün aracı Asaların sırrı
1971 İzmir doğumlu. Uluslararası Flexo Baskı tesisleri bünyesinde çalışan bir fabrikada Grafik, Reproduksiyon ve Cyreel Üretim Müdürü. 23 yıldır halen Grafik Tasarım ve Renk Ayrım Uzmanlığı mesleğine devam ediyor. Eylül 2009'dan bu yana İndigo Dergisi'nde yazarlık yapıyor. Mayıs 2010'dan bu yana da sinirotesi.com'da kitap yazarlığı yapıyor. http://kevseryesiltas.com kendi sitesinden ziyaret edebilirsiniz.. Yayımlanmış kitapları: Kuantum Gizli Öğretisi (Ağustos 2010) En'el Hakk Gizli Öğretisi "Hallac-ı el Mansur" (Mayıs 2011) Batıni Mevlana (Eylül 2011) Işık Eri Haci Bektaş Veli (Ocak 2012) Arif İçin Din Yoktur Muhyiddin İbn-i Arabi (Temmuz 2012)